Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

KAREN - Bölüm 86 - Sonuç


 

Frain, onunla aday eden Mior’un vazgeçmek gibi bir planı olmadığını görebiliyordu. Bu çıkmaz keyfini kaçırıp öfkelenmesine neden olsa da sakinliğini koruyup birkaç fikir üretmeye çalıştı. Bu şekilde beklemek sıkıcı ve utanç vericiydi.

Önlerindeki tehlikeli çemberi ablukaya alan adamlarına sabırsız bakışlarla göz gezdirdi. Aklına parlak bir fikir gelmediği için birinin bir şeyler düşünmesini veya gizli kozlarını kullanmasını sağlamak istiyordu. Sonuçta bu adamlar onun takımına üye olsalar da onların sahip olduğu hazinelerin veya araçların hepsini bilmesi mümkün değildi.

Bu yüzden ellerinde işe yarar bir şey varsa kullanmalarını ima eden bakışları karşısında birçok takım üyesi olumsuz anlamda başlarını sallamakla yetindi. Lakin aralarında bakışlarını tuhaf ifadelerle kaçıranlarda yok değildi.

Bu sırada yanındaki adamlardan biri Frain’e doğru eğilip tahminini açıkladı.

“Bu zehirli bölge çok etkili bir teknik, öyleyse harcadığı ruh gücü de az olmayacaktır! Biraz daha bekleyebiliriz, büyük kardeşim.”

Frain bu durumdan memnun olmadığını belli edercesine homurdansa da kafasıyla onayladı. O da aynı şeyi düşünmüştü ancak 12 kişilik bir takımın hele de kendisi dâhilken, tek bir kişi tarafından engellenmeyi gururuna yediremiyordu!

-Ruh gücün tükendiğinde, teslim olsan bile karşılığını vereceğim!- Frain, daha sonra Mior’a yapacaklarını düşünürken birazda olsa keyfi yerine gelmişti.

Tam bunları düşündüğü sırada Frain aniden irkildi. Bir şey hissetmiş gibi bakışlarını belli bir yöne çevirdiğinde diğerleri de ona benzer ifadelerle aynı yöne döndü.

Ağaç yaprakları ve uzun bitkilerin gölgelediği dar bir patikadan yaklaşan birkaç siluet açıkça belli oluyordu. Gittikçe yaklaşan grup netleşmeye başladığında Frain ve grubu kaşlarını çattı.

Anlaşılan gelen beş kişilik grup Asil Ay’ın üyeleriydi. Frain, onu ve takımını durdurmak konusunda yetersiz olan bu grubu ilk başta pek fazla umursamasa da ansızın aklına yığılan düşünceler aptallaşmasına neden oldu.

-Bunlar nereden çıktı?-

Keyfini kaçıran düşünceye göre, hala ortaya Asil Ay üyesi çıkıyorsa bu kendi takımındaki gruplardan birinin yenildiği göstermiyor muydu? Diğer 11 kişi de Frain’e benzer çıkarımlarda bulununca hepsinin kaşları şaşkınlıkla yukarı kalkmaya başlamıştı.

Daha düşüncelerini toparlama fırsatı bulamadan önce Asil Ay’ın 5 kişilik ekibi bölgeye ayak bastı. Bu adamların kimliklerine dair bilgileri gün yüzüne çıkarken Şimşek Köşkü üyelerinin şaşkınlıkları daha da yükselmiş ve endişelenmeye başlamışlardı.

Araştırmalarına göre, Asil Ay’ın Mior’dan sonraki en güçlüsü üyeleri olan iki yardımcı liderde gelmişti! Okçulukla uzmanlaşmış Büyük Abla denilen kadın ve Çelik El lakaplı Hun isimli adam tam karşılarındaydı. İkisi de kendi seviyelerinde dikkate değer uzmanlar olarak kabul ediliyordu.

Frain, bu ikilinin yalnız başına büyük bir değişiklik yapacak güçte olduklarına inanmıyordu fakat öğrendiklerine bakılırsa bu ikili birlikteyken fazlasıyla göz korkutucu olabiliyordu. Birisi uzak mesafede uzmanken diğeri yakın dövüşte ortalığı kasıp kavuruyordu. Birbirlerini desteklediklerinde neler olacağını tahmin etmek hiçte zor değildi.

Olabilecekleri düşünen Frain, Mior’un da burada olduğunu ve henüz çok fazla güç kaybetmediğini fark edince iyice kaşlarını çatmak zorunda kaldı. Kendi gücüne güveniyordu fakat adamları Mior’u baskılayana kadar güçlerinin bir kısmını harcamak zorunda kalmıştı. Diğer yandan rakibin henüz güçlerinden emin olmadıkları üç savaşçısı daha vardı.

Frain biraz pervasız ve otoriter olarak bilinse de aptal birisi değildi. Aksi takdirde sadece bodoslama taktiklere güvenerek bu kadar güçlü bir takımı iyi bir şekilde yönetmesi mümkün olmazdı! O görünüşünün aksine sayı üstünlüğüne sahip olsa bile rakip takımı küçümsemeden önce iki kez düşünürdü. Kibirli ama yine de garantici birisiydi.

DikkatiNİ Mior’a çevirdiği sırada yanında adamın kesik kesik nefesler alıp verdiğini fark etti. Adam konuşmaya çalışırken hem kekeliyor hem de onun dikkatini çekebilmek için kolunu çekiştiriyordu.

“P-patron ş-şu herif!!”

Frain şaşkınlıkla takımındaki herkesin afallamış bir şekilde belli bir noktaya bakakaldığını görünce istemsizce gerildi. Neler olduğunu anlamayan bir çocuk gibi herkesin baktığı tarafa döndüğünde, Asil Ay’ın beşinci savaşçısı gölgelerin arasından yeni çıkmıştı.

Frain’in dönüp gelen kişiye dikkatlice baktığı sırada gözleri kendisine oyun oynuyormuş gibi hissetti. Aslında bu kişi ilk bakışta iyi görünümlü genç bir adamı andırıyordu. Hatta inanılmaz şekilde çevreye en ufak bir aura sızdırmadığı için, Frain onunla başka bir yerde karşılaşsa sıradan bir fani olduğunu düşünürdü.

Ancak bu şaşırtıcı nokta o gencin, güzel bir el işçiliğiyle kılıç motiflerinin işlendiği bir mavi kaftan giydiği düşünüldüğünde inanılması güç bir durum ortaya çıkartıyordu. Gerçekte bu genç adamın üzerindeki kıyafet onun göründüğünden çok, çok daha güçlü olduğunu ayan beyan açıklamaya yetiyordu.

Hepsi bir yana, Frain’in soğuk soğuk terlemesine neden olan şey karşısındaki uzmanın potansiyel gücü değildi! Onu asıl gerginliğe sevk eden şey, bu yabancı gencin göğsündeki Asil Ay armasıydı. Saygı duyduğu eşsiz dehalardan biri bugün tam karşısına çıkmış olsa da bu konuda en ufak bir keyif alması söz konusu değildi.

Çünkü tanışma fırsatı bile bulamadan bu adamın düşmanı olduğunu fark etmişti…

Derin bir nefes verdi. Daha savaş başlamadan kaybettiğini anlamıştı. Yanında dikilen adamlar ise şaşkınlıktan henüz bu çıkarımı yapmayı başaramamışlardı. Bu yüzden bir an sonra Frain’in ağzından çıkan ılımlı sözler onların afallamasına neden oldu.

“Şans bugün benden yana değil...” diye ilan etti. Hemen ardından yenilgiyi kabullenmiş gözlerle birlikte acı acı gülümserken Karen’e baktı. “Acaba kıdemli kardeşin ismi Karen olabilir mi?”

Onun tavrı Asil Ay takımının üyelerini de şaşırtmıştı. Diğer yandan bahsettiği ismi duyan Şimşek Köşkü üyeleri aptallaşmış göründü.

Tabi ki Karen ismi onlar için yabancı değildi. Bilinmeliydi ki, Harp Dağı’nda bulunan mücadele takımlarının en çok dikkat ettiği konulardan birisi de takım üyelerinin sayısını arttırarak daha büyük güç kazanmaktı.

Başka bir takımın güçlü üyelerini transfer edebilme şansları düşüktü ve bu yüzden genelde okuldaki 1.Kıdem öğrencilerin seviye atlamalarını bekliyorlardı. Doğal olarak aralarındaki güçlü öğrencilere dikkat etmek zorundaydılar, başka bir takıma kaptırmamak için.

Başka bir yol ise yeni öğrenciler arasında 2.Kıdem öğrencileri takıma dâhil etmekti. Ancak bu konuda da büyük bir beklentiye giremezlerdi çünkü genelde her uzman kendi aile üyelerinin veya arkadaşlarının bulunduğu takımları tercih ediyordu.

Şimşek Köşkü içinde aynı durum geçerliydi. Fakat birkaç gün önce sınav sırasında adını duyuran, Rakipsizlerden bile daha dehşet verici bir uzman peyda olmuştu. Ve bu gencin 2.Kıdem olmasının yanı sıra şehrin dışından geldiği söylentileri dönüp duruyordu.

Böyle eşsiz birini takımlarına dâhil etmeleri mümkün olunca mücadele takımlarının hepsi çalkalanmıştı. Pek tabi her biri bu genci kendi takımına dâhil etmek istiyordu. Hatta bazıları özel hediyeler bile hazırlamıştı.

Hazırlanmalarına rağmen geç kaldıklarını düşünmüyorlardı. Aldıkları bilgiye göre bu genç dâhi ilk gün Patrik’le birlikteydi, bir sonraki gün ise şehirdeki büyük tarikatların ziyaretçilerinin akın ettiğini görmüşlerdi. Doğal olarak herkes bir sonraki gün kapısını çalmak için hazırlanmıştı.

Frain bile bu konuda biraz heyecanlıydı. Bu gencin Yıldırım Tanrısı lakabını duyunca kendisiyle aralarında bir bağ olduğunu düşünmüştü. Sonuçta takımının ismi Şimşek Köşkü’ydü! Her ne kadar şimşek gücünü kullanabilen tek kişi kendisi olsa da bir şansı olduğu konusunda kendini inandırmıştı!

Ancak kim tahmin edebilirdi ki, Asil Ay’ın bu kadar hızlı davranacağını!!

Frain içten içe Asil Ay’ın nasıl bir numara çevirip bu adamı takımlarına çekebildiği konusunda kafa patlatırken, hala bir şansı olduğunu düşündü. Takımların bel kemiği olan güçlü gelişimcileri transfer edemeseler bile henüz yeni üyeler bazen takımlarını değiştirebiliyordu. Küçük bir şans olsa da denemeye değerdi!

En azından bu gerçekleşmeyecekse bile aralarını iyi tutmaları da güzel bir sonuçtu. Hatta mümkünse Asil Ay ile ittifak kurmayı bile planlamaya başladı. Zihni hiç olmadığı kadar hızlı düşünmeye başlamıştı. Kibirli ve otoriter olsa da içten içe plancı karakteri aslında hayatta kalma içgüdüsünün ne kadar yüksek olduğunu gösteriyordu…

Bu sırada herkesin bakışlarını üzerine toplayan Karen, Mior’un zor durumda olduğunu görünce harekete geçmeyi düşünmüştü. Fakat rakip takımın liderinin tavrı onu durdurdu.

Sorusuna binaen hafifçe kafasını sallayıp onayladı. Bu tepkisi bile Şimşek Köşkü üyelerinin tuhaf ifadelerle ona bakmasını engellemedi. Aslında biraz değişiklik vardı. Birkaçının bakışlarındaki şaşkınlık aynı Frain gibi acı bir gülümsemeye ve kabullenmeye dönmüştü.

Frain ise kendini toplayıp samimi bir gülümseme takındıktan sonra kendini tanıttı. Akabinde beklenmedik bir rahatlıkla yenilgisini dile getirdi.

“Atalarımızın dediği gibi; Savaşçı, mağlubiyet yolunda olduğunu ne kadar çabuk anlarsa o kadar bilgedir. Ne yazık ki ben biraz geç kaldım. Her neyse, Şimşek Köşkü yenilgisini kabul ediyor!”

Onun sözleri herkesin ağzını açık bıraksa da Karen dikkatle bu Frain denen adamı inceliyordu. Sadece takımına veya duruşuna bakarak bile onun kibirli bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirdi.

Ancak bu adam derinlerde mantıklı düşünen ve öfkesini çabucak bastırabilen bir kabiliyete sahipti. Karen istemsizce de olsa adamı takdir etmeden yapamadı. Kendisinin bile mağlubiyeti, bu kadar çabuk ve fazla zarar görmeden kabul edeceğinden emin değildi.

Geriye yapılacak şey belliydi. Karen, kendisine bakan Mior’a dönüp gülümsedi. “Lider sensin, kararını söyle.”

Mior heyecanlı bir şapşallığa kapıldığı sırada çabucak kendini toplayıp minnettar şekilde eğildi. Ardından soğuk bakışlarını Frain’e çevirdi.

Sessizce düşünüyordu. Ona sorsalar bölge ele geçirmek veya başarı puanları almak arasında değerli olan şeyin Başarı Puanları olduğunu söylerdi. Sonuçta ruhsal özlerin yoğun olduğu bölgeler gelişmek için iyi bir kaynak olsa da yetişim konusunda yeteneksiz insanlar için diğer yerlerden pek bir farkı yoktu. Ancak Başarı Puanları herkes için aynı değerdeydi. Ayrıca hazinelerin yanı sıra gelişime yardımcı ürünler almanın da anahtarıydı.

Bunun düşünürken emin olduğu başka bir konuda Şimşek Köşkü’nün başarı puanlarının oldukça fazla olduğuydu. Diğer takımlar gibi savaşa giderken başarı puanlarını azaltma gereği duymuş olamazlardı. Çünkü yenileceklerine ihtimal bile vermedikleri her hallerinden belliydi.

Böyle düşünmesine rağmen Şimşek Köşkü’nün bölgesiyle, Asil Ay bölgesinin arasındaki fark çok yüksekti. Biri taban gücüne aitken diğeri orta seviye takımlar arasında en güçlerinden biriydi. Bu yüzden bölgelerinde ruhsal öz farkını anlatmaya gerek yoktu.

Bu yüzden ‘bölgeyi’ seçmeye karar verdi. Bunun bir başka nedeniyse yenilgiyi uzatmadan kabul eden rakiplerine karşı yüz vermek içindi. Başarı puanlarını alırsa Şimşek Köşkü onları geri toplamakta zorlanırdı. Taban kısma ait Asil Ay’ın bölgesinin ruhsal özü az olsa da sahip oldukları güçle çabucak başka bir takımı yenip yükselme imkânları vardı.

Bu zaferin kendine ait olmadığını bildiği için abartmasına gerek yoktu ama Karen’e sahipken önündeki savaşlar konusunda heyecanlanmaya başlamıştı.

“Asil Ay, Şimşek Köşkü’nün bölgesine yerleşecek.” Diye ilan etti.

Frain onun kararını duyunca rahat bir nefes verdikten sonra gülümsemedi. Alabileceği en iyi sonucu aldığının farkındaydı. Ellerini birleştirip Mior ve Karen’e karşı teşekkür edercesine eğildi. Fazla gururlu davranmaması gerektiği zamanlar olduğunu pekâlâ biliyordu.

Asil Ay üyeleri beklenmedik zaferi avuçlayınca heyecanla kıpırdanıp saygıyla Karen’e kaçamak bakışlar atmakla meşguldüler.

Bu sırada ise savaşın sonuçlandığını haber verircesine havada asılı yeşil yıldızın rengi değişti. Artık sapsarı bir şekilde parlıyor ve savaştan muaf olduklarını ilan ediyordu. Asil Ay takımı bununla birlikte rahat nefesler verip heyecanla Karen’in etrafında bir araya geldi.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16647 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr