Korku dağları bekler. #Atasözü

KAREN - Bölüm 106 - Nova


 

Kemiklerin tuzla buz olduğunu anlatan çatırdama sesi duyulduğunda Karen, son dişi kaplanın boğazından elini çekti. Etrafına dönüp baktığında kanın nehir gibi aktığı bir manzara görmek onu şaşırtmamıştı. Onca nahoş cesedin uzandığı geniş alan tüm yaşayan varlıklar için yasaklı bir bölge gibi hayattan soyutlanmış ve kasvetin buz gibi hissi tarafından ele geçirilmiş haldeydi.

Genç adam bu denli yıkıcı bir yanının ortaya çıktığına ne sevinmiş ne de pişmanlık duymuştu. Kalbini soğutan bir his olsa da bu konuda derin düşünmemeye karar verdi.

Savaşçılık ve kahramanlıkla ilgili tozpembe hayaller kurduğu yaşları çoktan geçmişti. Her şeye düşman acımasız bir seri katil olmak istemiyordu elbette, fakat çocuksu kavgalar ve eğlenceli maceralarında bu dünyada yeri yoktu. Bu iki uç noktanın uzağında olması gerektiğinin pekâlâ farkındaydı.

Hayatını yardımsever geçirmeye hayır demezdi. Bununla beraber, savaşırken tam tersi duygularla çelik gibi atan bir kalbi olmalıydı. Daha önce bunu düşünmüştü zaten. Birisi onu öldürmek istiyorsa, merhametsiz bir ölümle karşılaşma ihtimali olduğunu bilmeliydi.

Düşmana merhamet etmek Karen’in tüm sevdiklerine, arkadaşlarına veya korumak istediği değerlere ihanet etmesiyle aynı şeydi. Bu kesin kararı tek başına vermiş değildi. Çocukluk döneminde daha yumuşak kalpliydi.

Nitekim o zamanlar babasının bu düşünceyi aksettiğini ancak pek dinlemediğini fark etti. Şimdi aklı eriyorken ustası ile karşılaşmış ve aslında ondan öğrendiği şeylerin babasının söylediklerinden çokta farklı olmadığını anlamıştı. Aralarındaki tek fark babası daha usturuplu konuşan bir adamdı.

Kanın sanki biraz önce sağanak yağmur misali yağdığı ve metalik kokusunun her yanı sardığı bu manzara Karen için alışıldık değildi belki, ama ustasının keyifli bir sırıtış ve onaylama dolu bakışlarla dışarıyı gözlemleyen haline kıyasla babasının melek gibi bir adam olduğunu söylemek zorundaydı.

Bu sırada zihni hala keskin ve berraktı. Gelen başka bir Ruh Yaratığı olmadığını anlayınca arkadaki Yan Bi ve grubunu göz gezdirdi.

Bitap düşmüş olmalarına rağmen ellerinden gelen her şeyi aralıksız bir bağlılıkla icra ediyorlardı. Karen öyle sezmişti ki yedi kişinin her biri arkalarına bakmamak için özellikle çaba gösteriyor ve onla göz göze gelmemeye çalışıyordu. Sanki Karen müttefikleri değil de bir başka Ruh Yaratığıymış gibi…

Genç adam bu durumu umursayacak kadar sıkılmamıştı. Durgun hali değerlendirerek büyü formasyonunu tek seferde yıkmaya karar verdi.

O anda duruşu ve tavrı cepheden soyutlanmış bir hale geçti. Elleri salınarak öne çıktı ve göz kapakları ağırca kapandı. Onun dışarıya çizdiği görüntü melankolik bir adamın yağmur altında fütursuzca ıslanması gibiydi.

Ancak gerçekleşen şeyle bu halinin uzaktan yakından alakası yoktu. Takriben bedenini merkez alan bir ruh aurası güçle patladı!

Koyu altın tonlarındaki ruh gücüyle eş zamanlı olarak bedenini saran yıldırımlar, arzuladıkları yemeğe kavuşan aç Ruh Yaratıkları gibi yükseldi. Yıldırımların canlılığı ve heybeti zirveye tırmanıyordu.

Var olan tüm gücü her şeyiyle ortaya çıkıyormuş gibiydi nitekim bu sırada iki tuhaf varlık büyü formasyonuna yaklaşıyordu. Onlar insan boyunda ve benzer varlıklar olmalarına rağmen aynı zamanda soluk kahverengi, kabuksu tenlere sahiplerdi.

Şaşırtıcı olarak bunlar hareket eden ağaçlara benziyordu! Bacakları kalın tomrukları andırırken kolları birçok dalın birleşiminden oluşmuş gibi uzundu. Kafaları ise ortasında tek bir mücevhervari gözü bulunduran tıknaz kütükleri andırıyordu.

Hareketleri hantal ancak güçlüydü. Uzun boyları ve iri bedenleriyle her adımlarında zemini titretmeleri güçlerini açıkça gösteriyordu.

Karen bir şeylerin yaklaştığını hissedebiliyordu. Onlarla ilgili tuhaf bulduğu şey herhangi bir yaşam aurasına sahip olmamalarıydı! Sanki cehennemin antik cesetleri harekete geçmişti. Bunun dışında kendilerine ait olmayan farklı bir ruh aurası tarafından sarılmışlardı.

Karen keskin algıları sayesinde bu auranın bir savaşçıya ait olduğundan emindi. Düşüncesine göre yavaşça yaklaşan bu şeyler, savaşçıya ait bir teknikti. Onlarla muhatap olmak sanki bir savaşçının savaş tekniğiyle yüzleşmek gibiydi.

“Bitki Golemleri ha? Fena değil…” İblis Duhan sanki uykusundan yeni uyanmış mahmur bir sesle söylendi. Onun böylesi bir durumda bile rahatlığı ve vurdumduymazlığı Karen için inanılmazdı. Kızıl ihtiyara ağzının payını vermek istiyor olsa da şuan ne yeri ne de zamanıydı.

En azından bu gelen şeylerin ne olduğunu öğrenmişti. Golemse ne olmuş? Böylesi savaşlar için gerçekten de kullanışlı olduklarını kabul ediyordu. Golemler yaralayabileceğiniz veya yorabileceğiniz şeyler değildi. Bir nevi maddesel büyü oldukları söylenebilirdi.

Karen onların güç seviyesinden emin olamamış yine de pek fazla umursamamıştı. Dişli hazineler oldukları doğru olsa bile neticede aynı mavi kubbe gibi arkasında destekleyici ruh gücüne ihtiyaç duyuyorlardı.

Bu yüzden onları iki şekilde yok etmek mümkündü. İlki zindan formasyonuna yaptıkları gibi güçlerini tüketmek için uzun bir kavgaya tutuşmak, ikincisiyse aşırı güçle tek seferde tarumar etmek!

Karen zaman harcamamak konusunda kararlıydı. İkinci seçeneğe meydan okudu. Büyü formasyonuyla birlikte ne var ne yok her şeyi yok edecekti!

“Yıldırım Silahı!”

Ağzından dökülen sözlerle birlikte yıldırımlar aniden duraksadı. Onlar için zaman donmuş gibi görünüyordu. Peşi sıra Karen’in öne uzanan elleri paralel olarak karşı karşıya geldi. Yıldırımlarsa görevlerini doğrulamış asker edasıyla ansızın harekete geçti.

Büyük çoğunluğu tiz cızırtılar eşliğinde havada toplanmak için ilerliyordu. Karen’in sakin ve pervasız duruşu bir anda değişmişti. Aurası düzensiz bir vahşilikle akın ediyordu. Durduğu yerde hızla büyüyen bir dağ gibi… Artık o baskıcı bir cellattı!

Küçük ama emsalsiz bir güneş, akıl almaz ruh gücü aurasıyla ellerinin arasından doğuyordu. Yaydığı altın ışıksa aksine şeytaniydi.

Bu küçük güneş açıklık alanı tamamen ışığa boğmaya başladı. Işığın yoğunluğu ve parlaklığı sürekli artıyordu. Elbette Karen, güçsüz sayılabilecek derecede Yıldırım Silahını kontrol edebileceğinden emindi lakin hedeflerini yıkmak istiyorsa ustasını bile ürküten o gücü tekrar kullanması gerektiğine karar vermişti.

Doğal olarak küçük yıldırım topu ruh gücünü emdikçe kontrol edilebilecek seviyeyi hızlıca geçti. Aynı şekilde istikrarlı kalmasının tek sebebi devamlı haldeki Ruh Gücü desteğiydi.

Bu sırada Karen kollarıyla devasa bir kayayı çekiyormuş gibi ellerini her iki yana zorlukla açtı. Avuç boyutlarında yıldırım topu, ansızın çığlık benzeri cızırtılar yayarak beş kat büyürken genç adam söylendi.

“Nova!”

Yaptığı şeyin bir isme ihtiyacı yoktu fakat önceki halini aşan bir şeye döndüğü için kontrol edemediği bu duruma yeni bir isim vermişti. Gerçekte savaş tekniğinin 2.Seviyesi olan Yıldırım Silahı, sadece yıldırımları uzak mesafeden kontrol edebilmesine izin veriyordu. Görünüş olarak belirleyeceği silah şekillerinin keyfine kaldığını söylemek mümkündü.

Diğer taraftan Nova öylece bir isim değildi. Bu Yıldırım Silahı’nın başarısız denemesinden doğan çift taraflı yıkıma neden olan mutlak bir güçtü! İsminin anlamına uygun düştüğü üzere, aniden değişen ve ışığı yüzlerce kat yükselen bir yıldız misali, Yıldırım Silahı’da beklenmek bir süreç sayesinde kabul gören sınırlarını aşan bir güce ulaşabiliyordu. Bu sınır aşımı açıkça saçma derecedeydi… Öyle ki Karen, Nova elindeyken infilak etse ne duruma düşeceğini kestiremiyordu bile.

Tabi ki duyduğu bu tehdit yıldırıma olan yatkınlığına rağmen böyleydi. Kaldı ki düşman bununla vurulursa basitçe fırtınaya direnmeye çalışan basit yapraklara dönüşmesi muhtemeldi. Tek sorun oldukça zaman harcayan bir işlemdi.

“Her şeyinizle… Kendinizi koruyun!”

Karen önündeki küçük Nova’nın ışığıyla kaplandığı sırada arkasına doğru bağırdı. Yan Bi ve diğerleri hali hazırda bir süredir saldırılarına ara vermiş ve Karen’in önündeki tuhaf fenomeni şaşkın gözlerle seyrediyorlardı.

O aşırı parlak yıldırım topundan yayılan gücün boyutu artık kestiremedikleri bir aşamaya ulaşmıştı. Anlamasalar da böylesine gösterişli bir şeyin zayıf olabileceğine ihtimal bile vermediler. Karen’in uyarısı hülyalı bakışlarını dağıtıp kendilerine gelmelerine izin verdi.

Tereddüt bile etmeden, tüm ruh güçlerini bedenlerini korumak üzere yayıp sahip oldukları kalkan benzeri hazineleri ortaya çıkardılar. Ellerinden geleni yapmış olsalar da Yan Bi hala tehlikedeymiş gibi hissetmeden edemedi. Karen ile alakalı her şey onun gözünü korkutuyordu artık.

Korkmak konusunda yalnızda değildi. Şimdiye kadar Karen’in elbiseleri içinde tüm yıldırım arklarından ve dövüşten korunup etrafı heyecanlı gözlerle seyreden yavru Ejder olduğu yere sinmiş vaziyetteydi.

Nova’ya attığı bakışlar bile ne kadar ürktüğünü göstermeye yetiyordu. Karen ona küçük bir tebessüm gösterip mırıldandı. “Güvenli bir yere git ve bekle.” Yavru Ejder ona baktı ve dinledi. Söylenenleri anlamamış gibi görünse de bir an sonra Karen’in boynundan dışarı fırladı. Siyah bir bulanıklığa dönüşüp ortadan kaybolmuştu.

Yan Bi ise hala güvende hissetmeyerek arkadaşlarına doğru söylendi. “Şu kayanın arkasına geçin, hadi!”

Onların hazırlığıyla ilgilenmeyen Karen bakışlarını büyü formasyonunun kuzey sınırına dikmişti. Baktığı nokta iki Bitki Goleminin olduğu taraftı. Onların hantal yürüyüşünü bir süredir takip ediyordu ve büyü formasyonuna girdikleri anı bekliyordu.

Nova’nın gücü formasyonu yıkabilecekken arka tarafı ne kadar etkileyebileceği konusunda kararsızlık içindeydi. Birkaç adım sonra sınırı geçecekleri belliydi.

Genç adam sonucun kesin olmasını istiyordu. Peşi sıra Nova’ya kattığı ruh gücünü aniden iki katına çıkardı. Eş zamanlı, Nova’dan etrafa yayılan ışık öylesine artmıştı ki çıplak gözle bakmak mümkün değildi. En kötüsü ise artık gizlediği o dehşet verici ruh gücü etrafa yayılmaya başlamıştı.

Bir anda akıl almaz seviyede heybetli bir yıkım aurası haşin bir rüzgarcasına esti. Bu rüzgâr kapkaranlık bir hisle doluydu. Müthiş bir kasvet yayan ölüm aurasına sahipti ve sanki hayatı olan her şeye düşmandı!

Kuzey Yıldızı öğrencileri basit bir rüzgâr tarafından nefessiz ve korku içinde bırakıldılar. Diğer taraftaysa mesafeye rağmen dört haydut bile gerilmişti.

“Bu soktuğum şeyi de ne? Neden bu kadar güçlü!?”

Panda soluk soluğa mırıldandı. Görüntüsü harap haldeydi. Kıyafetleri parçalanmış ve kaslı vücudundan bir düzine kadar yaradan kan akıyordu. Bu süreçte tüm o Ruh Yaratıklarını kolayca çekemediği anlaşılıyordu.

Buna rağmen görevi boyunca en ufak korku bile duymuş değildi. Nitekim gözlerini ayırmaksızın baktığı o ışık topu ruhunun derinliklerini titretiyordu! Bu şeyin 3.Kıdem bir velet tarafından üretildiği fikri ise görse bile inanmak istemediği bir fanteziydi…

Bambu ve Mor Kan’da farklı değillerdi. 4.Kıdem bir savaşçı olarak Mor Kan kesinlikle küçük güneş tarafından bastırılmıştı!

Bambunun gözleri ise can sıkıntısıyla doluydu. “Lanet olsun, golemlerimi geri çekeceğim! Buna dayanamazlar!”

“Söz konusu bile olamaz!” Mor Kan soğuk bir sesle bildirdikten sonra devam etti. “Hazırlanın. Velet saldırısını yaptıktan sonra karmaşadan yararlanıp tüm gücümüzle kafasını alacağız!”

Üç astı şaşkınlıkla dönüp liderlerine baktı. Hayalet bile yorgun göz kapaklarını aralamak zorunda kalmıştı. Endişe duydukları şey, ruh güçlerini kullandıkları için izleri sürüleceği falan değildi!

“Bu… Ya birden fazla yapabileceği bir saldırıysa?” Bambu kısık gözleriyle diğerlerinin aklından geçen şeyi sordu.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr