Korku dağları bekler. #Atasözü

KAREN - Bölüm 16 - Bu Teknik... Korkunç!


            Saniyenin çok az bir zaman diliminde ortaya çıkıp yeryüzünü yıkıma uğratan yıldırım görüntüsünün ardından akıl almaz bir gök gürlemesi duyuldu. Karen sanki bundan korunuyormuş gibiydi lakin yine de vücudunun her hücresi dehşete düşerek irkildi. Bu sesten sebep tek başına şehirleri yok edebilecek bir şok dalgası peydahlandı.

            Bir an sonra fırtınanın merkezinden muazzam büyüklükteki başka bir kızıl yıldırım çıktı. Bu yıldırımda göründüğü an hedefine varmıştı lakin bu sefer Karen sanki yavaşlatılmış gibi yıldırımın ilerleyişini kısa bir süre izleyebildi. Çünkü bu yıldırımın hedefi Karen’di!

Onun korkusu bu anlık sahneyi izleyebilecek kadar yavaşlatmış gibiydi. En kadim yıkımlardan birini getiren yıldırımla birlikte Karen’in gözleri ışığa dayanamayıp kapandı. Zarar görmemişti fakat kızıl ışık huzmesinin içinde hiçbir şey düşünemez hale gelmişti. Ne yapacağını bilemeyen bir çocuk edasıyla kalakalmış ve sık nefesler almaya başlamıştı.

Bir süre daha geçmesine rağmen hala ışık kaybolmamıştı lakin Karen artık sakinleşmiş gibiydi. Sonunda anlamıştı. Bu Yıldırım iç görünün kendisiydi!

Bu iç görü denen şey onun içine akıyor ve ruhunu, zihnini hatta kanını bile arındırıyordu. Bu sayede kendine gelebilmiş ve sakinleşmişti. İçine işleyen muhteşem gücü ve kudreti hissedebiliyordu. Yüzlerce hatta binlerce bilginin sanki aynı anda beynine ve hatta tüm bedenine zorla işlendiğini hissetti.

Bu rayihalı tecrübenin ardından Karen dingin ve huşu içinde göz kapaklarını kapatıp tekrar araladı. Her şey sonlanmış ve İblis’in karşısına geri dönmüştü. Karen nedeni belirsiz bir şekilde biraz önceki yıldırıma karşı derin bir özlem hissediyordu!

İç çekercesine bir nefes verdi. Ardından kaşları hafifçe çatıldı. Gördüklerine inanamamış gibi karşıya bakıyordu. Şaşırmadan edemedi.

“Bu.. Bu gerçek mi?” ne diyeceğini bilemez halde okyanusun üzerinde kalan gökyüzünü işaret etti. Orada yalnız ve çevreyi etkilemeyen gri-kızıl renklerle dönen bir fırtına baş göstermişti. Bu fırtına açıkça biraz önceki iç görüye çok benziyordu. Hatta içinde kızıl yıldırımların olduğunu belli edercesine arada bir kızıl ışıklar yanıp sönüyordu. Lakin şüphesiz diğerinin yanında bu fırtına komik derecede ufacıktı.

Belki ancak küçük bir ev boyutunda sayılabilirdi. Buna rağmen Karen kendini mutlu hissetti. Fırtınanın hafif uğultusunu az çok işitebiliyordu. Ve bu ses ona sanki küçük bir bebeğin mırıldanması gibi hissettirmişti. Gerçeğine kıyasla bu gerçekten çok mütevazı bir benzetmeydi.

            “Hehe! Öğrencimden beklendiği gibi hiçbir zarar almadan Kan Yıldırımını kendine bağlamayı başardın.”

            İblisin sözleri Karen’in kafasını karıştırdı. “Zarar almadan bağlamak mı? Bu sadece bir yetişim tekniği değil mi? Neden zarar göreyim? Hem bağlamak nereden çıktı?”

            İblis kurnaz bir ifadeyle ona baktı. “Bu teknik sıradan değil.” Derin bir nefes aldı. Her şeyi açıklamak için fazlasıyla tembel hissediyordu fakat yine de devam etti. “Anlattıklarımı iyi dinle. Ruhani ölçeği kuvvetli olan her şey ama her şey bir bilince sahiptir. Az veya çok illa ki sahiptir. Bunu iletişime geçemeyen canlı yaşam formları gibi düşünebilirsin.

Mesela ağaçlar gibi… İşte ruhani güçlere sahip silahlar, teknikler ve buna benzer diğer şeylerde bir süre geçip varlıklarını sürdürdükleri sürece ruhani olguları güçlenecek ve belli belirsiz bir bilince sahip olacaklardır.

Bu sayede kullanıcı bu varlıklara istediği gibi sahip olamaz. Her halükarda bu şeyleri kullanabilirsin lakin onaylanmış bir sahip olmazsan tam güçlerini açığa çıkarman ya da gelişmelerini sağlaman tam anlamıyla imkânsızdır. Anlayabildin mi?”

            Karen heyecanlı bir şekilde kafasını onaylarcasına salladı. –Bu teknik beni kabul etti mi yani?- diye düşünüyordu. Aklında eksik kalan soruyu sordu. “Bunu belirleyen şey ne? Nasıl onaylarını alabiliriz?”

            İblis gelişigüzel omuzlarını silkti. “Bilmiyorum.”

            “Ha?”

            “Hemen şaşırma, bilmiyorum derken bu.. Nasıl anlatmalıyım. Hımm! Evet, onları, ne istediğini anlatmayı beceremeyen bebekler gibi düşün. Her zaman ağlayıp zırlarlar fakat ne istediklerini kendileri de bilmez. Kendin bulmak zorundasın.” İblisin isteksiz ve sitemli sözleri ağzından çıktığı gibi ileride varlığını sürdüren fırtınadan güçlü kızıl bir yıldırım büyük bir gürültüyle altındaki okyanusa çarptı.

            İblis ve Karen şaşkınlıkla fırtınaya baktı. İblis çekinen bir ifadeyle fırtınaya bakarken Karen bu görüntü karşısında gülmeden duramadı.

            “Usta sanırım yanılıyorsun. Hahah!”

            “Belki de yanılıyorumdur kim bilir?” Bu sözleri Karen’e değil fırtınaya bakarak söylemişti Hatta özür dilercesine bakıyordu. Karen’e döndüğünde suratında hoşnutsuz bir ifade vardı. “Her neyse, anlaşılan bu fırtına diğerlerinden daha akıllı sonuçta çoktan bir ruha sahip.” İblisin açıklaması Karen’i şaşırtmıştı.

Aslında şaşırmasının sebebi bu açıklamanın ardından fırtına kuvvetlenmiş ve yıldırımsız gök gürlemeleri saçmaya başlamıştı. Birkaç gürültünün ardından sessizleşti. Bu durumu gören biri fırtınanın kendisiyle övündüğünü rahatça anlayabilirdi.

            İblis eğilip fısıltıyla söylendi. “Bu şey beni sinir etmeye başladı.”

            “Sakin ol usta, sana bir zararı yok öyle değil mi? Her neyse çoktan bir ruha sahip demekle ne demek istedin?”

            “Evet, evet. Bunun gibi istisnalar da yok değil. Bu yetişim tekniği aslında gerçek bir fırtınanın mühürlenmesinden üretilmiştir.” Karen’in aklına biraz önceki muazzam yıldırım fırtınası geldi. O şeyden mi bahsediyordu?

            İblis devam etti. “Öngörülerle yaratılan teknikler gerçek bir varlığın temel alındığı bu tekniğe kıyasla hiçbir şeydir. Gerçek ve kadim bir fırtınanın yeterli düzeyde gelişmiş bir ruha sahip olması işten bile değil. Bu yüzden bu teknik çoktan ruh sahibi diyorum. İtiraf etmese de bu tekniği yaratanın ustam olduğundan eminim.”

            “Vay canına, yani bu teknik şans eseri bir ölümsüzden bana hediye mi? Bu gerçekten inanılmaz.”

            “Şanslı olduğunu kabul ediyorum lakin bu senin başarın, şaşırmana gerek yok. Eğer bu teknik ustamın dediği kadar varsa, seni kabul etmeseydi rahatlıkla yok edilebilirdin.” Diye açıkladı iblis.

            Bu açıklama Karen’in tüylerinin dikilmesine neden oldu. “Böyle bir risk varken bunu bana söylemedin mi yani?”

            “Hehe! Merak etme nasıl olurda öğrencimin gelişigüzel ölmesine izin verebilirim! Bunu başarabileceğinden emin olmasam sana bu vermezdim…”

            -Seni lanet psikopat ihtiyar!- diye düşünen Karen’in suratında zoraki bir gülümseme vardı. “Öyle olsun, pekâlâ sırada savaş tekniğim var öyle değil mi? Bunun için ne yapmam gerekiyor?”

            “Hiçbir şey.”

            “Anlamadım. Karşılıksız verecek misin yani?” Karen kuşkuyla sordu.

            “Verdim zaten.” İblis fırtınayı gösterdi. “Kan Yıldırımı yetişim tekniği olarak inanılmaz bir düzeydedir. Yıldırımın özü yetişim yoluyla kanına etine ve kemiklerine nüfuz eder.

Bu şekilde bedeninde akıl almaz bir sağlamlığa erişecektir. Yani yetişim teknikleri arasında en iyilerden birisi olarak görülebilir.

Çünkü çok nadir karşılaşabileceğin hazine değerinde bazı teknikler hem saldırı hem savunma hem de yetişim yapmanı mümkün kılar. İşte bu Kan Yıldırımı bunlar arasında bile inanılmazdır.” İblis şaşkın bakışlarla onu izleyen Karen’e baktı. Açıklamaktan vazgeçti ve söylendi. “Sana tekniği çoktan aktardım. Bilgileri zihninde bulacaksın bana sorup durmayı kes artık.”

            Karen istemsizce gözlerini kapattı. Zihninde sahip olduğu bilgileri gözden geçirdi. Düşünceleri açıkça kaos içerisindeydi.

Sadece birkaç saat içerisinde yüzlerce bilgi edinmişti. Hala birçoğunu aralıksız düşünüyordu. Bugün yaşadıklarını hazmetmesi uzun sürecekti. Buna rağmen biraz sakinleşmeye koyulup [Kan Yıldırımı]yla alakalı neler bildiğini düşünmeye başladı.

Bir anda onlarca bilgi akınını uğradı. Bu şaşırtıcıydı. Karen sanki bununla alakalı bir kitabı düzinelerce kez okumuş gibi ince ayrıntılarına kadar her türlü bilgiye sahipti.

            Kısa bir süre nasıl yetişim yapacağını anımsadı veya öğrendi artık hangisi kulağa doğru geliyorsa.. Ardından etkileri ve farklı kullanım şekillerine göz gezdirdi.

Birkaç dakika sonra kalbi hızla atıyor ve heyecanı çoktan bastırabileceği seviyeleri aşmış vaziyetteydi. Zihni bunca şeye hazırlıksız yakalanmış gibi şokla kalakalmıştı. –Bu nasıl dehşet verici bir güçtür böyle! Buna gerçekten sahip olabilir miyim? Hahaha!! Bu mükemmel olacak…- düşünceleri içerisinde attığı kahkahalar yüzünden suratında çarpık bir gülümseme oluşmuştu. Manzaraya bakan İblisin suratı ekşidi.

            Karen bir süre kendinden geçmiş olsa da hızla sakinleşip tüm bilgileri gözden geçirdi. Artık savunma(aynı zamanda yetişim), savaş ve son olarak hız kapsamında üç ayrı gelişimi olan bir tekniğe sahipti.

            Kan Yıldırımı Yetişim Tekniği, Ölümsüz olana kadar ilerleyebilen bir teknikti. Doğal olarak 11 seviye ayrılmıştı. Her seviye dengi olan kıdeme karşılık geliyordu. Teknik vasıtasıyla 1.Kıdeme ulaştığınızda, tüm beden yıldırım zerreleriyle arındırılıyor ve bu sayede demir gibi bir sertliğe ulaşıyordu. Ve her kıdemde bedenin sertliği katlanarak artıyordu. En son açıklama Yeryüzü Efendisi yani 10.seviyede yapılmıştı ve bu açıklama tek kelimeyle muhteşemdi.

            10.Seviyede, bedensel olarak zayıf nokta kalmayacaktır. Hiçbir zehrin etkisi olmayacaktır. 6.Seviyeden itibaren kullanılabilen Yıldırım Kalkanı değişim gösterecek ve tüm bedene yayılabilecek veya başka birinin üzerinde kullanılması mümkün olan Yıldırım Zırhı oluşturula bilinecektir. En önemlisi kullanıcının bedeni yok edilemez derecede bir sağlamlığa adım atacaktır.

            Eksi yönleri, sadece Ruha etkileri olan saldırı ve büyüler konusunda küçük bir direnç gösterebilir. Bunun haricinde kullanıcının kendi ruhunu koruyamaz. En dikkat edilmesi gereken husus bağlama teknikleri karşısında çaresizdir.

             Bu bilgi Karen’in kanını kaynatmıştı. Tek bir kusuru vardı o da bağlanmaktı ve bundan kaçınmalıydı. Bunun dışında yok edilemez bir vücut ne demekti! Ve daha diğerleri vardı.

            Kan Yıldırımı Hız Tekniği, 7 seviyeye ayrılmıştı. Ve her seviyede muazzam bir hız artışı yaşayacaktı. Muhteşem kısımları ise 5.seviyeden sonra başlıyordu.

            6.Seviye, kullanıcının hızı Yeryüzü Efendilerinin maksimum hızına eşit olacak. 8.Kıdeme ulaşılmadan kullanılamaz. Teknik kullanıldığında beden çevredeki enerji parçacıklarını emerek güç tüketimini minimum seviyelere indirecektir. Ayrıca kullanılacak illüzyon bedenlerin sayısı dörde çıkarılabilir. Seviyenin son kısımlarına doğru uçmak mümkündür fakat aşırı tüketim yapacaktır.

            7.Seviye, kullanıcının hız sınırı öngörülemediğinden, muhtemel hız ölümsüzlere denk veya üstün olacaktır. Çevredeki enerji emilimi üstün bir artış göstereceğinden 10.Kıdemdeki birine oranla çok daha uzun süre uçmak mümkün olacaktır. Sayısız illüzyon beden oluşturmak mümkün olacak ve en fazla dört beden savaşabilecek güç taşıyacaktır. İllüzyonların kıdemi kullanıcısından bir düşük seviyede olacaktır. Harici ek etkiler bilinmiyor…

            Karen bunları düşündükçe kahkaha atmadan duramadı. Genç delikanlı rüya gibi bir günü tecrübe ediyordu ve kendini tutması mümkün görünmüyordu. –Hepsi muhteşem, inanılmaz fakat bu savaş tekniği açıkça inanılır değil hatta tecrübe etmeden inanmaya cüret edemiyorum!-

            Kan Yıldırımı Savaş Tekniği, 6 seviyeye ayrılıyor.

            1.Seviye, Yıldırım Ateşi; Kullanıcının, elinde yıkıcı patlayıcı etkilere sahip yıldırım enerjisi şekillendirmesini sağlar. Bu enerji salınımı hedefe temas ettiği an dışa doğru küçük bir alanda yüksek yıkım gücüne neden olacaktır. 3.Kıdeme ulaşılmadan kullanılması kişinin kendisine zarar verebilir niteliktedir.

            2.Seviye, Yıldırım Silahlanması; Kullanıcının yıldırım enerjisini her çeşit silah görüntüsüne sokması mümkündür. En önemli etkisi silahların kullanıcının bedeninden ayrıldığında dahi hedefe ulaşana kadar gücünü korumasıdır. Yıkıcı etkileri ve boyutları kullanıcının ruh gücüyle doğru orantılıdır lakin en azından patlayıcı güç Yıldırım Ateşinin iki katı dolaylarında olacaktır.

            3.Seviye, Yıldırım Fırtınası Alanı; Alan büyüklüğü kullanıcının ruh gücüyle doğru orantılı olarak belirlenebilecek geniş bir bölgede yıldırım fırtınası oluşturmasını sağlar. En azından yüzlerce yıldırımın üstün bir kuvvetle etki alanının içerisindeki tüm düşman hedeflerini vurmasını sağlar. Eğer kullanıcı hedefleri tayin etmek arzusunda ise yıldırım sayısı azalacaktır. Ayrıca ne kadar az yıldırım kullanılırsa kuvvetleri bir o kadar çok olacaktır. Ek etkiler bilinmiyor.

            4.Seviye, Kan Yıldırımı; Kullanıcının göklerden yapay bir Kan Yıldırımı çağırmasını sağlar. Tek hedefli saldırı tipi olmasına rağmen yok edici ve durdurulamaz derecede kuvvet sahibidir. Fırtınalı havada kullanılırsa etkisi birkaç kat fazla olacaktır. Eksi yönü, Yıldırımın tam gücünü ancak gece saatlerinde kullanmak mümkündür, gündüzler ise dikkate değer bir güç kaybı yaşanacaktır.

            5.Seviye, Kadim Kaosun Çağrısı; Kullanıcının, yapay bir Kan Yıldırımı Fırtınası yaratmasına olanak sağlar. Gökyüzü kullanıcının hizmetine girer. Bu fırtınadan, gerçek bir Kan Yıldırımı çağırma şansı vardır. Lakin muazzam miktarda ruh gücüne ihtiyaç duyar. Yeryüzü Efendisi seviyesine gelmeden kullanılmamalıdır. Buna rağmen tüm ruh gücünü bir anda tüketebilir. Özenle dikkat edilmesi gerekir.

            6.Seviye, Yıldırım Kıyameti; Mühürlenen gerçek kadim yıldırım fırtınasının kısa süreliğine serbest kalmasına neden olur. Kullanılması iki nedenden ötürü önerilmez.

Muhtemelen birkaç saniye içerisinde kullanıcının tüm ruh gücünü tüketip öldürecektir. Ayrıca fırtına dost düşman ayırt etmeden saldıracaktır. Kuvvetle muhtemel kullanıcı yıkım esnasında söz sahibi olamayacak ve kendisi de yıkımdan payını alacaktır.

         

            Karen içten gelen bir korkuyla inledi. İblis, Karen’in bakışlarını görünce kahkaha savurdu.

            “Seni bu kadar ürküten neyi düşünüyorsun evlat?”

            Karen düşüncelerinden sıyrılıp karmaşık duygularla iblise baktı. “Bu Savaş Tekniği… Korkunç! Ve 6.seviye tam anlamıyla intihar saldırısı değil mi yahu? Bunu bir insan neden kullanır ki?”

            “Hahah! Eğer kaderinde umutsuz savaşlar varsa böyle teknikler tersine hayat kurtarır, bunu aklında tut!”

---------

            İblis, Karen’e bu teknik konusunda birkaç ipucu ve kullanım yönleri konusunda detaylıca fikir vermeye devam etti. Karen, adeta hayatı buna bağlıymış gibi dikkatle onu dinliyordu. Uzun bir sohbetin ardından Karen hem dinliyor hem de iç görüsünü ilerleterek yıldırıma olan yatkınlığını arttırmaya çalışıyordu. Bir süre sonra o kadar çok bilgiye hâkim olmuştu ki İblis’i dinlerken parmakları arasında hafif bir cızırtı eşliğinde elektrik akımların oluştuğu görülebilirdi.

            “Şununla oynamayı kes, dikkatini dağıtıyorsun!” İblisin huysuz sesi emrivaki bir sertlik taşıyordu.

            Karen hemen elinde oynadığı küçük akımı yok edip suçlulukla başını eğdi.

            “Özür dilerim usta!” Surat ifadesini gören biri özür mü diliyor yoksa teşekkür mü ediyor anlayamazdı. Hatta suratında açıkça heyecanlı bakışlar vardı.

            -Bu velet! Yüz verip şımarmasını istemiyorum lakin bu ilerleme hızı saçma değil mi! Bir şeyler anlatmaya başlayalı ne kadar oldu? Sadece birkaç dakika! Daha şimdiden elektrik akımları yaratabiliyor… Bana kalırsa dehşet verici olan bu teknik değil, bu lanet veledin kendisidir!-    

İblisin söyledikleriyle düşündükleri çok farklıydı. Gerçekte içinde öğrencisiyle ilgili hafif bir gurur hissiyatı vardı lakin aynı zamanda Karen’in ilerleme hızını görünce kıskanmadan edememişti.

Eğer onun gibi bir yeteneğe sahip olsaydı kim bilir kaç yüzyıl önce bir ölümsüz olmayı başarabilirdi.

            İblis azarına rağmen bir gülümseme takındı. “Her neyse, artık gitsen iyi olur. Güneş çoktan en tepeye ulaştı.”

            Karen istemsizce kaşlarını çattı. Şu anki halinden oldukça keyif alıyordu. Nasıl almazdı ki? O göklerden sadece sıkıntısının giderilmesini istemişti lakin bu yetmezmiş gibi akıl almaz şeyler bilen aşırı güçlü bir ustaya, muazzam tekniklere ve üstün sayılabilecek bir güce kavuşmuştu.

Şuan ki düşüncesine göre bıraksalar günlerce oturup İblis Duhan’la vakit geçirmek isterdi. Ayrıca durumunu hala nasıl açıklayacağından emin değildi. Şüphesiz ailesi mutlu olacaktı onları inandırmak kolaydı lakin Ruh yaratığı bir İblis’ti!

Eğer bir Araken olsa aşırı şaşırtıcı olsa da bir şekilde inandırabilirdi fakat o Canlı Ruh Sarayına sahip olduğunu söyleyecekti ve açığa çıkaracağı ruh onların ödünü koparabilirdi…

            İblis Karen’in ifadesinden neler düşündüğünü az çok anlamıştı. Özgüvenle söylendi. “Merak etme problem yaşamayacaksın.”

            “Nasıl?”

            “Ruh yaratığını göstermekten çekiniyorsun doğru muyum?”

            Karen kafasıyla onayladı.

           “Tamamdır, o kısmı bana bırak.”

            Her ne kadar bu güvenceyle rahatlamış hissetse de şüphelerinden arınmış değildi.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15644 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21150 Bölüm Sayısı


creator
manga tr