"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

KAREN - Bölüm 20 - 1.Kıdem


Herbirinize selam olsun, ey novel ehli!
Sizlerin ilgisi sayesinde yeşeren serimiz emin adımlarla yolunda ilerliyor, bu yüzden teşekkür etmeden geçmeyeceğim. Tekrar tekrar teşekkürler!

Gelelim asıl konuya,
Durum şu; aynı anda hem yeni bölümü yazıp hemde eski bölümleri düzenlemek oldukça zaman alan ve hak verirsiniz ki, bıktırıcı bir durum..

Ayrıca arzu ettiğiniz şekilde paragrafların kısaltılması gibi detaylara dahi dikkat etmeye çaba gösteriyorum..

Saygıdeğer Ratel-Nim'inde önerisiyle, istekli veya zamanı olan siz arkadaşlarımızdan birinin, seriye Editör olarak katkıda bulunmasını rica ediyorum!
İrtibat için lütfen, [email protected] adresine mail atmayı unutmayın! :)

Keyifli günler..
 


            Karen ustasının anlattıklarını iyice dinledi. Ve tavsiyesi doğrultusunda ruh okyanusunun zemine ulaştığı yere gidip, ayaklarını altında toplayarak oturdu. Su benzeri ruh gücü göbeğine kadar geliyordu. Karen ilk temasıyla birlikte tuhaf hissetmesine mani olamamıştı.

            Ruh gücünün suyla uzaktan yakından alakası yoktu. Bedenini kuşatan ruh gücü pamuk yumuşaklığında ona sürtünmekte ve rayihalı hissettirmekteydi. Karen yine de rahat hissetmekten çok kaşları çatılmış vaziyetteydi. Çünkü açıkça onu kavrayan bu gücün ne kadar dehşet uyandırıcı olduğunu anlayabiliyordu. Karen’in bu güç karşısında sakinliğini koruyabilmesinin tek nedeni buna benzer hissiyatları daha önce yaşamış olduğundandı. Kan Yıldırımı’nın gerçek halini izlerken hissettikleriyle aynı şeyleri bu ruh gücü okyanusundan hissetmesine rağmen bu seferkinin daha uysal ve nazik olduğunu duyumsayabiliyordu.

            “Nasıl hissettiriyor?” İblis sordu. Merak ettiği belli oluyordu.

            Karen kısa bir süre düşündü ardından cevapladı. “Tuhaf! O kadar heybetli bir gücü var ki anlatamam. Usta, senden daha güçlüymüş gibi hissettiriyor. Hem de çok daha fazla. Sanki karşımda bir gezegen varmış gibi baskıcı bir heybeti var!”

            “Emin ol daha azı olamaz zaten. Başka?”

            Karen ustasının bunu neden sorduğunu anlamadı. Devam etti, “Yine de nazik ve uysal bir havası var. Muazzam bir güç ama çok sakin…” Aklına açıklayabilecek başka bir kelime gelmediği için susmaya karar verdi.

            “Güzel.” İblis sadece bunu söylemekle yetindi. Karen’e sorduklarının nedenini açıklama gereği duymadı çünkü gereksizdi. İblis, her ruhsal varlığın sahibi ya da efendisiyle olan bağının önemini çok iyi biliyordu.

Karen eğer böyle hissediyorsa bu güçle arasındaki bağın sağlam olduğu anlamına geliyordu. İblis bunu bilmek adına sormuş ve cevabını yeterince almıştı. Sonuçta Kadim Miras Ruhu onun için bile bilinmezlerle doluydu. İşini garantiye almak istiyordu.

            “Şimdi ne yapacağını anlatmama gerek var mı?”

            Karen heyecanla yanıtladı. “Tekniğin açıklaması dışında bilmem gereken bir şey var mı?”

            “Pek sayılmaz.”

            “O halde başlamaya hazırım.” Karen, ustasının başka bir yardımda bulunmayacağını öğrendikten sonra sakince gözlerini kapadı. Son kez öğrendiklerini gözden geçirdi.

            -Kan Yıldırım yetişim tekniği, ruh damarlarımı yıldırım öznitelikli hale getirecek. Bu sayede içsel kuvvetim daha hızlı dolaşım yapabilecek ve yetişim yapmaya başlayabileceğim. Sonra Ruh Sarayımdaki ruh gücünü, ruh damarlarım vasıtasıyla bedenime taşıyacağım. Dolaşım sayesinde ruh gücü bedenimi güçlendirecek aynı zamanda damarlarda zamanla büyüyecek. Daha fazla dolaşım sağlanınca daha hızlı yetişim imkânı doğacak.-

            Karen tekniğin teori kısmını sırasıyla aklından geçirdi. Eksik olmayınca asıl zor olan kısmı yani pratiğini yapmaya başlama kararı aldı.

