"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

KAREN - Bölüm 104 - Yaratıklardan Daha Vahşi


 

Yıldırım Ateşi ile sarılı yumruk aşağı inerken akla mantığa uymayan bir hızla hareket etti! Kurdun tüm hazırlığını ve hızına olan güvenini boşa çıkarmıştı. Havadaki pençeleri arasından yüzüne doğru engelsizce kayan parlak yıldırım arkları direkt kafasına indi.

-Gümbürr!-

Sonuç gerçekten de vahşet doluydu fakat bunun sorumlusu Kurt değil Karen’di. Bu güçlü yumruk 4.Kıdem seviyesindeki kubbeyi yıkmak için hazırlanmıştı. 3.Kıdem bir ruh yaratığının ona karşı koyma veya dayanma şansı olabilir miydi?

Kurdun kafası atomik parçalara ayrılarak kızıl bir şelale eşliğinde etrafa saçıldı. Patlamanın şok dalgası daha yere düşmeden tüm et ve kan parçalarını buharlaştırmasaydı ortalık basitçe kan gölüne dönmüş olurdu.

Derin Vahşet Kurdunun geri kalanıysa… Devasa beden sanki sıradan bir kuşun ağırlığındaymış gibi onlarca metre uçup toprağa yapıştı. Cansız düşüşü onu sıradan bir et yığını gibi gösterdi. Kafasının olması gereken yerde hiçbir şey yoktu ve parçalanarak açığa çıkmış boğazdan vücuttaki kanın geri kalanı fışkırarak küçük bir kan göledi oluşmasına neden oldu.

Karen’in en ufak acıma göstermeksizin, Derin Vahşet Kurdu’nu cehennem kapısına çöpmüş gibi fırlatıp atması izleyenlerin boğazların sıkılmış hissetmelerine neden oldu.

İstisnasız hepsinin zihni donup kalmıştı. Yan Bi düşünceleri karman çorman bir şekilde fısıldadı.

“Kim canavar, kim düşman? Hatta kimden korkmamız gerekiyor hiç anlamadım!”

Gördüklerinin bir izahı yoktu ve basit bir şekilde yorumlayamıyordu. Her nasılsa, eğitim için geldikleri bu yer onları çaresiz bir tuzağın içine çekmişti. Düşmanın yerini bile keşfedemeden kapana kısılmış olmaları yetmezmiş gibi şimdi de üstlerine Ruh Yaratıkları geliyordu.

Durum en yalın haliyle böyle görünüyordu. Ancak nihayetinde Yan Bi ve takımı hatta Kılıç Dişli Kaplan bile henüz Karen’den daha korkunç bir şeyle karşılaşmadıkların emindi. İşin tuhaf kısmı buna rağmen neden güvende hissetmiyorlardı.

Yıldız Ruhu okulundan gelen bu Kıdemli Öğrenci kardeşleri 3.Kıdem savaşçı olmasına rağmen sahip olduğu güç akranlarıyla tamamen alakasızdı. O kadar saçma bir fark vardı ki artık şaşırmaktan yorulmuşlardı.

Aslında böyle bir tehlikeyle yüz yüze gelince onları Karen’den daha iyi koruyabilecek kimse akıllarına gelmiyordu. Ama yine de güvende hissetmediler. Çünkü bu kıdemli öğrenci kardeşleri okunması zor biriydi.

Rahat ve sakin bir tutum sergilerken sonraki an dehşet verici bir savaşa girişebiliyordu. Duygu ve hareket değişimleri fazlasıyla keskin uçlarda dolaşıyordu!

Bu gençler düşüncelerinde kısmen haklıydılar. Sonuçta Karen’in normalde sakin, iyi niyetli ve düşünceli olan karakterinin aslında alışkanlıktan gelen sabit davranışı olduğunu bilmiyorlardı.

Genç adam hayatını bu şekilde geçirmiş birisiydi ve genelde hiçbir zaman şimdiki gibi ön planda bulunmamıştı.

İşte bu yüzden bir karar verdiğinde bağlılık ve takıntı dolu bir mizaçla harekete geçmesi dikkat çekmemişti. Aslında bunun etkileri çocukluğunda bile gözlenebilirdi. Ruh Sarayı’nın yetersizliğine çözüm üretmek için yıllarca kesintisiz bir araştırma girişimi, azimle değil sınırsız bir takıntıyla açıklanabilirdi.

Ve hepsinin ötesinde Karen, hiçbir zaman çok iyi ve merhametli bir insan olduğunu iddia etmedi. Onun tavrı iyilik yaparken cömert, savaşırken keskin bir kılıç mantığına dahildi. Kararsız kalabilecekse de yola çıktıktan sonra tereddüt etmeyecekti.

Tabi ki onun amansız karşılığı sadece kendi çevresini değil düşma cephesini aptala çevirdi.

Mor Kan gördükleri karşısında dişlerini sıkmış bir halde işverenden birkaç kat fazla ücret talep edeceği konusunda yemin ediyordu.

Bu sırada yaşananları fark etmeyen Hayalet’in tüm dikkati önündeki formasyona aitti. Çoktan yere çökmüş görüntüsü yorgunlukla doluydu. Meditasyon ile formasyonu desteklemeyi aynı anda yaparken arada bir ortada beliren hapları korkunç bir surat ifadesiyle yuttu.

Açıkça formasyonu desteklemek için tüm varını ortaya koymuştu. Yine de durumu daha fazla sürdürebilecekmiş gibi görünmüyordu.

“Kıdemli Mor Kan, gücünüze ihtiyacım var.” Orta yaşlı adam sıkılı dişleri arasından yardım dilendi.

Mor Kan onun içler acısı haline kaşlarını çatarak baksa da Panda’ya zaman kazandırmak ve kendilerini açığa çıkarmamak için ileri çıkıp elini formasyona uzattı.

Hareketiyle birlikte açığa çıkan üstün auralı ruh gücü çabucak formasyona akarak gücünü arttırdı. Sadece bu destekle bile Hayalet derin bir nefes verecek kadar rahatlamıştı. Bunun nedeni bakınca anlaşılıyordu. Mor Kan’ın elinden akan ruh gücü masmavi bir renkteydi…

---

Olayların merkezindeki Karen, Derin Vahşet Kurdu’na ikinci kez bile bakmadan Yan Bi ve diğerlerine doğru gürledi.

“Formasyonu yıkmak için elinizden geleni yapın gerisini… Bana bırakın!”

Onun sözleriyle, öğrenci topluluğu iyi evlatların babasına itaat etmesi gibi çabucak harekete geçti. Karen sözlerinin devamında aynı kaderi paylaştıkları Kaplan’a bir bakış attı.

Kaplan onunla göz göze gelince ne söylemek istediğini rahatça anladı. Kafasıyla aceleci bir onaylama hareketi yaparak Yan Bi ve diğerlerine doğru koştu. Biraz önceki kavgaları hiç olmamışçasına gençlere destek çıktı ve birlikte formasyona hücum ettiler.

Onların görevi büyüyü yıkmaktı ve Karen ise güvenliği sağlayacaktı. Aslında roller değişirse büyüyü kendi başına çok daha çabuk yıkardı. Ancak bu sürede Kuzey Yıldızı öğrencileri gelen Ruh Yaratıklarını kendisi kadar hızlı bertaraf edemezlerdi. Bunun sonucunda Ruh Yaratıklarının sayısı artarsa sonuç onlar için facia olabilirdi. Karen onlara yardım etmeye kalkarsa durum iyice çıkmaza girecekti çünkü.

Bu yüzden genç adam tüm gücüyle gelen yaratıkları avlayacak ve aradaki boşluklarda büyü formasyonuna saldıracaktı. Düşman tabi ki bu kadar hızlı bir şekilde Ruh Yaratıklarını buraya yığamayacaktı. Bunu başarabilecek gücü olsaydı zaten böyle bir numara denemezdi öyle değil mi?

Bu sırada ikinci Ruh Yaratığı da sonunda gelmişti.

Soluk kahverengi tüylerle kaplı bir bedene, uzun ve aşırı keskin gagaya sahip bir yaratıktı. Karen kısa süre sonra bu Ruh Yaratığına Phorus dendiğini hatırladı.

Devekuşunun benziyordu ama ondan çok daha korkutucuydu. Kolları olmasa da bacakları Karen’in beli kadardı. Bu onun hızını Vahşet Kurdu ile aynı klasmana sokmaya yeterdi. Ancak asıl tehlike saçan tarafı çeliği bile kâğıt gibi ezebilecek güçteki gagasıydı!

Tabi ki bu diğer savaşçılar için tehlikeli bir savaş gücüydü. Karen onu biraz olsun umursamadı.

Phorus küçük kafasına rağmen kurttan çok daha zeki görünüyordu. Düşünceli bakışları kurt ve Karen üzerinde gidip geldikten sonra tehlikeyi sezebilmişti. Aynı anda Karen’in üzerine atıldığını görünce ürkerek geri sıçradı.

Ani sıçrayışına ve çekildiği uzun mesafeye bakmak bacak gücünü anlatmaya yeterdi. Yine de bunlar Karen’den kaçınmasına yetmedi.

Bu seferki Yıldırım Ateşi, Ruh Yaratığının sol tarafına isabet ederek patladı. Phorus’un büyük gagasından acınası ve boğuk bir çığlık yükseldi. Yaratık gözlerinde korku ve dehşet dolu bir ifadeyle devrilirken gövdesinde açılan kocaman deliğin ne kadar acı verdiği anlaşılıyordu.

Düştüğü yerden kalkmak ve kaçmak istediyse de tüm canlılığı hızla bedenini terk etti. Phorus’un çığlıklar saçan gagası yavaşça sessizleşip öne devrildi. 3.Seviye başka bir yaratık daha ne olduğunu anlamadan son nefesini vermişti…

Karen ona da ikince kez bakmadı ve tekrar mavi yüzeye saldırdı. Acele etmesi gerektiğinin bilincindeydi. Endişesinin asıl kaynağı kendisi değildi. Eğer aynı sorunla Enka ve diğerleri de yüzleşiyorsa çabucak yardıma gitmeliydi.

Ara veremez veya yavaşlayamazdı. Bu yüzden kısacık bir arada formasyona birkaç darbe daha indirdi. Çok geçmeden iki farklı yaratık daha çıkageldiğinde durmak zorunda kaldı.

Bu seferkilerden birisi zehirli bir kertenkeleyken diğeri tanıyamadığı kalın kabuklu bir böcek türüydü.

Karen etrafta uçuşan bir kıvılcım gibi harekete geçti. Muazzam bir hızla ilerleyip ortama şaşkın bakışlar atan kertenkelenin arkasına geçti. Uzun kuyruğundan kavrayıp çektiğinde kertenkele benzeri yaratık bedeninin büyük bir güçle havalanmasını aptalca seyredecek zamana bile sahip değildi.

Sonraki an Karen onu, kolunun devinimiyle birlikte böcek yaratığını fırlattı. İki Ruh Yaratığı birbirlerine hızla yakınlaştıklarını fark edecek şaşkına döndüyse de kertenkele başına gelenlerin korkusuyla ağzında zehirli bir sıvı püskürttü.

Diğer böcek yaratığı ürkerek, kendini korumak için sırtındaki kabuksu yüzeyi zehirli sıvıya çevirip kendini güvene almaya çalıştı. Zehirli sıvı sırtına çarptığında böcek yaratığı acı dolu bir çığlık koyuverdi.

Zehrin aşındırıcı etkisi yüzünden kabuğundan dumanlar yükseliyordu ve bu ona acı vererek öfkeye boğdu. Böcek yaratığı ön kolları olduğu belli olan koca kıskançlarıyla kertenkeleye saldırdı.

Karen iki yaratığın birbirine girdiğini görünce keyifle sırıtıp formasyona bir kez daha saldırdı.

Durumu acımasız ve rakipsiz bir nefretle seyreden Zehirli Hançer Haydut takımının lideri Mor Kan soğuk bir tonla emretti.

“Bambu, Panda’ya yardım et. Çevredeki tüm yaratıkların buraya yığılmasını sağlayın, hemen!”

Mor Kan, Karen’e bakarken nefret dolu olsa da başına çoktan ağrılar saplanmaya başlamıştı. Planları kusursuzdu! Ellerini sürmeden buna benzer birçok suikast yapmışlardı ve bu sayede dehşet verici uzmanların izlerini sürmelerini engellemişlerdi.

Bu çok önemli bir stratejiydi. Suikast görevi iki duruma göre başarılı sayılırdı. İlki hedefi öldürmekse, ikincisi suikastçının açığa çıkmamayı becerebilmesiydi… Aksi takdirde ruh izleme becerileri sayesinde birisi peşinize düşerse ondan kurtulmak çok zor olabilirdi.

Ve bireysel olarak dövüşürlerse bu durumu kolayca çözebileceğini düşünecek kadar özgüveni olsa da bunun sonuçları daha sonra ağır bir kayıp yaşamalarına neden olma ihtimaline sahipti.

Amaçları geride iz bırakmamaktı, zaruri olan büyü formasyonu bile doğadaki ruh özleriyle harekete geçtiğinden dağıldıktan sonra varlığı anlaşılmazdı.

Kendilerinin bizzat saldırması ise… Bu son seçenekti ve büyü formasyonunu sağlam kalıp kalmayacağıyla ilgiliydi. Çünkü büyü yıkıldığı an hedefleri iletişim kristalleriyle yardım çağırabilecekti. Bu yüzden o durumda ya vazgeçip kaçacaklar ya da hızlıca saldırıp görevini bitirmeye çalışacaklardı. Öfkesi bir yana durum Mor Kan için hala sorunlu değildi. Sadece şu veledin gücü, beklentilerini fazlasıyla aşan kötü bir sürprizdi.

Acımasız ifadesiyle mırıldandı. “Ruh gücünüz ne kadar dayanabilecek görelim…”

***

Mor Kan’ın asılsız beklentilerini boşa çıkaracak olan Karen, başından sonuna sergilediği muhabere gücüyle korkutucuydu. Biraz olsun ruh gücü azalmadan, fırtına gibi esip gürlüyordu.

Mor Kan ve Hayalet’in birlikte desteklediği mavi küre stabil görünüyor olsa da Karen’in ardışık taarruzu nedeniyle yeniden zayıflamaya başlamıştı.

Karen’in nezdinde sıkıntılı durumsa Ruh Yaratıklarının ortaya çıkış seyrekliğinin düşmesiydi. Genç adamın görev cübbesi kanla kaplanmıştı ve arkasında kalan kısım, bir düzineden fazla ruh yaratığının dehşete düşürecek kadar parçalanmış bedeniyle doluydu.

Vahşi manzaranın ortasında yılmak bilmez duruşuyla Yıldırım Tanrısı lakabını sonuna kadar hak eden varlığı, kan donduracak kadar belirgindi. Vücudundan yayılan Savaşçı ruhu, ortaya çıkan her yaratık için fazlasıyla göze batan bir ateş yumağı gibiydi.

Ne var ki onlar arkadaki ürkütücü derecede parçalanmış cesetler yüzünden büyü formasyonuna adım attıkları gibi kaçma girişiminde bulunduklarından, Karen’in saldırılarından kaçınmaya bile fırsat bulamadan düşüyorlardı.

Genç adam bu kadar acımasız davranmak konusunda aslında bir nebze rahatsızdı. Bazı Ruh Yaratıkları herhangi bir saldırma girişiminde bulunmayı bile düşünmeden kaçarken onları da öldürmek zorunda kalmıştı. Sonuçta onları görmezden gelirse sonradan neler olacağını bilemediğinden riske giremiyordu.

Bu sırada kulak tırmalayan bir kükreme eşliğinde sıradaki Ruh Yaratığı ortaya çıktı. Onun kükreyişi Karen’den önce Kılıç Dişli Kaplan’ın dikkatini çekmişti. Kaplan öfkeyle karışık bir şaşkınlıkla arkasını dönüp baktığında tehditkâr bir hırıldamayla karşılık verdi.

Karen ise neler olduğunu tek bakışta anlayabilmişti. Çünkü gelen yaratık bir başka Kılıç Dişli Kaplan’dı!

Onun kürkünde turuncu ve siyaha ek olarak kızıl renkli tüylerde vardı. Ayrıca omuzları daha geniş ve ağzından uzanan çıkık dişleri daha uzundu. Bir bakışta önceki Kaplan’dan daha güçlü olduğu belli oluyordu. Muhtemelen 4.Seviyeye ulaşmak üzereydi.

Yeni gelen kızıl kürklü Kaplan ortamdaki karışıklığa şaşkınca göz gezdirdikten sonra bakışlarını Yan Bi’nin yanında gürleyen türdaşına çevirdi. İkisinin birbirine bakışları düşmanlıklarını açıkça ortaya koyuyordu.

Bu sırada kızıl kürklü kaplan içinde bulunduğu durumu umursamaksızın kibir dolu bir sesle kükredi. Takriben kükremesi karşılığını bularak yeni kaplan kükremelerinin duyulmasına neden oldu. Ormanın içinden yayılan bu kükreme kakafonisi Karen’in kaşlarını sıkıntıyla örmesine neden oldu.

Peşi sıra birbirlerine benzeyen dokuz, Kılıç Dişli Kaplan daha peyda olarak kızıl kürklü kaplanın yanına dizilmişlerdi. Karen avladığı kaplanın bakışlarındaki nefreti görünce onların, düelloda kaybettiği dişi sürüsü olduğunu anlamıştı. Ancak ilgilendiği asıl konu bu dişilerden 7 tanesinin 3.Seviyeye çoktan ulaşmış olduğuydu.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16647 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr