Korku dağları bekler. #Atasözü

KAREN - Bölüm 95 - Hükümdar?


 

Patrik Bao Zhi rahat ve nazik bir karaktere sahipti. Böylesine bir uzmandan beklenen haşinlik veya kibirden en ufak iz yoktu. Karen onun karşısındayken Marn şehrindeki yaşlılarla sohbet ediyormuş gibi hissediyordu. Hatta bir nebze kütüphane sorumlusu yaşlı Leaf ile benzerlikleri bile vardı. Bu yüzden Karen’in kanı bu yaşlı adama ısınmıştı.

Ancak nihayetinde odadaki herkes o yaşlı vücudun içinde korkunç bir gücün saklı olduğunun farkındaydı. Kimse saygısızca davranmaya cüret edemezdi.

Karen ve diğerleri, ikram edilen hoş kokulu çaylar ve kurabiyelere dokunmamıştı bile. Patrik Bao Zhi, ne yaparsa yapsın gençlerin rahat davranmayacağını düşünerek onları zorlamadı. Direk konuya girmişti.

“Sizden istediğim görevi az çok biliyor olmalısınız.”

Enka grup lideri olarak sözü aldı ve saygıyla devam etti.

“Patrik, bizden beklenilen öğrencilerinizin eğitiminde yardımcı olmamız diye biliyorum. Ben ve arkadaşlarım ayrıntılar için sizi yoracağız.”

Aslında bu görevin Ruh Yaratığı avlamakla alakalı olduğunu dördü de biliyordu. Sonuçta Görev Salonun’da bununla ilgili bazı ayrıntılar mevcuttu. Ancak böyle bir görev doğal olarak belli kurallara ve nedenlere sahip olurdu.

“Hoho. Genç adam, adının Enka Sidarta olduğunu söylemiştin değil mi? Adını benim bile işitmiş olmama bakılırsa gerçekten ünlü olmalısın.”

Enka hemen karşılık verdi. “Küçüğünüz övgünüze layık değil.”

Patrik elini geçiştirir gibi salladı. “Karşımda alçakgönüllü olmanıza gerek yok. Bir savaşçıyı büyüklerinin övmesi anlamsız. Şayet akranlarınız arasında saygı duyulacak kadar iyi ve güçlü bir mizaca sahipseniz bu gururlu olmanız için yeterlidir. Sizin gibi gençler övgüleri kabul etmeli.”

Patriğin kelimeleri bilge ve kendi seviyesindeki uzmanlara göre çok daha naifti. Bununla birlikte Karen ve diğerleri ondan etkilenmiş olmalarına rağmen hepsi fark etmişti ki, patrik ‘fiziksel gücü’ övmemişti. Aslında söylediklerinin anlamı şuydu; Savaşçı, sahip olduğu güçle değil, karakteri ve mizacıyla gurur duymalı…

Enka tekrar konuştu. Sesi hürmetkârdı. “Patriğin övgüsü için teşekkür ederim.”

İhtiyar keyifli bir kahkaha attı. Akabinde Enka’ya benzer yarı kapalı gözleri Karen’in üzerine düştü. Genç adam hafifçe irkildiyse de sakince oturmaya devam etti.

“Hımm, sana gelirsek, eğer bu yaşlı adam birinin safi gücünü övecekse şüphesiz bu senden başkası olamaz genç dostum. Hahaha, Görev Salonu’nun böyle bir takımı bana göndermiş olmasına memnun oldum.”

Onun yorumu Karen’in yanı sıra odadaki herkesi şaşırtmıştı. Karen teşekkür etmek istedi fakat patrik konuyu çabucak değiştirdiği için saygıyla kafasını eğmek dışında sessiz kalmayı uygun gördü.

Patriğin onunla ilgili bir şeyler bilmesine veya kimliğini fark etmesine şaşırmamıştı.

Kuzey Yıldızı öğrencilerinden esmer tenli genç adam ise, başta Enka haricinde diğerlerine olan tutumunu değiştirmemişti ancak patriğin yorumu nedeniyle Karen’e şüpheli ve düşünceli bakışlar atmaya başladı. Doğal olarak onun kimliğinden tamamen bihaberdi. Yüzünü saklayan maskenin yanı sıra geldiğinden beri adını hiç söylememişti.

Bu sırada patrik görevin ayrıntılarından bahsetmeye başladı.

“Benim öğrencilerim potansiyel anlamında sizinle kıyaslanamaz. Bu sebeple onların gelişimini basit dövüşler ve eğitimlerle desteklemenin pek bir yararı yok.

Onları geliştirecek tek şey gerçek savaş tecrübesidir. Astlarımdan birinin fikri neticesinde;

2. ve 3.Kıdem öğrencilerin birkaç takım oluşturmasına ve okulun dışındaki Tegrain ormanına Ruh Yaratıklarıyla mücadele etmeleri için gönderme kararı verdim.

Dört kişi olduğunuzdan dolayısıyla dört takım olacak, sizler bu takımlara liderlik edeceksiniz.

Onları yönlendirmenizi beklemiyorum, sadece Ruh Yaratıklarını çekmeniz yeterli. Gerisi onların azmine kalmış. Sadece kontrolü elinizde tutmanız kafi.”

Onun sözleri herkes için yeterince anlaşılır ve açıktı fakat Enka’nın şaşırmış ifadesine bakan patrik söylendi. “Benim yanımdayken herkes istediğini söyleyebilir genç adam. Aklına takılan ne var?”

Enka bir nefes arası verip konuştu. “Saygımla belirtmek isterim ki patrik, bu görev için bize neden ihtiyaç duyduğunuzu anlamadım.” Sözlerinin yanlış anlaşılmasını istemediğinden devam etti. “Niyetim sizi sorgulamak değil.”

Onun sorusu duyulduğunda Karen hak vermek zorunda kaldı. Görevler konusunda acemi olsa da Enka’nın söylediklerini mantıklı bulmuştu. Sonuçta bu görev için okulun kendi eğitmenleri veya muhafızları bile yeterliydi. Onlara bu konuda kesinlikle ihtiyaç yoktu.

Patrik keyifli bir kahkaha atıp durumu açıkladı. “Hahaha, doğru sorular soruyorsun. Görevi size vermemin, genç savaşçıların ruhlarını ateşlemek dışında bir nedeni yok.”

“Ruhlarını ateşlemek mi?”

“Aynen öyle, zira onların başına güçlü ve yetişkin uzmanları dikmemin bir anlamı yok. Onları komuta edenler, kendi akranları arasında çok daha güçlü olan birileri olursa ne olurdu?”

Dört genç bu açıklamayla birlikte durumu anlamıştı. Karen, patriğin rekabet doğurmak için böyle bir yola başvurduğunu fark etti. Her savaşçı kendi yaşıtlarında olmalarına rağmen onlardan çok daha güçlü kişilere karşı kıskançlık duyardı. Ve çok azı yetişmek ve rekabet etmek konusunda isteksiz olurdu.

 Bu açıklamayla birlikte söylenecek bir şey kalmamıştı.

“Yan Bi ve Xiao Qin’de size emanet.”

Yan Bi ve Xiao Qin, onlara rehberlik eden Kuzey Yıldızı öğrencileriydiler. Patriğin takdimiyle ikili hafifçe eğildi.

“Yan Bi, takımların hazırlıkları bugün bitsin. Yarın sabahtan yola çıkacaksınız. Xiao Qin sen de misafirlerimizi dinlenebilecekleri bir yer ayarla.”

“Emredersiniz, Patrik.”

Karen ve grubu patriğe teşekkür edip kalktılar ve Xiao Qin isimli genç kızın onları yönlendirmesine izin verdiler.

Dörtlünün yakında bulunan misafirhaneye ulaşmaları kısa sürmüştü. Birçok odaya sahip olmasına rağmen misafirhane tek katıydı ve kare şeklindeydi. Ortada kalan avlu ortak kullanım alanı gibi birkaç çardak ve masayla donatılmıştı. Xaio Qin onları buraya getirdikten sonra ayrıldı.

Karen, Enka, Yang Bo ve Liye çardakların birinde bir süre oturup biraz lafladıktan sonra görevle alakalı konuştular. Hazırlık yapmalarını gerektiren önemli bir mesele olmadığı için bir süre sonra kendilerine tahsis edilen odalara dağılmışlardı.

---

Karen basit ve sıradan görünen odaya göz gezdirdikten sonra yatağın üzerine oturup meditasyona geçti. Onun için boş zaman diye bir şey yoktu. Uyuduğu ve zaruri ihtiyaçlarını karşılamadığı her an eğitim zamanıydı.

Genç adam Ruh Sarayı’nda gözlerini açtığı an, onu karşılayan şey ustasının düşünceli simasıydı.

“Hımm? Usta?”

Kızıl ihtiyarın dikkati dağılmış göründü. Peşi sıra gelişigüzel mırıldandı. “Beklenmedik bir durum…”

“Beklenmedik olan ne?” Karen ilgiyle ustasını seyrediyordu. Onun tavırlarındaki bu değişim nadiren gerçekleşen şeylerden biriydi.

Kızıl ihtiyar hala umursamaz görünse de biraz kafa karışıklığı yaşıyormuş gibi görünüyordu.

“Bao Zhi denen şu velet, Patrik Yulan’ın astı değil mi?” Cevap beklemiyordu sadece düşünüyor gibiydi. “O zaman neden Bao Zhi daha güçlü? Bu insanların ne tuhaf adetleri var böyle…”

Karen aptalca bakakaldı. “Patrik Bao Zhi daha mı güçlü? Bu… Mümkün değil!”

İblis Duhan sorgulandığını anlayınca kafa karışıklığı da son bulmuştu. Aniden öfkeyle kükredi. “Defol git embesil! Benim yanılacağımı sana ne düşündürebilir!?”

Genç adam biraz sinmiş olmasına rağmen hala şaşkındı. “Demek istediğim bu değildi! Sadece… Böyle bir şey söyleyeceğini beklemiyordum. Fakat bu nasıl doğru olabilir, Patrik Yulan krallıktaki en güçlü dört uzmandan biri! Patrik Bao ünlü olsa bile göz önündeki karakterlerden birisi bile değil… Bu doğru olsa Patrik Bao dehşet verici bir uzman demektir. Bu durumda tüm krallık onun emrinde olmaz mıydı?”

“Ne çok konuşuyorsun?? Sana ne diyorsam o! Şu Bao Zhi denen ufaklık gerçekte bir Hükümdar!”

İblis Duhan’ın bunu tekrar dile getirmesi, Karen için hala şok ediciydi. Bir Hükümdar! Ciddi ciddi bu küçük krallığın gölgelerinde 9.Kıdem bir uzman vardı!

Karen ne diyeceğini bilemiyordu. Ne hissedeceğinden bile emin değildi. Böyle bir uzmanla karşı karşıya gelmiş olmasına rağmen hiçbir şey fark etmemişti. Bu ustasıyla aynı ortamda bulunmaya benzemiyordu. Kızıl ihtiyar sadece bir ruhsal varlıktı. Ancak Bao Zhi kanlı canlı dehşet verici bir uzmandı.

Ve bu durumdan kimsenin haberi var mıydı? Patrik Yulan bunu biliyor muydu? Ne kadar şaşırırsa şaşırsan bu Karen’in düşünmesi gereken bir mesele değildi.

Yine de kanı kaynıyordu! Neredeyse genç adamın gözleri yaşarmak üzereydi.

-Tanrım!! 9.Kıdem bir Hükümdar olmasına rağmen ne kibirli ne de vahşiydi! Kibar ve sevecen bir adam! Kör talihim, şu s*kik taşa mühürlü olan neden efendi Bao Zhi değildi ki!?-

Karen tüm hayal kırıklığıyla isyan etse de yüzü tamamen normal bir ifade sergiliyordu. Ustası bu düşündüklerini bilseydi şüphesiz saatlerce dayaktan kaçamazdı.

-Ve ben, dayak yememek için düşüncelerimi bile saklamak zorundayım! Bu ne biçim bir şanstır!-

Genç adam bir süre daha dövünmesine rağmen biliyordu ki olanla ölene çare yoktu. Bütün hevesi kaçmış bir şekilde yetişimine döndü.

 

Önünde, havada süzülen turuncu saydam küpün içi, yoğunlaştırılmış ruh özüyle doluydu. Nitekim doludan ziyade içinde, çeyreğinin yarısı kadar bir sıvı birikintisi olduğu söylenmeliydi.

Görünüşüne bakarak küçük bir kovadan biraz daha fazla yer kaplaması mümkündü. Ancak o bal kıvamındaki sıvıyı oluşturmak için Karen’in harcadığı ruh gücü ürkütücü boyutlardaydı.

Sıradan bir 2 Kıdemli uzman olsaydı aynı miktarı üretmek için muhtemelen bin kez ruh gücünü tüketip yenilemesi gerekirdi. Şimdiye kadar ürettiği bu yoğun ruh özüyle gelişim yapmış ve hızlıca 2.Kıdem’in zirvesine ulaşmış olmasına rağmen harcadığı ruh özü küpte bulunan miktarın yarısı kadardı.

Ustasının bu tekniğe neden çalışamadığını anlayabiliyordu. Kazandığı aşırı fiziksel gücü saymazsak, yarım seviyelik ilerleyişi için beş yüz kez ruh gücünü tüketmek zorunda kalmıştı! Böyle israf dolu bir ilerleme için kimse bu tekniği kullanmakta istekli olamazdı!

Sonuç olarak Karen hiç kimse grubuna dâhil değildi. Sadece fiziksel güç için arzuladığı bu teknik karşılığında, istenilenden çok daha fazla ruh özü bile harcayabilirdi. Arkasındaki kaynak bir Kadim Ölümsüzün ruh gücüydü! Nasıl sıradan Kıdemli uzmanlarla kıyaslanabilirdi ki?

Genç adam özgüveniyle birlikte daha fazla oyalanmayarak Kan Yıldırımı yetişim tekniğini devreye soktu. Havada ansızın beliren altın renkli bir parıltıyla birlikte yıldırımlar ortaya çıkmıştı. Görüntüyü elektrik akımlarına benzer cızırtılar takip etti.

Ruh Damarlarına uzanan yıldırım kanallarının bağlantı noktası, ruh gücünden oluşan okyanus değil turuncu küpün ta kendisiydi.

Karen göz kapaklarını sakince kapatırken aynı zamanda mırıldandı.

“Başlayalım bakalım! Tahminen ya bugün ya da yarın son sınıra ulaşmış olacağım!”

Ne durumda olduğunu ondan daha iyi kim bilebilirdi ki? Genç adam söylediği gibi 2.Kıdem’in sınırına dayanmak üzere olduğunu biliyordu. Bu sınıra ulaştıktan sonra yapması gereken şey basitti. Sadece boğazı aşana kadar deneme yapacaktı. Belki bir kez belki de onlarca kez deneyecekti.

Sonuçta kıdemler arası boğazların geçişi için yardımcı olan şeyler varsa da kesin bir durum söz konusu değildi. Her şey ama her şey etkili olabilir ama kesin sonuca ulaşmanızı sağlamazdı. Bu sınırları aşmak gizemli bir şekilde ansızın gerçekleşen olaylardı.

Genç adam sınıra ulaşmak için yoğun ruh özünden oluşan sıvıyı aktif olan her iki ruh damarına da yönlendiriyordu. Damarlara ulaşan ruh gücü bedeninin kısmi noktalarına dağılıyor ve ulaştığı her yeri ateş gibi yakıyordu.

Bu yoğunlaştırılmış ruh özü o kadar çok enerji barındırıyordu ki genç adamın hücreleri bile sızlıyordu. Fiziksel bedeni birkaç saniye içinde terden sırılsıklam olmuştu.

Ancak bu durması için yeterli olmaktan çok uzak bir acıydı. Aksine bedenine doluşan ruh gücünün muazzamlığı keyif yaratacak cinstendi. Ruh gücünün seviyesi küçük miktarda olsa da yavaşça artıyordu. Genç adam çoktan bu güçlenme hissine bağımlılık duymaya başlamıştı.

Derin nefesler alıp verdiği sırada ne kadar zaman geçtiği konusunda belirsizlik içindeydi. Kılcal ruh damarları hala enerji saçarken, ana ruh damarlarındaki mikroskobik ilerleyiş yavaşlamaya başladı. Bu, sınıra ulaşmanın habercisiydi.

Karen hala ruh özünü yönlendiriyordu fakat bir yandan da yavaşça zihnini açıyordu. Artık durma vakti gelmişti çünkü ruh damarlarındaki ilerleyiş o kadar yavaşlamıştı ki hareket etmediğini söylemek bile mümkündü.

Genç adam derin bir nefes verip yetişimi sonlandıracağı an aniden bedeni istemsizce titredi.

Dengesini kaybettirecek kadar güçlü bir titreyişti fakat çok ani ve kısa sürmüştü. Henüz zihnini toparlayamadan önce,

-GÜÜMM!-

Ruh Sarayında boğuk ama güçlü, heybetli bir patlama sesi yankılandı.

Karen şok oldu! Boş boş önüne bakarken, yetişim tekniğinin sakin bir dereden, vahşi bir nehre dönüşünü hayretle izliyordu!

Her şeyi silip süpüren bir kara delik gibiydi!

Turuncu küpün içindeki ruh özü hızla emiliyordu ve gittiği yer…

Ruh damarlarıydı!

Karen hala afallamış bir şekilde olanları seyrederken bedenine dolan akıl almaz gücü hissettiğinde kendine geldi. Şaşkınlık ve sevinç dolu bir sesle kükredi.

“Tek seferde… GEÇTİM!! Wahhahaha!”

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr