"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

KAREN - Bölüm 29 - Siz Kaşındınız...


            “Ben yatıyorum, usta?” Karen sadece deneme amaçlı seslenmişti.

            “Hımm? Bana ne bundan.”

            İsteksiz sesi duyan Karen vazgeçti. Hazır rahat bir ortam bulmuşken bir süre eğitim yapmayı planlamıştı. Fakat ustası düşüncesinde kararlıydı. Hala saçma nedenleriyle genç adamı göz ardı ediyordu!

            Karen sinirle verdiği nefesiyle dönüp yattı. At sırtında geçirdiği uzun süreli yolculuk yüzünden her yatak çok daha rahat bir hissiyat veriyordu. Öfkesine rağmen uykuya çabucak teslim oldu.

-----

            Genç adam uykuya yenik düştükten kısa süre sonra, ruh sarayında sakince kendini meditasyona vermiş vaziyetteki devasa iblis gözlerini açtı.

            Kaşları çatık olmasına rağmen dudaklarında keskin bir gülümseme vardı. Boğuk sesiyle söylendi. “Cahiller boş konuşmaya, arsızlarsa ölmeye meyillidir…”

            Siması aynı kalsa da ruhundan akıl almaz bir öldürme arzusu kabardı. Neredeyse ruh sarayının tamamı kızıl bir aurayla kaplanmış gibiydi.

            İblis saldığı sessiz ve ölümcül ruh gücünü, ruh sarayından dışarı çıkardı. İçinde varlığını sürdürdüğü genç adamın bedenine yaydı. Yeryüzü Efendisinin muazzam güçteki ruhu tespiti imkânsız bir incelikle Karen’in vücuduyla birleşti.

            Ruh gücü bedenine girdikçe genç adam sözleşmeli ruhuyla birleştiğinde olduğu gibi görünüşü hafifçe değişti.

            Saçları kabardı ve göğsünde siyah spiral dövmeler belirdi. Kapalı göz kapaklarına rağmen göz bebeklerinin parlak kırmızı rengine döndüğü açıkça belli oluyordu.

            Ve bu göz kapakları aniden açıldı. İblis gözleri, sadece bakarak can alabilecek bir ifadeye sahipti. Genç adamın bedeni hafifçe doğruldu.

            “2.Kıdem gücümü bile güç bela kullanabiliyorum…” Bu keyifsiz ses İblis Duhan’a aitti. “Her neyse yeterde artar!” diye söylendi.

İblisin hükmüne girmiş gibi görünen genç adamın bedeni yataktan çıkıp odanın ahşap kapısına geldi.  

            Hareket kabiliyetini kontrol ettikten sonra, cansız görünmesine yol açacak şekilde sessizce dikildi. Ruh gücü bile hiç var olmamışçasına silinmişti.

            Kısa süre sonra kulakları kıpırdadı. Duyulması zor birkaç takırtı sesi dikkatini çekmiş gibiydi. Sesler gittikçe yoğunlaştı, anlaşılan kalabalık bir grubun adımlarından başka bir şey değildi.

            İblis ilgiyle gözlerini araladı. Kızıl parlak taşları andıran bakışları ruhsuz ve soğuktu. Adım sesleri çoğaldı. Katın koridoru uykuyu bozacak derecede gürültülüydü. Lakin tuhaf şekilde Karen’in grubunun kaldığı odalarda hareket yoktu.

            Koridordaki kalabalık adımlamayı kesince, iblisin kontrolündeki genç adam önündeki kapıyı parçalayarak içinden geçti.

--------

            Badu sinsi bir gülümsemeyle çevreye bakındı. Peşinden gelen ekibiyle birlikte hanın ikinci katına çıkmaya koyuldu. Her adımında bugün o veletten yediği yumruk yüzünden kırılan birkaç kaburgası sızlıyor ve gülümsemesi çatılıyordu.

            Henüz iyileşmiş değildi ve karın bölgesinden yayılan sızı yüzünden arada bir dişlerini sıkmak zorunda kalıyordu. Bu acı ve aşağılanmış hissiyat yüzünden sinirli olsa da intikamını alacağından emindi.

            Normalde kendisinden güçlü, özellikle tüm ekibini öldürmekte zorlanmayacak insanlara karşı her zaman alçakgönüllü ve efendi tavır takınırdı. Lakin güçsüz olanlar ona boyun eğmek zorundaydı!

            Bugün gelen ekip tamamen yabancı ve güçsüzdü. Ve en güçlüleri bile ona çokta zorluk çıkaracak cinsten olmayan güzel bir kadındı.

            Badu kadınlara düşkündü. Özellikle güzel olanlara ki bugün gördüğü kadın onu cezbetmiş ilgisini uyandırmıştı. Herhangi bir tehdit fark etmeyince kadına asılmaya karar vermişti fakat işler tam anlamıyla ters gitmişti.

            Hiç ilgisini çekmeyen ve savaşçılıkla alakası yokmuş gibi görünen o tüysüz veletin çok güçlü bir uzman olduğunu nereden bilebilirdi ki? Tek bir yumrukla neredeyse yarı ölü hale gelmişti! Ve bu çocuk görünümlü vahşi pislik ona karşı tam gücünü kullanmamıştı bile!

Bundan emindi çünkü ruh sözleşmesini görmediğinde ve ruh gücünü hissetmeyince onu sıradan biri sanmıştı. Olayın gördüğü gibi olmadığını anlayınca çocuğun bir Youren olduğundan emin oldu. Şimdiki aklı olsa kesinlikle bu velete bulaşmazdı.

Ama olan olmuştu! Ve çocuğun bölgeye yabancı olduğunu öğrendiğinde bile intikam almaya cüret edememişti.

Lakin şans yüzüne erken gösterdi. Badu, arkasından gelen soğuk bakışlı adama döndü. Siyah kumaşlardan yapılma bir panço giyinmiş adamın gri gözleri dışında hiçbir yeri görünmüyordu.

Hafifçe yutkundu. Açıkça adamdan ürküyordu. Bu uzmanı hiç tanımıyordu ve adamın oldukça güçlü olduğunu öğrenmişti.

Badu, el altından birçok kaçak eşya ticareti yapan bir gruba üyeydi ve genelde bu işlerle alakalı olmayan kişilerin irtibata geçebileceği aracılardan biriydi.

Gece handan yarı baygın bir şekilde ayrıldıktan sonra, onu arayan bu adama rast gelmişti. Kimliğini gizleyen bu uzman ondan bir tür ruh kristali bulmasını istediğinde şaşırdı. Adam sadece yer bilgisi istiyordu. Geri kalan kısmı kendi halledecekti.

Badu adamın istediği şeyin ne olduğunu bilmese de fırsat ayağına gelmişti bir kere ve kesinlikle kaçırmadı. Ödeme olarak istediği şeyi öne sürebileceğinden şansını denedi. Uzmandan handaki bu savaşçıları öldürmesini istedi.

Adam öfkeyle kabul etmeyince Badu hemen geri bastı. Sonuç olarak kendi adamlarına karşı itibarını kazanmalıydı. Bu yüzden uzmanı, sadece savaşçıları yaralayıp baygın hale getirmesi konusunda ikna etti.

Ondan sonra hancıya iyi bir rüşvet verip odaların önüne Gren İncisi bırakmasını sağladı. Bu inci yaydığı aura sayesinde derin bir uyku haline sokuyordu. Hoş böyle savaşçılara karşı çok fazla işe yaramazdı. Fakat sürpriz saldırı için oldukça yeterliydi.

Badu düşündükçe keyifleniyordu. Bir taşla kaç kuş vuracaktı? Kadını alacak, tüm savaşçıların ganimetine konacak ve hatta öfkesini dindirene kadar o velete işkence yapabilecekti.

İkinci kata ulaştığında ekibiyle birlikte sessiz olmaya pekte özen göstermiyordu. Her halükarda yanındaki uzman yeterliydi. Çünkü bu adam 2 Kıdemliydi ve çoktan yetişiminin üst safhalarına ulaşmış gibiydi.

Dönüp planını tek başına halledebilecek uzmana baktı. Sessizce mırıldandı.

“Üstat, ben Badu, yardımınız için minnet-” Adam eliyle susmasını işaret etti.

Gözleri kadar soğuk bir sesle konuştu. “Uzatma! Bu işi halledeceğim, sende iki gün içinde Siyah Yağmur’un yerini öğreneceksin. Ola ki beceremezsen başına gelecekleri anlatma gereği duymuyorum…” Bu uzmanın sesi pürüzlü ve üzerinde oynanmış gibiydi fakat açıkça erkek sesiydi.

            Badu hemen kafasıyla onayladı. “Üstat, merak etmeyin. Bir gün bile yeterli olacak-” Cümlesi ikinci kez yarıda kaldı fakat bu seferkinin nedeni büyük bir gürültüydü.

            Yanında getirdiği 5 adamı ve gizemli uzman koridora yayılmış halde yavaşça ilerlerken aniden en sondaki odalardan birinin kapısı paramparça olup koridora dağıldı.

            Her biri çıkan gürültü yüzünden korkuyla irkildi. Ürkmüş bakışları koridorun ortasında yoktan var olmuş gibi görünen siyah kıyafetli genç bir adama dönmüştü.

            Badu bu genci tanıyordu! Ve ondan yayılan ruh gücünü hissedince korkuyla hıçkırdı. Koridoru sarmalayan altın ruh gücü siyahlar içindeki uzman dışında hiçbirinin hareket etmesine izin vermeyen dehşeti beraberinde getirmişti.

            Lakin Badu için en korkuncu karşısındaki genç adamın gözleriydi. Hayatında ilk kez böylesine dehşet verici bir öldürme arzusu yayan bakışlarla karşılaşmıştı.

            Kılıç izi taşıyan kıpkırmızı gözler öylesine kasvetli bir aurayla aydınlanmıştı ki hepsinin sırtına soğuk sular boşanmış gibiydi.

            Genç adam koridordaki herkese sırasıyla göz gezdirdi. Her bakışı hedefini titretiyordu.

            Siyahlara bürünmüş uzman dışarıdan belli etmediği bir tedirginlikle çalkalanıyordu. Ürküyordu çünkü karşısında gördüğü adamın ruh gücü kendisiyle eşit olmasına rağmen aurasının baskısı hayal gücünün sınırlarını zorluyordu.

Bu aura, Ölüm arzusuyla doluydu! Diğer savaşçılar bilmiyor olabilirdi lakin bu uzman böyle bir Ölüm arzusuna sahip olmak için gereken bedeli tahmin edebiliyordu. Vahşi bir ruhla binlerce belki on binlerce hayatın kıyımı gerekirdi!

Ruh gücünü, aynı seviyede olmasına rağmen diğerlerinden üstün kılabilecek sadece üç yol vardı. Ruh özü saflığı, Ruh soyları ve Ölüm arzusu! Ve karşısındaki bu gencin öylesine etkili bir Ölüm arzusu vardı ki aynı ruh gücüne sahip olsalar da sanki aralarında bir alem farkı var gibiydi!

            Siyahlar içindeki adam bu teklifi kabul ettiğine bin pişman olmuştu. Karşısındaki uzmanın onu saniyeler içinde öldürebilecek bir güce sahip olduğundan emindi! Bu nasıl bir şanstı! Oysaki tek istediği Siyah Yağmur’un yerini öğrenmekti.

            Bu görevi kabul etmesinin nedeni, iki çete arasında olan bir çatışmada kime zarar verdiğinin önemi olmamasıydı. Ve bu iki çete arasında onunla aşık atabilecek güçte birisi yoktu. Onu buraya getiren lanet piç böyle söylemişti!

            Verdiği karar yüzünden aşırı pişmanlık duysa da burada ölecek değildi. Savaşamayacağının pekâlâ farkındaydı. Karşısındaki genç adama karşı en ufak bir zafer düşüncesi yoktu! Şuan ki planı bu vahşi görünümlü, genç uzmanın dikkati dağıldığı an tüm gücüyle kaçmak üzerineydi!

            Badu ise daha vahim durumdaydı. Bugün ki şansına sövemiyordu bile çünkü korkudan ne düşüneceğini unutmuş gibiydi.

            Tüm bu korku seansı sadece kısa biran sürmüştü. Ve hemen ardından koridora vahşi bir kahkaha yayıldı.

            Kahkahanın sahibi soğuk ve ölümcül bir sesle mırıldandı. “Siz kaşındınız!”

            Dehşet saçan kızıl gözler bedeniyle birlikte yok oldu. Tekrar belirdiğinde en öndeki iki savaşçıya ait olan kafalar koridorda usulca yuvarlanıyordu.

            Geri kalan bedenlerindeki kan bile hıza ayak uyduramamış ve kafalar uçtuktan biran sonra kan fışkırtmaya başlamıştı. Koridora yağmur gibi inen kandamlaları tam ortada dikilen vahşi genç adamı yıkıyordu.

            En kötüsü, manzaranın orta yerindeki bu vahşi herifin gülümsemesiydi! Tabi bu gülümseme neşeden yoksundu ve tam aksine kan donduracak derecede soğuk ve ürkütücüydü.

            Korkuyla irileşen gözler dışında hiçbir tepki veremeyen savaşçıların önünde vahşi genç tekrar yok oldu. Bu sefer boğuk yırtılma sesleri koridoru doldurduğunda önde kalan üç savaşçının bedenleri akıl almaz bir şekilde parçalanmıştı.

            Geriye kalan gizemli uzman ve Badu akıllarını kaçıracak gibiydi. Bu nasıl bir güçtü? Bu nasıl bir yırtıcılıktı? Bu ne tür bir vahşetti!?

            Cehennemin en derininden fırlamış gibi görünen zebani kılıklı genç adam hiç zorlanmadan birkaç saniye içinde beş savaşçıyı öldürmüştü. Ve bunları görmeyi beceremedikleri tek bir darbede yapmış gibiydi. Ne bir ruhsal güç ne de fiziksel darbe görebilmişlerdi!

            Bu yaratık neyin nesiydi böyle!

            Gizemli uzman titreyen vücudunu kontrol edemese de içgüdüsel olarak ne yapacağını biliyordu. Tabi ki kaçması gerekiyordu! Ama bu vahşi canavardan kaçabileceğine hiç güvenmiyordu. Terlerle yıkanırken rahat bir nefes almasını sağlayan bir şey aklının köşesinden çıktı.

O kadar korkmuştu ki her şeyi unutmuştu! Yanında taşıdığı hayat kurtaran bir tılsıma sahipti. Neredeyse kahkaha atacaktı fakat daha fazla oyalanmaya cüret edemedi.

Sahip olduğu yüzükten fırlayan tılsımı anında parçaladı. Etrafa hızla üstün bir aura dalgası yayıldı. Tılsımın yırtılmasıyla ortaya çıkan bu güç anında onun bedenini kaplayıp hem sağlam bir ruhsal savunma duvarı inşa etti hem de kısa süreli muhteşem bir hız kazanmasına neden oldu.

Gizemli uzman arkasına bile bakmadı. Biran olsun düşünmedi, tüm gücünü ve hızını kullanarak yok oldu!

Gidiş hızı muazzamdı. İblis Duhan’ın ruh gücü kısıtlı olsa da üstün tekniklere sahipti. Geniş mesafeye rağmen adamın ne tarafa gittiğini açıkça hissedebiliyordu lakin kullanabildiği güç neticesinde onu yakalaması oldukça zordu.

İblis, avını kaçırmanın verdiği öfkeyle kalan son savaşçıya baktı. Bu sırada, kısa sürede olup bitmiş gürültüsüz tek taraflı savaş bir yana, kapının parçalanma gürültüsü yüzünden diğer savaşçılar uyanmıştı.

İblis fazla zamanı olmadığını biliyordu. Önünde titremekten öteye geçemeyen savaşçı bozuntusunu boynundan yakalayıp alt kata indi.

Badu kaçıp giden uzmanı görünce böyle tılsımlara sahip olmadığı için kahrolmuştu. Yapabileceği hiçbir şey yoktu. Yalvarmak için titreyen dudaklarını araladı lakin konuşamadan önündeki vahşi canavar onu yakaladı.

O an yaşadığı korku bir ömür sürmüş gibiydi. Yine de ölmediğini ve alt kata geldiğini fark etti. Öylesine hızlı yer değiştirmişti ki ne olduğunu anlamamıştı bile.

İblis bulanık görünen bir hızla kollarından birini savuşturdu. Bu hareket sonrasında Badu’nun sağ kolu hiçbir darbeyi hissetmediği halde yere düşüp yuvarlandı.

Görüntü aklını kaosa sürüklemişti. Acı geldiğinde ise çığlık atmaktan fazlasını yapamadı.

“Ağğhhh!!”

            İblis, adamın kolunu tek bir amaçla parçalamıştı. Zihinsel olarak tamamen çökmesini sağlamaya çalışıyordu. Yeterli derecede korkuya kapıldığını görünce ruh gücüyle kaplı elini kel adamın alnına yerleştirdi.

            Şuan yaptığı bir zihin okuma büyüsüydü. Lakin büyünün işe yaraması için adamın direnmemesi şarttı. En kolay yöntem adamı direnemeyecek hale getirmekti.

            Sadece birkaç saniye içinde adamla ilgili her şeyi öğrenmişti. Elini çektiğinde başka bir darbeyle adamın kafatasını parçaladı.

            Önünde hayattan yoksun halde yere yığılan cesedi görmezden gelip mırıldandı. “Şu kaçan herif, sadece sıradan biri demek. Anlaşılan herhangi bir tehlike arz etmiyor.”

            İblis kaçan adamı kovalamak istese de bu durumu daha fazla sürdüremezdi. Zaten adamın olayla alakası bile yoktu. Başka bir zaman onunla karşılaşırsa halletmeye karar verdi.

            İblis Duhan, son suçluyu bulmaya gitti. Hoş araması gerekmiyordu. Tezgâhın arkasında bir köşeye sinmiş korkuyla titreyen han sahibini rahatça hissedebiliyordu.

            Eşsiz bir hızla tezgâhın arkasına geçip adamı yakasından yakaladı. Orta yaşlı adam ölüm korkusuyla ayakta duramayacak bir şekilde titriyordu. Yine de konuşmaya başardı.

            “H-Ha-Hayatımı ba-bağışlayın. Efendim! Benim suçum değildi. Lütfen, efendim. Bu lanet herif beni tehdit etti. Şükür ki onu öldürdünüz! Hayatımı kurtardınız, lordum! Ben bir şey yapmadım!” Adam aklına gelen her şeyi sıralayan bir yalancıdan fazlası değildi.

            İblis bunun gibi para için her şeyi yapan tipleri kaç kere görmüştü!

            Sakince adamın kollarından birini kavradı. Bu kavrama elinin altındaki kemikleri toza çevirecek kadar güçlüydü. Kulak tırmalayan bir çatırtı eşliğinde orta yaşlı sakallı adam kükreyerek çığlık attı.

            “Kes sesini!”

            Adam acısına rağmen sustu. Canı aşırı yanıyordu fakat ölüm korkusu ağır basmıştı! Her hücresi titriyordu…

            “Canını almak için fazla tembelim.”

            Adamın gözlerine yayılan parlaklık görülmeye değerdi. Ferah bir gülümsemeyle konuştu. “Lordum, merhametiniz için minnettarım!”

            “Bu yaşananları hiçbir zaman hatırlamayacaksın. Bırak birine söylemeyi, uyandığımda tek bir kan lekesi görürsem tüm akrabalarını katleder, sonra canını almaya gelirim…”

            “Ta-Tamam! Tabi ki efendim! Bana güvenebilirsiniz! Kimseyle konuşmayacağım, tek bir kan lekesi bile kalmayacak!”

            İblis adamı bırakmadan önce alnına dokundu. Tabi ki bu herifi canlı bırakacak değildi. Sadece ortalığın temizlenmesini istiyordu. İçine yerleştirdiği büyü ise yarım güne kalmadan onu öldürecekti.

İblis Duhan, dostlarına sonsuz güven, düşmanlarına ise sınırsız bir dehşet gösteren biriydi ve merhamet beklenecek en son kişiydi!

Soğuk ve rahat tavırlarıyla üst kata giden merdivenleri çıktı. Koridora ulaştığındaysa, Karen’in takım arkadaşları ve hatta diğer müşterilerin hepsi kendi odalarının kapı eşiklerinde cansız bir tavırla dikilmekteydi. Manzara onun için sadece komikti.

Adeta koridor yasaklı bir bölgeymiş gibi hiç biri adım atmaya cesaret edemiyordu. İrice açılmış bakışları korkudan başka bir iz taşımıyordu.

Ve merdivenden gelen ayak seslerini duyduklarında istemsizce dönüp sesin kaynağına baktılar. Her adımla yankılanan ses, inanılmaz uğursuzdu ve kalplerini sıkıştırıyordu.

Gelen kişi genç bir adamdı. Hemen hepsi bu adamı daha bugün görmüştü. Gözleri ürkütücü bir kızıllıkla yanıyor olsa da kanla yıkanmış gibi görünen vücudu yüzünden kızıl gözleri dikkat çekmiyordu bile…

Karen her birini görmezden gelip odasına yürümeye devam etti. Aralarından hiçbiri ne söyleyeceğini bilemiyordu.

Yürümeye devam ederken iblis, Karen’e benzer bir sesle, isteksizce mırıldandı. “Bize öldürmeye hazırlanıyorlardı. Bende gerekeni yaptım. Herhangi bir tehlike kalmadı. Dinlenmeye devam edin. Han sahibi ortalığı temizleyecekmiş.”

Anlamsızca öylece Karen’in sırtını izlediler. Zihinleri karmaşaya bulanmış ve düşünmekten acizdiler.

Önlerindeki manzaraya bakamıyorlardı bile lakin akıl almaz bir şekilde bu vahşetin faili olan genç adam sakince açıklayıp uyumak için odasına çekiliyordu!

Her birinin aklında basit bir şikâyet vardı… -Ne saçma bir kâbus bu!-

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14843 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr