"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

KAREN - Bölüm 110 - Sorgulama


 

 

“Bir ölüyü rahatsız edecek kadar saygısız değilim. Sadece, seninle ilgili şüphelerim var. Umarım savaştı dostumun ruhu yapacaklarım için beni suçlamaz.” Karen sahte bir kibarlık barındıran soğuk gülümsemesiyle söylendi.

Sağ eli yeni bir Yıldırım Ateşi’nin acımasız aurasıyla dolarken kolu duraksamadı. Ani bir ivmeyle cansız bedene doğru saldırdı.

Dışarıdan, düşmanlarının öldüğünden emin olmakta direten soğukkanlı bir katil gibi görünüyordu. Saldırısı tereddütsüz bir akıcılıkla inerken ansızın beklenmedik bir çığlık yükseldi.

“DUR!!!”

Bu korku dolu ses şaşırtıcı olarak ölmüş olması gereken bedenden yükselmişti ve adam inanılmaz bir hızla yuvarlanıp saldırıdan kaçındı.

Karen çoktan buna hazırlıklıymış gibi saldırısının yönünü değiştirmekte gecikmedi. Adamın kaçınmasıyla aynı yörüngede hareket ederek yumruğu onun sırtına indi.

-Baam!-

“Ahh!”

Suikastçı ağzından dökülen acı dolu haykırışla birlikte havada takla atıp yere çakıldı.

Karen bilerek gücünü dizginlemiş olsa da adamın cübbesi parçalanmış ve sırtı dağlanmaktan kurtulamamıştı. Ağaç köküne benzer yanık izleri ürkütücü bir dövme gibi tüm sırtına yayılmıştı. Bazı yarıklardan koyu kırmızı kan akıyordu.

Adamın acı dolu inlemelerine rağmen yüzü eskisinden daha canlı bir renge dönmüştü. Terle kaplanmış suratı korkusunu ele veriyordu. Sanki hiç bulaşmaması gereken bir canavarı uyandırmış gibi çaresizlikle dolu bakışları Karen’e dönmüştü.

Bambu, siyah saçlı gencin yaklaşmakta olduğunu görünce iki elini kaldırarak teslim olurcasına bağırdı.

“Hey! Yüce büyük kardeşim, bu küçüğünün seni rahatsız ettiği için özür dilemesine izin ver. Zaten kişisel bir hatam yok öyle değil mi? Hehe, bu sadece bir iş! Hayatımı bağışlamak için ne istersen bu küçük kardeşin elinden geleni yapacak!”

Bambu bir suikastçı olsa da hayatı için bağlılık duyan ve dolayısıyla aşırı evhamlı bir adamdı. Karen’in gücünü gördüğü ilk an bu işten sağ salim kurtulmak için birçok plan tasarlamaya koyulmuştu.

Takımı büyü formasyonuna yaklaştığında o daha geride kalmaya özen göstermiş ve önce gözlemlemek istemişti. Bununla birlikte Karen’in Nova’yı hazırlamasını izlerken içine doğan his sayesinde yine hayatta kalmayı başarmıştı.

Karakteri yüzünden saldırıdan çok savunma hazineleri konusunda oldukça zengindi. Elinden gelen her şeyi yapmış ve o saldırıdan kurtulmuştu. Nitekim bu sırada sahip olduğu hazinelerin çoğu paramparça olmuştu!

Sonuç olarak o gencin, öyle bir saldırıdan sonra hiç zayıflamamış halde Mor Kan’ın karşısına dikildiğini görünce her akıllı adamın yapacağı gibi ölü numarası yapmaya karar vermişti!

-Benim Araf Nefesi tekniği mi bile görebilmesi ne büyük talihsizlik!- Bambu içten içe hayıflanıyordu. Bugün gerçekten de çok şansız olduğunu düşünüyordu. Takımının geri kalanı ölse bile bu hiç umurunda değilmiş gibiydi.

Karen, Bambu’nun tavrı karşısında kaşlarını çattı. “En az on yaş büyüksün benden… Yalakalığı bırak.”

Bambu ise konuşabilme ihtimalini görünce sevinçle gülümsedi. “Oh? Savaştı dostum hatalı ben sadece gelişim yeteneği olmayan birisiyim. Nasıl senin gibi birisinden büyük olduğumu iddia edebilirim?”

Karen bu adamın omurgasızlığı karşısında söyleyecek söz bulamadı. Yine de Mor Kan’ı umursamaksızın öldürdükten sonra istediği cevapları alabileceği tek kişiyi hemen ortadan kaldıramazdı.

“Uzatma ve cevap ver. Kimin peşindeydiniz?” Karen dikkatle sordu.

Ancak bu soru Bambu’yu rahatsız etmiş gibiydi. Biraz şaşkınlık gösterdikten sonra yumuşak bir sesle devam etti.

“Bu… Savaşçı dostum zaten belli değil mi?”

Karen içine doğan hissi bastırarak gürledi. “Doğruca konuş!”

Bambu onun öfkesinden çekinerek bir adım geriledi ve saygıyla eğildi.

“Hedef… Sendin savaşçı dostum.”

-Ben mi?- Karen’in gözleri irice açıldı. Bu konu üzerinde düşünmüştü. Böyle olmamalıydı! Aklına dolan bir ton düşünceyi göz ardı edip tehditkar bir havaya büründü. Ruh gücü yükselirken zemin hafifçe titredi ve bölgeyi adeta kasvet bulutları kapladı.

Bambu, Karen yavaşça yaklaşırken kımıldamakta bile güçlük çekiyordu. Bulunduğu yere mıhlanmasına neden olan bir baskı omuzlarına çökmüştü ve durumun pekte içaçıcı olmadığını hissetti.

Karen aradaki farkı kapatıp Bambu’nun yakasına yapıştı.

“Neden? Nasıl? Hiçbir şeyi atlamadan anlat!”

Bambu, altın ışıklar saçan simsiyah gözlerin baskısı altında titredi. O gözlerden yayılan üstünlük hissi kendi ruh gücünün sönüp istemsizce pasif bir duruma geçmesine neden oluyordu. Bu tamamen akıl almaz bir durumdu.

Kendi gücüne ulaşamadığını fark etmek onu ölesiye korkuttu…

“B-Ben… Ayrıntıları bilmiyorum. Tek bildiğim, müşterinin Yıldız Ruhu Savaşçı Okulu’nda öğrenci olduğu!”

Karen irkildi. Bu olay asıl korktuğu şeyin başına gelmediği konusunda onu ikna etmişti ancak kendi okulundan bir öğrenci neden onu öldürmek isterdi ki? Kim ona böylesine bir düşmanlık besleyebilirdi?

Karen’in aklına gelen tek isim Wang Yao idi! Fakat o da bir öğrenci değildi…

“Müşteri hakkında başka bir şey bilmiyorum. Zaten bilgileri direkt birlikten aldık. Muhtemelen Mor Kan benden fazlasını biliyordu.”

Karen onu çoktan öldürmüştü. Bu konuda elden bir şey gelmezdi.

“Burada olduğumu nasıl öğrendiniz?”

“Göreve çıkacağınızı hali hazırda biliyorduk. Bilgiyi müşteri sağlamış olmalı.” Bambu hevesle cevapladı. En ufak bir tereddütte hayatını kaybedeceğinden neredeyse emindi.

“Ondan bahsetmiyorum! Benim buraya geleceğimi nasıl öğrendiniz! Yalan söylemeye kalkma, açıkça hazırlıklıydınız…” Karen’in merak ettiği konulardan biriside buydu.

3.Kıdem öğrencilere liderlik etmesi son dakika kararlaştırılmıştı.

“Bugün öğrendik. Mor Kan, karargâhtan güncel bilgi geldiğini ve buraya pusu kuracağımızı söyledi.” Bambu emin olamayarak ekledi. “A-aranızda Zehirli Hançer’in takipçilerinden bir casus olabilir.”

Karen gittikçe kendini kötü hissediyordu. Şayet kıdem atlamış olmasaydı oldukça zor duruma düşeceği barizdi. Zira ustasının varlığı ona belli bir güven veriyor olsa da sonuçta o bir ruhani varlıktı. Gerçekte ne kadar yardım edebileceğini bilmiyordu.

Diğer taraftan aklını düşünceye boğan şey casusun kimliği oldu. Buraya geleceğini bilen kişi sayısından emin olamıyordu…

Kuzey Yıldızı’nın 2. ve 3.Kıdem öğrencilerinin hepsi buna şahitlik etmişse de o sırada yüzünde maske vardı. Kimliğinden emin olan tek kişi Enka idi.

Enka? Karen ondan hiç şüphelenmiyordu. O adamın yetişim yolu böyle bir şeyi yapmasına başlı başına engeldi! O halde diğer öğrenciler arasında kimliğini tespit edebilecek bir hazineye sahip birisi olmalıydı. En mantıklı açıklama buydu.

Yine de Karen sordu. “Kim olduğunu biliyor musun?”

“Yemin ederim bilmiyorum.” Bambu dürüstlükle dolu parlak gözlerle mırıldandı.

Bu sırada aninde Karen’in bedeninden farklı bir ruh gücü yükseldi ve hemen yan tarafta yoktan bir figür belirdi.

Bambu’nun yanı sıra Karen bile afallamıştı. Çünkü bu figür kıpkırmızı tenli vahşi görünüşüyle ustasından başkası değildi.

Bambu durduk yere ortaya çıkan figürle göz göze gelince korkuyla titredi. Bu şey iki metreden uzun boyu ve akıl almaz ürkütücü görünüşüyle korkunç bir iblisti.

İri kıyım bedeninden yayılan ruh gücü sanki kan nehirlerinden yükseliyor gibiydi. Varlığı dünyadaki en göz alıcı şeydi. Duygusuz bakışları ona kitlendiğinde sıradan bir ölümlü gibi hissetti kendini.

Eğer Karen’in gözleri onun ruh gücünü baskılıyorsa bu iblisin bakışları onun düşüncelerini, cesaretini, iradesini ve hatta yaşam gücünü bile baskılıyordu. Adeta doğal avcısı ile karşılaşmış bir av gibi hissetmekten ileri gidemedi.

Karen onun yakasını bıraktığında ayakta duracak gücü bulamayıp yere düştü. Bu sırada ‘o’ şey yaklaşıp alelade bir eşyayı kaldırmak ister gibi uzanıp Bambu’nun boynunu kavradı.

Karen ise bu sırada sadece izlemekle yetindi. Ustasının ne yapmak istediğini bilmiyordu. Bununla birlikte suikastçının boynunu kavrayıp havaya kaldırışını şaşkınlıkla izledi. Suikastçı bırakın karşı koymayı anlaşılmaz bir korkuyla titremeye başlamıştı.

Güçlü bir savaşçı tarafından yakalanan bebek kadar çaresizdi görünüyordu. Karen hızla sakinleşip huşu içinde bu zıt durumdaki tarafları seyretti.

“Anlat…” İblis Duhan, ancak dünyanın sahibine yakışır bir kibir ve otorite ile emir verdi.

Tek bir söz ile Bambu tamamen bilinci devre dışı kalmış halde donuklaştı ve cansız bir sesle konuşmaya başladı. Savaş Şeytanı’nın ne yaptığı bilinmese de istediği her şeyi anlatmaya başlamıştı.

“Biraz önce ölenler dışında 42 suikastçı, 9 lider, 4 yardımcı kaptan ve son olarak Patron ile beraber 56 kişiyiz. Sıradan üyelerin yetişimi en fazla 3.Kıdem dolaylarında. Lider’ler 4.Kıdem, Yardımcı Kaptan’lar ise Zirve Aşama 4.Kıdem gelişime sahipler. Patron Yeşil Yılan uzun zamandır 5.Kıdem fakat son durumundan emin değilim.”

Karen bu durum karşısında şaşkına döndü ancak hemen sonra kaşlarını örerek mırıldanmaktan geri durmadı. –Madem bunu yapabiliyordun…-

“Ona bir iletişim kristali ver.” İblis Duhan araya girince Karen merakla ona baktı.

Genç adam böyle bir şeye sahip olduğundan emin olamasa da kızıl ihtiyara sormak yerine boyut yüzüğünü kontrol etti. Kısa süre içinde ona verilen hediyeler arasında birkaç tane iletişim kristali buldu.

Boş olanlardan bir tanesine kendi ruh özünü yerleştirerek ustasına uzattı.

İblis Duhan’ın kristali suikastçıya teslim edişini hayretle izledi. Bu şeyler öylece birine vermek için inanılmaz pahalıydı. Yine de Karen dert yanmaya cesaret edemedi.

Bu sırada İblis Duhan’ın boştaki elinde tuhaf bir ruh gücü dalgalanması ortaya çıkarak havada kızıl bir büyü rünü oluşmasına neden oldu.

Bu rün sembolü antik dildeki harflerden birisiydi. Karen onu hemen tanıyarak kendi dilinde İtaat anlamına geldiği çıkarımını yaptı.

Peşi sıra şaşırtıcı olarak bu rün suikastçının kafasına çarparak engelsizce içeri girdi. Bir an sonra adamın bedeni şiddetle titredi. Ağız ve burnunda biraz kan sızdığında Karen adamın teninin gittikçe solduğunu gördü.

İblis Duhan adamı serbest bıraktı ve güçsüzce yere yığılıp bir süre sonra ayılışını izledi. Adam neler olduğunu anlamamış halde şaşkınlıkla etrafa bakınıyordu. Karen ve İblis Duhan’ı görünce alnından soğuk terler boşaldı.

Aniden Karen’in karşına gelerek inanılmaz saygılı davranarak alnı yere varacak kadar eğildi. “İşe yaramaz astınız Bambu huzurunuzda uyumakla haddini aştı. Genç Efendi lütfen cezamı verin.”

Karen aptala döndü.

“Ha? Ne?” Dönüp ustasına baktı.

“Küçük bir numara.” İblis açıklama yapmaya üşenerek konuyu kapattı ve Bambu’ya dönerek sert bir sesle söylendi.

“Efendinin senin için yeni bir görevi var.”

Bambu bu sözlerle birlikte hemen diz çöküp ciddiyetle baktı. Sanki Karen’in bir sözüyle kahkahalar eşliğinde ölüme koşacak gibiydi. Öyle saçma bir tavrı vardı ki biraz önceki karakteri düşünülünce çok daha mükemmel bir adama aniden dönüşüvermişti.

Ve haliyle Karen için bu durum anlaşılmaz derecede saçmaydı!

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17410 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr