Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

KAREN - Bölüm 13 - Gelecek Planları


            Karen şaşkın ve hassas hareketlerle altın bir taç gibi duran bu dövmeyi okşadı. Parmaklarının geçtiği yerler hafifçe ışıldıyordu. Adeta canlı gibiydi.

            İnanamaz bir ifadeyle bakışlarını İblise çevirdi. “Bu da ne?”

            İblis yüzmeyi çoktan bırakmış ve göğsüne kadar gelen su benzeri ruh gücünün ortasında ayakta dikiliyordu. Umursamaz bir şekilde omuzlarını silkti. “Hoş görünüyor, neyse ne boş ver gitsin!”

            Çatılan kaşları gören iblis konuşmaya devam etti. “Tamam, tamam. Bende bilmiyorum fakat iyi bir tahminim var. Vücuduna tekrar bak, hiç ruh sözleşmesi ait mühür, rütbeni yani kıdemini gösteren bir arma var mı?” İblis gülümsedi.

            “Gerçekten olabilir mi? Bu çok tuhaf değil mi?” Karen, İblisin tahminini doğru görse de kıyafetlerini çıkardı. Bedenin çıplak kalan üst kısmına ve sırtına dahi baktı lakin kalbinin üzerinden başlayan ve bedenini sarmalayan kızıl kaplan çizgileri dışında hiçbir şey göremedi.

            Bu durumu gözlemleyen iblis devam etti. “Bizimkiler ve diğerlerinin ruh sözleşmelerini gösteren mühür birbirinden farklı, hatta Toun savaşçıları olan Tyken, Rouken ve Araken dediğiniz grupların bile benzer olmasına rağmen mühürleri birbirinden farklı görünmüyor mu? Bence Kadim Miras’ın sözleşme mührünün çok daha farklı olması oldukça normal.”

----------

            Karen ve Duhan tahminde bulunuyor olmalarına rağmen gerçekte çok yüzeysel bilgilere sahiplerdi. Kadim Miras özel varlıkları simgeleyen bir olguydu. Diğerlerinin aksine bedenlerinde ruh sözleşmelerine ait herhangi bir mühür taşımazlardı. Çünkü muazzam bir öze sahip bu Kadim Ruh, diğer sözleşme ruhlarını güç kaynağı olarak değil de sadece bir aracı olarak kabul ederdi. Kadim Miras denilen ataların bu ruh güçleri, neredeyse yarım bir bilinç sahibi sayılabilirdi. Bu nedenle kendi öz mühürlerini kullanıcılarının bedenine işlenmesine neden olurlardı. Her bir Kadim Mirasın görüntüsü değişkenlik gösterse de birbirlerine oldukça benzerdi ve her zaman tacımsı görünen mühürler kullanıcının kafasını bir hale gibi çevreliyordu. Sanki ruh konusunda ne kadar muhteşem olduklarını gösterircesine bu mühür Kralın Tacını betimliyordu. Her birinin arasındaki en belirgin şey ise bu mühürlerin renkleriydi. Yeryüzünde sadece 5 Kadim Miras Ruhu vardı. Tabii bu bilgiler ve geri kalanı Karen ve İblis Duhan’ın henüz haberdar olmadığı şeylerdi.

----------

             Kısa bir fikir alışverişinin ardından Karen sordu. “Kıdem sahibi olunca nasıl görünecek acaba?”

            “Hımm, benden ne kadar güç çekebildiğini göz önüne alırsak şuan ki gücün 1 Kıdeme oldukça yakın sayılır. Bu bile başlı başına şaşırtıcı. Daha henüz savaşçı statüsüne adım atmana rağmen koca bir mesafe kat etmiş gibisin. Buna rağmen bu durumda daha fazla ilerleme sağlayamazsın sonuçta yetiştirme tekniğin bile yok. Ruh özünü çekip fiziksel gücünü artırabileceğin üstün bir geliştirme tekniğine ihtiyacın var. Önceliğin bu olmalı, bu sayede yetişim hızın şaşırtıcı şekilde yükselecektir.”

            Karen, yetişim teknikleriyle ilgili birkaç soru daha sorup başkaca nelere ihtiyacı olduğu konusunda İblis Duhan’a danışmaya devam etti. Bazı farklı konularda da konuşmaya devam ettiler. Bu süreçte Karen, edindiği bilgilerle dünyanın enginliğinin ne kadar tahmin edilemez boyutlarda olduğunu hissetti. İblis Duhan’ı dinlerken işe yarar birkaç ipucu bile edindi. Ona göre bunlardan en önemlisi Ruh Sarayında geçirdiği zamanın dış dünyadan farklı olduğu gerçeğiydi. Bu zaman farklılığı ruh gücüyle doğru orantılı olmakla beraber şuan için 1’e 3 oranındaydı. Sabahtan beri geçirdiği bunca vakitten sonra aslında ormana geldiğinden beri dış dünyada henüz bir-iki saat geçmişti. Bedeni hala dışarıda olmasına rağmen ormandaki çevresini rahatlıkla hissedebiliyordu. Yani kesinlikle güvensiz bir durumda da değildi. Bu zaman karmaşasının ona en büyük yararı yetişim konusundaydı.

Karen’in öğrendiklerine bakılırsa yüzlerce hatta binlerce yetişim tekniği vardı. Bu çeşitliliğin asıl nedeni kullanıcıların farklı alanlarda ilerlemesinden kaynaklıydı. Bu sayede hangi alanda ilerlerseniz ilerleyin veya hangi konuda yeteneğiniz olursa olsun size uygun sayılabilecek birden fazla yetişim tekniği yeryüzünde bulunmaktaydı. Tabii bu çeşitliliğin asıl nedeni bazı eşsiz dehaların kendilerine uygun yetişim tekniklerini yaratmış olmasından kaynaklanmaktaydı. Yine de her şeye rağmen hepsinin bir ortak noktası vardı. Yetişim tekniğinin hızlısı veya yavaşı yoktu. Bu konu tamamen kullanıcının kendisiyle alakalıydı. Bu nedenle birçok kişi yetişimini hızlandırmak için zaman farklılığına neden olan kendi Ruh Saraylarında yetişim yapıyordu.

-------

            “Bundan sonra ne yapmam gerekiyor. Okuluma devam edecek miyim?” diye sordu Karen. Sesinde anlaşılabilir bir isteksizlik vardı. Her ne kadar okuluna bağlılık duysa da Duhan’dan öğrendiklerine göre onun durumu özeldi ve bırakın bu küçük şehri bazı büyük şehirlerde dahi ona yardımcı olamayacak okullar vardı. Şimdi onun için en önemli gelecek planı eğitim, kaynak ve teknik edinebileceği kapsamlı bir yere ulaşmaktı.

            “O ahmakların sana yarardan çok zararı dokunur. Ne biliyorlar ki ne öğretecekler?” İblis Duhan ise Karen’den daha isteksizdi. Hoş onun duyguları daha derindi. Ona göre Karen işlem görmeyi bekleyen çok değerli bir mücevherden farksızdı. Kesinlikle onu paçavra ustaların ellerinde ziyan etmeye istekli değildi.

“Merak etme, bu konuda iyi bir fikrim var!”

            “Benimle de paylaşmaya ne dersin?”

            “Sabırsız velet. Pekâlâ, beni iyi dinle. Şimdiye kadar boş şeylerden konuştuk bundan sonrası ise senin hayatını ilgilendiriyor ne dersem kati suretle dinleyecek ve yapaksın, anlaşıldı mı?”

            Karen yarı kapalı gözleriyle yorumladı. “Nedense Ruh ve Efendisi olayı bizim durumuzda biraz karışmış gibi hissediyorum.” Yorumuna rağmen bu duruma karşı değildi. Çok okumuş birisi olarak Karen aslında çok şey bildiğini kesinlikle iddia edemezdi. Hele ki şimdiye kadar İblisten öğrendiklerinin okuduklarından fazla olduğu düşüldüğünde…

            “Şu kibre bak! Bir sözleşme yüzünden sana itaat edeceğimi mi sanıyorsun. Ne zamanki ismini benim başardığım gibi tüm kıtaya yayabilirsen o zaman hiç çekinmeden astın olmayı kabul ederim. Lakin o zamana kadar kapat şu kibirli ağzını ve söylediklerime kulak ver. Ayrıca bu günden itibaren senin ustan olacağım için saygıda da kusur etmeyeceksin. Hımh!”

            “Usta mı? Benim için pek sakıncası yok ama bu nerden çıktı şimdi?”

            “Zamanında senin hayranlık duymaktan ileri gidemeyeceğim uzmanlar öğrencim olmak için sıraya girerdi. Bir de şu hale bak, hala ağzı süt kokan bir velet tarafından sorgulanıyorum… Yazık!”

            “Tamam, tamam iyice konudan şaştın yine, Usta!! Oldu mu, Usta! Ustama saygılarımı sunarım…”

            Karen’in alaycı konuşması Duhan’ın suratının çirkinleşmesine neden oluyordu hoş Karen bundan hiçte rahatsız değilmiş gibi sırıtıyordu.

            “Ahh, seni arsız! Her neyse başka zaman acısını çıkarırım o halde konumuza dönelim.”

            Karen bu tehdit karşısında ister istemez tedirgin hissetti. Bir sonraki cümlesi kesinlikle saygılı bir tondaydı. “Evet, dinliyorum usta.”

            “Hahaha! İsteyince yapabiliyormuşsun, güzel.” Duhan istediğini almış gibi sırıtmaya devam etti.

            “Söylediklerim kulağına küpe olsun evlat, bunların ilki şudur; başkalarına karşı fazla güven duyar veya sırlarını açık edersen seni bekleyen tek şey kısa bir ömür olur. Bu dünyada kimlere sahip olursan ol her zaman tek başınaymış ve geri kalan herkes düşmanınmış gibi hazırlıklı olmalısın. Bunlar senin için saçma gelebilir, lakin inan bana yaşadığın dünya, bu ufak köyle uzaktan yakından alakalı değil…”

            Karen, iblisin keskin bakışlarında derin bir öfke ve belli belirsiz bir endişe hissetti. Bu endişe kendisine karşıymış gibi minnet duymadan edemedi. Öfkesinin kaynağı da muhtemelen kendi tecrübelerinden kaynaklanıyordu.

            “Babamda bu konuda uyarıyor. Elimden geldiğince dikkat edeceğim.”

            “Baban akıllı adammış. Doğrusu da budur. Bu dünya ve hatta tüm âlemlerin kanunu tektir; Orman Kanunu…”

            “Güçlü olan hayatta kalır, güçlü olan her daim haklıdır…”

            “En azından bir şeyler biliyorsun. Aynen öyle. Güçlü olmak, söylemi kolay başarması zordur. Sabırsız olamamalısın, aptallık yapamamalısın, güçlenene kadar yerini bilmelisin, bazı sözlerin ve hareketlerin dönüşü olmaz, dikkatli olman gerekir. Bunlara dikkat edersen en azından güçlenene kadar hayatta kalman daha kolay olur.”

            Karen kaşlarını çattı. “Ne demek istediğini ve iyi niyetini anlıyorum. Dikkatli olmasına olurum fakat görmezden gelemeyeceğim şeyler karşısında yapacaklarım konusunda söz veremem. Pişman olmaktansa belayı çekmeyi sorun etmem!”

            “Hahaha… Bu durumda hayatta kalman zor olacaktır. Yine de böyle düşünmene sevindim. Evlat, onurundan vazgeçenler ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar saygıyı hak etmezler. Bir savaşçının iki şeyi başarması mutlak önem taşır! İlki saygıdır. Eğer saygı değer biri olamazsan, sana yardım edecek dostlara ve seni takip edecek güvenilir astlara da, asla sahip olamazsın. Bu durumda söylediklerim gerçek olur ve senden hariç herkes sadece düşmanın olur… İkincisi ise korkudur. Sevdiklerine güven vermen önemlidir lakin düşmanlarına korku aşılamak çok daha işe yarar olacaktır. Düşmanlarına karşı dehşet saçmak benim zamanımda oldukça etkiliydi. Bu sayede tarafsız olanlar, dostun olmasa da düşmanda olmayacaklardır. Diğer düşmanların ise sana bulaştıklarından sadece pişmanlık duyacaktır. Bunlar şimdilik sadece hayal, hepsini başarmak için güçlenmen gerek.”

            “Anladım.”

            “İyi bakalım. Dışarıda iyilerden de kötülerden de istemediğin kadar mevcut. Her yeni yüze mesafeni takın. Onlarda aynısını sana yapacaktır. İstisnalar hariç kimse kolay kolay arkadaşlığını karşılıksız sunmaz. Bunun haricinde senin daha dikkatli olman şart.”

            “Neden?”

            “Evlat, Kadim Miras dediğimiz bu şeyin sana sunduğu yararlar akıl almaz. Getireceği belaları ise sakın ola küçümseme!”

            “Bela mı?”

            “Evet, bela… Farz etki fakir birine yardım etmek istedin. Öyle ki taşıyamayacağı kadar altına boğup gittin. Sence bu fakire iyilik etmiş olur musun? Ne demek istediğimi anlıyor musun?”

            “Anlıyorum. Bu kadar zenginlik, onu korumaya gücü yetmeyenler için sadece bela getirecektir. Diğer açgözlülerin, eşkıyaların veya gücü yetenlerin tacizine maruz kalacaktır. Bunun sonucunda hayatını bile kaybetmesi mümkün.”

            “Bunu anlıyorsan gerisini anlatmak kolay olacak. Sende işte aynen bu fakir gibisin. Muazzam bir güç potansiyelin var fakat bunu koruyabilecek güce sahip değilsin.”

            “Nasıl yani, bu Mirası benden alabilirler mi?”

            “Buna kimsenin gücü yetmez, meraklanma! Benzer şeylerin diğerleri için yapılabilme yolu var lakin senin durumun farklı, Kadim Miras’a etki edecek güce sahip birine denk gelmen oldukça zor.”

            “Oh! Bunu duymak rahatlatıcı… Diğerlerine yapılabilir dedin, bu gerçekten mümkün mü?”

            “Benzer şeyler diyorum. Kimsenin gücünü söküp alamazsın, böyle bir şeyi ne duydum nede gördüm. Yine de bazı korkunç güçlere sahip büyü formasyonları var. Bunlardan bir tanesi yapıldığı savaşçıyı büyücünün kölesi haline getirebiliyor. Gücünü çekip almamasına rağmen onu kendi çıkarları için gayet tabi kullanabilir. Bu durumun senin başına gelmesi mümkün değil. Bildiğim kadarıyla büyü kişinin ruhunu sarmalayıp itaate zorluyor.” İblis Duhan eliyle engin okyanusu gösterdi. “Seninkini böyle bir şeye zorlayacak büyüyü en azından Kadim Ölümsüz gücüne sahip biri yapması lazım. Hoş başarılı olması yine de çok zor…”

            “Hehe! Gittikçe bu Mirası daha çok sevmeye başladım.”

            “Ne kadar şanslı olduğunu ben bile tahmin edemiyorum.” İblis Duhan kıskançlıkla iç geçirdi. “Her neyse neden sana fakir dediğime gelirsek, aslında muazzam potansiyelin yüzünden eğer bir grubu katılmak istersen sorun olmayacaktır ve bu grup nasıl bir arka plana sahip olursa olsun yine de seni gayet hoş karşılayacaklardır. Çünkü senin Ölümsüz olma imkânın var. Eğer seni dost edinebilirlerse gelecekte itibarları ve prestijleri kesinlikle göklere değecektir. Sonuçta güvenebilecekleri bir Ölümsüz korumaya sahip olacaklar. Böyle bir hazineye rastlamak ne kadar zordur kim bilir! Eh, gelelim bu işin sıkıntısına, sence katıldığın grubun düşmanları yok mudur? Bu dünyada düşmanı olmayan bir ot bile yoktur! Her yer savaş alanı gibi, bunu yadırgamamak lazım. Peki, bu diğer gruplar rakiplerinin güçlenmesine müsaade ederler mi?”

            İblis keskin bakışlarıyla duraksamadan devam etti. “Etmezler ve çözümde gayet basit olacaktır. Seni öldürmek bütün dertlerini çözer… Bırak senin gibi hazineyi, bazı okulların, klanların ve krallıkların, dâhi statüsündeki genç nesilleri bile arada bir suikasta kurban gider. Kimse düşmanlarının güçlenmesine göz yummaz…”

            “Bu hem mantıklı hem de manyakça görünüyor.” Karen açıkça şaşırmadan edemedi.

            “Hehe! Bu güç savaşlarının arka planında neler neler yaşanıyor. Birçok şeyden benim dahi haberim yok. Bu konuyu sana örnek olarak verdim. Bir başka örnekse senin ruh yetiştirme potansiyelin…”

            Karen dikkatle dinlemeye devam etti.

            “Daha önce söylediklerimi hatırlıyor musun? Senin ruh özün tükenmek bilmez. Bu sayede sözleşmeli ruhlarını hızla yetiştirebilirsin. Ayrıca istediğin gibi bu ruhları değiştirebilirsin. Sence bu ne anlama geliyor?”

            Karen kısa bir süre düşündükten sonra suratı ekşidi. “Makina gibi kullanılabilirim, öyle mi?”

            “Yeterince akıllısın, evlat. Evet, düşünsene tam anlamıyla ruh yetiştirme makinasına sahip olacaklarını bilseler seni ele geçirmek için ne gerekiyorsa yaparlar. Bu konuda senin rızanı umursamazlar. Yapmak istememen bir şeyi değiştirmez. Sevdiklerin olduğu sürece bunu koz olarak kullanabilirler. Ailen, arkadaşların, sevdiklerin ele geçirilse ruhlarını yetiştirip onlara vermez miydin?”

            Karen ister istemez öfkelendi. “Bu alçakça!”

            “Öyle lakin işe yarar. Bunun önüne geçmek için güçlü olmalısın, dediğim gibi korku saçarsan sana ya da sevdiklerine bulaşmak isteyecek kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Her halükarda ne kadar güçlenirsen güçlen bunun gerçekleşmeyeceğini garanti edemem. Bu yüzden kesinlikle üstesinden gelemeyeceğin gruplarla düşmanlık kurmadan önce iki kere düşünmelisin, düşmandan çok dost edinmeye bak! Ve en önemlisi kesin bir güven duymadığın kimseye bu Mirastan bahsetme!”

            “Bu beklediğimden daha umut kırıcı… Gerçekten de yararı kadar zararı da var.”

            “Hemen umutsuzluğa kapılma bunu saklamak çocuk oyuncağı, hem süratle güç kazanacağın için kimse anlamadan yerini sağlamlaştırabilirsin.”

            “Nasıl saklayacağım ki, her gücümü salışımda güneş gibi ortaya çıkıyor! Birinin bunu fark etmemesi için ya cahil ya da kör olması lazım.”

            “Hala boş konuşuyorsun, benim gibi bir ustaya sahipken neyden çekiniyorsun yahu! Biraz daha güvensen diyorum.”

            “Biraz önce kimseye güvenme demedin mi?”

            “Ahmak mısın sen? Hem sözleşmeli ruhun hem de ustanım ben senin! Ailenden daha çok bana güvenmen gerekiyor!”

            “Heheh! Sakin ol usta, sadece takılıyorum.”

            “Seni arsız velet. İyi, madem bu kadar arsızsın git problemini kendin çöz!”

            “Göklerin ve yerin bile gücünü kıskandığı ustamın yanı hariç başka nerede huzur bulabilirim. Yeryüzünde ustamın gölgesinden ayrılmamı sağlayacak ne olabilir ki! Saygıdeğer ustam, bu küçüğünüz daima sizi takip edecek!”

            “Midemi bulandırıyorsun. Kapat çeneni de gel buraya.”

            “Hehe! Yüce bağışlayıcı ustam!”

            “Gerçekten tiksindim. Şunu keser misin?”

            “Ustamın ricası benim için emirdir. Ee, şimdi ne yapıyoruz?”

            İblis Duhan çirkin bir surat ifadesiyle hem ruh efendisi hem de öğrencisi olan oğlana baktı. -Bunca yıldan sonra ilk karşılaştığım kişinin bu velet olmasına sevinmiyor değilim lakin yine de bu çocuk beni ürkütüyor. Gelecekte ne tür bir çılgın olacağını gram kestiremiyorum. Çıh çıh!- Kasvetli düşünceleri eşliğinden devasa parmaklarında birini Karen’in alnına değdirip birkaç anlaşılmaz söz mırıldandı. İçsel kuvveti harekete geçerek Karen’in alnına ve tüm kafasına yayıldı.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16669 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr