“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

KAREN - Bölüm 118


 

Karen bedenin her hücresinden gelen yanıcı bir hisle birlikte aniden gözlerini açtı. Bakışlara hala puslu ve kendine gelememiş bir yorgunlukla doluydu. Bir tabut gibi etrafını saran toprak birikintisinden destek alarak hafifçe doğruldu.

Burada neden yattığından habersizdi. Nasıl geldiğinden ve etrafın neden bu kadar dağılmış göründüğünden… Zira düşünceleri o kadar örtülüydü ki kendini öldürecek kadar yaralandığının ve şaşırtıcı bir hızla iyileştiğinin farkında bile değildi. Tek hatırladığı şey sadece belli bir nedenden ötürü ilerlemek zorunda olduğuydu.

Zihni hızla toparlandıktan bir an sonra kalbi bir lav çukuruna düşmüş gibi alev aldı. Gözlerindeki öfke ve çaresizlik duyguları açığa çıktığında o hala umursamazca ruh gücüne uzanıp tüm gücüyle harekete geçmek üzereydi.

Beyni uyuşmuş ve yapması gereken tek şey buymuş gibi sadece koşmak istiyordu. Tüm hızıyla gitmeliydi! Bacakları parçalansa bile duramazdı!

Ailesi oradaydı. O ateş hattında başlarına ne geldiğini bilmemenin verdiği çaresizlik kalbini sıkıştıran bir mengenenin varlığına dönüşmüştü.

İlk adımı güçle yere bastı ve zemin titredi. Şiddetli ruh gücü etrafa saçılmaya başladığı an Karen irkildi.

Aniden bir el uzanmış ve omzunu sıkıca tutmuştu. İnanılmaz güçlü ama bir o kadar şefkat dolu bir tutuştu. Genç adam bir an kendini toparlamış göründü ve omzundaki pençevari tırnaklı, kızıl tenli elin sahibine baktı.

“Usta?” Sorgular gibi bakarken sesindeki yardım çığlığını, duyan herkes anlayabilirdi.

İblis derin bir iç çekti. O her zamanki halinden daha ciddi ama her nasılsa daha yumuşak başlı görünüyordu.

“Sana zaten farkında olduğun ihtimalleri hatırlatmayacağım evlat, ancak… Bu şekilde gitmene müsaade etmiyorum.”

Karen, İblis Duhan’ın sözleriyle biraz daha düşünceleri berraklaşmış gibi hissetti. Yine de bu sinirlenmesine engel olmadı.

“Bir avuç iblisten korkmuyorum! Gitmem gerek!”

“İblisler? Sorun onlar değil. Şimdiden soğukkanlılığını kaybettin. Orada, daha kötü şeylerle karşılaşırsan ne yapacaksın? Çıldırıp kendini öldürmene izin veremem!”

Karen çürütemeyeceği bu kelimelere karşı rahatsızlık duydu. İblis Duhan’ın daha kötü şeyler derken neden bahsettiğini anladı ve sakinleşmek bir yana daha fazla sinirlendi.

“Ne yapacakmışım o zaman? Annem ve Babam… Onlar tehlike içindeyken nasıl soğukkanlı davranabilirim!? Sadece konuşuyorsun! Sen benden daha pervasızsın!”

Öfke dolu sözleri boş alanda yankılanırken İblisin kaşları çatıldı. Birbirlerine öfkelenseler bile ikisinin de farkında olduğu bir şey vardı. İki tarafta aslında haklıydı…

Duhan sonunda sakinleşip derince iç çekti. Eliyle gelişigüzel havayı tokatladığında bedeni kaybolup Ruh Sarayı’na geri dönmüştü.

Sesi de bununla birlikte Karen’in zihninde yankılandı.

“Devam et. Payıma düşen sana yardım etmekse öyle yapacağım. Lakin evlat uyarmadı deme, eğer kendini kaybedersen seni durdururum.”

İblis Duhan’ın sesi otoriter baskıyla belirip kayboldu.

Karen’in söyleyecek bir şeyi yoktu. Kabul edebileceği veya reddedebileceği bir seçenek yoktu. Ona karşı koyamayacağını biliyordu ve bu onu öfkelendiriyordu. Ancak bunun iyiliği için olduğunun farkındaydı. Sadece öfkesine söz geçiremiyordu.

Fazla geçmeden Duhan’ın bahsettiği yardım kendini gösterdi.

Karanlık gökyüzünde kulak tırmalayan bir kuş çığlığı yankılandı.

Sesi güçle patlamış ve henüz figürü görünmeden tüm gökyüzü baskı altına alınmış gibiydi!

Karen şaşkınlıkla gökyüzüne baktı. Mavi-siyah renkli devasa bir ışık topu, derin karanlıkla örtülü gökten yay çizerek iniyordu.

Hızı akıl almazdı. Bir an içerisinde yüzlerce metre alçalmış ve ağaçların zirvesine ulaşmıştı.

Genç adam şok içinde mırıldandı. “Şafak Tüylü Kuzgun!”

Mavi ruh gücünün etrafını saran simsiyah tüyleriyle muhteşem bir Ruh Yaratığına bakıyordu. Etrafa saçtığı baskı 5.Seviyenin zirvesine yakın bir güçle doluydu ve ortaya çıkmasıyla orman ölüm sessizliğine bürünmüştü.

Bir uçtan diğer uca yedi metreye ulaşan kanatları gelişigüzel salınarak büyük ve parlak siyah bedenini havada sabitledi. Gurur dolu bakışları Karen’e döndü ve daha kısık bir tonda tekrar çığlık attı.

Genç adam şaşkınlıkla bakakaldı. Aslında üzerine düşen o gururlu bakışlardaki tuhaf bir teslimiyet duygusunu görebilmişti.

Şafak Tüylü Kuzgun homurdanır gibi bir sesle birlikte kanatlarını kapatarak yere indi. Sarı pençeleri toprağa düştüğü gibi keskin bıçaklar gibi zemini yarıp derinlere battı.

Karen tam ustasına soracakken, Ruh Yaratığı kanatlarından birini Karen’e doğru uzattı ve bedenini yere doğru alçalttı.

Genç adam bunun anlamını fark edince keyifle gülümsedi. Ustası bunu her nasıl yaptıysa geri kalan yol boyunca kullanabileceği inanılmaz bir binek edinmişti.

Tereddüt etmeden Şafak Tüylü Kuzgun’un kanadına adım atıp sırtına oturdu. Dışarıdan çelik gibi görünen sert tüyler yumuşacık dokusuyla kendini iyi hissetmesine neden oldu.

Fakat Ruh Yaratığının havalanmak için kanat çırpmasıyla birlikte yüzü bembeyaz kesilmiş ve önündeki boyun tüylerini sımsıkı kavramıştı.

Kanatlar toprağı bile savurup atacak güçle çırpıldı ve rüzgâr ağaçların devrilmesine neden oldu. Tek bir hareketle onlarca metre yükselen kuzgun gurur dolu bir başka çığlık attı.

Karen, kuzgunun gideceği yeri bildiğini düşünmüştü ancak bulunduğu yerde daire çizişini görünce söylendi.

“Güneydoğuya gitmelisin!”

Kuzgun kafasını çevirip küçümseme dolu bir bakış attı. Karen ise bu harekete öfkelenmesine rağmen binekten vazgeçmekte isteksizdi.

“Beni dinlemiyor!”

“Biraz beklersen anlayacaksın.”

Duyduğu cevapla kaşlarını çattı. Ne beklemesi? Onun için önemli olan zamandı!

İsteksizce homurdanarak kısa süre bekledi. Birkaç dakika sonra karanlık yavaşça dağılmaya ve gökyüzü grileşmeye başlamıştı. Uzun soluklu gece nihayet yerini güneşe bırakacak gibiydi ancak bu durum Karen’i daha fazla endişeye sevk ediyordu.

O yaşlı uzmanın söylediklerini duyduktan sonra kendine hâkim olamayıp hemen yola çıkmıştı. Başka bir şeyi sormak aklına bile gelmemişti.

En azından iblislerin ne zaman ortaya çıktığını biliyordu ve saldırı haberini bundan birkaç saat sonra duymuştu. Gecenin kalanı boyunca tüm hızıyla yol almasına rağmen hala uzun bir yol önünde uzanıyordu.

Fakat düşününce bu kadar çaresiz hissetmesine gerek yoktu. Sadece birkaç saat içinde iblislerin koca bir şehri yıkacağını düşünmüyordu. Şehir surları, savunma formasyonları ve şehir lordunun gücüyle Marn Şehri kolayca düşmemeliydi. Ayrıca çoğu oluşum bu konudan haberdar edilmiş görünüyordu. Yardım aldıkları takdirde kesinlikle karşılık verecek güçleri olmalıydı!

Artık çaresiz hissetmese bile endişelenmekten kendini alıkoyamadı.

Bu sırada kuzgunun ani hareketi yüzünden düşünceleri duraksadı. Şafak Tüylü Kuzgun belli bir yörüngede dolanmayı kesip doğuya doğru bedenini çevirdi.

Onun tuhaf davranışı Karen’in ne olduğunu anlamasına yetmişti. Simsiyah tüylerle kaplı kuzgunun farklı görünen tek yanı kafasında yatık halde bulunan beyaz büyük tüydü. Karen şaşkınlıkla gözlerini o beyaz tüye çevirmişti. Çünkü tüy yavaşça havaya dikiliyor ve etrafa tuhaf saydam dalgalar yayılmasına neden oluyordu.

Ona Şafak Tüylü Kuzgun denmesinin yegâne sebebi işte bu tuhaf fenomendi. Bu yaratık 5.Seviye’ye ulaşmış olsa da özellikle güçlü değildi. Hatta hiçbir özelliği dikkate değer sayılmazdı.

Etraf yavaşça aydınlanırken kuzgun heyecanla kükredi ve geniş bir alanla kaynağı belirsiz bir ruh gücünün patlamasına neden oldu.

Beyaz tüy hafifçe salınırken daha güçlü dalgalar yaymaya başladı. Gökteki doğal ruh özü de, tüyün hareketleriyle devamlı olarak yükseliyor ve tarifsiz bir baskı yayılmasını sağlıyordu.

Karen ise kuzgunun sırtında en büyük etkiye maruz kalıyordu. Yine de suratındaki merak daha da kabardı.

Aniden, göğün ruh özü kuzgun etrafında toplanmaya başladı. Görünmez baskının kaynağı olan ruh gücünün boyutu akıl alır gibi değildi ve aslında nereden gelip nereye gittiği belirsizdi.

Karen, bu gücün kuzgun üzerine toplandığını sadece baskının gittikçe artmasından ve kuzguna ait ruh gücünün sürekli yükselmesinden anlamıştı.

Kuzgun delice kükrüyor ve etrafta sert rüzgârlar patlıyordu. Gökyüzünün kaos alanına dönmesi kısa sürmüştü. Karen artık merakını yutmuş düşmekten çekinerek sıkıca tutunmaya başlamıştı.

Peşi sıra kaos aniden duruldu. Bununla birlikte kuzgun göğü titreten bir çığlık atarak inanılmaz boyutlara ulaşmış masmavi ruh gücünü etrafa saçtı.

Onun seviyesi 5.Seviye yaratıkları bile korkudan titretmeye yeterdi.

Takriben Karen, rüzgârın devasa bir balyoz gibi göğsüne vurduğunu ve tüm manzaranın bulanık bir hal aldığını gördü. Yerini korumak için ruh gücünü tamamen salmak zorunda kaldı. Bedenini sıkıca kuzguna kilitleyerek yattı ve tüm gücüyle tutundu.

“B-Bu!” Gözkapaklarını aralayıp arka tarafa baktığında irkildi.

Kuzgun çoktan ilerlemeye başlamıştı ancak bu hız basit kelimelerle tarif edilemezdi.

Şafakta, beyaz tüyleriyle çevredeki ruh gücünü emip bunu muhteşem bir hıza çevirebilen Şafak Tüylü Kuzgun’lar kısa süreliğine bu güce erişebilseler dahi, o an geldiğinde kimse onları yakalayamaz veya takip etmeyi bile unutabilir.

Karen bunları okuduğunda şaşırdığını hatırlıyordu. Ancak bunu yaşamak ile okumak arasında dağlar kadar fark vardı ve bu hız, fazlasıyla mantıkdışıydı!

Geniş topraklara sahip bir dağı geçip gitmeleri üç saniye kadar sürmüştü! Ve sadece böyle büyük şeylerin yanından geçerken farkına varacak kadar hızlı hareket ediyordu. Ağaçlar, büyük kayalar veya nehirler, onlara dikkat edene kadar arkalarında kalıyor ve zemin daima bulanık görünüyordu.

***

Bir saat sonra…

Marn Şehri’nin kuzeyindeki ilk şehir olan Talon Şehri surlarının çok daha ilerisinde yeni kurulmuş bir karakol dikkat çekiyordu.

Yığma taşlardan geçici inşa edilmiş ve güçsüz görünse bile bu sadece aceleyle inşa edilmesinden kaynaklanıyordu.

İçinde ise, Daergon Krallığı muhafızlarına özgü beyaz zırhlara kuşanmış yüzden fazla savaşça seçilebiliyordu. Çok daha fazlası ise yabana dağılmış ve etrafta kol geziyordu.

Hepsinin amacı ve uyguladığı emir belliydi. Kim olursa olsun Marn Şehri’ne gidemez ve hatta başka yönlere yapılacak yolculukları için dahi şehrin topraklarını kullanamazdı.

Şehir ve hâkimiyeti altındaki topraklar bile abluka altındaydı! Bu, geceden beri uygulanan ve yakın şehirlerdeki herkesi şaşkına uğratan bir gelişmeydi.

Birçok şaşkın ve meraklı kişi haberlere inanmamıştı. Dolayısıyla kendi gözleriyle görmek için harekete geçtiler.

Sonunda ellerine geçen tek şey, kabaca azarlanıp geri yollanmalarından ibaretti.

Yol boyunca sürekli geldikleri yönden dönen gruplar görmek mümkündü ve hepsinin ifadesi birbirinden farklıydı.

“Bu tamamen saçmalık! Ürünlerimi Yern Krallığı’na götürüp satamazsam koca sene aç kalırım! Peki ya işçilerimin parasını kim ödeyecek?” Öfkeli bir tüccar sürekli söyleniyordu.

“Babalık senin zengin bir adam olduğun belli, neden böyle rol yapmaya ihtiyaç duyuyorsun? Yoksa Kral’ın emrini taşıyan muhafızlara isyan etmenin kafana ağır geleceğinin farkında değil misin?” Bir paralı asker grubun üyesi tüccara doğru alayla sırıtarak bağırdı. Tüccar duyduklarından sonra irkilerek etrafa bakındı ve muhafızların bunu duymadığından emin olmak istedi.

Dört bir yanda öfkeli ve meraklı sohbetler dönerken herkes, ani bir gümbürtü sesiyle irkildi.

“Arrrhh!”

Kaslı vücudu ve çelik zırhıyla, kocaman bir adamın karakol önünden uçup yere yapışmasını izlediler. Adam cüssesine rağmen yerden kalkamamış ve acıyla çığlık atarak debelenmeye başlamıştı.

“Geçemezsin diyorsam, GEÇEMEZSİN!”

Koca adamı bir yumrukla uçuran ve diğerlerinin aksine siyah bir zırh giyen muhafızın gür sesi herkesin kulaklarını çınlattı.

Kısa süreli bir şaşkınlıktan sonra seyirciler acıyarak söylendi.

“Aptal herif, karakol komutanını kızdıracak kadar ileri gitti.”

“Karakol komutanı Fang’ın acımasız biri olduğunu kim bilmiyor? Ölümünü arıyor!”

Yerden zorlukla doğrulan koca cüsseli adam, söylentileri işiterek titremeye başladı. Kafa tuttuğu muhafızın Acımasız Fang olduğunu nasıl bilebilirdi ki? Saray Muhafızlarının 4.Kıdem seçkin askerlerinden ve onlarca haydut çetesini merhamet göstermeksizin olay yerinde infaz eden bir adamdı o. Her emri özenle uygulamasıyla tanınır ve karşısında prens bile olsa sözünden dönmez tavrıyla bilinirdi.

Dedikoduları hatırlayan adam, yaralanmış olsa bile söz söylemeye cüret edemedi. Acısını bastırıp gerisin geriye koşmaya başlarken utançla kızardı.

Komutan Fang, sorunun çözüldüğünü gördükten sonra etraftaki insanlara göz gezdirdi.

“Merakınızı söndürün ve işlerinizi askıya alın! Kral yeni bir emir verene kadar bu topraklar sizler için yasaklı!”

Sesi arazide yankılanırken, sözleri sorgulanamaz bir otoriterle doluydu. Birçok kişi öfkeyle kaşlarını çatsa bile cevap vermek için yeterince cesur değillerdi.

Karakol komutanı sessizlik karşısında tatmin olarak kafa salladı ve geri dönmeye hazırlandığı sırada…

Sahip olduğu otoriter tavrın en ufak yeterliliğe sahip olmadığı, gök gürültüsü gibi bir kuş çığlığı yankılandı.

Çevredeki istisnasız herkes şaşkına dönmeden önce akıl almaz bir güç omuzlarına çökmüştü ve birçoğu ayakta durmayı bile başaramadı.

Korku dolu bakışları gökyüzüne yöneldiğinde gözbebekleri şokla küçüldü.

Devasa bir Ruh Yaratığının hemen tepelerinde belirişini ve duraksadığını izlerken eşsiz bir korkuya kapıldılar.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 954

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 901

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 749

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 709

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 585

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 522

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 493

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 480

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 436

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 425

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 195

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 193

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 156

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 153

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 136

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 129

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 82

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 69

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 55

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 53

Site İstatistikleri

  • 8397 Üye Sayısı
  • 201 Seri Sayısı
  • 13002 Bölüm Sayısı


creator
manga tr