            Derince aldığı nefesleri bırakırken zihnini sakinleştirdi. Ruhunu tam anlamıyla hissedebilene kadar zihninde bulunan tüm düşünceleri kovaladı. Sonunda geriye sadece ruhu ve kendi bilinci kalmış gibiydi.

Karen kendini dünyadan silinmiş gibi hissetti. Tüm duyuları kapanmıştı. Herhangi bir cesetten tek farkı uzun aralıklarla atan ve davul seslerini andıran kalp atışıydı ki uzun aralıklar ve yavaşlığı yüzünden neredeyse durmuş gibiydi.

            Hangi duyusuyla anladığını bilmese de bedeninde, karın bölgesinde varlığını sürdüren Ruh Sarayını hissedebiliyordu. Boyut içindeki halinden ziyade rengârenk bir küre şeklindeydi. Karen izlemeye devam etti.

Bedeninin ruhani tezahürünü görebiliyormuş gibiydi. Karın bölgesindeki parlak küreden çıkan yedi ruh damarını görmeyi başardı. Lakin hepsi silik renkteydi. Henüz kullanılmadıkları aşikârdı. İçi boş 7 sıska damar farklı yerlere gidiyordu. İlki etine, kanına ve tenine ulaşan birçok kılcal damara sahip olandı. Bu damarı tamamen ruh gücüyle doldurduğunda savunması ve fiziksel gücü akıl almaz bir şekilde artacaktı. Tam doluluğa ulaşması onun Yeryüzü Efendisi seviyesine ulaşmasındaki tüm engelleri kaldıracaktı.

İkincisi kemiklerine dolanarak her birini sarmalamıştı. Üçüncüsü bedenine değil dış dünyaya ulaşıyordu. Binlerce ince çıkıntıya sahip damar her şeyi görmezden gelip dışarı çıkıyordu ve teninin hemen dışında hava kanalları gibi açık uçlarla hazır halde beklemedeydi.

Onun için en işe yaramaz damar buydu. Çünkü bu damar harekete geçtiğinden kendi ruh gücünün yanı sıra dışarıdan özümseme yapabilecekti. Diğerleri için büyük bir ihtiyaç olsa da onun sahip olduğu kaynakla bu damarın getirisi hiçbir şeydi.

Dördüncüsü kalbi hariç tüm organlarına ulaşıyordu. Beşincisi ise sadece kalbine gidiyordu.

Altıncısının hedefi beyniydi. Adeta ağ gibi her kısmını kaplamıştı.

Yedincisi ve en kalın damar ilkinden başlayarak tüm damarlara temas eden bir doğrultuda daire çiziyordu. Karen bu damarın destek için olduğunu öğrenmişti.

Hepsini başarıyla uyandırıp doldurduğunda en üst sınıra ulaşmış olacaktı. O sınıra geldiğinde ise yedinci damarı uyandırmaya çalışacaktı. Bu damar sayesinde diğer damarların tümü ikinci uyanışa geçecekti.

Potansiyelleri ve getirdikleri güçler katlanarak artacaktı. İşte bu ruh damarı her şeyi değiştirerek onu bir ölümsüze çevirebilecek anahtardı. Her Yeryüzü Efendisi’nin amacı bu damarı uyandırabilmekti.

Karen ilk adımı tamamlayıp ikinci adıma geçti. Ruhsal gücü çekip damarları uyandırmaya hazırdı. Bir düşüncesiyle Kan Yıldırımı Yetişim Tekniğini harekete geçirdi. Hafif bir uğultu eşliğinde Ruh Sarayında ve meditasyondaki ruhsal bedeninde yıldırımlar belirdi. Kükreyen yıldırımlar hemen her yere bağlanan geniş bir ağ gibi tüm alanı kapladı.

Bedenini uyuşturan elektrik akımını sakince karşılayıp her yere ulaşmasına izin verdi. Örümcek ağına benzeyen yıldırım arkları sonunda durdu. Yaşayan bir nesne gibi titreşip hareketlendikten sonra sakinleştiler. Yıldırım arkının ruh okyanusuna ulaşan binlerce kolu vardı.

Karen yıldırımların harekete geçmesine izin verdi. Anında okyanusa ulaşan tüm yıldırım dalları ruh gücünü emmeye başladı. Bu durum tam bir cümbüş gibiydi. Sanki yıldırımlar heyecanlanmış gibi ruh gücünü emiyor tüm dallara ulaşmasını sağlıyordu.

Aynı zamanda her kısımda yıldırımlar, cızırtıları eşliğinde harekete geçiyordu. Tek bir amaçla disiplinli bir düzene girmiş gibiydiler. Tüm ruh gücünü Karen’in Ruh Sarayından dışarıya taşıyorlardı. Lakin kürenin dışına taşınan ruh gücü bir engele rastlamış gibi küreden geçemedi.

Karen buna hazır beklemekteydi. Bu kısımda kendisi el atmak zorundaydı. Çünkü bu ilk seferdi ve ruh gücünün damarlarına ulaşması için bir kanal açmak zorundaydı.

Ustasının dediklerini hatırlayıp içsel kuvvetini yönlendirmeye başladı. Sahip olduğu tüm ruh gücünü toplayıp dış taraftan küreyi sarmaladı. Damarların çıkış noktalarını bulup bu kısımlara baskı yapmaya başladı. İç taraftan ise yıldırım arkları aynı noktalara ulaşmış tüm güçleriyle iler atıldı.

Ustası, Karen’e yetişim teknikleri için tek bir çıkış yolu açmasının yeterli olduğunu, hemen herkesin aynı şeyi yaptığını anlatmıştı. Lakin Karen’e eğer tüm çıkış noktalarına ulaşıp damar yollarının kendi noktalarını açarsa temelinin daha saf ve güçlü olacağını da anlatmıştı.

Bu durum aşırı denebilecek kadar daha fazla ruh gücü çekmesini sağlayacaktı. Diğerlerinin bunu denememesinin nedeni de buydu zaten. Yeterli kaynak olmayınca gereğinden fazla kanal sadece boşa tüketim yapardı. Karen’in böyle bir kısıtlaması yoktu.

Biraz delice sayılsa da bunu yapmaya karar vermişlerdi. Sonuçta birisi çılgın bir iblis, diğeriyse açgözlü bir veletti. Onları inatlarından kim vazgeçirebilirdi ki?

Fazla uzun sürmeyecek gibiydi. Aslında süreç uzadıkça canı yanmaya başlamıştı. Öyle ki bu işlem ustasının eğitiminde daha beter ağrıya sebep oluyordu. Daha fazla dayanamayacağına kanaat edince bir kerede bitirmeye karar verdi. Hem içten hem dıştan son bir kez tüm gücüyle baskı uyguladı.

Muazzam bir çatlama sesiyle birlikte kulakları tırmalayan bir gümbürtü koptu. Karen uzuvları koparılmış gibi bir sancıyla kısa biran kıvrandıysa da acı hızla yok oldu.

Alnından akan terler ve acı yüzünden çatılmış kaşlarıyla pozisyonunu düzeltti. Şu an yıldırım arkları tüm bedenine bir kez daha yayılıyordu ve bu kez ufacık iğneler gibi geçtikleri yerlerin sızlamasına neden oluyorlardı.

Karen’in gözleri kapalı olmasa tüm bedeninin yıldırımlar tarafından hapsedildiğini görebilirdi.

Derin bir nefes aldı. İşlem sonlanana kadar kendini bırakmaması gerektiğini biliyordu aksi takdirde bu ona daha fazla acı verebilirdi. Dişlerini sıkıp sabretti.

Yıldırımlar iyice zıvanadan çıkmış gibiydiler. Tüm Ruh Sarayının yanı sıra ruhani vücudunu da sarmış, ulaşmadıkları yer kalmayıncaya kadar çoğalıp keşfe devam etmeye başlamışlardı.

Artık dış dünyada yani odasındaki bedeni bile yıldırım arklarıyla yıkanıyordu. Bedeninin her hücresine ulaşıp birleşiyorlardı. Karen sanki etinin çekilip derisinin yırtıldığını hissediyordu.

Sessizce oturduğu yerde kıvranıyordu. Birkaç dakikanın ardından işlem sonlandı. Karen bu süreçte yıldırımlarla birleşen bedeni sayesinde artık acı çekmiyordu. Yıldırım zerreleri onun parçasıymışçasına bedeninde saklanıp pasif duruma geçtiler. Karen onları kullanana kadar ruh dolaşımını sessizce arka planda yapacak ve gücünün temelini oluşturacaklardı.

Genç adam sakinliği ve huzuru tekrar yakaladığında suratında geniş bir gülümseme oluştu fakat işleme devam etmesi gerekiyordu. Yıldırımlar yok olmamış sadece görünmez bir yapıya dönüşmüşlerdi. Hala ruh gücü taşıyorlar ve damarlara iletmeye çalışıyorlardı.

Taşınan tüm ruh gücünü hissedebiliyordu sonuçta bu güç bir nevi kendi gücüydü. Öz ruhu okyanusla birleşmiş vaziyetteydi. Küreden dışarı taşan ruh gücünü damarlara yönlendirip yollarını bulmalarını sağladı.

Bu tecrübe şimdiye kadar hiçbir zaman hissetmediği bir şeydi. Bedenin gücü emdiğini ve onu değiştirdiğini anlayabiliyordu ve bu onu her yönden rahat, zinde ve güçlü hissettiriyordu.

Ruh damarları ruh gücünü tattığı anda Karen hayal meyal bir kalp atışı duydu. Bu sesin damarlardan geldiğini anlayabiliyordu. Yaşama geri dönmüşler gibi yedincisi hariç tüm damarlar baştan sona altın renginde parladı.

Ruh gücü hepsini canlandırmak için ruh damarlarına girip kendilerine gelmelerini sağladı ve sonra sakince geri çekildi. Altı ruh damarları parlaklıklarını yitirmişti ancak hala soluk altın rengindelerdi.

Bundan sonrası yetişime başlayabileceğini gösteriyordu. Henüz zamanı gelmediği için diğer damarları besleyemezdi. Bu yüzden dışarı taşınan tüm ruh gücü ilk damara, yani kanına, etine ve tenine gitmeye başladı.

Bu kadardı, bundan sonrası eziyetsiz ve kolaydı. Sakince gözlerini açıp ara verdi.

Karşısında tuhaf bir manzara olsa da Karen şaşırmadı. Ruh Okyanusu artık altın renginde parlıyordu. Karen ise göz alıcı ışığa karşı huzurla bakmayı sürdürdü. Ustasının anlattığı gibi bu onun ilk değişimiydi.

Kıdemsiz savaşçıların içsel kuvveti yani ruh gücü kızıl renkteydi. 1 Kıdemde ise altın rengi alırdı. Karen sadece tek bir günde 1 Kıdeme ulaşmıştı!

Haberi çoktan iblisten aldığı için heyecanını o zaman üzerinden atmıştı. Ustası ona kıdemsiz savaşçı haliyle zaten son sınıra yakın olduğunu, yetişim tekniğinin ilk bağlantısını kurup ilk akımı başardığında muhtemelen 1 Kıdeme ulaşacağını anlatmıştı.

Karen derin bir huşu içinde okyanusa bakmaya devam etti. İçten içe ona hayallerini başarma şansı veren Tanrı ya da her kimse ona binlerce kez teşekkür etti. 

Altın rengindeki ruh okyanusu şaşaalı bir görüntüye sahipti. Bu rengin birkaç kez değişeceğini de öğrenmişti. Her üç kıdemde bir, renk değişiyordu. Bunun farklı efsanevi anlamları olsa da ustası hepsinin falcı saçmalıkları olduğunu söylemişti.

Yani henüz neden renk değiştirdiklerini bilmiyordu. Sonuç olarak Yeryüzü Efendisi seviyesine gelince ilk rengine geri dönüyordu. Kırmızı renge, lakin çok daha koyu bir tonuna.

Genç adam ustasına baktı. O da sakince onu izliyordu. “Başarılı.” Dedi Karen. Eliyle zafer işareti yaparken gülümsüyordu.

İblis, öğrencisine derin bir huzurla baktı. Çocuğun gülümsemesindeki saflık bulaşıcıydı. “Aynen öyle, aferin.”

Devam etti, “Kıdem sahibi olmak sana çok fazla güç katmayacak. Asıl olay sınırlarını aştığın için daha fazla ruh gücü emebilmende yatıyor. Artık sınırın genişlediğine göre gücünü artırmana engel olacak bir şey yok. Anlıyor musun?” İblisin sesi yumuşak başlı ve sakindi.

Karen sessizce kafa salladı. İblis bunu birkaç kez hatırlatmıştı zaten. Her kıdem onun gücünü arttırabileceği yani yürümeye devam edebileceği kapıları açıyordu.

Bedeni her ne kadar güç taşıyor olsa da biraz önceki kısmi işkence yüzünden kasları tutulmuş gibiydi. Vücudunu esnetip biraz rahatladıktan sonra tekrar pozisyonunu aldı. Bu sefer gözleri açıktı. Buna rağmen her şeyi hissedebiliyordu.

Tek bir düşünceyle yıldırım cızırtıları tekrar duyuldu. Yıldırım ağları gözler önüne serildi. Karen bu sefer şatafatlı görüntünün tadını çıkararak işleme başladı.

Yıldırım ağı, okyanusta ufak dalgalar oluşturarak bedeninin ihtiyaç duyduğu besini çekmeye başlamıştı. Eşsiz bir prensiple eksizsiz çalışıyorlardı.

Karen ilk damarın renginin parladığını hissedebiliyor hatta görebiliyordu. Çünkü etine, kanına ve tenine nüfuz eden ruh gücü sayesinde teni altın ışıklarıyla bezenmişçesine parlamaya koyulmuştu.

Genç adamın dudaklarında oluşan gülümseme tüm nefretleri silebilecek kadar aydınlıktı. Küçük bir çocuğun arzuladığı şekere kavuşması gibi safi bir mutluluk hâkimdi ruhuna.

Ve kaslarına kadar işlenen enerjiyi ve gücü adeta gözle görebilmek mümkündü. Karen 1 günde yaşadığı gelişimin ne kadar hayret uyandırabileceğini çoktan unutmuştu. Zaten umursamıyordu.

Sonuçta böyle bir mucize neredeyse Tanrının onayıyla olabilirdi ve zaten o bugün kutsanmış olduğuna yemin edebilirdi. Seviyesinin gelişme hızı bugün şaşıracağı en son şeydi.

Geçen birkaç saat heyecanını atmış olsa da hala keyifle durmaksızın devam ediyordu. Kavurucu güneşin altında günlerini susuz geçiren birinin tavrıyla açlık duyduğu şeye kavuşmuştu ve doyması mümkün değilmiş gibi durmak bilmiyordu.

Sonunda iblisin keyifli fakat sert sesi kulağına çalındı. “Sinirimi bozacak kadar iyi gidiyorsun lakin bu kadarı yeterli.”

Sesin havasından mı yoksa duyduğu saygıdan mı bilinmez Karen yetişimini sonlandırdı yine de kaşları soru sorar gibi kalkmıştı. Ona kalsa günlerce devam etmek isterdi. Sonuçta kısıtlamalar onun kitabında yoktu.

İblis, öğrencisinin ifadesini gülerek geçiştirdi. “Suratındaki açgözlülüğe bir son ver istersen?”

“Ne açgözlülüğünden bahsediyorsun usta? Heheh…” Karen keyifle ayaklandı. Fakat beklenmedik şekilde, artan gücüne ve hislerine rağmen yalpaladı. Yere kapaklanmadan önce zor durmuştu. Suratındaki şaşkınlık görülmeye değerdi.

“Hahaha! Neden durdurduğumu anladın mı ukala?”

“1 Kıdem seviyesindeyim, usta! 1 Kıdem! Buna rağmen başım… Acayip dönüyor!”

“Ya ne olacaktı?”

“Baş dönmesi bir yana, bir savaşçı hastalanmaz bile! Dur bir dakika? Bir şeyi yanlış yaptım değil mi? Ah, aptal kafam!”

İblis çocukla eğleniyormuş gibi alayla sırıttı. “Tamam, tamam sakin ol. Biraz takılayım dedim. Şu surata bak korkudan kafayı yemiş gibisin…”

Karen’in başı hala dönüyordu fakat içindeki korku hemen yerini rahatlığa bıraktı. Anlaşılan önemli bir sorun yoktu. “Ne oldu o zaman?”

“Evlat, bir İlah bile olsan bir günde fani bedenin muazzam bir değişiklik gösterdi. Biraz saçma olacak fakat durum şu, sıradan birinin nasıl ani hareketler yüzünden beyni bu tepkiyi veriyorsa sende o yüzden bu durumdasın.”

“İyi de ben o ‘sıradan’ kişilerden değilim artık, öyle değil mi?” Karen bunu kibirsiz ve meraklı bir tonda sordu.

“Ah şu çenen! Birisi konuşurken lafının bitmesini bekle. Özelliklede bu kişi bensem!”

Karen değişen ses tonuna neredeyse görebiliyordu. Sessiz kaldı. Başka ne yapacaktı sanki…

“Dediğim gibi, bedenin yenilenmiş olabilir fakat beynin henüz duruma ayak uydurmuş değil. İlk uyanışta bile bazen böyle durumlar yaşanır kaldı ki sen aynı gün uyanmış ve kıdem sahibi olmuş birisin. Bu çok normal, bayılmadığına şükret.”

Karen, ustasının açıklamasıyla mevzuyu mantığına oturttu. “Hah! Gerçekten saçmaymış, ne kadar muhteşem bir yapıya sahip olsa da sanırım dünyadaki en zor gelişim beyinde yaşanıyor. Hoş aksi olsa zamanla herkesin zekâsı gelişirdi. Hehehe!” Karen aslında bunları kendi kendine söylüyor olsa da getirdiği yorum yüzünden ustası kahkaha atmıştı.

“Oldukça doğru bir bakış açısı.” Diye övgüde bulunmayı bile atlamamıştı. Son anlarda ustası beklenmedik şekilde iyi huyluydu. Karen böyle anlarda bu kızıl ihtiyarı - Karen’in ustasına taktığı lakaptı- daha çok seviyordu.

“Hadi bakalım, biraz dinlenmeyi hak ettin.”

Karen gelişmekten memnun olsa da azılı bir gün geçirmişti, gerçekten dinlenmeye ihtiyacı vardı. “Sonunda.”

“Önce şu mührü tekrar saklayalım acele etme.”

Karen anlamsızca iblise baktı. İblis eliyle kafasını işaret edince dank etti. Alnındaki taç benzeri sözleşme arması ya da ona benzer şeyden bahsediyordu.

“Dur biraz usta! Değişmiş mi? Yani, kıdem falan görünüyor mu?”

“Hayır..”

Karen nedensiz bir şekilde umursamadı. Zaten kimseye göstermeyecekti.

“Ama daha çok parladığına yemin edebilirim.”

Karen’in önünde havada tekrar ayna benzeri daire şeklinde bir yüzey belirdi. Karen altın taca benzer kılıç motifli armaya baktı. -Aynı görünüyor?- diye düşündü.

“Emin misin? Bence aynı görünüyor.”

“Benim gözlerimin yanında seninkiler bir körle aynı düzeyde sayılır. Daha parlak diyorsam daha parlak!”

Karen teslim olurmuşçasına ellerini kaldırdı. “Tamam yahu! Bir şey demedim.”

İblis keyifle elini savuşturdu. Tekrar alnına baktı. Memnun kalmış gibi kafa salladı. Ayrıca başka şeyler söyleyip tekrar elini savurdu. Bu sefer yapılan şeyi Karen hissedebilmişti. İblisin içsel kuvveti görünmez bir şekilde bedenini yalayıp geçmişti.

Bunu yapma sebebi 1 Kıdeme ulaştığını buradakilerden saklaması içindi. Sonuçta yetişim tekniği olmaksızın seviye kazanan tek grup Toun’lardı ki onlarında gelişmek için Ruh Yaratıklarının bizzat teknik kullanması gerekiyordu.

Karen’in bile böyle bir şansı yok gibi görünüyordu. Ve Youren’ler için gerekli yetişim tekniklerinin Karen’in elinde olması açıklaması zor bir konu olacaktı. Gerçek bir okula katılana kadar ya da herhangi bir teknik alana değin bunu saklaması gerekecekti.

Her şey bitince Karen küçükte olsa isteksizlikle Ruh Sarayına veda edip yatakta gözlerini açtı. Etraf düzenli görünüyordu. Hoş oturduğu yorganda hafif yanık izleri oluşmuştu. Karen ailesinin yıldırımları işitmediği ve yangın çıkmadığı için derin bir nefes verdi.

Ne kadar plan yapsa da atladığı ufak tefek konular bile sorun arz ediyormuş gibi hissetmekten kendini alamadı. Bundan sonra biraz daha dikkatli olmaya karar verip yorganı yedeğiyle değiştirdi. Hava çoktan aydınlanmaya başlamıştı. Tüm gücüne rağmen yorgun ve huzurlu bir şekilde yatağa girdi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr