“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

KAREN - Bölüm 19 - Ölürsen, Mola Vermene İzin Vereceğim!


            Karen ve ebeveynleri sabahın ilk ışıklarına kadar sohbet etmişlerdi. Her biri o kadar keyifliydi ki yorulana kadar susmak bilmemişlerdi.

            Odasına çekilen Karen hala en ufak uyku ihtiyacına sahip değildi. Ayaklarını altında toplayıp yatağın üstüne oturdu. Birçok duygu kalbinde dönüp duruyordu ve bu duygular ona huzur veriyordu. Kısa bir molanın ardından zihninde İblisin sesini işitti.

            Karen tuhaf hissetti çünkü İblis ustasının sesi şimdiye kadar hiç duymadığı uysal bir tona sahipti. –Huzurlu hissettiğim için bana öyle gelmiş olmalı? Yoksa bu ihtiyar durduk yere sevecen davranmaya mı karar verdi?- diye düşündü.

            “Sanırım uyumaya niyetin yok ha?”

            “Hem de hiç!” diye ansızın cevapladı. Kısa bir an sonra başından aşağı kaynar sular boşalmış gibi hissetti. “Aslında biraz yatsam-” İblis lafını böldü. Anlaşılan çok geç kalmıştı.

            “Hehe! O zaman çalışmak için mükemmel fırsat! Hemen buraya gel bakayım.”

            Karen’in gözleri isteksizce aşağı çöktü. Cevabı yalvarır tınıdaydı. “Usta, bugün yeterince dayak atmadın mı? Biraz ara versek olmaz mı?” Cümleleri bittiği gibi çoktan Ruh Sarayına çekilmişti. -Hay, lanet!-

            Karşısında, kolları göğsünde bileşmiş ve öfkeli bakışlara sahip İblis dikilmekteydi. “Saçmalamayı kes! Seni güçlü kılacak en basit iki yöntem nedir biliyor musun?” diye söylendi.

            Karen isteksiz olsa da meraklanmadan edemedi. “Nedir?”

            “Bir, dayak yemek. Çok dayak yemek! İki, çalışmak. Çok çalışmak! Hahaha!”

            “Çok komik, gerçekten…”

            “Cevap vermeye vaktin olduğunu mu sanıyorsun?”

            Karen daha soruyu anlamadan arkasından gelen bir tehlike hissiyatı sezinledi. İçsel kuvvetindeki muazzam artış, nasıl bir çevre olursa olsun ona doğru yaklaşan her şeyi hissetmesini sağlıyordu. Ve arkasını döndüğü gibi darbeye çoktan hazırlanmıştı. Darbeyi savuşturamayacağı bir pozisyonda olması yetmiyormuş gibi karşısında onunla aynı güçlere sahip 3 Ruh klonu vardı. Elleriyle ilk darbeyi karşıladı. Sağından gelen tekme ise hedefine ulaşıp birkaç metre uçmasına neden oldu.

            İlk saldırının ardından 3 Ruh klonu çevresini hızla sardı. Karen öfkeyle omzunu sıvazlıyor etrafını kolaçan ediyordu.

            “İlk ders, kalabalık saldırılara karşı savunma!” İblisin sesi gayet neşeliydi.

            Karen çoktan saldırıya geçmiş Ruh klonlarından kurtulmaya çalışırken hem darbe alıyor hem de konuşmaya çalışıyordu.

            “Böyle ilk ders.. mi olur?! Çıldırdın mı sen? Önce.. biraz.. alıştırma yapmam.. gerekmez mi?”

            “Ne alıştırmasından bahsediyorsun?” İblis genişçe gülümserken konuşuyordu. Karen sinirini karşısındaki iblislerden çıkarmaya çalıştıysa da kendini savunmakta bile zorlanıyordu. Nadiren saldırı şansı bulabiliyordu.

            “Mesela.. Bire bir! Savaşlar olsun.. Savunmalar olsun? Haa! Ya tekniğimi… Geliştirmek? Bence gayet.. Mantıklı!” Karen en başa dönmüş gibi hissediyordu. Her üç darbeden biri ona ulaşıyordu. Oldukça canı yanıyordu.

            “Hahaha! Aptal mısın sen? Şuan hepsini beraber yapıyorsun zaten! Ayrıca sana tekniklerini kullanamazsın dediğimi hatırlamıyorum?”

            Karen iblisin haklılığı yüzünden daha da sinirlenmişti. Yine de aldığı fikre sevindi. Doğruydu, tekniklerini kullanabilirdi. Sinsi bir gülümseme suratından oluştuktan sonra anında tekrar sinirlendi.

Önündeki iblisin açığını yakalayıp sağlam bir yumruk geçirdi. İblis darbeyle geriye sendeleyince Karen, İblis Duhan’a doğru kükredi. “HENÜZ KULLANMAYI BİLMİYORUM Kİ!!”

            Sendeleyen Ruh klonu geri çekilen ikiliyle birlikte tekrar saldırıya geçti. Bu esnada İblis Duhan tehditkâr bir gülümsemeyle konuştu. “O zaman öğren. Önünde bunun için 3 fırsatın var. Eğer yetmiyorsa senin için 4 ya da 5’e çıkarabilirim ne dersin? Hehe!”

            Karen ister istemez irkildi. “Haha! Ustam çok şakacı! Beni merak etmeyin bu fırsatlarla öğrenebileceğimden eminim.” İçinden ise küfürler savurmakla meşguldü. -Lanet, psikopat ihtiyar seni!- Düşüncelerine rağmen elinden gelen tüm gücü kullanmaya karar vermişti. İblis bu işin oluru var diyorsa o zaman dediğini yapacaktı.

            Ansızın saldığı ruh gücüyle birlikte yıldırım konusunda sahip olduğu öngörüleri de kullandı. Savunmaktan vazgeçip saldırıya geçti. Artık ellerinin etrafında belli belirsiz elektrik dalgaları görülebiliyordu.

            Ruh klonları ani gelişmeye ayak uydurup güçlerini komple kullanmaya başladılar. Lakin beklenmedik bir şekilde Karen’in ilk yumruğunu karşılayan iblis klonu elektrik cızırtısı eşliğinde metrelerce uçup takla attı. Düştüğünde bile yuvarlanmaya devam ediyordu.

Savrulmayı kesip durduğunda zorlukla doğrulabildi. Darbeyi karşılayan kollarının dış kısmında hafif yanık izleri seçilebiliyordu. Durumu şaşkınlıkla izleyen diğer 2 ruh klonu ile Karen, savaşmayı kesmişlerdi.

            İblis Duhan ise durumu keyifle seyrediyordu. “Mükemmel bir yumruktu, aferin. Bir kavgada teknik kullanmanın yarattığı farkı anlamış olmalısın.”

            Karen şaşkınlığını gizlemekte zorlandı. Heyecanlı bir fısıltıyla konuştu. “Ama.. Ama daha Kan Yıldırımı tekniğini kullanamıyorum. Kullandığım şey teknik bile sayılmaz. Bu kadar etkili olması biraz.. Heyecanlandırdı. Hehe!”

            “Yanlış düşünüyorsun.” İblisin sözlerini duyunca Karen dikkatle dinlemek için ona baktı. “Aslında herhangi bir tekniği bu kadar düşük derecede kullanman rakibine üstünlük kurmanı kesinlikle sağlamaz. Hatta şuan ki rakiplerin benim kopyalarım, yani güçsüz olmalarına rağmen aynı beden özelliklerine sahipler. Sence bu kadar basit bir hareketle bir iblisin derisini yakabilir misin?”

            Karen dikkatliydi. “Bunu sağlayan Kan Yıldırımı tekniği, değil mi?”

            “Aynen öyle. Sana, kendine Usta diyenlerin bile birçoğunun bilmediği bir sırrı vereyim fakat önce konuyu iyi anlamalısın. İşin özü şudur, hangi tekniği kullandığından çok o tekniği kullanırken harcadığın ruhsal güçtür önemli olan. Doğrusu Kan Yıldırımı’nın özel olan tek tarafı kapsamlı tekniklerden biri olmasıdır.”

            “Yetişim, savunma, saldırı ve hız.”

            “Doğru.”

            “Yani usta demek istediğin, Kan Yıldırımı’nın güçlü olmasının nedeni çok fazla ruhsal güç çekmesi mi?”

            “Doğru düşünüyorsun fakat bu kadar basit değil.” İblis onu dikkatle dinleyen öğrencisine baktı. Can kulağıyla dinleyişi gülümsemesine neden oluyordu. Gür bir sesle devam etti. “Bu bilindik bir şey fakat bahsettiğim sır tam olarak bu konudadır. Bu sırrı bilmeyen çok kişi olduğunu söylemiştim. Bu kadar ortada olan bir şeyi neden bilemiyorlar?”

            “Bilmiyorlar çünkü bu çok özel bir durum. Bu durumu fark etmek için onlarca teknik yaratmak gerek. Ancak o zaman yeterli deneyimi edinir ve bunu fark edebilirsin.”

            Karen şaşkınlıkla ustasına baktı. “Yani usta, sen bu kadar çok teknik mi yarattın?”

            “Saçmalama, teknik yaratmayı çocuk oyuncağı mı sanıyorsun. Koca ömrüm boyunca sadece tek bir teknik yaratmayı başardım. Bu teknik kolayca üstün sayılabilecek olsa da kesinlikle Kan Yıldırımı ile kıyaslanamayacak kadar kötüdür.”

            Karen heyecanlanmıştı. Ustası bile sadece bir teknik yaratmayı başarmıştı ve dediği şeyin mümkün olması için onlarcasını yaratmış olmak mı gerekiyordu yani? Doğrusu böyle bir şeyi aklı almıyordu. Kafası çalkalanırken ansızın bir fikir dank etti. “Ölümsüzler!!” diye heyecanla bağırdı.

            İblis sadece gülümsedi. “Evet, sana söylediklerimi bana söyleyen kişi ustamdan başkası değildi.”

            Karen kaşlarını çattı. “Usta, bu kadar şeyi bilen birinin ölümsüz olduğunu nasıl anlayamazsın aklım almıyor!” Yorumu duyan iblis biran donakaldı. Utancını gizleyen tek şey öfkesiydi.

            Karen iblisin alnında öfkeden beliren damarları görünce hemen sustu.

            İblisin sesi öfkesini ele veriyordu. “Hiçbir şey bilmeden yorum yapmayı kes seni boklu velet!”

            “Tamam, yahu sakin ol lütfen, Usta. Şey.. Nerede kalmıştık?”

            “Unuttum!”

            Karen şaşkın bakışlarla öfkeli iblise baktı. -Ciddi, ciddi bilmem kaç yüz yaşındaki Yeryüzü Efendisi olmayı başarmış İblis bana çocukça davranıyor!! Tanrım! Bu ihtiyara azıcık mantık ver ne olur!- diye düşündü.

            Birkaç özür dileme faslından sonra İblis öksürüp anlatmaya koyuldu.

            “Öhhö- Her neyse, dediğim gibi tekniklerin üstün olmasını sağlayan şey çektikleri ruhsal güç boyutudur. Örneğin, derelerden tarlaları sulamak için açılan suyollarını düşün. Bu suyolları ne kadar geniş ve derinse aktarabildiği suda o denli çok olur. Tekniklerde böyledir. Tekniğin gücünü emdiği ruhsal kanal ne kadar genişse sergilediği güçte o derece kuvvetli olacaktır.”

            İblis, Karen’e zaman tanımak için kısa bir mola verip devam etti. “Lakin teknik yaratmak zor, ruh gücünü çeken kanalın boyutuyla oynamaksa çok, çok daha zordur. Hatta bu durumu bilmiyorsan imkânsızdır. Bilsen bile işin zorluğunun temelini belirleyen en önemli faktör tekniğin yaratılmasını sağlayan öngörüdür.”

            Karen kafa karışıklığıyla baktı. “Öngörü?”

            İblis bir eliyle okyanusun üstünde tuhaf bir sükûnet ile dönen vahşi kızıl fırtınayı gösterdi.

            “Öngörü dediğimiz şeyin birçok anlamı var. Bu konudaki anlamı ise tekniğin yaratılmasında örnek alınan olgudur. Teknik başarılı bir şekilde yaratılırsa örnek alınan olgunun fiziki bir kopyasının doğmasına neden olur ve teknik vasıtasıyla bu güce hükmedebilme imkânı sağlar.

“Örnek alınan olgu ne kadar güçlüyse yaratılan tekniğin muhtemelen çekeceği ruhsal güçte o kadar çok olacaktır. İşte genellikle uzmanların bildiği şey budur. Yine de dediğim gibi eğer ateşle alakalı bir öngörüye ve yatkınlığa sahipsen ve bir teknik yaratırsan ateşe hükmedebilirsin. Peki, ne kadarına hükmedebilirsin?

İşte burada belirleyici şey ruhsal güç kanalının boyutu olacaktır. Öngörün zayıfsa oluşturacağın ateş küçük bir dalgadan ileri gidemez. Yüksekse taşları bile eritebilecek ateşler yaratabilen bir teknik oluşturmak kolay olacaktır.

Birde şöyle düşün eğer ruhsal güç kanalı konusunda uzman birisi varsa ve çok zayıf öngörülere sahip olduğu konularda teknik yaratmak isterse ne olur?”

            Karen kısa biran düşündü. “Ortaya çıkan teknikler dehşet verici olabilir.” Diye yorumladı.

            İblis keskin bakışlarla onayladı. “Aynen öyle.” Devam etti. “Gelelim, işin her türlü çıkmaza geldiği yere.”

            Karen hemen anlamıştı. “Bir teknik ne kadar güçlü olursa olsun, çektiği ruhsal gücü karşılayabilecek kullanıcıya ihtiyaç duyacaktır.”

            İblisin dudaklarına keskin bir gülümseme yayıldı. “Hehe! Aynen öyle. Kıdemin yükseldikçe sergilediğin tekniğin gücü bu yüzden artar. Çünkü tekniğe daha fazla ruh gücü ekleyebilirsin, hoş bu yine de ruhsal kanalın izin verdiği sınıra kadar devam edecektir.

Her neyse sen istesen de istemesen de teknik güçlenecektir. Yalnızca tekniğin hareketlerini öğrenmen yeterli olacaktır. Ve birde teknik konusunda öngörü edinebilir yatkınlık kurabilirsen bambaşka bir seviyeye ulaşır. Seni eşsiz kılan şey bu konudaki kısıtlamaların senin için geçersiz olması. Tekniğin küçük bir kısmını kullanmış olmana rağmen o güç ruhsal gücünün yarısını kullanmalıydı. Birde haline bak hiçbir şey kaybetmemiş gibisin.”

İblis işaret parmağını gökyüzündeki fırtınaya çevirdi. “Bu şey seni düşünüyor olmalı.” Cümlesinin ardından fırtına kükrercesine şimşekler saçtı. Durulana kadar birkaç saniye beklediler. İblis’in suratında ekşi bir ifade belirdi.

“Senide övmeye gelmiyor. Hemen şımarıyorsun. Her neyse, ne diyordum. Evet, ihtiyaç duyduğu kaynağı senden değil direk Kadim Mirasından çekti. Hissetmedin mi?”

            Karen bu konuda bir şey hissedip hissetmediğinden emin değildi. Fakat içten içe fırtınanın ona karşı iyi huylu olduğunu fark edebiliyordu. Sanki her istediğini yapacak gibiydi. Heyecanına diyecek yoktu. Sabırsızlığı ise gözle görülebilecek cinstendi.

            İblis kahkaha atmadan duramadı. “Sakin ol biraz. Muhtemelen Ustam ruhsal kanalı ayarlamak konusunda bilgiliydi fakat bu teknikte kaynağı küçültme gereği duymamış. Aklıma sadece tek bir şey geliyor. Bunu başaramamış oması…”

            Karen şaşırdı. “Bir Ölümsüz başaramadı mı? Nasıl?”

            “Ölümsüzler, Tanrı değildir evlat. Yapamadıkları birçok şey var. Her neyse bu teknik bir öngörüyle yapılmadı. Bunu anlatmıştım. Direk mühürlenmiş antik yıldırım fırtınalardan birisi üzerine kuruldu.

Böyle güçlü bir olgu karşısında her ne kadar mühürlüde olsa bir ölümsüz bile her istediğini yapamaz. Bu yüzden tekniğe çevirmeyi başarmışsa da ruhsal kanal boyutu ile oynayamamış olmalı. Böyle güçlü bir olgu vasıtasıyla yaratılan tekniğin istediği doğal ruhsal kaynağın aşırı olması kaçınılmazdır. Bu yüzden vazgeçip bunu kullanabilecek birine vermemi istemiş olmalı.”

            Karen hala bilgisiz olmasına rağmen İblisin bu konuda haklı olduğunu düşündü. “Kulağa mantıklı geliyor. O zaman bu gücü tamamen kullanabileceğim zamanı çok merak ediyorum. Mükemmel olacak.”

            “Heheh! Bence de ufaklık.”

            “Tamamdır şimdi ne yapıyoruz usta?”

            “Madem bu teknik gücünü Mirastan çekiyor o halde tekniğini devamlı kullanabileceksin. Savaşçı âleminde ne kadar kıskançlık doğuracağını bilsen şaşarsın. Her neyse, bu durum sayesinde bedenin tükenene kadar eğitim yapabiliriz. Hahaha!” Karen iblisin acımasız kahkahası karşısında irkilmeden edemedi.

            “Tükenmek derken?”

            Aynı anda İblis havayı fiskeledi. Karen bu hareketin onun imzası olduğunu düşünmeye başlamıştı ki korkunç bir hisse kapıldı. Çünkü şu an karşısındaki ruh klonu sayısı 5’ti! Sayıları yetmezmiş gibi hepsine 1 Kıdem gücü verilmişti. Çevreye saçtıkları auraları açıkça Karen’den daha heybetliydi.

            “Korkma kemiklerin kırılsa bile sadece ruh formundasın. Sadece acı hissedeceksin. Hehehe! Ne mükemmel bir ustayım öyle değil mi? Hiçbir zarar olmadan fiziken gelişmeni sağlayabiliyorum. Hahahaha!”

            Karen korku ile öfke arasında gidip geliyordu. “Mükemmel mi? Sen sadece bir psikopatsın!!” Hakaretleri bitmeden klonların hepsi saldırıya geçti. Arkadan ise İblisin acımasız kahkahası rahatça duyulabiliyordu.

            “İkisi de aynı şey değil mi? Hahaha! Gelişmek için umutsuzca çabala! Ölürsen mola vermene izin vereceğim! Daha sağlam dur! Bedenin tükenince yetişim yapacaksın! Bu sayede çok daha uzun süre dayak- pardon eğitim yapabilirsin. Hehehhe!”

            Karen içinden öfkeyle küfrederken aynı zamanda 5 klon tarafında acımasızca dövülüyordu. Bırak saldırı yapmayı tüm gücüyle on saldırıdan beşini önleyemiyordu bile. Bu sefer aldığı darbeler ise onu nefessiz bırakıyordu. Her darbe alışında savunması çöküyor bu da daha fazla darbe almasına neden oluyordu. Terör gittikçe yükseliyordu. Karen ağlamak için bile zamana sahip değildi.

--------

            Yaklaşık 1 saatlik aralıksız dayaktan sonra Karen’in eğitimi bitmişti. Sırtüstü yatarken vücudunun her zerresinden yayılan dayanılmaz ağrıların hafifçe azalıp gitmesini bekliyordu. Ustasının dediği gibi birkaç kez kemikleri kırılmış olsa da sadece ağrı hissetmişti ve tüm yaraları ve kırıkları anında iyileşmişti. Lakin yorgunluğu kalıcıydı. Ağrıları tükendiğinde bile yorgunluktan hareket edemez haldeydi.

--------

            İblis ceset gibi yatan öğrencisini keyifli bir gülümsemeyle seyrediyordu. Belli etmediği duygularında ise şaşkınlık ve saygı vardı. Aslında şaşkınlığa neden olan duyduğu saygıydı.

Öğrencisini izlerken kendini merak eder bir halde bulmuştu. İblis hayatı boyunca etkileyici savaşçılara saygı duymuştu. Bu durumu hiçbir şey etkilemezdi. Kendisinden güçsüz bile olsalar kararlı ve etkili savaşçıları her zaman beğenirdi. Bu çocuk kesinlikle ona göre savaşçı sayılmazdı peki o halde neden saygı duyuyordu ki? İblis bu duruma şaşırmasına rağmen cevabı içten içe biliyordu.

            Yeni tanıştığı ve onda derin bir iz bırakmayı başarmış bu çocuk hayranlık duyulabilecek düzeyde kararlı birisiydi. İblis böyle düşünüyordu. Çünkü onun eğitimine Araf’ta kimse katlanamazdı. Çok azı, kısa bir süre dayanırdı fakat sonunda kaçıp giderlerdi.

İblis sonuna kadar eğittiği sadece 3 öğrenciye sahipti. Ve bu üç öğrencisi zor hayatlar yaşamış ve intikam, nefret ya da buna benzer bir amaç doğrultusunda dayanabilmişlerdi. Önünde yatan bu çocuğa saygı duymasının nedeni buydu. Çocuk bir nedene bile sahip değildi, sadece hayali olan savaşçı olma isteği için bu kadar çalışmayı kabulleniyordu.

Her ne kadar şikâyet etmekten vazgeçmese de gözlerindeki keskinlik İblis’in kanını kaynatıyordu. Ve İblis bu bakışlar ve durmak bilmez kararlılığı yüzünden çocuğa saygı duyar bir halde bulmuştu kendini.

            Bu çocukla anlaşabildiği için memnundu. Onu eğitmekten memnundu. Çünkü imkânları doğrultusun bu çocuk gelişmeyi kafaya koyarsa gelecekte muazzam bir karakter olacaktı. Her ustanın arzu ettiği gibi akıl almaz bir figürün gelişmesini sağlayan kişi olabilecekti. Ve bu ölmüş olmasına rağmen geçerliydi. İblis çocuğa aynı zamanda minnettar hissediyordu.

Onun sayesinde fiziksel formunu alabiliyordu ve zamanı geldiğin tüm gücünü kullanabilecekti. Tabii ki bunu arzulamasının tek nedeni intikamını alabilmekti. Bir iblis için en şerefli şey intikamını başarıyla alabilmekti zaten. Çocuk onun şerefini korumasına dolaylıda olsa yardım ediyordu. Belki de ona duyduğu yakınlık bu yüzdendi kim bilir?

                                                                       ---

            Karen rengârenk ışıklarla bezenmiş parlak gökyüzünü seyre dalmışken, İblisin homurdanmasını işitti.

             “Yatarak güçlenmek mümkün olsa son 600 yılda hangi seviyeye ulaşırdım bilemiyorum!”

            Karen mesajı almış ve hızla doğrulmuştu. Hala yorgun hissetmesine rağmen geriye hiçbir ağrı sızı kalmamıştı. Ayağa kalkıp istemsizce üzerini silkeledi.

            “Hemen uyumadığım için çok pişmanım…” Sızlansa da kararlı adımlarla iblisin karşısına geçti. Gün boyu birkaç saat boyunca verdiği savaşlar sayesinde ne kadar geliştiğini en iyi kendisi biliyordu. İblisin kendi gücüyle ona saldırdığı haliyle şuan ki hali arasında ciddi bir fark vardı.

Karen aslında o haliyle dövüşmeye kalksa çocuk pataklamak kadar rahatça kazanacağını düşünmeye bile cüret edebiliyordu. Bu yüzden ne düşünürse düşünsün iblisin söylediklerini yapmaya karar vermişti. Hoş bu düşünce, yediği onca dayaktan sonra ona biraz mazoşistlik gibi geliyordu.

            “Bilinen aksine ruh gücünün seviyesiyle savaş gücü seviyesi hiçbir zaman aynı olmaz.” Diye söylendi iblis.

            Karen ustasının ne demek istediğini az çok anlayabiliyordu.

            İblis devam etti. “Yeterince deneyimin varsa ve düzgün bir temele sahipsen senden daha üst kıdemli savaşçılarla eşit hatta daha üstün bir güçle savaşabilirsin. Tabi ki bu durum küçük farklar için geçerlidir. Bu yüzden yetişimini hiçbir zaman aksatmamalısın.

Şuandan itibaren çalışmaların yarı yarıya olacak. Eğitime ayırdığın sürenin yarısını yetişime yarısını savaş gücünü geliştirmeye ayıracaksın. İleride duruma göre yeniden planlama yapabiliriz.”

            “Anladım usta. O halde şimdi yetişim zamanı ama yeterli vaktim yok gibi görünüyor.” Karen dışarıda güneşin doğmasına çok bir vakit kalmadığını hissedebiliyordu ve henüz uyuyacak zamanı nereden bulacağından emin değildi. Yarın tüm günü yatağında geçirmesi mümkün görünmüyordu.

            İblis genişçe sırıttı. “Merak etme, uyumayacağın için kalan zaman fazlasıyla yetecektir.”

            Karen her nedense ustasının psikopat tavırlarına alışmış gibi gözlerini devirdi. “Böyle bir şeyi bekliyordum zaten.”

            “Bırak şikâyet etmeyi, yetişim teknikleri bir nevi meditasyondur. Bedenin bu sırada tüm yorgunluğunu atacak. Uykuya ihtiyacın yok.”

            -İyiden iyiye, kendimi köle gibi hissediyorum…-




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16649 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22399 Bölüm Sayısı


creator
manga tr