Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

KAREN - Bölüm 2 - En İyi Arkadaş, Ahmak Jun!


            Karen, sonunda alakasız bir konuda öğrenebileceği bir bilgiye rastlamıştı. Daha önce bilmediği bir şeyle karşılaşınca konsantrasyonu aniden arttı. Kafasındaki düşüncelerde aynı hızla yok olup gitti. Okuduğu bilgi ile öğretim aldığı bilgileri konusunda küçük bir çelişki vardı.

Hemen her yerde öğrendiklerine bakılırsa, üç kategoriden oluşan ve en sık karşılaşılan savaşçı tipi Tyken’lardı.  Diğer deyişle hayvan ruhlarına hükmeden savaşçılar. Ve şimdiye kadar öğrendiği kadarıyla Tyken'lar diğerlerinin aksine anlaşmalı oldukları ruhları değiştirebilirdi ve bu ayrıcalık sınırsızdı. Hem de hiç bir sakıncası yoktu. Kulağa hoş gelse de okuduğu yıpranmış ve muhtemelen babasının yaşından bile bir kaç kat yaşlı olan kitabın verdiği bilgiler aksini söylüyordu. Bu tip savaşçıların her yeni ruh sözleşmesinde giderek bağların zayıfladığını açıklıyordu. Çoğu kişiye karmaşık gelecek kanıtlar sıralanmıştı ve bu kanıtlar Karen'e çok mantıklı ve basit görünmüştü. Anlatılan hemen her kavram üzerinde az çok bilgiye sahipti. Bu yüzden bu konuyu kafasına kazıdı. Oldukça doğru gibi hissetmişti. Her bilgiyi, hazmedip ezberlediğine kanaat getirene kadar bir kaç kez tekrarladı. Ardından sayfaları eski hızıyla tekrar çevirmeye başladı. Yeni bir bilgiye rastlayamayınca gelişigüzel kitapları kurcalamaya devam etti. Zihninde, en alt seviyeden başlamak üzere bildiklerini tekrar ediyordu.

Savaşçı olmanın altın kuralı ‘Ruh Sarayı’ydı. Ruh Sarayı adı üstünde sadece bir kavramdı. Kimse gücünü kendi ruhundan alamazdı. Bu yüzden Ruh Sarayı, elde edilen gücün muhafaza edilebilmesini ve kullanılmasını sağlayan soyut bir kavram olmanın yanı sıra hemen herkesin sahip olduğu bir şeydi. İnsan ruhunun işlevsel bir parçası gibiydi. Karen’de ‘yetersiz’ olan şey buydu işte. Gerçekte bu Saray kavramı aslında ruhun içinde ulaşılabilir bir boyuttan ibaretti. Sonuç olarak bu boyut ne kadar büyükse o derece güç yüklenebilirdi. İşte bu güç kaynakları başka ruhların ta kendileriydi.

Karen’in yaşadığı bu topraklar küçük ve ıssız bir şehir olmasından sebep bilgi zor ulaşılabilen bir kavramdı ve şimdiye kadar öğrendiklerine göre seçim şansı bulunan üç tip vardı.

Tyken, hayvan ruhları kullanıcıları. Tyken’lar etraftaki insan sayısı kadar çoktu ve neredeyse savaşçı âleminin üçte ikisi kadar kısmı onlardan oluşuyordu. Çünkü ulaşılması kadar ustalaşması da kolay bir hedefti. Aynı zamanda her hayvanın kendi özelliğine göre değişmek üzere hayvansı yetenekler ve hatırı sayılır derecede fiziksel güç kazandırıyordu.

Rouken, doğa ruhu özümseyicileri. Rouken tipi savaşçılar Tyken’lara göre daha nadirdi. Çünkü yüklendikleri güç belirli bir şeyin ruhu değildi. İnsan yerleşkesi olmayan doğal bir ortamda, çevreye sürekli zarar veren bir etken olmaması halinde gerçekleşen bir durumdu. Böyle bir ortam neredeyse sürekli polen gibi ruh parçacıkları salınımı yapardı. Hoş bu tespit edilmişse de henüz kimse neden kaynaklandığını açıklayamamıştı. Lakin bu salınımın kullanılabilecek derece bir ruh ortaya çıkarması için neredeyse yüzlerce yıl devam etmesi gerekirdi. Maceracı ve gezmeyi seven birisi değilseniz Rouken olmak için çok para harcamak şarttı ama bu durum pek güvenilir değildi. Çoğu para seven tüccar, paralı askerler kullanarak böyle yerlere takımlar gönderir muhafaza tipi kristallere biriken güçleri depo ederdi. İçinden ne çıkacağı bilinmeyen kristaller aşırı fiyatlardan satılıyordu. Tyken tipi içinde bu durum geçerliydi. Vahşi hayvanların veya yaratıkların ruhlarını zorla kristallere hapsedip satıyorlardı. Karen’in edindiği en net bilgi, iki ruhun istemli olarak anlaşması olmadığı zaman birbirlerine zarar verdiği yönündeydi. Ayrıca ne kadar pratik yapılsa da üstün bir güce asla ulaşılamadığıydı. Karen hiçbir zaman böyle bir zihniyete başvurmazdı. Sonuç olarak Rouken tipi aslında mükemmel yeteneklere gebeydi. Birçok harika örnek mevcuttu fakat bu yetenekleri açığa çıkarmak ciddi ve uzun bir süreçti. Sürekli pratik ve meditasyon gerektirdiğinden ve dikkate değer fiziksel bir güç edinilemediğinden çok fazla tercih edeni yoktu. Yine de yeterli derecede hala kullanıcısı vardı. Hem de genç nesilde bile. Her eksisine rağmen yeterli çalışmadan sonra muazzam kitlesel güçlere sahip olmak son derece olasıydı. Karen eğer şansı olursa bir Rouken olmak istiyordu. Bu çok önemli bir karardı çünkü bu karar bir kez verilirdi ve ilk sözleşmeden sonra başka bir tipe geçiş yapmak teoride imkânsızdı. Pratikte ise efsaneler vardı fakat sadece masal kitaplarında fantezi olsun diye. Zaten Karen'de herhangi bir gerçek kitapta böyle gerçekçi veya buna yakın bir bilgiye rastlamamıştı.

 Son olarak üçüncü tip Aken veya Araken'di. Aslında ikisi de aynı şeydi. Bu isim farklılığı güç yüzünden konulmuştu. Bu tip kullanıcılar İblis ruhu kullanıcılarıydı. En akıl almaz tipte buydu. İki farklı isme sahip olması çok mantıklıydı. Aken denilen şey küçük ve hiç bir fiziksel güce sahip olmayan iblis ruhları ile yapılan sözleşmecilere denilirdi. Lakin hiçte aşağı oldukları söylenemezdi. Bu küçük ve güç yoksunu iblis ruhları muazzam iletişim ve bilgi aktarımı sağlayabiliyordu. Her ülkenin istihbarat ve iletişim yolları tamamen Aken'ler aracılığıyla sağlanıyordu ve oldukça işe yarardı. İki tip Aken savaşçısı birbirlerinin iblis ruhlarının ismini bildikleri sürece zihinsel telepati yoluyla görüşebilirdi hem de muazzam uzaklık dahi sorun olmadan. Çünkü bilindiği üzere tüm iblisler yaratılışları gereği birbirleriyle zihinsel yolla irtibata geçebiliyorlardı. Bunun yanı sıra muhteşem bir algı yetenekleri vardı. Yüzlerce metre çaplarındaki tüm ruhları ve güç kullanıcılarını algılayabilir ve güç miktarlarını ölçebiliyorlardı. Bu sayede Aken tipi olanlar şehirlerin savunmalarında da önemli rol oynuyorlardı. İşin önemli kısmı anlaşma olayıydı. İblisler doğaları gereği kibirli ve zalimaneydi. Kesinlikle zorla olmadığı sürece hiç bir şekilde sözleşme yapılamazdı. Karen bu durumun mantıklı olduğunu düşünüyordu. Sonuçta pramidin en üstünde İblisler vardı. Hemen her şeyi tüketebilen iblislerin yemekleri arasında pekâlâ insanlarda bulunuyordu. Olaya düz mantıkla bakarak; İneklerin, insanlarla sözleşme yapıp insan ruhlarını kullanmaları kadar saçmaydı. Hiç bir insan muhtemelen bunu gururuna yediremezdi. İblisler neden kabullenecekti ki? Pek tabi bu durum güçsüz iblis ruhları için geçerli değildi. Zorla sözleşme yapılabilmesi için yüklenici insanın bedensel ya da zihinsel olarak ruha karşı galip geldiği takdirde yapılabilirdi. Bu sayede gururlu ve zalim doğalarına rağmen iblis ruhlarının kullanımı bu sayede mümkün oluyordu. "Zorla" kısmı mümkün olmayan ve bilinen en nadir tip Araken'di. Diğer güçlü kesimdeki iblislerle sözleşmeli savaşçı tipinin ismiydi.

İblislerin gelişimi ansızın tekabül eden bir durumdu. Neredeyse ölümsüz sayılabilecek ömürleri sayesinde uzun yıllar varlığını sürdürdükten sonra yeterli beslenme ve koşullar sağlandığı takdirde bir gecede güçsüz yani bir Aken iblisi akıl almaz bir şekilde istisnasız gelişim yaşayabiliyordu. Bu durumun ardından Araken İblisi doğuyordu. Bu yeniden doğumla birlikte en sefilleri dahi bir anda muazzam gelişme gösteriyordu. Ondan sonra gelişimi sıradanlaşıp yaşam süresine göre yavaş yavaş artıyordu. Bu anlık büyüme evresine İblis Kozası ismi verilmişti. Araken’lerin nadir olmasının nedeni işte bu anlık gelişimin akıl almaz oluşuydu. En güçsüzü bile değil bir insanın küçük bir ordunun dahi fiziksel veya zihinsel savaşta galip gelemeyeceği kudrete sahipti. Karen, -Tanrıya şükür ki iblisler ilgisiz bir mahlûkat. Eğer insanlara karşı garez güdüyor olsalardı insan popülasyonu doğada nadir rastlanacak seviyelere gerilerdi.- diye düşünmeden edemiyordu.

İblis Kozası gelişiminden sonra herhangi bir iblisle anlaşma yapmak neredeyse imkânsızdı. Bu yüzden bilinen tüm Araken’ler aslında Aken iblisleriyle anlaşan savaşçıların sözleşmeden sonra gelişim yaşayan iblisleri sayesinde doğuyordu. Sözleşme iki tarafın onayı olmadan veya sözleşme sahibi insan ölmeden bozulamazdı. Yine de sayıları ender olacak kadar azdı. Bir Aken gelişmek için en azından birkaç yüzyıl harcıyordu. Sıradan bir insanın bile en çok 200yıl yaşayabildiği bu topraklarda Savaşçıların ömürleri güçleriyle orantılı olarak daha uzun olabiliyordu. Yine de birkaç yüzyıl yaşayabilmek böylesine kanlı savaşların ve tehlikeli unsurların olduğu dünyada kolay bir iş değildi.

----

"Kaa~reen!" Bir tüccarın malını satarken kullandığı bir edayla gelen ses Jun'a aitti. Karen, çocukluk arkadaşı olan Jun'un sesiyle irkildi. Önündeki kitabı derin bir nefes verip kapattı. Bahçelerini çeviren yüksek ahşap çitler yüzünden Jun'u göremiyordu fakat parmak uçlarında yükselip bahçeyi gözetlediğini hissedebiliyordu. Hiçbir zaman kapıya gitmezdi, çitlerin üzerinden evin içini ve bahçeyi gözleyip Karen'in varlığını teyit etmeye çabalayan eşsiz bir sabırsızlığa sahipti.

"Ne oldu?" Karen'in sesi soğuk ve ilgisizdi. Sonuçta bu Jun’un ses tonunun altındaki amacı çok iyi biliyordu. Bir şey istemek üzere olduğunu onu tanımayan birisi bile söyleyebilirdi. Karen yardım etmeyi sorun etmeyen aksine severek yapan birisiydi. Yine de sıra Jun'a gelince iş değişiyordu. Bir şey istemesi Karen'i darboğaz ediyordu. Çocukluk arkadaşına yardımcı olduktan sonra minnettar bir şekilde aldığı gülümseme onun için yeterliydi fakat mesela Jun'a yardımcı olmaktı. Karen ne zaman ona yardımcı olmak istese sonunda sinirlenmeden edemiyordu. Bir bilgi istediğinde, Karen ne yaparsa yapsın ona öğretmesinin yorucu ve zaman aldığını biliyordu. Ve fiziksel bir yardım istediğinde de tek başına zaten yapabilecek olsa da sırf Karen'in onunla vakit geçirmesi için peşinden sürüklüyordu.

Her şeye rağmen Jun onun sevdiği ve eski bir dostuydu. Hem zaten onu reddetmeye çalışmak en yorucu kısımdı. "Yardımın lazım! Müsait misin?" Sesi inanılmaz ciddi geliyordu. "Beyni işlevsiz biri için hemen her konu çözülemeyecek bir sıkıntı olduğundan doğal olarak ciddi olunmasını neden oluyor herhâlde!" diye düşündü fakat söylese de iki kez tekrar edeceğinden vazgeçti. "Değilim, Jun bir şey okuyorum. Acil mi?" Önemli mi? diye sormamıştı çünkü Jun için her şey önemliydi. Tuvalete gitmekte dâhil...

"Sürekli okuyorsun zaten! Daha sonra da okuyabilirsin, benimle gelmen gerek." Karen bakışlarını iki sivri çitin arasında gözleri ve alnı görünen arkadaşına çevirdi. Jun, ilgisiz ve soğuk bakışları görünce alnını kırıştırdı. "Lütfen!!" Jun'un bakışları, evin içerisinde Karen'in babasını görünce değişti. Yüzünde bir gülümseme oluştuğunu anlamak kolaydı. Ansızın elini kaldırıp sallamaya başladı.

"Afron amca! Nasılsın!" Karen'in babası varlığını yeni keşfetmiş gibi Jun'a baktı. Gülümseyerek konuştu. "Gayet iyiyim, Jun. Sen nasılsın?"

"Tabi ki muhteşemim! Acaba Karen'le bir işiniz yoksa bir süre ormana kadar gidebilir miyiz?" Jun, reddedilme ihtimalini bildiğinden direk Karen’in babasına yönelmişti. Karen ise bu pis numaraya karşı, Jun'un kendi çapında akıllıca planını içinden övdü.

"Hava kararmadan döndüğünüzden emin olun."

"Karen, senin için izin bile aldım hadi geç olmadan gidelim." dedi Jun. Karen'in cevabını göz ardı ederek konuyu kapatmayı düşünüyordu.

Karen derince iç çekip kitapları toplamaya başladı. Yol üzerinde kütüphaneye uğraması gerekiyordu.     

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr