"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

KAREN - Bölüm 14 - Eğitim Zamanı!


            Karen, İblisin büyüsünden sonra birkaç kez ayna karşısında gücünü sonuna kadar deveran ettirdi. Ne yaparsa yapsın artık altın tacı gözle görülmüyordu.

            “Bu gerçekten işe yarar mı?”

            “Birisi özellikle senin Ruh Sarayını kontrol etmediği sürece anlaması imkânsız. Hoş bunun için benden daha güçlü olması ve iblis büyüleri konusunda üstün bir bilgi birikimi gerekiyor. Böyle birini arasan bile zor bulursun.”

            “Buna sevindim ama dışarıdan ne olduğum iyice belirsiz olmadı mı? Bu şüphe çekmez mi?”

            “Heheh! Hala basit düşünüyorsun. Bundan sonra Canlı Ruh Savaşçısı olarak davransan kim aksini iddia edebilir ki? Gücünü açığa çıkardığında benim mührümün bir kısmı bedeninde tezahür etmiyor mu? Tam anlamıyla mükemmel kamufle oldun. Heheh!”

            Karen rahatlatıcı bir gülümseme takındı. Neredeyse tüm problemi çözülmüş gibiydi. Geriye bu durumu ebeveynlere nasıl açıklayacağı kalmıştı. Düşünceleri İblisin ansızın gelen kahkahasıyla bölündü. Karen irkilip kaşlarını çattı. -Bu lanet çılgın ihtiyar durduk yere niye güler ki!-

            “Yine ne oldu?”

            “Hahah! Bunu hiç düşünmemiştim. Evlat, gerçekten düşmanlarının korkulu rüyası olacaksın!”

            “Ne demek istiyorsun?”

            “Canlı Ruh savaşçılarının ruh yaratıklarını kendi kendilerine oluşturduklarını anlatmıştım öyle değil mi?”

            “Evet?”

            “Peki, bu yaratıkların neye benzeyecekleri nasıl belirleniyor hiç merak etmedin mi?”

            “Bu… Aklıma gelmemişti. Seninki kaplan vari bir yaratık. Yani böyle olmasını falan mı düşledin?”

            “Hayır, hayır. Bu ruh yaratığının doğuşu tamamen beklenmedik gelişir. Senin bu konuda elinden bir şey gelmez. Lakin herkesin inandığı bir gerçek var. O da, doğan ruh canavarının senin nasıl bir ruha sahip olduğunu gösterdiği yönündedir.”

            “Hımm. Anladım. Kulağa oldukça normal geliyor…” Daha bir an geçmeden Karen’in gözleri şaşkınlıkla açıldı. İblisin, Karen’in aklına gelen şeyleri onaylar bir şekilde kafa salladığını görünce gülmeden edemedi. “Hahaha! Bu gerçekten korkutucu olacak.”

            Karen bunun sorun da doğuracağını az çok tahmin etse de düşmanlarını korkutabileceği yoktan bir kozu olması hoşuna gitmişti. Tabii ki bu koz Canlı Ruh savaşçısı olduğuna inandıkları sürece geçerliydi. Bu ne demekti? Madem bu savaşçıların ruh yaratıkları kendi ruhlarını temel alıyordu o halde Karen’in ortaya çıkaracağı korkunç iblis ne anlama geliyordu? İşte bu gerçek aynı seviyedeki düşmanlarını ürkütecekti.

            Dışarıdan bakıldığında şu an geniş parlak bir mekânın ortasında devasa bir iblis ile ona göre ufacık bir oğlan karşılıklı anlamsız kahkahalar atıyorlardı. Kesinlikle ürkütücü bir görüntüydü…

            “Her neyse, bu sadece korkakların üzerinde işe yarar. Savaşmanı gerektirecek durumlarda senin ne kadar işe yarayacağını bilmem gerekiyor.” İblis, elinin tersiyle havayı fiskeledi. Bu hareketle Karen’in bilinci dış dünyaya geri dönmüştü. Şaşkınlıkla bakakaldı. İblisin onu kendi Ruh Sarayından bile kovabileceği aklının ucundan geçmemişti. İblisin tavırlarına alıştığı için sessiz kaldı.

            “Ne yapıyoruz?”

            “Beni dışarı çıkart.”

            “Dışarı mı? Hımm, nasıl?” Karen iblisin homurdanarak yakınmasını işitince zihnine ansızın bilgi akışı yağmaya başladı. Bu İblisin içsel kuvvet kullanımıyla ilgili paylaştığı bilgiler gibi zihnine dolmaya başlamıştı. -Bunu nasıl yapıyor-’

            Doğduğundan beri ne yapmasını biliyormuş gibi Ruh Sarayına yönlendirdiği içsel kuvveti İblisi yakalayıp çekti. Karen içsel kuvvetindeki artışın bu kadar inanılmaz olmasını beklememişti. Hem daha güçlü ve derindi hem de kullanması nefes almak kadar kolay hissettirmişti.

            Ruhunun içinden hareketlenerek iblisi kavrayan ruhani iplikler hızla bedeninin dışına fırladı. Sadece tek nefeslik zamanda gözlerinin önünde hızlı bir kızıl rüzgâr tufanı koptu ve geldiği hızla duruldu. 

            “Eh? Boyun niye kısaldı?” Karen yanlış bir şey yapıp yapmadığını merak etti. Şu an önünde dikilen iblis sadece iki metre civarındaydı. Hala ürkütücü ve ihtişamlı görünmesine rağmen asıl halini gören Karen’in gözlerinde şimdiki iblis adeta basitleştirilmiş bir kopya gibiydi.

            Ayrıca çevreye saldığı aura bile aşırı denebilecek düzeyde düşüş yaşamıştı. İblisin mührü bile artık tek bir kıdeme sahipti. Karen cevabını çoktan almıştı.

            “Şu anki gücünle yapabileceğin bu.” Dedi İblis Duhan. Kendisi de ihtişamının eksilmesinden hoşnutsuz gibiydi. Yine de gözlerinin içi parlıyordu. Derin nefesler alıyor ve yeni doğmuş küçük bir hayvan neşesiyle etrafına bakınıyordu. Karen hafif esinti gibi fark edilmesi zor bir özlem hissiyatını duyumsadı.

Bir süre sonra heyecanını üzerinden atan İblis huşu içinde gözlerini kapattı. Bir kaç nefesten sonra yavaşça göz kapakları tekrar açıldı. Bu sefer gözlerinde onlarca duygu tek bir anda geçip gitmişti. Tekrar eski keskinliğini yakaladıktan sonra dönüp Karen’e baktı.

“Yatkın olduğun herhangi bir silah var mı? Yoksa savaşırken vücudunu mu kullanırsın?” Ölçüp tartan gözlerle Karen’e bakıyordu.

“Şimdiye kadar sadece babamdan düzgün bir savaş eğitimi aldım ve o kılıç eğitiminde oldukça iyidir.”

İblis Karen’de bir isteksizlik hissetmiş gibiydi. Gözlerinin içine bakmayı sürdürdü.

“Kısaca kılıç kullanmayı biliyorum. Hançer, Mızrak ve Yay konusunda da usta sayılmayacak düzeyde tecrübem var.”

İblis açıkça cevaptan tatmin olmamıştı. Ufak veledi yakalayıp sarsma isteğini zorla tuttu ve kollarını göğsünde buluşturup bakmaya devam etti.

Karen İblisin sessizliğine anlam veremedi. Sert simasıyla ona bakmaya devam ediyordu. Ve gözlerinde hafif bir öfkenin belirtisi vardı. “Soruyu yanlış anlamış olabilir miyim?” diye seslice yorumladı.

İblis hoşnutsuz bir iç çekişin ardından konuşmaya karar verdi. “Soruyu anlamanda sıkıntı yok. Sıkıntı cevabında…” Çoktan Karen’in gerçek cevabını anlamış olmasına rağmen ona sorduğunda verdiği cevap tamamen yanlıştı. Açıkça bu kadarını herhangi bir usta uzman anlayabilirdi.

İblis kollarını yavaşça indirip göğsünü şişirdi. Sağ ayağını yavaşça arkaya attı. Ayak parmakları yere değdiği anda uçarcasına ileri atıldı.

Karen olan her şeyi görmüştü ve şaşkınlığına rağmen defalarca yaptığı çalışmalar gereği anında savunma pozisyonu aldı. Gücü beklemediği düzeyde artmasına rağmen sonradan gelen bu gücü ustaca kullanarak içsel kuvvetini bedenine kızıl bir zırhmışçasına yaydı. Duruşu sağlam bir duvar gibiydi.

İblisin ilk darbesi, vücudunu eğerek Karenin göğsüne uzattığı yumruktan gelmişti. Karen gözlerini bir an olsun iblisin hareketlerinden ayırmadan sol koluyla darbeyi karşıladı. Bu sırada sağ yumruğunu iblisin karın bölgesine vurmayı amaçlamış olmasına rağmen İblisin tekmesi çoktan yola çıkmıştı. Karen ilk kez bu kadar seri bir saldırı altında olduğunu hissetti.

Yaklaşık iki dakika geçmişti. Ortalama her saniye iblisin üç darbesi Karen’e adeta yağmur gibi iniyordu. Karen hırslı çalışmalarına rağmen sadece şanslı olduğunda üçünü de engelleyebiliyor geri kalan zamanlarda bu darbelerden en az birine maruz kalıyordu. Çoktan vücudunun görünmeyen her kısmı morarmıştı.

Yine de Karen İblisin merhameti sayesinde dayanmaya devam edebiliyordu. Karen bunun farkındaydı. İlk olarak iblis sadece fiziksel gücünü kullanıyordu henüz tam gücünü kullanmış değildi. Doğrusu kullandığı fiziksel güç Karenin ruh gücünü kullanmasıyla ortaya çıkardığı güçle neredeyse eşitti. İkinci olarak İblis vurduğu bir yere ikinci kez saldırmıyordu. Bu bilginin ışığında Karen, hem saldırının geleceği sağlam kalan kısımlarını hesaplayabiliyor ve savunma alanını küçültebiliyor hem de aynı yere darbe almadığı için bedeninin çoğu kısmı hala işlevini sürdürebiliyordu. Yoksa çoktan birçok kemiği kırılmanın ötesine geçmiş olurdu. İblisin avuç içi ve yumruk darbelerinde barındırdığı güç akıl alır gibi değildi. Bunu en iyi Karen anlayabiliyordu. Böyle bir fiziksel gücü tarif edecek kelime bulamıyordu.

Karen aslında savunma yerine belki birkaç fazladan darbe almak pahasına İblise karşı saldırı yapabilirdi. Lakin şunu iyi biliyordu ki şuan ki gücüyle İblisin derisini bile kaşındırabileceğine inanmıyordu. Böyle bir risktense ‘en iyi savunmasını’ yapmayı daha doğru buluyordu. Yine de bunda da tam anlamıyla başarılı sayılmazdı.

Kısa bir zaman zarfının ardından İblis aniden geri çekilip saldırısını durdurdu. Karen biraz rahatladı fakat savunmasını indirmeye cesaret edemedi. Hoş artık ayakta durmakta bile güçlük çekiyordu. Derin nefesler alıyor ve her nefesteki göğüs hareketi nedeniyle bedeni sızlıyordu. Tüm kasları isyan ediyordu.

İblis dikkatle Karen’e baktı. Bakışlarında belli belirsiz bir övgü vardı ve Karen buna anlam veremedi. Başarılı bir eğitimin ardından babası da aynı bu şekilde bakar onu överdi. Lakin sadece beş dakika dayanmaya çalışmıştı ve şimdiye kadar yediği en ağır dayağı yemişti. Durumunda övülmeye değer herhangi bir yön olmadığına emindi.

İblis sonunda konuştu. “Beklediğimden daha iyi evlat, en azından iş görürsün.”

Karen sınavın sonuna geldiğini anlamış gibi yavaşça sızlayan kollarını indirip iblise baktı. “Eh, buna memnun oldum fakat pekte iyi iş çıkardığımı sanmıyorum.”

“Hahaha! Aslında haklısın, berbat bir savaş stilin var.”

“O kadar kötü müyüm?” Karen kaşlarını çattı. -Gerçekten de o denli kötü müyüm yani?- Diye düşündü. Okulunun en iyilerinden biriydi. Her konuda çok çaba harcamıştı. Şimdiye kadar hiçbir konuda beceriksizlik göstermemişti. Hızlı öğrendiği için çoğu zaman övgü almıştı. Yine de düşüncelerine rağmen İblisi yalanlayamıyordu. Sonuçta aynı güçteki rakibine karşı temiz bir dayak yemişti ve ona bu sözleri söyleyen kişi bir zamanlar, akıl almaz bir iblisti. Kim bilir ne kadar savaş görmüştü. Belki de binlerce savaşçıyla savaşmıştı. Karen bunların yanında gerçekten övgüye değer miydi?

“Önce iyileşmene odaklan ki biraz daha devam edebilelim.” Dedi İblis açıklama yapmadan önce biraz bekledi. Karen iblisin dediği gibi öğrendiklerinden yola çıkarak ruh gücünü yaralarına yönlendirip etine ve kanına nüfuz etmesini sağladı. Bu şekilde gücü daha hızlı tükenecek olmasına rağmen aynı hızla eski haline dönecekti. Ayrıca henüz kullanmayı öğrenememişse de sınırsız bir güç kaynağı vardı. Kendini iyileştirmesi sadece kısa süreli bir sorun sayılırdı. Güç kaynağını çekmeyi öğrenince neredeyse sınırsız bir şekilde hem savaşıp hem iyileşebilirdi.

Bedeninin iyileşmeye başlayan kısımlarında kaşıntı baş göstermişti ve morlukları bile hızlıca normale dönüyordu. Karen, hala gücüne şaşkınlıkla alışmaya çalışıyordu. Bu oldukça hoşuna gitmişti.

“Merak etme, kesinlikle kötü değilsin.” İblis sonunda derin bir gülümsemeyle konuştu. Karen’e karşı olumlu düşünceleri olduğu belli oluyordu. “Doğrusu şaşırtıcı bir şekilde, soğukkanlı ve hızlı düşünme yetisine sahipsin. Bunun değerini bil.”

Karen aynı cümleleri babasından duymuştu. Şaşkınlıkla İblise baktı. Aynı cümleleri böyle bir figürden duyunca babasıyla daha çok gurur duymuştu. O gerçekten başarılı ve tecrübeli bir savaşçıydı.

“Lakin gördüğüm üzere iki konuda tamamen yanlış düşünüyorsun.”

Karen merakla bakmayı sürdürdü.

“Bunlardan ilki, hiç karşılık vermiyor oluşun… Senin yaptığın gibi sadece savunma yapan herkes eninde sonunda yenilir. Bilinenin aksine savunma yapmak saldırmaktan daha çok enerji harcar. Ne oldu, beni yenemeyeceğini mi düşündün yoksa?”

“Yenebilir miydim?”

“Ahmak çocuk, tabi ki yenemezsin. Değil sen, senin gibi onlarcası ayna anda gelse hala yenemezsiniz. Hahaha!”

Karen tam öfkeyle konuşmak üzereyken iblis devam etti. “Senin gibi sadece savunma yapan onlarca kişi beni nasıl yenecek? Yorulmamı bekleyerek mi? İşe yaramaz! Yanlışın bu, saldırman gerek! Mümkünse savunmanı sağlam tutarak saldırmaya da devam etmelisin. Mümkün değilse alacağın yaralar ne kadar kötü olacak olursa olsun savunmayı boş ver sadece öldürmeye odaklan. Eğer rakibin ölürse, senin durumunun ne kadar kötü olacağı önemsiz olur. Kazanmış olmak için ayakta durman gerekmez. Hangi taraf ölürse diğer taraf kazanmış olur. Bunu düşünemeyecek kadar aptal mısın?”

“Bunu bende biliyorum! Senin savunma yapmaya ihtiyacın yok ki! Fiziksel gücünü geçip derini delecek kadar güçlü müyüm sence?” Karen sitemkârca düşüncesini dile getirdi.

 “Muhtemelen değilsin lakin bu benim zayıflıklarım olmadığı anlamına gelmez.” İblis sakince boynunu gösterdi. “Sence buraya birkaç darbe yesem, bu benim için sorun olmaz mı? Bunu bilemezsin! Çünkü denemedin bile, karşı saldırı yaparsan zamanla tüm zayıflıklarımı tespit edebilirsin. Senden güçsüzleri ya da senin kadar güçlü olanları kolaylıkla yenebileceğine eminim. Peki ya senden güçlü olanlarla ne yapacaksın?”

“Yapman gereken şey şu, tüm gücünü kullanmadan saldırmalı ve rakibinin zayıf yönlerini keşfetmelisin. Gerçek gücünü göstermezsen rakibin seni ciddiye almayacaktır bu da açık vermesine neden olur. Zamanla bu açığı sana verdiğinde nereye vuracağını bilmezsen kesinlikle kaybeden taraf olursun. Bu özellikle senin için geçerli, sonuçta dayanıklılık söz konusu olunca kesinlikle kaybeden kişi olmazsın. Birinin seni yenmesi için tek darbede seni öldürecek kadar güçlü olması gerekir. Aksi takdirde sürekli gücünü yenilemen birçok kişinin başını ağrıtacaktır.”

Karen, hayranlıkla kafasını salladı. “Tamamdır, elimden geleni yapacağım. Tekrar deneyelim mi?”

“Hahaha! Biraz sakin ol.” İblis Duhan içten içe oldukça memnundu. Bundan yüzlerce yıl önce birçok öğrenci eğitmişti. Buna rağmen ikinci kez bu kadar keyif aldığı bir öğrencisi olmuştu. Aslında ona verebileceği yığınla bilgi vardı fakat hepsine henüz hazır değildi. İblis tuhaf bir şekilde bu çocuğa hepsini öğretmek ve onu gurur duyacağı bir savaşçıya dönüştürmek istiyordu.

Bu sevginin neden kaynaklandığını içten içe biliyordu. -Aynı ona benziyor.- diye düşündü. Evlatlığı olan çılgın çocuk ele avuca sığmaz biriydi. Genelde sessiz sakin ve iyi huyluydu. Lakin iş savaşmaya geldi mi, kesinlikle kendini kaybeder Duhan’dan daha fazlasını öğrenene kadar asla durmazdı. Açgözlü bir şekilde günlerce neşeyle eğitim yaptığını hatırlayınca kalbi huzursuz hissetti. Ve peşinden öfkesi gün yüzüne çıktı. İntikam almaya yemin etmişti. Kesinlikle bunu yapacaktı. Düşüncelerini derine gömüp konuşmaya devam etti.

“Önce ikinci sorununu dinle.”

Karen tekrar meraklandı.

“Sana hangi silaha yatkın olduğunu sorduğumda bana saçma sapan cevaplar verdin. Daha ne istediğini söyleyemeyecek kadar çocukça davranıyorsun. Silah kullanmak istemediğin her halinden belli…”

 Karen öylece bakakalmıştı. Bu kadar belli olacağını hiç tahmin edememişti. Sakince gülümsedi. Yalanlayamazdı çünkü gerçekten bunu istemişti. Henüz küçük bir çocukken okuduğu fantastik kitaplardaki kahramanların bazıları silah kullanmazdı. Güçleri, gökleri titretebilecek düzeydeydi. Elleriyle dağları parçalamak onlar için mümkündü. Hep böyle bir gücü olmasını istemişti. Tabi ki bunun mümkün olmadığını biliyordu. Bir savaşçı olsa bile bir el nasıl silahlardan daha üstün olabilirdi.

Elleriyle usulca saçlarını karıştırdı. Suçlu bir görünüşle başını eğdi. “Hehe! Sadece bir çocukluk hevesi dikkate almaya gerek yok. Aslında silahların daha kullanışlı olduklarını biliyorum sadece olsa nasıl olurdu diye hayal etmekten kendimi alamadım hepsi bu.”

“Yeter.. Şu saçma tavırları kesecek misin? Daha bu güne kadar savaşçı olmak senin için hayal değil miydi? Şimdi haline bak! Bu konuysa diğerine oranla çok daha mümkün bir şey!”

Karen’in gözleri heyecanla parladı.

“Seni ahmak, biraz önce anlattıklarımı dinlemiyor muydun? Canlı Ruh ve Kadim Miras savaşçıları fiziksel güçlerini geliştirebilir demedim mi sana? Ayrıca bu senin için çok daha kolay olacaktır çünkü ruh yaratıklarını geliştirmeye zaman ayırmana gerek yok. Sadece kendini geliştirmeyi düşün yeter.”

“Bu.. Ben- Nasıl yapacağım bilmek istiyorum.”

“Bilmek istiyorum? Daha düzgün bir şekilde istemen gerektiğini öğretmediler mi sana?”

Karen’in heyecanla karışık öfke hissetti. “Lütfen bana öğretin usta!”

“Hahaha! Akıllı çocuk aferin.” İblis Karen’in heyecanlı haline bir kahkaha daha attı. “Pekâlâ, aslında sana gelişim teknikleri öğretmeyi düşünmüyordum. Biz iblislerin gelişim teknikleri öğretilecek şeyler değildir. Hemen her güçlü iblis kendi tekniklerini bizzat kendisi oluşturur. Bu sayede daha güçlü olabiliyoruz. Bu özel bir şey bu yüzden hiçbir iblis kendi tekniklerini başkasına öğretmez.”

Karen gittikçe daha fazla meraklanmıştı. Muazzam güçteki bir İblisten ders alıyordu. Yetmezmiş gibi bir de teknik öğrenme fırsatı bulmuştu. Açıkça bu konuda şansı olmadığını düşünüyordu. Bu haliyle gerekli yetişim tekniklerini burada bulamazdı. Buradakilerin henüz diğer savaşçılardan haberi bile yoktu. Belki birkaç savaş tekniği öğrenebilirdi lakin bunlarda muhtemelen güçsüz şeyler olacaktı. Babasının bile saygın bir konumu olmasına rağmen bildiği tek savaş tekniği [Rüzgâr Kılıcı]’ydı. Ve bu tekniğin en azami saldırıları bile muhtemelen İblis Duhan’a zarar verebilmekten çok çok uzaktı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14843 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr