Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

KAREN - Bölüm 9 - Ölümsüzler


Sonra düşünceleri arasındaki kuytu bir köşede bir bilgi kırıntısı kendini gösterdi. Karen önemsemese de görmezden gelemedi. Çünkü aklına gelen ‘Ölümsüzler’di! Onlar efsaneydi! Karen bununla ilgili kitaplar okumuştu. Savaşçı olmak istemesine neden olan okuduğu ilk kitaptı. Ve bu kitap ölümsüzleri anlatan bir masal kitabıydı. Ölümsüzler! On binlerce yıl önce bu kıtalarda yaşamış ve her şeye hükmetmişlerdi. Bunlar gerçekten yaşanmış efsanelerdi. Okuduğu kitaplardan birinde bahsedilen ‘Varoluş Yazıtları’ başlıklı efsaneyi hatırlamaya koyuldu.

“Ölümsüzler! İnanılmaz güç ve ihtişamlarıyla tüm yeryüzüne ve gökyüzüne hükmettiler. Güçleri kadar büyük kibirleri vardı. Birbirlerine boyun eğmediler. Bazıları bu yüzden bazıları ise güçlerini artırabilecek veya farklı bir duruma gelebilmek adına öngörü kazanabilmek için savaşmaya karar verdi. Lakin tarihin buyurduğu üzere ‘savaş’ bir lanetti. Birkaç güç timsalinin başlattığı savaş her kesime yayıldı. Ve durdurulamaz boyutlara ulaştı. Neredeyse tüm gezegen yok olacak duruma gelene kadar savaştılar. Tüm askerleri öldüğünde kendileri savaşmaya devam etti. Tüm canlılar öldüğünde onlar savaşmaya devam etti. Yerin altında ve göğün üzerindeki yaşam formları yok olduğunda onlar, savaşmaya devam etti. Ta ki geriye onlardan başka bir şey kalmayana dek!

Bir ölümsüzü öldürmek muhteşem bir kudret istiyordu. Bilinir ki her ölümsüz işte bu kudrete sahipti fakat dört bir yönden birbirleriyle savaşmaları sonuç vermedi. Sonunda müttefik takımlar oluşturmaya başladılar. Bazıları öldü bazıları güçlerine güç kattı. Sonu gelmez savaşlardan geriye sadece iki grup kaldı. Bu iki ölümsüz grubundan biri sonunda galip gelmeyi başardı.

Bu ölümsüzler gerçekte en üst sınıra ulaşanlardı yani Kadim Ölümsüzlerdi! Ve onlar arasında iyi veya kötü yoktu. Dünyayı mahvettikleri gerçeği hepsinin kötücül olduğunu gösteriyor olsa da aslında Kadim Ölümsüzler dünyevi şeyleri arzulamazdı. İyi ve kötü onlar için anlamsız kavramlardı. Sadece en tepeye ulaşmak için güçlerini arttırmaya çalıştılar. Bir Kadim Ölümsüz olduktan sonra güçleri ve ruhları artık gelişme göstermiyordu. Bunun nedeni rakipsiz olmalarıydı. Aslında bu yüzden savaştıkları rivayet edilir. Çünkü arzuları tekti. Ölümsüzlüklerinin sonuna ulaşabilirlerse gerçek kudrete sahip olacaklardı. Evet, onların yollarının sonu Tanrı olmaktı!

Sonuçta kazanan grubun ölümsüzleri yolun sonuna çok yaklaşmışlardı. Lakin dünya artık ilgilerini cezbetmiyordu. İki kişi dışında kalan ölümsüzler dünyayı terk etme kararı aldı. Hepsi vedalaştı. Bildikleri diğer dünyalara doğru yol aldılar.

Kalan iki ölümsüz kişinin aslında eş oldukları söylenegelir. Ve erkek olanın ismi dünyamıza verilmiştir. İşte bu Kadim Ölümsüzün ismi Varya idi.

Bu iki ölümsüz dünyayı evlatları gibi görüyordu. Belki bu yüzden belki de bizim kavramayı beceremeyeceğimiz bir nedenle, hayattan yoksun topraklara yaşamı tekrar getirmek istediler.

Kısa bir sürenin ardından beş ölümsüz çocukları oldu. Ve bu beş çocuğun ismi dünyadaki beş kıtaya verildi. En büyük ve güçlü kız kardeş olan Url, 2. Erkek kardeş olan Vulen, 3. Kız kardeş Ohra, 4. Erkek kardeşin ismi yaşadığımız kıtaya verilmişti yani Axon. Ve en küçük erkek çocuk ise Gurnha’ydi.

Bu ölümsüz çocukları doğuştan üstün zekâya sahiplerdi. Yine de ebeveynleri, bu çocukların yetişkin olmasını bekledi. Ardından planlarını işleme vakti gelmişti ve Anne olan Kadim ölümsüz ruhunu bedeninden ayırıp tüm gezegene bağladı. Engin kudretteki kadim ruhla beslenen dünya birçok yaşam formuna ve bitkilere gebe kaldı. Dünya tekrar yaşam buldu. Toprak geniş okyanuslarla, sonu gelmez bitki örtüsüyle ve sürekli evrilen küçük yaşam formlarıyla can buldu.

Tüm kaostan arınıp cennet güzelliğine erişen dünyada eksik olan tek şey ruh sahibi yaratıklar ve insanlardı.

Ve Varya onları yarattı. Muazzam kudretini ve gücünü kullanarak yüzbinlerce tür ve cinste hayvanların atalarını yarattı. Sonunda gücünün kalan kısmının tamamını kullanmasını gerektiren küçük bir insan grubu yarattı. Bu insanlar bile bizle kıyasla akıl almaz güçlere sahipti. Sıradan bir ölümsüze yakın güçleri vardı. Yani her biri onuncu kıdem sayılan Yeryüzü Efendisi’ydi.

Tüm gücünü kullanan Varya ölümün yakın olduğunu biliyordu. Ona tapan ve sadık olan, yarattığı her şeyi huzuruna topladı. Kadim emirlerini buyurdu.

Akla sahip her yaşam formu arasında Krallar seçildi. Ve en büyük yöneticiler insanlar olacaktı. Ve yine insanlar Ölümsüz Beş Kardeş’in emirlerini takip edeceklerdi. Daha yeni yaratılan tüm bu canlılar hiçbir kötü duyguya sahip olmayan çocuklar gibiydi. Eşsiz sadakatleriyle hemen emirleri kabullendi. Ve Kadim Ölümsüz Varya son nefesini vermeden önce beklenmedik bir şey oldu. Yaptığı onca şeyin ardından aydınlanmayı yaşadı. Ölümü bekleyen ölümsüz, biçimsiz bir ışığa dönüşerek yeryüzünden ayrıldı. Sonunda arzu duyduğu tek şeyi başarmış tanrılar arasında yerini almıştı. Buna rağmen sevinç duyan kardeşler ve diğer canlılar bir daha atalarından haber alamadı.

Beş ölümsüz diğer canlılarla birlikte beş ayrı kıtaya yerleşti. Her biri ölene dek atalarına secde etmeye devam ettiler. Her biri ölümü tattı. Nesiller üzerinden nesiller geçti. Aralarında yine birçok ölümsüz türeyebildi. Lakin zamanla bu başarıyı yakalayan kişi sayısı nedeni bilinmez şekilde azaldı. Bu nesillerin ardından akıp geçen milyonlarca yıldan sonra Ölümsüzler, Kadim Ölümsüzler ve Tanrı Varya, biz değersiz yaşam formları tarafından unutuldu. Sadece Ölümsüzlüğe ulaşan birkaç bilgenin –ki bunlara da efsane gözüyle bakılır- ardında bıraktığı yazıtlar sayesinde bu efsanelerin çoğunu öğrenme lütfuna erişmiş olsam da yetersiz bilgim artık masallara konu olmaktan ileri gidemedi.”

Karen’in hatırına gelen her bilgi kalbini titretmeye devam ediyordu. Düşünmeden edemedi. -Gerçekten ölümsüz olabilir mi?- Fakat bu imkânsız olmalıydı. Bunlar efsaneydi ki olmasa bile kim bir ölümsüzü gelişigüzel bir şekilde mühürleyebilirdi? Böyle saçma sapan bir şeyin rüyalarında dahi gerçekleşmeyeceğini düşünüyordu. Yine de düşünceleri yatışmış değildi. En kolay çözüm belliydi. Sormak!

Derin bir nefes alıp verdikten sonra dikkatini topladı. “Sen… Yani siz- ölümsüz olamazsınız öyle değil mi?”

Karen yutkunarak cevabı beklerken saygısız davranmaya cüret edemedi. Ölümsüz olmasını beklemese de her halükarda bu adamın gücü onu öldürmeye yeterdi. İşleri düzgün bir üslupla halletmek akıllıca olacaktı.

Düşüncelerine rağmen onu sinirlendirecek şekilde uzun bir kahkaha zihninde yankılanıp durdu. En sinir bozucu kısmı ise adamın sürekli kahkaha üstüne kahkaha patlatmasıydı. Adeta krize girmiş gibiydi.

“Kes artık gülmeyi! Derdin ne senin be?” Karen daha fazla dayanamamıştı. Güçlü bile olsa her fırsatta onu aşağılarcasına gülmesi sinirlerini oynatmaya başlamıştı.

Bir kahkahayı zorla bastıran biri gibi çatlak bir ses yankılandı. “Öhhö-öhm. 600 yıldır karşılaştığım en komik velet sensin gülmeyip ne yapacaktım?”

-Neydi bu şimdi? Espri mi yapmaya çalışıyor? İliklerime kadar soğudum!- Bunlar Karen’in aklından geçenlerdi.

“Tamam, sakin ol biraz. Sadece tavrındaki değişikliği görünce kendimi tutamadım. Sen… Siz ölümsüz müsünüz? Hahahah!”

Karen, söylediklerinin taklit edilmesini duydukça kızarmaya başladı. -Derdi ne bu lanet herifin buna mı gülüyordu yani? Yalnızlıktan kafayı yemiş olmalı! Aynen, evet! Dikkate almaya gerek yok. Sinirlenmemem lazım!-

“Bitti mi?” Sesi buz kadar soğuktu. Adam defalarca taklidini yapıp kahkaha basıyordu. İyice sapıtmaya başlamıştı. Söylemediği tuhaf şeyleri bile uydurup gülüyordu. Karen sinirden damarları gün yüzüne çıkmış bir şekilde oturmaya devam etti.

“Ooo, kızmış gibisin? Kusura bakma biraz abarttım sanırım. Uzun zamandır konuşacak kimseyi bulamadım, mazur gör.”

-Vay canına! Ciddi ciddi özür mü diledi.- Sesin davranışları Karen’i oldukça rahatlatmıştı. Bu sayede ölüm korkusu sonunda biraz olsun dinmişti. Hiçbir düşmanlık hissetmemesini garipsemişti. Biraz önce yaptıkları düşünülürse kötü biri değil gibiydi.

“Önemi yok. Senin yerinde olsam daha beter olurdum herhalde. Her neyse artık tanışma faslına geçsek diyorum.”

“Vel- ismin Karen’di değil mi? Hımm, bu duruma düşmeden evvel Kavr Zaun olarak bilinirdim. Senin hakkında düşüncülerim olumlu lakin takdir edersin ki gerçek adımı öğrenmek için bunu hak etmelisin.”

-Hak etmem mi gerekiyor?- Bu cümleyi düşünmeye başlamadan önce biran donakaldı. Bunu hiç düşünmemişti! Bu adam bir insan değildi! Karen bunu çok iyi biliyordu. Çünkü bu sözleşmelerin kuralıydı. Bir insanın diğer ruhlarla anlaşma yapabilmesi için karşı tarafın gerçek ismini bilmeliydi. Ruh canavarları, doğa ruhları ve iblisler için hep aynı durum geçerliydi. Onlar insan seviyesinde ya da daha üstün zekâlara sahiplerdi ve eğer aranızda uyumlu bir ilişki olursa isimlerini verirlerdi. Çünkü başka türlü sözleşme yapılamazdı. Öyle ki bazılarının isimleri güç kullanılarak alınabilse de birçoğu ölmeyi böyle aşağılanmaya tercih edebilirdi. Ve ismini bahşeden varlık bir nevi sözleşmeyi kabul etmiş sayılırdı. Bunun dönüşü yoktu.

-İnsan değilse neyin nesi ki bu?- diye düşündü. -Bi’ dakika Kavr Zaun mu dedi?- Karen hızla düşünüyordu çünkü bu kelimeler ona tanıdık geliyordu. Tabi ki bunlar bildiği bir lisandan geliyordu. Bazı büyülerde ve hatta bazı yörelerde hala kullanılan eski lisandı bu! Karen ne olduğunu anlayınca kelimelerin anlamlarını yavaşça aklının köşesinden çekip çıkardı. -Kavr.. Kan manasına geliyor! Diğeriyse Zaun, dilimin ucunda!- Biraz zaman harcamak zorunda kaldıktan sonra biran nefesi kesildi. -İ.. İb- İblis!!... Lanet olası şansım! Bu nasıl iş arkadaş, ilk karşılaştığım ruh varlığı bir iblis mi yani! Hem de akıl almaz düzeyde güçlü bir tanesi!-

Karen şansına sövmeyi sürdürse de bir yandan kendini rahatlatmaya çalışıyordu. Sonuçta ibliste olsa mühürlüydü. Tek tehlike aurasının aşırı baskısından ibaretti. Zaman kazanıp gücünü toparlayabilirse kaçmayı pekâlâ başarabilirdi. Bu imkânsız değildi. Ortada herhangi bir düşmanlık yok gibiydi. Bu sayede kendini toparlayabilir ve fırsat yaratabilirdi. Bu düşüncüler onu bir nebze rahatlattı. Bundan sonra söyleyeceklerinin onu özellikle kızdırmamasını sağlaması yeterliydi.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14843 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr