“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

KAREN - Bölüm 91 - Görev Salonu


 

 

Karen son günlerde kalabalıkla arası olmadığının farkına varmıştı. Sanki bir külçe altınmış gibi nereye gitse abartılı bakışları üzerine çekiyordu. İlgiyi ve şöhreti seven uzmanlar için belki güzel olabilirdi fakat genç adam henüz böyle bir şeye adapte olduğunu söyleyemezdi.

Çocukluğundan beri sevilen bir karakter olmasına rağmen ona ilgi gösteren çoğu kişi şehrin ihtiyar amca ve teyzeleriydi. Arkadaş anlamında bile yakın olduğu tek kişi aslında sadece Jun’du. Diğer insanlarla iyi geçinmesi bir yana huzurlu ve sessiz zamanları daha çok seviyordu.

Şimdiyse artık savaşçılık yolunda yürüyordu ve ustasıyla birlikte ellerinden geleni yaparak zirveye ulaşma çabasına girmişlerdi. Doğal olarak çabası ve akıl almaz gelişim hızı onu ön plana çıkarmakta gecikmemişti.

Mücadele veya başka bir konuda henüz sakince geri çekildiği olmamıştı bile. Harp Dağı’ndaki son haftasında zirvede bulunan 3 takıma meydan okumuş ve komik sayılabilecek kolaylıkta zaferler kazanmışlardı.

İşin tuhaf yanı sadece Karen değil, beklenmedik şekilde Aleria ve Adein’de inanılmaz savaşçılardı. Şaşırtıcı olarak ikisi de artık birer mavi kaftanlıydı. Hatta 2 Kıdemli Aleria sadece iki savaşa dâhil olmasına rağmen Rakipsiz olmayı başarmış ve iki kılıç motifi kazanmıştı. Karen konu dışarı edilirse o genç kız tüm 2.Kıdem’ler arasında ilk üçe girecek güce sahipti!

Adein o kadar sayılmasa da ablasıyla aynı genleri taşıyordu. O hevesli genç adamın en büyük eksiği ablası gibi bir Araken olmamasıydı.

Derin düşüncelere daldığı sırada Vian’ın sesiyle kendine geldi. Fark ettiği üzere çoktan Görev Salonu’nun önüne varmışlardı.

“Büyük kardeşim, neden ansızın kararlar alıp duruyorsun? Eğer birkaç gün önce Görev almak istediğini söyleseydin muhteşem olurdu. Beraber bir göreve çıkabilirdik! Bana ihanet ediyorsun…” Vian acıklı bir ses tonuyla dert yandı.

“Hımh! Ne demek ihanet ediyorum? Bu benim suçum değil, okula katıldığın gibi koşa koşa görev alan sendin. Onka daha da beter, çoktan bir göreve çıktı bile. Asıl kafasına estiği gibi kararlar alan sizsiniz.”

Karen onu gülerek azarladı. Gerçekten de bu ikili fazlasıyla hareketliydi. Onka güçlenmeyi kafaya koymuştu ve çoktan göreve çıkmıştı. Vian ise peşi sıra beklemeden görev almıştı ancak onun görevi okulun içindeydi.

Disiplin salonunda bir ay boyunca günde birkaç saat boyunca çalışacaktı. Ödülü yüksekti fakat süresi uzun olduğundan pekte kazançlı sayılmazdı doğrusu.

Karen ise Harp Dağı’nda aradığını bulamamış ve son günlerde gelen bu şan yüzünden biraz kaçmak istiyordu. Bu yüzden görev yapmaya karar vermişti. Dışarı çıkıp biraz rahatlayabilirdi. Hem şuan ki durumda okuldan edineceğinden çok daha farklı bir tecrübe kazanabilirdi.

“Endişelenme Vian, ben kardeşim Karen’e eşlik edeceğim.” Liye diğer taraftan gülerek söylendi. Naif görünmesine rağmen sesinde biraz alay vardı.

“Ne haliniz varsa görün! Disiplin Salonu’ndaki görevim bittiğinde hep beraber olacağız, sakın kaçmaya kalkışmayın!” Vian öfkeliydi fakat öfkesinin nedeni Liye’nin alayı değildi.

Gerçekte Karen’le birlikte çıkacağı görevlerin çocuk oyuncağı olacağını biliyordu. Rahatça başarı puanlarını sömürme şansını kendi kendine tepmişti! “Hay! Geç kalacağım, ben kaçıyorum. Büyük Usta Dong korkunç… Sadece, korkunç bir adam… Tanrım, neden bu kadar şanssızım…” Vian söylene söylene koşmaya başladı.

Karen ve Liye onun içler acısı halinİ gülümseyerek izlerken sessizce Görev Salonu’na girdiler.

Bina özetle çok genişti. Gri yapı sadece üç katlı olmasına rağmen yüzlerce metre karelik bir alanı kapsıyordu. İç mekân destekleyici sütunlar haricinde neredeyse bomboştu.

Her ne kadar mobilya konusunda eksik görünse de gerçekte tüm duvarlar ve salonda devasa panolar dikkat çekiyordu. İçerideki öğrencilerin, önlerinde gezindiği bu panolarda yüzlerce hatta binlerce demir plaka sabitlenmiş vaziyetteydi.

Hepsi aslında belli bir görevi simgeleyen ayrıntılı ilanlardan başka bir şey değildi. Kalabalık bir öğrenci grubu dağılmış halde plakalara göz gezdiriyor ve sessizce düşünüyordu. Manzaraya bakan birisi resim sergisine gelmiş gibi hissedebilirdi.

“Mm, büyük kardeş Karen, nasıl bir görev alacağız?” Liye hafifçe başını eğerek konuştu. Güzelliğini ön plana çıkaran naif hareketleri Karen’le yalnız kaldıktan sonra artmış görünüyordu.

Genç adam etrafa göz gezdirdikten sonra rahatça söylendi. “Dışarı çıkmayı planlıyorum. Bir gezidense hareketli bir şeylere ne dersin?”

Liye kısa bir süre sessiz kaldıktan sonra cevapladı. “İşe yaramayacağım bir görev olmadığı sürece problem yok.”

Karen onaylayarak kafa salladıktan sonra birlikte görevleri incelemeye başladılar. Bir süre sonra ilk katın fazla basit görevler içerdiğini fark ederek ikinci kata yönelmek zorunda kalmışlardı.

İkinci katın daha az kişiyi ağırladığı ve çok daha az görevi kapsadığı açıktı. Fakat görev konuların zorluğu da alt kattakilere kıyasla daha yüksekti. Çoğunluk 2.Kıdem seviyesinde birkaç kişiye ihtiyaç duyuyordu ki hatta 3.Kıdem üye bulundurulması zorunlu görevler bile vardı.

Liye, üçüncü katın merdivenlerine göz gezdiren Karen’i fark edince dudaklarını ısırıp söylendi. “Büyük kardeşim, duyduğum kadarıyla üçüncü kat 4 Kıdemli öğrenciler için. Bakmak istiyor musun?”

Karen, Liye’nin isteksiz hali karşısında rahat bir gülümseme takındı. Tabi ki genç kızın uğraşamayacağı bir göreve çıkarak onu utandırmak istemiyordu. Diğer taraftan merakı üçüncü kattaydı. Dürüst olmak gerekirse ikinci kattaki görevler arasında tüm gücünü kullanmasını gerektirecek bir görev gerçekten de mevcut muydu?

Hayal kırıklığına rağmen daha fazla önemsemeyerek kattaki tüm görevleri kontrol ettiler. Toplam görev sayısı belki birkaç yüz bile değildi fakat tükenme gibi bir sorunda yoktu. Sürekli yenileniyor ve güncelleniyorlardı. Sonuçta Görev Salonu’nun, alınan görevlerin yerine getirilmesini takip etmenin dışında ‘Görev’ temin etmek gibi bir uğraşları daha vardı.

Bu sırada ilgiyle metal levhalara göz gezdiren Liye seslendi. “Büyük kardeşim, şuna ne dersin?”

Karen uzanıp baktı. “Yeşil Çamur Bitkisi toplama görevi? Şifalı bitkilerden anlıyor musun?”

Liye, genç adamın ciddiyetle sorduğunu görünce utandı. “Pek sayılmaz ama savaş görevleri kadar zor olamaz öyle değil mi? Hem başarı puanı konusunda bitki başına ödül alabiliyoruz.”

Karen istemsizce onaylasa da içten içe mırıldanıyordu. -Ortada zor bir savaş görevi var mı ki?-

Yine de genç adam Liye’nin düşüncesini anlıyordu. Bu seviyedeki görevler içinde savaş gücüne ihtiyaç duyanlar göz önüne alınırsa Karen tek başına yeterdi. Liye ise savaştan veya mücadeleden çekinmiyor aksine söylediği gibi hiçbir işe yaramamaktan korkuyordu. Zor veya kolay olması onun için önemsizdi.

Liye bu sırada başka bir yeri işaret etti. “Büyülü hazineler için Kök Demir aramak? Hımm, kaynak materyalleri arayabiliriz! Malzemelerin çoğuna aşinayım.”

Karen acı acı gülümsedi. “Liye, görev yeri Sıradağ Geçidi…” Metal plakanın altındaki yazılardan konumu belirten kısmı gösterdi.

Liye dikkatli bakınca Karen’in söylediklerini doğruladı. Keyfinin kaçtığını açıklayan bir ifade takınıp homurdandı. “Sıradağ Geçidi bir haydut yuvası!”

Söylediği gibi eğer orada bir şey aramak istiyorlarsa önlerini zorla açmak durumundaydılar. Nitekim bu durum Liye’nin savaştan kaçınma isteğinin tam tersine neden olacaktı.

Karen, geç kızın hüzünlü kaşlarını bakarken gülümsedi ve çabucak başka bir görev aramaya koyuldu. Her şeye rağmen okul dışında rahat bir görev söz konusu bile değildi.

Uzun bir arayışın ardından Karen’in bakışları belli bir noktaya düştü. Sıkılmış ifadesi değişti ve gözlerine parlaklık hâkim oldu. Önündeki panoda asılı metal plakayı söküp çıkardıktan sonra Liye’ye gösterdi.

“Bu görevi alalım!”

Liye meraklı gözlerini metal plakaya çevirmesine rağmen okuduklarından sonra anında kaşlarını çattı. Uysal bir ses tonuyla araya girdi.

“B-Büyük kardeşim bu görev biraz…” Liye ne söyleyeceğini bilemedi. Bu görev istemediği savaş niteliğini, gereğinden fazla içinde barındırıyordu!

Karen ise rahatça sözünü kesip araya girdi. “Göründüğü kadar zor değil. Ayrıca bir Ekip Görevi, yani herkesin üzerine bir parça sorumluluk düşecektir.”

Genç kız bir süre düşündükten sonra Karen’in açıklamasını mantıklı bulup gülümsedi.

“Büyük kardeşim Karen’in istediği gibi olsun.”

İkili kararlarını vermiş olsa da hala ufak bir sorun vardı. Görevde yer alacak öğrenci sayısı dört olmalıydı. Ve görevin hala yayınlandığına bakarak kaç kişilik yer kaldığını çözemezlerdi.

Fazla uzatmadan salonun orta yerinde kurulu daire şeklindeki ahşap bankoya doğru ilerlediler. Bankonun arkasında üç genç kız karşılarında biriken sıra yüzünden yoğun halde çalışmaktaydı. Karen ve Liye sıraya geçip beklediler.

Kısa bir süre sonra görevlilerden birisi olan ve okulun öğrenci kaftanlarından giyinmiş koyu kızıl saçlı genç kız sevecen bir gülümsemeyle ikiliyi karşıladı. Tam konuşmak üzere görünmüştü ki Karen’e dönen bakışları donup kaldı. Karen bu tepkilere alışmış birinin bıkkınlığıyla gülümsedi.

“Merhaba, şu görevde kaç kişilik yer kaldığını öğrenebilir miyiz?” Karen elindeki metal plakayı bankonun üzerine bıraktı.

Genç kız heyecanlı gözlerle karşılık verdi. “K-Kıdemli savaşçı kardeşim ben… Hemen kontrol edeceğim.”

Kızıl saçlı kız hafifçe titreyen elleriyle plakayı değerli bir hazineymiş gibi kavrayıp aldı. Plakayı önündeki karışık görünümlü bir büyü formasyonuna yerleştirmesiyle aniden havada hologram benzeri yazı ve desenler oluşmuştu. Genç kız gözden geçirdi ve söylendi.

“Kıdemli savaşçı kardeşim, görev için henüz bir kişi başvurmuş durumda. 3 kişilik kontenjan hala boş.”

Karen ve Liye ikilisi anında keyiflendiler. “Güzel, ikimizi kaydetmen için zahmet vereceğiz.”

İkisi de Yıldız Ruhu Okulunda öğrenci olduklarını gösteren göz alıcı işlemelerle süslenmiş nişanları kıza uzattılar. Nişanların plakayla birlikte formasyona tekrar eklendiği görebilmişlerdi.

Büyü formasyonu ise; hem görev plakasını güncelliyor hem de öğrenci nişanlarına, alınan görevi tanımlıyordu. Bu sayede Görev Salonu kolaylıkla alınan görevler konusunda disiplinsizlik edilmediğini takip edebiliyordu.

Karen ve Liye nişanlarını geri aldıklarında ruh güçlerini nişana yönlendirip kontrol ettiler. Aynı anda zihinlerinde, görevin detayları, kimin tarafından istendiği ve başlangıç zamanı gibi bilgiler gün yüzüne çıktı.

Görevin işverenini bilmek önemliydi çünkü ancak ilgili şahsiyet nişanınıza görevin bittiğine dair bir iz bırakabilirdi ve bu sayede Görev Salonu’na başarıyla iade edebilirdiniz. Aksi takdirde görev bitimini işverene onaylatmazsanız görev bitmiş sayılmazdı!

Bu esnada ikilinin yapacağı başka bir şey kalmamıştı ve doğal olarak salondan ayrıldılar. Görev üç gün sonra başlayacaktı ve bu sürede eksik olan bir kişilik yerin dolması kaçınılmazdı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14843 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr