Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

KAREN - Bölüm 103 - Derin Vahşet Kurdu


 

Diğer tarafta ormanın kuzey kesiminde pinekleyen siyah cübbeli dört figür acımasız bir aura saçarak bekliyordu. Bol ve uzun cübbelerinin başlıkları çözülmüş haldeydi ve yüzleri açıktaydı. Hepsinin ortak noktası cübbelerindeki, yeşil bir yılanın sardığı gümüş hançer motifiydi.

Aralarındaki tek kadının ince bedeninden yayılan aura diğer üçlüyü tamamen aşmış kudretiyle ön plandaydı. Savaşçı heybeti bir yana, soluk tenli oval suratına sonradan eklenmiş gibi görünen koyu renkli mor gözleri erkekleri hayran bırakacak bir ışıltı saçıyordu. Gözleriyle aynı renkteki kabarık uzun saçlarıysa kıvrılarak omuzlarını dökülüyor ve vahşi aslan yelesi misali rüzgâr eşliğinde savruluyordu.

Güzelliği hayranlık verici olsa da yanındaki üç erkek ona karşı en ufak bir saygısızlık göstermeye cüret etmiyordu. Emir bekleyen askerler gibi arkasında hazır dikildiler.

Soldaki, güçlü görünüşü ve ölüm arzusu yayan sert bakışlarıyla siyah kısa saçlı adam Panda’ydı.

Ortada ise kısa boylu ve sıradan simasıyla üşengeç tavırlar sergileyen Bambu, elindeki iki ahşap parçasıyla oynamaya devam edip dördüncü grup üyesine alaycı bir bakış attı.

Son adam kel ve kalın sakallı Hayalet idi. Elleri önünde ışıktan oluşan üç boyutlu küçük ve karışık bir formasyonla ilgilenirken yorgun bakışları kasvetliydi. Çünkü büyük bir hazırlık ve güvenle hazırladığı dehşet verici zindan formasyonu 3.Kıdem bir velet yüzünden yıkılmanın eşiğine gelmişti.

Gururunun ayaklar altına alınmasını engelleyen tek şey, büyünün yapımında lider Mor Kan’ın ruh gücünü kullanmasıydı. Yani formasyon dayanıklıydı ama şu veledin saldırıları o kadar güçlüydü ki, Mor Kan’ın ruh gücünden meydana gelmiş olsa dahi formasyon fırtınaya kapılmış balıkçı teknesi gibi sallanıyordu.

Dördü arasında manzaraya en fazla şaşıran kişi şüphesiz en çok özgüven sahibi Mor Kan’dan başkası değildi. Kadın, biçimli kaşlarını çatıp buz gibi bir aura saçtı.

Canı sıkılmıştı. Doğrusu bu zindan formasyonu hedefleri kapana kıstırmak dışında asıl işlevi herhangi iletişim kristali veya yardım istemelerine izin veren cihazların etkisini kısıtlamaktı.

Ama gözlerinin önünde, rahatça ezebileceğini düşündüğü veledin birinin böylesine aşırı bir güç kullanacağı aklının ucundan geçmezdi. Buraya gelirken Bambu’nun istihbaratsız işlerden sızlanmasına karşı çıktığında asla böyle bir durumun yaşanacağını tahmin edemezdi.

Gerçi hala büyük bir sorun olduğunu düşünmüyordu fakat Bambu’nun saklamakta zorlandığı alaylı sırıtışı, adamın suratına okkalı bir yumruk indirmek istemesine neden oluyordu.

Öfkeyle mırıldandı. “Can sıkıcı bir veletten başka bir şey değil… Panda, planı hızlandır. Bambu hazır ol. İçlerinden sıyrılıp formasyona saldırmaya kalkan olursa ne yapacağını biliyorsun.”

Akabinde arkasını dönüp Hayalet’in büyü formasyonunu desteklemeye çalışırken terlemesini izledi ve ruhsuz bir soğuklukla söyledi. “Hepsi ölmeden önce formasyon yıkılırsa yapacaklarım için beni suçlama…”

Hayalet endişeyle yutkunup kafasıyla onayladı. Hemen sonra sahip olduğu tüm ruh gücünü büyü formasyonuna akıtmaya devam etti.

Panda ise görevini yerine getirmek üzere çoktan yanlarından ayrılmıştı. En rahat tavırlar şüphesiz Bambu’ya aitti. Sinsi bakışlara sahip üşengeç adam elindeki ahşap parçalarını çevirirken hafif bir şaşkınlıkla ilerideki vahşi genci izledi.

-Böyle bir genç adamla uğraşmanın başımızı belaya sokacağını düşünen tek kişi ben miyim?- Bambu öylesine düşünürken kaşları kalkmıştı. Ona göre bu genci hala çok zorlanmadan öldürebilirlerdi. Aklını kurcalayan şey 3.Kıdem yetişim seviyesiyle bu kadar güç kullanabilen birisi nasıl sıradan bir savaşçı olabilirdi ki?

Böyle bir plan üretip bizzat saldırmamalarının tek nedeni bölgeyi sonradan inceleyecek okul büyüklerinin onları tespit etmesini engellemekti. Profesyonel suçlular, izlerini saklamak için suçu maşayla işlemek gerektiğini bilirlerdi.

Ancak bu gencin arkasında sadece bir okul olsa bile onun gibi bir ‘canavar’ için araştırmalarını çok daha geniş kapsamlı yapacakları aşikârdı. Yani en ufak hatalarında, çölün ortasındaki yeşil bir dağ gibi ortaya çıkmazlar mıydı?

Bambu evhamlı karakteriyle tanınan bir adamdı fakat bu tavrı korkaklığından değil mantıklı çekincelerinden kaynaklanıyordu. Onun için, üzerinde düşünülmeyen her olay beklenmedik bir tehlikeye neden olabilirdi. Savaşçı dünyasında hazırlıklı olmak, ölümle arkadaş olmayı engellemek için en iyi yoldu!

----

Ormanın kuzey kesimindeki gölgeler arasında durum buyken mavi kürenin içinde ava dönüşmüş herkes uyum içindeydi. İnanılmaz şekilde bu uyuma Kılıç Dişli Kaplan bile dâhildi. Herkes çözümün bu olduğuna inanarak tüm gücüyle formasyona saldırmakla meşguldü. Öyle ki kubbeye artık mavi demek bile mümkün görünmüyordu. Hızla güç kaybetmesiyle birlikte turkuaz rengine dönmüştü ve şiddetli rüzgâra göğüs geren mum ışığı gibiydi.

Karen ise gittikçe artan bir şaşkınlık ve telaş içerisindeydi. Büyü formasyonu basitçe düşündüğünden çok daha uzun bir süre dayanabilmişti.

4.Kıdem ile 3.Kıdem arasındaki uçurum daha öncekilere kıyasla çok daha büyüktü. Bu bildiği bir konuydu. Sonuçta ruh gücü baştan sona bir dönüşüm geçiriyordu ve bu evrenin kazandırdığı güç aşırıydı.

Bilmesine rağmen 4.Kıdem ruh gücüyle oluşturulan büyünün bu kadar can sıkıcı olacağını tahmin edememişti.

“O halde… Bir de bunu dene bakalım!”

Genç adam azminden hiç bir şey kaybetmemiş ruhuyla ileriye adımladı. Derin bir nefesin ardından dikkatinin büyük kısmını yıldırımlara çevirdi. Henüz ciddi bir tehlike olmadığı için rahatça deney yapabilirdi.

Ellerini saran yıldırımlara, ihtiyaç duyduklarından çok daha fazla ruh gücü göndermeye karar verdi. Uğraşmaya gerek olmaksızın Yıldırım Ateşi bir anda kükreyerek cızırdadı. İki katı bir alana yayılarak ellerinin etrafına toplandılar. Peşi sıra Karen özen göstererek, çoğalan yıldırımların daha da sıkışmasına izin verdi.

Aslında üzerinde çok fazla düşünülmüş bir plan değildi. Kısaca Yıldırım Ateşini, Yıldırım Silahındaki mantıkla aynı şekilde daha güçlü ve daha yoğun kıvama getiriyordu.

Gücü açıkça daha yüksek boyutlara tırmanacaktı fakat bundan korkmuyordu. Sonuçta bedeninin gücü [Dünya Sarsan] tekniğiyle eskisine nazaran farklı bir boyuttaydı.

Yapabileceğini yaptıktan sonra Yıldırım Ateşi önceki versiyonu ile aynı boyutlara indirgenmişti. Elinin çevresini saran bir parmak kalınlığındaki yıldırım arkları aynı boyutta olmasına rağmen çok, çok farklıydılar.

Renkleri neredeyse turuncuya dönmüştü ve en önemlisi yaydıkları aura Karen’in bile bulaşmak istemeyeceği bir şiddet taşıyordu.

Genç adam keskin bakışlarını önünde hafifçe titreyen mavi yüzeye çevirdi ve aniden amansız bir yaratık gibi yumruğunu indirdi.

-Bbaaaammm!-

Yıldırımlar İki kat güçlü bir etkiyle yeri göğü sarsarak patladı! Karen bile bu vahşi patlamanın gücüyle bir düzine adım gerilemek zorunda kalmıştı. Kaşları, kolundan yayılan hafif bir sızı ve uyuşukluk yüzünden çatılmışsa da dudaklarında rahat bir gülümseme peyda oldu.

Çünkü büyü formasyonunda 3 metre uzunluğunda bir çatlak oluşmuştu! Ne titremiş ne de sallanmıştı. Darbe o kadar güçlüydü ki direkt çatlamasına neden olmuştu!

“İkincisinde yarıp geçeceğim!” Karen ilan etti.

Şimdiki durumunda bile Yıldırım Ateşinin bu halini defalarca kullanamazdı. Yine de en fazla üç kez kullanarak büyüyü dağıtabileceğinden emindi. İki demiş olsa da gördüğü üzere çatlak yavaşça onarılıyordu. Yani, ya tamamen iyileşmeden üst üste darbe indirmeli ya da tek seferde parçalamalıydı!

Genç adam umursamaksızın hazırlığını bitirmişti ki ansızın kaşları çatıldı…

“Aaaooo!”

Öfke dolu bir uluma ormanın kuzey yakasından yükseldi! Herkesin bakışları sesin geldiği yöne döndükten bir süre sonra,

“Skhreee!”

Başka bir noktadan farklı bir hayvan çığlığı daha duyuldu. Benzer şekilde bu seferki daha da öfke doluydu!

Karen rahatsız bir hissiyatla ormanın derinliklerine göz gezdirdi. Dikkat edince ileride büyük bir gölgenin bu tarafa doğru koştuğunu seçebilmişti. Bu şeyin boyutları iki metreyi aşıyordu ve geçtiği yerlerdeki ağaçlara çarparak çalı çırpı gibi sallanmalarına neden oluyordu.

Sadece birkaç saniye sonra yeşil bir gölge ormanı yarıp fırladı ve aynı anda büyü küresinin içine adım atmış oldu!

Devasa yaratık, hissetmiş gibi aniden duraksayarak etrafa bakındı ve öfke dolu bakışları Karen ile göz göze geldi.

“Derin Vahşet Kurdu!?”

Sarı çizgili yeşil kürküyle acımasız bir görüntü çizen devasa kurt göz alıcı bedenini herkese sergilerken bir süre çevresine bakındı.

Karen yavaşça neler olduğunu anlayarak kaşlarını örmüştü. –Bizi öldürmek için Ruh Yaratıklarını kullanacak ha?- Bu onun için tanıdık bir stratejiydi…

Bu sırada Yan Bi ve grubu, gelen sürpriz ziyaretçiye korku dolu bakışlarıyla kilitlenmişlerdi. İçinde bulundukları durumun gittikçe sarhoş edici bir ölüm çıkmazına ilerlediğini görünce nefesleri kesilmenin eşiğine geldi.

Daha bu kafesten kurtulamamışken bir de Derin Vahşet Kurdu içeri dalmıştı! Bu hayvan 3.Seviyenin orta aşamasında olmasına rağmen inanılmaz hızı ve atikliğiyle Kılıç Dişli Kaplan kadar rahatsızlık verici bir düşman sayılırdı… Ayrıca bir, Alt Tür’dü!

Ruh Yaratıkları arasında seviyeleri dışında güçlerini belirleyen farklı bir etken daha söz konusuydu. Sıradan, Alt, Yüksek ve son olarak Egemen türleri vardı! Bu sınıf ayrımı onlara savaş yetenekleri yüzünden verilmişti.

Sıradan Tür Ruh Yaratıkları hayatları boyunca hangi seviyeye ulaşırlarsa ulaşsınlar özel bir yetenek kullanamaz ve sahip oldukları güçle hayatlarını idame ettirirlerdi. Aslında tahmin edildiğinden çok daha az sayıdaydılar çünkü onlar için vahşi yaşamda hayatta kalmak zor işti…

Alt Tür ise İlk 3 Seviye içinde basit bir savaş yeteneği oluşturabilen ve ömrünün sonuna kadar o yetenekle yaşayıp geliştiren Ruh Yaratıklarının sınıfıydı.

Bunun ötesinde, Kılıç Dişli Kaplan korkunç bir şöhrete sahip Yüksek Tür sınıfına aitti. Yüksek Tür’ün oluşturduğu yetenek veya yetenekler dehşet verici güçler kazandırabilirdi! Fakat bugün karşılaştıkları Kaplan onlar için çok fazla ürkütücü değildi. Çünkü Alt Tür ilk üç seviye içerisinde yeteneğini oluşturabilirken Yüksek Tür ise 4.Seviye’den önce bunu başaramazdı!

Aslında onların sınıflarını belirleyen şey yaratıkların güçleri değildi. Şayet Derin Vahşet Kurdu 4.Seviye’den sonra yetenek oluşturabiliyor olsaydı pek tabi bu yetenek çok daha güçlü olurdu. Doğal olarak Yüksek Tür sınıfından sayılırdı… Kısaca mantık buydu. Yeteneği hangi seviyede yaratırsa ona göre bir sınıfa ait kabul edilirdi.

Türlerin çoktan Ruh Yaratıkları arasında kesinleşmiş olmasının nedeni ise içgüdüden doğan yeteneklerin sabit sezonlarda ortaya çıkma eğiliminden kaynaklanıyordu.

Yani doğuştan Türleri kesindi ve çok istisnai bir durum olmadığı sürece değişmezdi.

Bu yüzden Kılıç Dişli Kaplan 4.Seviyeye ulaşıp yeteneğini oluşturduktan sonra koca bir bölgenin efendisi olabilirdi. Ancak 3.Seviye iken o kadarda inanılmaz değildi. Derin Vahşet Kurdu ise Alt Tür olmasından ötürü muhtemelen çoktan yeteneğini açığa çıkarmıştı bile. Yani şu an için Kaplan’dan daha tehlikeliydi!

Kılıç Dişli Kaplan’da pekâlâ bu durumun farkındaydı ve bir köşeye çekilerek, zirve durumunda bile başına bela açabilecek bu yaratıkla yaralı durumda karşılaşmamak için sessizce beklemeyi seçti.

Karen ise Tür meselesini bir nebze biliyordu ama şu durumda aklına bile getirmemişti.

-Demek bu kadar kolayca benden kurtulabileceğine inanıyorsun? Sana küçük dilini yutturacağım!-

Karen öfkeyle mırıldandı. Sözleri Kurt için değil büyücüye karşıydı! Ve bununla beraber aurası savaş ilanı anlamına gelen bir hiddetle etrafa yaydı. Derin Vahşet Kurdu solda tarafta tek başına dikilen insanın aniden tehditkâr bir havaya büründüğünü görünce sinirle kükredi.

Bir büyü tarafından etrafı çevrilmiş ve pusuya düşürülmüş olduğunu anlayabilmişti. Sinirli ve öldürme arzusuyla doluydu. Vahşi bir kükremeyle, düşmanı paramparça etmek için ileri atıldı.

Karen ondan daha az öfkeli değildi. Ancak öfkesinin nedeni gölgelerden iş çeviren büyücüye aitti.

Üzerine bütün gücüyle koşan kurda bir bakış attıktan sonra, büyüyü parçalamak üzere hazırladığı Yıldırım Ateşine baktı.

Aniden, yaydan fırlamış ok gibi ileri atıldı. Hızı yüzünden arkasında şok edici bir ardıl görüntü kalmıştı. Işığın parlamasıyla kıyaslanabilecek anlık hızıyla gözden kayboldu!

Takriben çoktan devasa kurdun önünde belirmişti. Derin Vahşet Kurdu aklının alamayacağı bir hızla önünde beliren insana, içinde yükselen aşırı bir korkuyla bakakaldı. Savaşçının öfke dolu altın renkli aura saçan gözlerine bakınca kalbi sarsıldı. Biraz önceki siniri ateşte eriyen yağ gibi kaybolup gitmişti.

Bu sırada yıldırımlarla yıkanan yumruğun havaya yükseldiğini ve kafasına doğru indiğine şahitlik etti. Her şey o kadar hızlı gerçekliyordu ki Derin Vahşet Kurdu sanki ulvi bir zaman duraksamasına kapılmış gibi hissetti.

Dehşet verici yıldırım arklarıyla sarılı yumruğa baktığında kalbi sıkışıyordu ve kaçınamayacağını çoktan anlamıştı. Yine de hala hızdan doğan şöhretini hak eden bir yaratıktı. Savaşçıdan yavaş olsa da ani pençe savuruşları koşu hızıyla kıyaslanabilir miydi?

Aşırı bir refleksle birlikte bedeni iki bacağının üstüne yükselmeye başladı ve uzun keskin tırnaklarla donatılmış pençelerini öldürmek için ileri savurdu. Pençeleri sıradan bir şekilde ilerlemiş olsa da bu sırada tırnak uçlarında soluk siyah bir aura belirdi. Bu onun yeteneğinden başka bir şey değildi.

[Vahşet Zehri]

Bu pençeler düşmanı kestikten sonra acı verici bir zehirlenme süreci başlar ve kısa sürede konak vücudun etini çürütürdü. Derin Vahşet Kurdu, insanın saldırısı tarafından yaralanabileceğinin farkındaydı ancak onu kesebildiği sürece yeteneği etkisini gösterecek ve günün sonunda zafer onun olacaktı. Planı buydu…

Lakin Karen için onun verdiği karşılığın en ufak değeri yoktu. Buz gibi bir öfkeyle kükredi.

“Siktir git önümden!”

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15642 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21147 Bölüm Sayısı


creator
manga tr