“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

KAREN - Bölüm 4 - Gizemli Taş


Karen seslendi. "Hissettin mi?" Jun ne olduğunu anlamamış görünüyordu. Kaşlarını kaldırmış ona bakıyordu.

"Bi' şey mi oldu?"

"Esintiyi hissetmedin mi?"

"Kesinlikle hayır! Aslında sıcaktan pişiyorum şu an."

Karen anlamamıştı. Aslında gayet sert bir rüzgâr olduğundan emindi. Hoş hiç bir bitkinin ya da yaprağın sallanmadığından emindi. Karen meraklı bir adamdı. Daha fazla dayanamayıp patikadan çıktı. Usulca kuzeye doğru hareketlendi. Dareins ormanına birçok kişi girip çıksa da bu kadar iç kısımlara gündüz bile pek gelen olmazdı. Biraz tedirgin oldu. Arkadan gelen hışırtılara bakılırsa Jun peşinden geliyordu. Bir kaç dakika yürüdükten sonra aynı şeyi tekrar hissetti bu kez rüzgâr olmadığından emindi. Tuhaf his yüzünden vücudu irkildi. Bu sefer nereden geldiğini anlamamıştı. Sanki kaynağı çok yakınmış gibi hissetti. Aniden yakınına sokulup bacağını sokmak üzere olan bir yılan varmış gibi bacağını hızla kaldırıp arkasını döndü. Nefes nefese kalmıştı. Etrafını inceledi. Bir tehlike hissettiğinden neredeyse emindi. İçinden bir his daha fazla kurcalamaması gerektiğini söylüyordu.

"Karen? Neler oluyor, iyi misin?" Jun, Karen'in davranışlarını tuhaf bulmuştu. İrkilerek etrafına göz gezdirdiğini görünce bir şeyler olduğunu anladı. Kavgaya hazırlanırmış gibi göğsünü şişirip etrafına bakındı. Kimse yoktu. Ne bir insan ne de hayvan.

Karen, Jun'a baktı. Bir şeylerin yanlış olduğunu o da hissetmiş gibi kavgaya hazırlanmıştı. "Jun bir sorun yok. Bana öyle geldi sanırım. Yürü gidelim." Karen sesinin normal çıkması için çaba sarf etti. Tekrar derin bir nefes alıp umursamazca baktı. Jun “Sen bilirsin” diye karşılık verdi.

Jun önde Karen arkada tam ilerlemeye başlamışlardı ki Karen bir şey fark etti. Sol tarafındaki bir Karaağacın hemen önünde tuhaf altıgen bir taş gördü. Taşın kenarları özenle oyulmuş gibi hissettiriyor olsa da aslında tuhaf olan avuç içi büyüklüğündeki taşın üzerinde mavi renkte loş ışık yayan bir şekil vardı. Karen şaşırdı. Hızla yönünü değiştirip taşa koştu. Sanki bir şey keşfetmiş gibi taşı örten otları ayırdı. Gerçekten de fark edilmesi zor ışık koyu mavi renkte parlıyordu. Taşın üzerinde harf benzeri tuhaf şekil bir kaç kez ışık saçıp durdu. Ardından ışık söndü. Siyah şekil, taşın üzerine oyulmuş gibiydi.

Karen'in arkasında olmadığını fark eden Jun etrafına bakındı. Kenarda ağacın önündü diz çökmüş yeri incelediğini görünce hemen yanına gitti.

"Ne buldun?"

"Şuna bak." Karen önündeki taşı Jun'a gösterdi. Jun yaklaşıp altıgen taşa baktı.

"Taş işte nesi bu kadar özel?" Jun soruyu merakla sormuştu çünkü Karen buna ilgi gösteriyorsa bu normal bir taş olamazdı. "Dur bi' dakika. Yoksa bu bir mücevher mi? Zengin mi olduk?" Jun heyecanla Karen'e baktı.

"Sanmıyorum taş gayet normal ama üzerinde şekil biraz önce ışık saçıyordu."

Jun çömelip taşa iyice baktı. "Hangi şekil?"

Karen şaşırdı. Taşın üzerindeki şekle parmaklarını sürerek tekrar gösterdiyse de Jun hala bir şey göremediğini söyledi.

"Nasıl yani bunu gerçekten göremiyor musun?"

"Senin ateşin falan mı var? Karen bence senin görebiliyor olman daha sıkıntılı!"

Karen hasta olmadığından emindi. Gözlerini sımsıkı kapatıp tekrar açtı. Şekil olduğu yerde duruyordu. Ve ansızın ürpertici his tekrar bedenini yaladı. Karen bu sefer bunun taştan geldiğinden emin oldu. Taşı yanında götürmeye karar verip kavradı. Fakat şaşkınlığı iyice arttı. Avuç içi büyüklüğünde ki taşı yerinden oynatamamıştı.

"Lanet olası!" Parmakları toprağa batacak kadar sıkıca kavrayıp bütün gücüyle taşı çekti. Fakat nafileydi. Bir santim bile oynatmayı başaramadı. "Bu da neyin nesi?"

Jun neler olduğundan emin değilse de Karen'in taşı kaldıramadığını anlamıştı. "Çekil, bana bırak." Jun’un denemeleri de boşa çıkmıştı. Bir süre ikisi birlikte uğraştılar hatta taşı tekmelediler.

Sonuçsuz denemelerin ardından Jun'un yüzü kan akışı yüzünden kıpkırmızı olmuştu ve nefes nefese kalmıştı. "Ufacık bir taşa yenildiğime inanamıyorum!"

Karen bunun taşla değil sadece kendisinin görebildiği şekil ile alakalı olduğunu hissetti. Böyle bir şeyi ne görmüştü ne de duymuştu. Yine de birkaç tahmini vardı. Sonrasında yakınında bulduğu küçük bir tahta parçasıyla taşın etrafını kazmaya başladı. Taş, altı boşaldıktan sonra açılan küçük çukura yavaşça yuvarlandı. Ağır bir şekilde toprağı ezerek yuvarlanmasına çok ağır gibi görünmüyordu fakat yine de düştüğü yerden oynatamadılar. Bu çok tuhaftı.

Çevreden gelen vahşi hayvan sesleri artmaya başlayınca ikisi de havanın kararmak üzere olduğunu fark etti. "Karen sanırım artık gitmemiz gerek. Yarın tekrar gelip şu şeyin çaresine bakmalıyız!" dedi Jun. Karen onaylarcasına kafa salladı.

                                                           ----

Kütüphanenin önüne geldiklerinde ışıkların açık olduğunu fark ettiler. "Jun sen devam et. Benim Leaf amcaya uğramam lazım."

"Tamam, geçerken babana kütüphanede olduğunu söylerim."

"Sağ ol, yarın görüşürüz."

Karen, kütüphanenin arkasına yöneldi. Küçük ahşap kapıyı iki kez vurdu. Bir süre sonra kapı açıldı.

"Karen, tam zamanında geldin bende tam çıkacaktım. İçeri gel."

"Rahatsızlık için kusura bakmayın."

İhtiyar ile birlikte yeni gelen kitapların olduğu rafa gittiler. Leaf raftan süslemeli metal bir kutuyla muhafaza edilen kitabı alıp Karen'e uzattı.

"Çok eskidir bu yüzden dikkatli kullan." Dedi.

Karen teşekkür edip kitabı kutusundan çıkarmadan çantasına yerleştirdi. "Bu arada Leaf amca ormanda tuhaf bir şekille karşılaştım. Taşın birine kazınmıştı." diye açıkladı. Karen daha iyi anlatabilmek için bir kâğıda şekli çizdi.

"Hımm, tanıdık gelmiyor."

"Buna benzer şeylerin olduğu kitaplar var mı?"

"İstemediğin kadar. Benimle gel." Rafların arasında bir süre gezdikten sonra Karen'in çantasın ağzına kadar kitapla dolmuştu.

"Hepsini almak istediğinden emin misin?"

"Sorun olmayacaksa-"

"Saçmalama." İhtiyar bir kahkaha attı. "Aksine bundan memnuniyet duyarım. Zaten ikimizden başka bu kitapları okuyan yok."

Karen, ihtiyarla vedalaşıp eve döndü. Akşam yemeğini hızlıca yedikten sonra odasına çekildi. Çantasından kitapları boşalttı. Eski şifa kürlerinin olduğu değerli kitabı kaldırıp kenarı bıraktı. Diğer kitaplara yöneldi. Şuan asıl merak ettiği konu gizemli taştı.

Saat gece yarısını gösterdiğinde Karen kitapların çoğunu incelemiş ve yorulmuştu. Birçok simge ve armayla karşılaştı. Eski dillerdeki harfleri bile inceledi fakat hala aradığını bulamadı. Geriye kalan iki kitaptan birine daha aldı. Bu kitap diğerlerine göre daha eski ve yıpranmıştı. Karen kitabın hayvan derisiyle kaplandığını fark ettiyse de hangi hayvan olduğunu merak etmedi. Özenle kitabı açtı. Bu bir formasyon teknikleri kitabıydı. İçinde milyon çeşit büyülü teknik vardı. Karen bunları daha önce bir yerde okumuştu. Ruh büyüleri ve tılsımları karmaşık şeylerdi. Bunları yapabilmek ruh konusunda uzman diğer bir deyişle büyücü olmak gerekiyordu. Oldukça zaman ve güç harcamasına rağmen mutlak sonuçlar veren şeylerdi. Birçok çeşidi olduğunu duymuştu fakat asıl ilgisini çeken bu formasyonlardaki şekillerin tanıdık görünmesiydi. Dikkatlice kitabı incelemeye koyuldu. Okuduğu bir paragraf ilgisini daha fazla çekti.

"Büyüleri ruh işleme tekniğiyle maddesel nesnelere aktarmak büyünün işlevini nesneye eklenmesine neden olur. Önemli olan Büyü formasyonlarını iyi bilmek ve Ruh İşleme tekniği konusunda uzmanlık derecesidir. Bu şartlar sağlandığında örneğin; bir ateş büyüsünü tahta parçasına işledikten sonra büyü her aktif edildiğinde tahta parçası alev alacaktır."

Karen ne olduğunu sonunda anlamıştı. Taşın üzerindeki bir büyüydü. Tahminlerinden biride bu yöndeydi. Bu kitapta aradıklarını bulabileceği için heyecanlandı. Her satırı ve kelimeyi okumaya başladı. Bir süre sonra okuduğu bir şey Karen'i şaşırttı. Bu konu büyünün gizlenmesiyle alakalıydı ve anlatılana göre büyüyü yapan kişi diğerlerinin gözlerinden bunu saklayabilirdi. Ancak ondan daha güçlü veya üstün yetenekli bazıları yine de büyüleri tespit edebilirdi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17410 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr