"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

KAREN - Bölüm 15 - Kan Yıldırımı!


            “Şu açgözlü bakışlarına sahip çık!” dedi İblis. Neredeyse yeni bir kahkaha atacaktı.

            “Hehe! Biraz heyecanlandım.”

            “Sana iki, güçlü ve her anlamda ileri seviye teknik vereceğim. İlki Yetişim Tekniği, görüp görebileceğin en işe yarar yetiştirme tekniklerinden birisidir. İkincisi ise Savaş Tekniği olacak, bunu anlatmaya gerek bile yok.” İblis içten içe muzipçe gülümsüyordu. –Hoş ikisi de aynı şey ama neyse artık- diye düşündü.

            Karen hemen iblisin karşısında kafasını eğdi. Minnet duygusu kabarmıştı. “Teşekkür ederim, usta!”

            “Hahah! Bakıyorum ağzın düzelmeye başladı. Her neyse hemen sevinme.”

            Karen sıradaki haberi beklerken kaşları çatıldı. İblis devam etti. “Hayatta hiçbir şeyi karşılıksız alamayacağını öğrenemedin mi hala?”

            “Sen nasıl bir ustasın yahu?”

            “Karşılık istemiyorum! Eğer şimdiki cehaletin olmasa sana vereceğim tekniklerin ne kadar değerli olduğunu anlardın. Bu tekniklere paha biçmek gerekirse, muhtemelen kıtanın yarısını bana hediye etmek isterdin.”

            -Abartmıyor musun?- diye düşündü Karen fakat karşı çıkmaya cesaret edemedi. Kararlı gözlerle iblise baktı. “Pekâlâ, ne yapmam gerekiyor?”

            “Eh? Beklediğimden hızlı kabullendin. Güzel, güzel yavaşça adam oluyorsun hahaha! Yetişim tekniğiyle başlayalım. Şu andan itibaren savaşacağız, bana bir kez vurmayı başarabilirsen teknik senindir.” İblis özgüvenle söylendi.

            Karen dikkatle izliyordu. “Bu kadar basit mi?” Altından başka bir şey çıkacağından endişeleniyordu.

            “Seni kibirli velet, daha fiziksel kuvvetime karşılık veremiyorsun. Tam gücümle savaşırken bunu başarabileceğinden ne kadar eminsin?”

            -Tam gücü mü?- Karen hafif bir endişeye kapıldı. “Yeryüzü Efendisine karşı ne yapmamı bekliyorsun be!”

            “Saçmalamayı kes! Ondan bahsetmiyorum sözleşme yüzünden açığa çıkarabileceğim güçten söz ediyorum. Ancak 1 kıdem civarında o kadarda çok değil.”

            Karen rahatladı lakin kolay olmayacaktı daha fazla zamana ihtiyacı olduğundan emindi. “Öğlen babamın yanına uğramam gerekiyor.” Gerçekten artık gerek kalmış mıydı? Karen bunu düşünmeden edemedi. Artık bir büyücü olmasına kesinlikle ihtiyacı yoktu.

            “Daha bol zamanın var. Ruh Sarayına geçelim oradaki zaman en azından gelişme göstereceğin kadar yeterli olacaktır.”

            “Eh? Madem orada da savaşabiliyorduk buraya neden geldik?”

            “Hımh! Bana iş mi öğretiyorsun? Benim güç kısıtlamam sadece dış dünyada geçerli. Yani Ruh Sarayında tamamen gerçek gücümü kullanabilirim. Ne kadar kendime hâkim olabilsem de ufacık bir kaza seni parçalarına ayırmaya yeter. Fiziki bir yara almayacak olmana rağmen bu derece saldırılar kolaylıkla ruhuna zarar verebilir. Bu yüzden orada sadece küçük ruh klonlarımdan birine karşı mücadele edeceksin. Dış dünyaya gelmemizin sebebi gücünü ve savaş becerini en iyi şekilde değerlendirebilmem için, izlemek yerine bizzat tecrübe etmem gerektiğindendi.”

            Karen, İblis’in ona bu kadar özen gösterdiğini yeni fark etmiş gibi bakakaldı. Bir kez daha minnet içinde kafasını eğdi. “Ustama, ilgisi için teşekkür ederim.”

            “Ruh halinin zırt pırt değişmesi beni ürkütüyor! Hadi gidelim.” diye şakayla karışık sitem etti İblis. Karen’in tavrını samimi bulmuş ve sevinmişti.

            Aradan geçen üç saatin ardından Karen defalarca savaşmıştı. Doğrusunu söylemek gerekirse defalarca dayak yemişti.

            Karen’in önünde İblisin, yarım akıllı fakat savaş makinesini andıran savaşma biçimiyle iki metrelik ruh klonu duruyordu. Kısa bir iyileşme arası vermişti. O kadar çok dayak yemişti ki bu bile başlı başına birçok savaşçının tecrübe edemeyeceği bir deneyimdi. Onca basit yaralanmanın ardından sürekli iyileşmek için ara veriyor peşi sıra savaşmaya devam ediyordu. Fiziki yaraları sadece ağrı duymasına neden olan illüzyonlardan farklı değildi elbette. Sadece yorgunluk gerçekti. Bu yüzden genelde dinlenmek için ara veriyordu. İblis klonunun ve Karen’in ruh güçleri çok önceden tamamen tükenmişti. Karen kısa sürede yenilenen küçük miktar gücünü sadece enerjisini yenileyip yorgunluğunu gidermek için harcıyordu. Geri kalan zamanda İblis ile sadece kaba kuvvete dayalı bir kavgaya giriyordu. Açıkça İblisin en iyi olduğu konuda devasa bir dezavantaja rağmen, Duhan onu birkaç kez övmüştü. Birkaç saatin ardından savaş stili ciddi bir gelişme göstermişti.

            Artık çok daha az darbe alıyor ve daha çok saldırı yapıyordu. Aynı anda savunması ve saldırıları göz alıcı bir kombinasyonla ilerlemekteydi. Lakin ne yaparsa yapsın, yarım akıllı iblis klonu bazen hemen bazense son anda saldırıları savuşturmayı başarıyordu.

            Sıradaki savaş başlamadan önce İblis Duhan konuşmaya başladı. “Gerçekten şaşırtıcı bir hızla gelişiyorsun. Bu son savaş olacak.”

            Karen anlamsızca İblise baktı. Henüz küçük bir zaman dilimi de olsa devam edebilirlerdi. Bu günlük bu kadar mıydı? “Devam edebilirim.” Diye fikrini belirtti. İblise karşı olan saygısı çoktan artmıştı ve fazla asilik yapmama kararı almıştı. Hoş iblisin tavırları düşünüldüğünde her zaman saygı göstermesi de mümkün değildi.

            “Hahah! O kadarını çoktan anladım. İstesem de vazgeçecek gibi görünmüyorsun zaten. Demek istediğim bu savaş son olacak çünkü başaracaksın.” İblisin memnuniyet dolu sesi, ışıklarla bezenmiş sonsuz boyuta yayıldı.

            “Bana biraz fazla güveniyorsun. Ne diyebilirim ki yerinde olsam bende bana güvenirdim. Heheh!” Kibirli sözleri bittiği an hızla klona saldırı başlattı. Klon ise bunu beklermiş gibi yarı yolda savunmasını hazırlamıştı.

            İzleyenleri hipnotize edecek bir hızla, iki ayrı bulanık görüntü birbirlerine girdi. Boğuk darbe sesleri, kemik çıtırdamaları birbiri ardına yankılanmaya başladı. Bu seslerin hepsi Karen’e gelen darbelerden kaynaklanıyordu. Karen artık savunmayı tam anlamıyla görmezden gelip sadece dayanıyordu. Savaşın hızı ve momentumu gittikçe yükselmeye devam etti. Ta ki bulanık figürlerden biri ansızın yerle bir olana kadar.

            Kızıl bir siluet yerde şaşkınca yatıyordu. Ayakta kalan figür ise Karen’den başkası değildi.

            “Hahaha! Sonunda, Tanrım! Hiç bitmeyecek sandım! Hahhah!” Ancak bir zaferinden ardından gelen neşeli bir sesle bir süre daha kükremeye devam etti. Bu sırada yerden yavaşça kalkan klon ruh, İblis Duhan’ın el hareketiyle ortadan kayboldu.

            “Tamam, sakin ol biraz. Sanırım bir tebriki hak ettin.” İblis beklediği olmuş gibi bilmiş bir ifadeyle sırıtıyordu.

            “Tabi ki hak ettim! Şu an babamla bile yenilmeden kapışabileceğimden eminim. Haha! Bilse ne derdi merak ediyorum.” Karen biraz kibirlenmeyi kendine hak görmüş ve şımarmaya karar vermişti.

Hoş aslında şuan ki gelişimiyle babasını yenemese de basit bir mağlubiyet alması gerçekten de imkânsızdı.

“Eh, o halde buraya gel de ödülünü vereyim.” Dedi İblis. Öğrencisinin gelişiminden gurur duyan bir usta gibi göğsünü şişirmişti.

Karen yeni bir heyecan dalgasıyla iki adımda İblisin önünde peydahlandı. Gözlerindeki parıltı görülmeye değerdi.

“Hehe! Küçük köpek yavrusu gibi bakmayı kes, bunu hak ettin.” İblis takılmadan duramadı.

Karen hemen kaşlarını çattı ardından muzip bir gülümseme dudaklarında yayıldı. “Usta, öğrencin küçük köpek yavrusuysa bu seni büyük bir köpek yapmaz mı?”

            İblisin ifadesi bir an için dondu kaldı. Hemen arkasından suratına yayılan öfkeyle damarları belirginleşmişti. “Seni ukala piç! Ustaya saygın nereye gitti!” Cümlesini tamamlamadan görüntüsü yok oldu ve Karen, İblisi arkasında sezinlediği an kalçasına bir dağ çarpmış gibi vücudu yerden havalandı ve düzinelerce metre sonra yere kapaklandı.

            “Ağğhh!” Karen kalçasından yayılan acıyla inledi. Darbenin etkisiyle kıçındaki tüm kemikler uyuşmuştu. “Seni manyak herif! Elinin ayarı yok mu senin?? Öğrencini öldürmeye mi çalışıyorsun?” Aslında Karen’in zihninden binlerce küfür geçmişti lakin öfkesine rağmen bunları dillendirmeye cesaret edemedi. Acı daha katlanılabilir olduğunda ayağa kalkıp silkelendi.

            Bu sırada öfkesi hızla dinen İblis öğrencisinin haline kahkaha atıp duruyordu. Bu aşağılanma yüzünden sinirlenen Karen kendine hâkim oldu. Sonuçta ufacık bir laf sokmanın ardından düştüğü durumdan sonra bu akıllıca bir karardı. Hoş bu derece güce sahip efsanevi sayılabilecek bir İblise, saygısızlık yapacak kimse olamazdı. Bu konuda Karen tam anlamıyla türünün tek örneğiydi.

            “Seni büyük köp-”

            “Ne dedin duyamadım?” diye kükreyen İblis, Karen’in sitemli fısıltılarını kesti.

            Karen anında elleriyle ağzını kapattı. –Bu çılgın ihtiyarın nasıl kulakları var böyle!- diye düşünmeden edemedi. Boğuk bir sesle devam etti. “Yeterince güçlenince bu konuyu tekrar konuşacağız!” demekle yetindi. Dayak yese de belli kısımlarda hala sözlerinden sakınmayacaktı.

            “Hahah! Bunun için en azından bin yıla ihtiyacın var seni arsız velet!”

            Karen ve İblis bir süre daha ağız dalaşına devam ettilerse de bunun sonu olmayacağına karar verip vaz geçtiler. Gerçekten ikisi de birbirinden çocukça davranıyordu. İşin tuhaf yanı ikisi de bunun farkındaydı.

            “Öhö, öhö.” İblis yapmacık bir öksürükle boğazını temizledi. “Her ne kadar arsızlıkta sınır tanımaz bir öğrenci olsan da benim gibi yüce bir usta verdiği sözleri tutmalı!”

            “Aynen, katılıyorum tabi sadece son kısma.” Karen kararlı bir ifadeyle ustasına baktı.

            “Sabrımı sınamayı kes, gel buraya!”

            Karen hafif bir heyecan ve kaba etinden yayılan sızıyla İblisin karşısına geçti.

            “Bu yetiştirme tekniğinin adı [Kan Yıldırımı]’dır. Bu teknik kendi ustam tarafından bana verilmişti muhtemelen bu tekniği yaratanda kendisiydi. Lakin ben bunu kullanabilmek için uygun birisi değildim.”

            Karen’in gözlerinde huşu ve derin bir kararlılık vardı. “Ustamın ustası mı? Benim için uygun mu?”

            “Sözlerimi bitirmemi bekle. Bu tekniği uygulayabilmek için gerekli olan şartları sağlamak koca dünyada bile ancak birkaç kişi için mümkündür. Aslında sana benim tekniği mi vermek istesem de emin ol böyle bir fırsatı kolayca bulamazsın. Tekniğin özünde, doğanın en gizemli ve kudretli yıkımı sayılan, Kan Yıldırımı Fırtınasının bizzat kendisi mühürlüdür.”

            “Bir saniye Usta, Kan Yıldırımı Fırtınası nedir? İlk kez duyuyorum?” Karen bunu sadece teknik için öylesine bir isim sanmıştı. Ne kadar kitap okumuştu? Ve buna rağmen neden kendini bu kadar bilgisiz hissediyordu? Gerçekten dışarıda bilmediği bir dünya vardı.

            “Hahah! Bilmemen normal evlat. Zamanın enötesinde, kadim varlıkların yaşadığı zamanlarda doğa olayları da aynı o kadim varlıklar kadar güçlü ve kudretliydi. Şuan nadir olan ölümsüzler o zamanlar küçük şehir efendileri gibi neredeyse her yerdeydi. En sıradan insanın gücü bile senin için ulaşılmaz bir güç sayılabilirdi. Böyle muazzam varlıkların olduğu dünyada sence doğal afetlerin hiçbir önemi olur muydu? Unutma Karen, gökler hiçbir zaman merhametli ya da acımasız değildir. Gökler sadece adildir! O zamanın varlıklarını yine tehlikede hissettirecek canavarlar ve doğal afetler vardı. Ve o zamanlar en şiddetli fırtınalar arasında en yok edici afet şüphesiz Kan Yıldırımı’ydı!”

            Karen histerik bir şekilde zorla yutkundu. Bu nasıl bir hikâyeydi böyle? Ölümsüzleri bile tehdit edebilen yaratıklar ve doğal afetler mi? Bunlar Karen’in hayal bile edemeyeceği dehşet verici şeylerdi! Karen sakinleşene kadar bekleyip bir fısıltı edasıyla konuştu. “Usta bunları nereden biliyorsun?” İnanmıyor değildi. Yeni bilgilere olan doyumsuzluğu ona sadece daha fazla merak aşılamıştı.

            “Kendi Ustam sayesinde.” Karen, İblisin cevabı sırasında takındığı hürmeti ve gözlerindeki özlemi net bir şekilde görebiliyordu. İblis uzaklara bakmaya başlamışken devam etti. “Ustam bir Ölümsüzdü.”

            Karen şaşkınlıkla bakakaldı. Karen’in durumunu görünce İblis derin bir nefes çekip anlatmaya başladı.

            “Bundan yüzlerce yıl önce karşılaştığım ihtiyar bir bilge beni yaralı olduğum sırada kurtardı ve tedavi etti. Hareket etmeye bile isteksiz olacak kadar yaşlı ve güçsüzdü. İçler acısı haline rağmen ona zarar vermedim. Çılgın bir iblis olsam da hala ona minnet duyuyordum. O bilgenin yanında bir süre kaldım.

Kısa zamanda onun eşsiz bir bilgi birikimi olduğunu anlayınca yanından ayrılmadım. O zamanlar tek derdim güçlenmekti. Ve bilgi de aynı zamanda güçlenmenin kapılarını arayabileceğinden beni eğitmesini istedim.

Başta isteksiz olsa da ısrarlarım ve tehditlerim sayesinde bir süre misafiri oldum. Ardından gerçekten de muazzam şeyler bildiğini keşfettim. Akıl almaz teknikler biliyordu hoş bana göre onları kullanamıyordu sadece biliyordu. Bu sürede onu korumaya karar verdim o da bana inanılamayacak şeyler anlatıyor ufkumu genişletiyordu.

Yeni bilgiler yeni ön görüler edinmemi sağladı. Bu sayede gücüm giderek arttı. İntikamımı alabileceğime inandığım zaman yanından ayrıldım. Bana müthiş emekleri olmuştu. Geri gelip onu ziyaret edeceğime yemin ettim.

Düşmanlarımın hepsini bulmak uzun sürdü lakin sonunda bana yaralar verenlerin canlarını alabildim. Dönüş yolunda bazı bilgiler kulağıma ilişti. Merak uyandıran şeylerdi. Çünkü bunlar benim misafiri olduğum ihtiyar hakkındaydı. Duyduğum kadarıyla benim ihtiyar ve başka biri Araf’ta akıl almaz bir savaş vermişti.

Bu öylesine şiddetli bir savaştı ki birçok Yeryüzü efendisi seviyesindeki iblis izlemek için gitmişti. Ve hepsi şok olmuştu. Çünkü o kadim yaratıklar bile savaşın olduğu yere yaklaşamamışlardı. Öylesine güçlü patlamalar ve şok dalgaları yayılmış ki toprak biçimini yitirmiş gökyüzünün kendisi bile yırtılmaya başlamış.

Sonunda savaşın sonu gelmiş. Diğer kişi hayatını kaybetmiş, ihtiyar ise ağır yaralanıp ortadan diğer cesetle birlikte kaybolmuş. Sonuç olarak izleyenlerin hepsi bu güçteki varlıkların ancak Ölümsüzler olacağını düşünmüşler. Bense bunu öğrendiğimde aptala dönmüştüm. Sen düşün halimi işte! Hahahah!

Bir ölümsüz ustaya sahip olabilmiştim lakin ona tek bir teşekkür bile edemeden yollarımız ayrıldı. Böyle muhteşem bir varlık beni kabul etmişti fakat ahmak ben ki ne anlayabilmiştim ne de minnetimi gösterebilmiştim. Bir daha da bu şansı bulamadım zaten.

Ölümsüz Ustam Kavr Un Ava! Hehe! Lakabım onun adından gelir ve İblislerin soy isimleri olmadığından minnetimi biraz gösterebilmek adına onun soyadını da taşımaya karar vermiştim. Biraz çocukça lakin hala gururluyum.”

            Karen ne diyeceğini bilemedi. Öylece, kederle uzaklara bakan vahşi görünümlü iblisin haline şaşkınca bakmakla yetindi. Sonunda derin bir nefes verdi. Yavaşça Usta’sının önünde eğildi ve konuştu.

            “Eğer yarın öleceğimi bilseydim sırf Ustamın şu ana kadar verdiği emeği ödemek için onlarca yıl yaşamaya çabalardım. Ustamın verdiği emeklere içtenlikle teşekkür etmekten başka elimden bir şey gelmez. Teşekkür ederim!”

            İblis Duhan şaşkınca Karen’e baktı. O kadar şaşırmıştı ki, yükselen duygularını bile engelleyemedi. Sessizce orada dikildi ve önünde eğilen çocuğa baktı. Çocuğun ona minnet duyduğunun farkındaydı lakin bu kadar içten ve samimi davranmasını beklememişti. O bir iblis olsa da kalbi henüz taşlaşmamıştı. Ve bu yüzden heyecanla attı. Ruhu bile kıpırdandı. Duygu yüklü gözlerle renkli ışıkların oyunlar oynadığı sahte gökyüzüne baktı. İçinden sessizce mırıldandı. “Usta bunu görüyor musun? Senin işe yaramaz öğrencin, hak etmediği kadar mükemmel bir öğrenci buldu. Seninle tanıştırmak isterdim ve kesinlikle onu benden daha çok severdin çünkü bu arsız velet benim gibi değil, onun çok güçlü bir kalbi var…”

--------

            Karen bir süre daha İblise zaman tanıdı. Onun hala hafif bir keder ve aynı zamanda neşe taşıdığına inandığı gözleriyle gökyüzüne bakmasını seyretti. Kısa bir zamanın ardından vahşi ve ürkütücü İblis görüntüsüne geri büründü. Bakışları sağlam ve parlaktı. Lakin eskiye nazaran Karen onlarda bir yumuşamanın izini gördü ve içten içe sevindi. Bu huysuz ihtiyar gerçekten onu seviyor gibiydi.

            İblis anlamlı bir bakış attı ve daha fazla konuşmadı. Elini uzatıp Karen’in alnına parmağıyla dokundu. İçinde muazzam bir enerji taşıyan içsel kuvvet hızla onun zihnine ulaştı ve dağıldı. Bu sırada Karen transa girmiş gibiydi. Aklı başından uçup gitmiş gitti. Çünkü gözlerinin önünde korkunç bir sahne canlanmaya başlamıştı.

Şu an karanlık gökyüzünde havada asılı duruyordu. Yeryüzü onun göremeyeceği kadar uzakta ve karanlık içinde saklanmış gibiydi. Lakin Karen zaten dikkatini başka bir yöne vermişti. Hemen karşısında cereyan eden muazzam bir olaya nefesi kesilmiş şekilde odaklanmıştı. Ve bu gördüklerinin ne olduğunu Karen anında anlamıştı.

            Boğuk ve tedirgin bir şekilde kükredi. “Kan… Kan Yıldırımı Fırtınası!” Sanki eşsiz rüzgârların sebep olduğu muhteşem fırtına Karen’i duymuş gibi ansızın köpürdü. Hortuma benzeyen ve hızla dönen fırtına, karanlıkta huşu uyandıran gri-kızıl renklerdeki bulutsu yüzeyiyle bir anda kan kırmızısı bir şekilde aydınlandı. Görüntü korku vericiydi. Fırtınanın merkezinden dağ kalınlığında onlarca devasa kızıl yıldırım dışarı akın etti. Bu yıldırımlar bir an göründü ve diğer anda yeryüzüne çoktan inmişti. Karen hayatı boyunca böyle bir korku hissetmemişti. Böyle bir doğal afet tek başına yaşadığı dünyayı yok etmeye yeterdi!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr