Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

KAREN - Bölüm 107 - Tek Saldırı, Mutlak Yıkım


 

Mor Kan’ın cevabı alay doluydu. “Gerçekten bu kadar hayalperest misin? Her istediğinde böyle bir şey yapabilecek kadar güçlü olsa bir ölümsüz kadar ünlü olmaz mıydı? Saçmalık! Hatta muhtemelen bundan sonra tüm gücünü kaybedecektir. Size ihtiyacım olmayacaksa da ne olur ne olmaz benimle gelin.”

Onun açıklaması Bambu’nun evhamlı karakteri bir yana diğerlerini ikna etmiş ve rahat bir nefes almalarına izin vermişti.

Peşi sıra Mor Kan’ın arkasından hala gizli kalabilecekleri kadar büyü formasyonuna yaklaştılar. Formasyonun sınırlarına birkaç metre kala durmuş ve silahlarını çıkarıp hazırlanmışlardı.

Bununla birlikte tam o anda Bitki Golemleri formasyonun içinde adım attı. Her şeyin tıkırında gittiğini görünce Karen soğuk bir gülümseme takınmıştı.

Yavaşça ellerini kaldırışını takip eden Nova hafifçe ileri çıktı. O sırada Karen buz gibi bir sesle mırıldandı.

“Sizi göremediğimi mi sanıyorsunuz? Savunmanızı test etmeme izin verin!”

Alandaki herkesin nefes bile almadan seyrettiği Nova inanılmaz sessiz bir şekilde harekete geçti. Ancak dikkatli gözler bile onun hareketini algılamaya yetmedi.

Karen’in ellerinden ayrılmasıyla adeta uzay ve zamanı aşmıştı. Hızı tek kelimeyle korkunçtu, öyle ki Karen onunla olan bağlantısını kesmeye bile fırsat bulamadan Golemlerin yanından geçip formasyona çakılmıştı bile!

Çarpışma önce çok sessizdi. Milisaniyeler içinde gözleri kör eden ve güneşi kıskandıran bir ışık parladı. Sanki herkes altından oluşan bomboş bir boyuta çekilmişti. Hiçbir şey göremedikleri bu dünya sonsuz bir ışıkla kaplıydı!

Çok kısa süren bu ilahi ışık aniden söndü ve…

-GGÜÜÜMBÜRRRRR!-

Tarif edilmesi zor bir patlama zemini silip attı ve göğü sildi! Öyle müthiş bir patlamaydı ki cennetlerin sarsıldığına şüphe yoktu! Toprağın sarsılmaya ise fırsatı olmamıştı.

Patlamanın merkezindeki alan anında yok oldu. Geriye cehennemin derinliklerine uzanan bir delik kalmıştı ve deliğin çerçevesi lav gibi kızarıktı. Gökyüzü ise ateş bulutları tarafından ele geçirildi. Sıcaklık hiçbir ölümlünün görmediği bir seviyeye yükselmiş gibiydi.

Göklerin ilahi cezası gibi inen bu felaket karşısında büyü formasyonu ve golemler en yakındaki kazazedeler olarak hiç var olmamış gibi ortalıktan kaybolmuştu!

Eskiden iki yüz metre çapında olan açıklık arazi artık çok daha büyüktü! Ortasındaki krater merkez alınırsa birkaç yüz metrelik alandaki ağaçlar kökleriyle birlikte sökülüp ileriye taşınmıştı… Ve bölgedeki yaşam unsurları kökten bertaraf edilmişti! Ormanın bu ufak parçası artık cehennemin girişini andırıyordu.

Yoğun bir sessizlik bölgeye hâkim oldu. Bu yıkım karşısında uzaktaki Ruh Yaratıkları dahi nefes almaya cüret edemiyordu. Mutlak sessizliğin içinde aniden ilk hayat belirtisi kendini gösterdi.

“Öhhö…”

Patlamanın merkezinden iki yüz metre kadar gerideki moloz yığınlarının arasından kuvvetli bir öksürük sesi duyuldu. Aynı anda molozlar etrafa dağılarak bedeni is ve toprakla lekelenmiş bir vücudu ortaya çıkardı.

Karen derin birkaç nefes alıp gömüldüğü yerden yavaşça doğruldu. Görev Salonu kıyafetinin koruması kısmen parçalanmış, kesik ve deliklerle dolmuştu. Nitekim bedeni bu kıyafetten daha sağlam gibiydi. Biraz ağrı ve sol kolundaki yüzeysel yara dışında sağlığı yerindeydi.

Çevreye göz gezdirirken bakışlarında, ciddiyetin yanı sıra büyük oranda şok vardı. Bunu yapan kendisi olmasa bölgeye ilahi bir fırtınanın indiğine yemin edebilirdi. Böyle bir güç beklentilerini biraz- doğrusu birkaç kat… aşmıştı! Geride kendisinden başka bir şeyin kalmadığı minyatür bir çöle bakıyordu.

“Onlar!?”

Genç adam endişeyle ruh gücünü yayıp arka tarafa odaklandı. Nova’nın patlama merkezine aslında en yakın ikinci şey Karen ve düşman grubuydu. Bu konuda netti çünkü yaklaştıkları anda o dörtlüyü algılayabilmişti.

Kendisi, yüksek bir savunma giysisinin dışında akıl almaz bir etten vücut tarafından korunmasına ve hatta yıldırım niteliğindeki her şeyi büyük oranda bağışık olmasına rağmen bu kadar sarsıldıysa düşman… Ölmediyseler bile kaçabilecek durumda olamazlardı! Belki şu, 4.Kıdem seviyesindeki uzman kurtulmuş olabilirdi.

Diğer taraftan genç adam en çok kendi takımı için endişe duydu. Hızlıca geriye yönelip biraz ilerledikten sonra rahatlamayla dolu derin bir nefes aldı.

“Eh? Sizi küçümsemişim.”

Karen gördükleri karşısında biraz şaşırdı. Gençlerin hepsi farklı bir rotada çok daha uzağa savrulmuş olmasına rağmen sadece bayılmışlardı! Kıyafetlerindeki leke ve çizikler dışında beklenmedik derecede sapasağlamlardı. Tabi ki genç adam onları kurtaran şeyin, arkasına saklandıkları büyük kaya olduğundan habersizdi. Kayanın kendisi şok dalgasını durdurmasına rağmen parçalanmaktan kurtulamamıştı.

Genç adam endişesinden kurtularak sakince onayladı. Sağlıklı olmaları en iyi senaryoydu. Birkaç adım ilerideki Yan Bi’nin yavaşça ayılışını görünce diğerlerini ona emanet edip geri döndü.

Kuzeye bakan gözleri buz soğukluğunda parlıyordu. Umduğu tek şey onlardan birisinin hayatta kalmış olmasıydı. Doğal olarak soracakları vardı.

Genç adam yeniden yıldırım arklarıyla sarılırken ileriye fırladı. Tamamen değişmiş bu toprak parçası üzerinden geçerken duraksamadı ve algısıyla etrafı taradı. Yüz metreyi aşan keskin algıları anında sonuç vermişti.

“İki kişi ha? Fena değil!”

Biraz önce geçtiği yerde paramparça halde duran insan koluna bir bakış atıp mırıldandı. Algısı ona biraz önceki dörtlüden ikisinin çoktan hayatlarını kaybettiğini fark ettirmişti. Ve şu kol parçası, en azından birinin fazlasıyla ürkütücü bir ölüm tattığını gösteriyordu.

Pek tabi Karen hala bir insanı öldürmek konusunda iyi hissetmiyordu. Yüzündeki sakin ve soğuk ifadenin kalbinde de olduğu söylenemezdi. Ancak, kendi hayatına kast eden insanlara merhamet göstermek bir aptalın yapacağı işti.

Daha önce can almıştı ve bir sonrakinin daha kolay olduğunu kabul etti. Sadece biraz… Ruhsuz hissettirmişti.

Yine de yapılan her şeyin bedeli olacağı konusunda netti. İyilik iyilikle, kötülük kötülükle ve kan sadece kan ile ödenecekti. Ne o bir azizdi, ne de bu dünya azizler içindi...

Kararlı bir şekilde hedefine kitlenerek toprağı adımladı. Sadece birkaç saniye içinde görüş açısına, kanla kaplı perişan haldeki siyah bir kıyafet kuşanan kadının girmesiyle durdu.

Çerçöp dolu mor saçları yüzünü gelişigüzel kaplayıp ona çirkin bir ifade katsa da temelinde oldukça güzel bir kadın olduğu belli oluyordu. Lakin şuan güzelliğinden eser kalmamıştı. Öfke ve afallamayla dolu bakışları Karen’in gözlerine kilitlenmiş haldeydi. Yıkılmış bir ağaç gövdesine yaslanırken yavaşça ayağa kalkıp gücünü geri kazanmışçasına dik bir duruş sergiledi.

Karen onun yıkık görünümüne rağmen diğerlerinden çok daha güçlü olduğunu biliyordu. Böyle bir patlamadan sonra sol kolu kırılmış ve karnında derin olmayan bir yara açılmıştı. Ufak tefek yanıklarla birlikte aslında epey sağlam atlatmıştı. Diğer taraftan 4.Kıdem seviyesine ulaşmış bir uzman için pekte şaşırtıcı değildi.

“Sizler… Kimsiniz?” Karen buz gibi bir sesle sordu.

Kadın bu sürede öfke ve şaşkınlığından sıyrılıp ifadesiz bir surat takınmak dışında sessiz kaldı.

“İyileşmek için zaman kazanmaya mı çalışıyorsun? Sorularıma cevap vermeyeceksen sana o zamanı tanıyacak değilim…” Karen alayla sırıttı. Onun keskin algısı diğer uzmanlarla karşılaştırılamazdı. Hisleri o kadar netti ki kadının aurasındaki düzensizliğin yavaşça durulduğunu ve yaralarını iyileştiren bir gücün bedeninde dolaştığını anlayabiliyordu.

Zaten kadının aniden çatılan kaşları tahminini doğrulamaya yetmişti. Gerçekten de, o dehşet verici patlamadan sonra gücü sayesinde kısa sürede bilincini toplamış ve hızlıca yaralarına iyi gelecek şifalı haplar tüketmişti. Eğer Karen daha önce gelmiş olsaydı onun çok daha beter halde olduğunu görürdü.

Şifalı haplar ve 4.Kıdem ruh gücü ölümcül olmayan yaraları iyileştirmek için çok fazla zaman harcamazdı.

Kadın, Karen’in ellerinde beliren yıldırımları görünce geri adım attı. Kıyafetinin sağlam kalan sağ kol yenindeki armayı işaret edip soğukça mırıldandı. “Zehirli Hançer Haydutlarını bile tanıyamayacak kadar cahil bir adam yüzünden bu duruma düştük yani?” Küçümseme dolu bir gülümseme dudaklarına yayıldı.

Karen onun yersiz tavrına kızmak yerine güldü. “Yanlışın var. Siz haydutlar, benim bulunduğum yere saldıracak kadar cahil olduğunuzdan bu duruma düştünüz!”

Kadın anında kaşlarını çatıp sesini yükseltti. “3.Kıdem’e ulaşmış olduğunu bilseydik şimdiye çoktan ölmüş olmaz mıydın!?”

Karen hala gülüyordu. “Sadece bir avuç aptalsınız. 1.Kıdem’de olsaydım bile hala hayatta kalamazdınız.” Genç adam, mor saçlı kadının duraksatan bu sözleri tereddütsüz dile getirdi.

İçten içe söyleniyordu. -Benim gücüm yetmeseydi, çok daha güçlü bir iblisle yüz yüze gelecek ve öldüğünüzden bile geç haberdar olacaktınız.-

Diğer taraftan kadının söyledikleri gözünden kaçmış değildi. Tahmininin tutmuş olması onu kesinlikle memnun etmemişti. Bu haydut grubu açıkça Karen konusunda bilgiliydi. Doğal olarak henüz 3.Kıdem’e ulaştığı için bu bilgiden mahrum kalmışlardı. Beklendiği gibi bu işin arkasında bir komplo dönüyordu.

“Benim hakkımda bilgili görünüyorsun. Bir haydut grubu ne zamandan beri soygun dışında planlı hareket eder oldu?”

“Zehirli Hançer Haydut Birliği insanların taktığı bir isim. Haha, gerçek ismimiz; Zehirli Hançer Suikast Birliği’dir!” Kadının gözlerinde acımasız bir ışık parladı.

Diğer yanda Karen biraz duraksadı. Suikast birliği mi? Aslında bu, tahmininin biraz dışındaydı. Bu planlı saldırı karşısında asıl tahmini, Kadim Ruhun Mirasçısı statüsünün ortaya çıkmış olmasıydı. Böyle bir durumda büyük ihtimalle canlı ele geçirmek üzere bazı insanların geleceğini düşünmüştü. Hatta şu büyü formasyonun bir nevi kimliğini anlamak için test olduğunu tahmin etmişti.

Böyle bir durumda eğer onu öldürmek isteseler bile o büyük güçler düşünüldüğünde gelecek kişi elinin tersiyle onu öldürebilirdi. Böyle güçsüz tipler geldiyse niyetleri sadece gözlemlemek falan olmalıydı.

Karen duyduklarından sonra fazla evhamlı davrandığını anladı. Zaten öyle aşırı güçlü figürler onu tespit etmiş olsaydı böyle ufak tefek oyunlarla uğraşmazlardı herhalde. Yani bu küçük suikast takımı onlar için başka bir nedenle gelmişti. Birisi tarafından kiralanarak…

Bunları düşününce Karen olayın kendisiyle alakası olmadığını fark etti. Belli ki bu adamlar birisini öldürmek için kiralanmıştı ve hedeflerinin bu bölgeye geleceğinden eminlerdi. Tahminen Kuzey Yıldızı okulunda casusları bile vardı. Bu sayede öğrencilerin rotasını öğrenmiş olmalıydılar.

Karen düşündükçe tahmini oturmaya başladı. Eğer durum buysa onun buraya gelişi tamamen tesadüfi bir olaydı. Konunun kendisiyle hiç alakası yoktu! Ve yüksek ihtimalle öldürmek istedikleri kişi Karen’in yönettiği gruptan birisiydi.

“Sizi kiralayan kim? En önemlisi… Kimi öldürmeye çalışıyordunuz?”

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17410 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr