Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

KAREN - Bölüm 84 - Şimşek Ezen Yıldırım


 

Dört kişinin gergin bakışlarını çevirdiği noktada bulanık bir figür ortaya çıktı. Gölgelerin arasından günışığına doğru yürüyen silüet hala net bir şekilde seçilemiyordu.

Diğerlerinin aksine Ting’er’in tepkisi şaşkınlıkla doluydu. Çünkü hissettiği takım üyesi tam olarak o gencin bulunduğu taraflarda olmalıydı lakin orada sadece tanımadığı birisi vardı. Ve bu adamdan yayılan tuhaf yabancı bir aura tüylerini diken diken ediyordu.

Hemen sonra keskin gözleri yavaşça belirginleşen silüeti gördükçe hayretle parladı. Bu gencin üzerindeki mavi kaftanı, kılıç motiflerini ve en önemlisi Asil Ay rozetini net bir şekilde görebilmişti.

Şimşek Köşkü’nün üyeleriyse neler olup bittiği konusunda emin değillerdi. Yine de yeni ortaya çıkan ve öfkeli sözler sarf eden bu kişinin Asil Ay’ın üyesi olduğunu tahmin edebilmişlerdi.

Koyu tenli lider çevreyi kuşatan üçlüden ikisine bakıp gözleriyle sinyal verdikten sonra öfkeyle söylendi. “Kurtulun şundan!”

Buna dışında yeni gelen rakibi fazla önemsememişti. Bakışlarını tekrar Ting’er’in üzerine çevirdiğinde, kızın ormanın ötesine doğru bakışlarını diktiğini ve surat ifadesinde derin bir şokun olduğunu gördü.

Her ne nedense, içinde eşsiz bir tehlike hissiyatı yükselmeye başlamıştı ve genç adam, nedensizce ürpermeden edemedi.

“Bura-” Sorgular tonda konuştuğu sırada şiddetli bir ses yankılanarak söyleyeceklerini korkuyla yutmasına neden oldu.

-Güm! Güm!-

İki ayrı patlama sesi zemini inanılmaz şekilde hafifçe sallamıştı. Lakin ne Ting’er ne de onu kıstıran Şimşek Köşkü’nün iki üyesi bunu fark etmemişlerdi bile.

Üç çift göz daralan göz bebekleriyle, gerisin geriye uçan iki figüre odaklanmıştı!

Kayan yıldızlar gibi fırlayan bu ikili ciddi ciddi arkalarında kan nehri bırakarak uçmuş ve yere çakılmışlardı.

Manzarayı izleyen üç kişi aptala dönmüş halde bakakaldılar. Koyu tenli genç yere düşen takım arkadaşlarına bakarken aklı uçup gitmiş gibiydi. Kan revan hallerine bakarken nasıl bir yaratığa denk geldiklerini düşünüyordu…

Böyle bir saldırıyı bir insan yapabilir miydi?

Bırakın Şimşek Köşkü’nün üyelerini Ting’er bile ormanın iç kısmına bakarken ellerinin titremesine mani olamıyordu. Diğer ikilinin aksine neler olduğunu açıkça görebilmişti. Yine de fark etmişti ki bazen insan gördüğü şeye bile inanamıyordu.

Çünkü, yerde ağır yaralı biçimde yatan iki güçlü adamın o halde olmalarına sadece iki yumruk neden olmuştu! Basit, sıradan ve gelişigüzel iki alelade yumruk!!

Herkesin yutkunarak baktığı gölgelerin arasındaki figür tabi ki Karen’den başkası değildi.

Genç adamın şuan ki durumu anlamamış olma ihtimali var mıydı? Asil Ay rozetindeki aura yüzünden şüphelenmiş ve yola çıkmış olsa da nedenini bilmiyordu. Lakin bölgeye yaklaştığında hava da asılı ve ilgi çekici yeşil ışıklar yayan yıldızı görünce durumu kavramıştı.

Şans bu ya, daha katıldığı ilk gün takımı baskına uğramıştı. Genç adam iki kere düşünmeden tüm hızıyla akın edip yardıma gelmeye karar verdi. Sonuçta artık bu takımın üyesiydi.

İlgi çekici bir kalabalık savaş alanı fikri kanını kaynatmış olsa da Karen burada tüm gücünü kullanmama kararı vermişti. Sonuçta bu karşılaşmalar düşmanlıktan kaynaklanmıyordu ve onun gerçek gücü bu bölgede en mütevazı haliyle biraz aşırıydı.

Ancak sadece sıradan darbe alışverişleri görmeyi beklediği halde, durum hiçte beklediği gibi değildi!

Güney tarafından geldiği için ilk karşılaştığı mücadele Ting’er’in grubuna ait olandı ve Karen, Harp Dağı’nda işlerin nasıl yürüdüğünü anlamak için bir süre sadece izlemekle yetinmek istemişti.

Yanlış bir şey yapıp ortalığı karıştırmak istemiyordu, bilmediği veya anlamadığı kurallar olması muhtemeldi. Lakin sonunda anlayabilmişti ki Harp Dağı düşündüğünden daha sert bir yerdi.

Asil Ay’ın grubunu yöneten kızın stratejisini ve küçük bir grupla savaşı aleyhine çevirmesini izlerken karışmasına gerek yoktu. Buna rağmen düşman karşı saldırıya geçtiğinde onları durdurmak için ileriye çıkmaya karar vermişti.

Tam bu sırada ise karşı takımın fazla art niyetli olduğunu görünce sinirlenmeden edememişti. Bu öfke ona rakiplerinin sadece 2.Kıdem’de olduğunu unutturmuştu.

Saldırıya geçen iki rakibe tüm fiziksel gücünü kullandığı birer yumruk indirmesiyle, beklenmedik şekilde ağır yaralanmalarına neden olmuştu!

Karen bile duruma şaşırıp kendine gelse de elinden bir şey gelmezdi. Bundan daha fazla gücünü kısamazdı!

Bilinmeliydi ki genç adam Wang Yao ile dövüşü sırasında sadece Erken aşamadaydı. Orta aşamaya yükselmesiyle birlikte beden gücü katlanmıştı. Bununda üzerinde [Dünyayı Sarsan] tekniğini kullanmaya başlamıştı. Henüz daha ilk adımı atmış olsa da o adım, tüm derisini baştan aşağı dönüştürmüştü.

Kas gücü seviyesinin tam olarak hangi aşamada olduğunu kendisi bile bilmiyordu!

***

Karen daha fazla umursamadan önündeki sorunu çözmeye karar verdi. Buradaki mücadelenin, savaşın sadece bir kolu olduğunu görebiliyordu.

İleride duran diğer bir rakibi gözüne kestirdikten sonra Yıldırım Adımı’nı kullandı. Bacaklarını saran yıldırımlar heyecanla vızıldadı. Öncesine göre daha yoğun olmalarının yanı sıra neredeyse bakır rengindelerdi.

Genç adam tüm gücünü kullanmayacak olsa da hızına ket vurmadı. Tozu dumana katarcasına ileriye fırladı.

Bir göz kırpma süresinde hedeflediği genç adamın arkasında belirmişti bile! İşin ürkütücü tarafı rakip hala biraz önce bulunduğu tarafa bakmaya devam ediyordu.

Karen, içinde olduğu durumun farkında bile olmayan rakibi karşısında gözlerini devirmiş fakat acıma duymamıştı.

Sağ kolunu yay gibi gerip avcunu açtı. Bu an adamın onu fark ettiği ve korkudan yüzünün beyazlaştığı andı! Peşi sıra bir şey yapma fırsatı bulamadan Karen avcunu adamın sırtına gömdü!

-Kraktt!!-

Adamın omuzlarında ve sırtında bulunan kemikler adeta üzerlerine dağ çökmüş gibi çatırdadı. Gözleri acı ve korkuyla kısılan adam tepki gösterme fırsatı bile bulamadan zemine çakılıp, insan figürünü andıran bir krater açılmasına neden oldu.

Ağzından saçılan kan bir yana, daha düşmeden bilincini yitirmiş gibiydi.

Onun yere çakılmasıyla çıkan ses, Ting’er ve koyu tenli genç adamın dikkatini çekti. Bakışlarını çevirmeleriyle nefeslerinin kesilmesi bir olmuştu.

Koyu tenli genç neler olduğunu anladığında vücudu belirgin şekilde titremeye başlamıştı. Üç adamının ürkütücü bedenleri gözlerinin önündeyken, onların ne kadar hızlı yenildiği kavramaya çalışıyordu. Bir saniye mi sürmüştü? Yoksa iki miydi?

Karen kimseyi umursamadan bakışlarını avcuna çevirdi.

-En fazla bu kadar yumuşak olabiliyorum demek… Her neyse!-

Umursamazca bakışlarını son adama çevirdi. Adamsa sert bakışlar karşısında donakalmıştı.

Ting’er, Karen’in öne bir adım attığını az çok fark ettiğinde genç adamın tekrar gözden kaybolduğunu görünce korkmadan edemedi. Bu adamın neden Asil Ay rozetini taktığını bilmese de kendini onun takım arkadaşı olarak görmüyordu.

Bu yüzden tehlikedeymiş gibi hissediyordu. Ne var ki sonraki an genç adamın Şimşek Köşkü’nden gelen diğer elemanın karşısına dikildiğini görünce biraz rahatladı.

Diğer yanda genç adamsa hayatını en ürkütücü gününü deneyimliyordu. Karşına dikilen adamın hemen saldırmadığını görünce çabuk düşünüp hızlı davrandı.

“K-Kıdemli k-kardeşim! B-Burası dağın 4.Seviye’sidir… Sadece 2 Kıdemli olanların bölgeleri burada bulunur. Yanlış yere gelmiş olabilir misin?”

Durumun tamamen bundan ibaret olduğunu düşünüyordu! 2.Kıdemleri elinin tersiyle ezen birisinin yetişim seviyesi gayet tabi onun çok üzerinde olmalıydı. Bu genç adam geldiğinden beri ürkütücü bir aura yaymış, lakin ruh gücünü hiç kullanmamıştı. Ve bu durum düşüncesini doğrular nitelikteydi.

Ona göre, bırakın 3.Kıdem’i bu lanet manyak 4.Kıdem’de bile olabilirdi! Bu yüzden onu uyarmak istese de saygısız davranmaya cüret edemedi.

Karşısındaki genç adamsa soğuk bir gülümseme takındıktan sonra cevapladı.

“Tam aksine, daha doğru yerde olamazdım! Gördüğün üzere Asil Ay’ın bir üyesiyim, sense bu durumda benim düşmanım oluyorsun…” Karen eliyle göğsündeki rozeti gösterirken gülümsemeye devam ediyordu.

Bu sözler genç adam için kulaklarına düşen yıldırımlar gibiydi. Kalbi hiç olmadığı kadar pişmanlıkla dolarken, gözleri genç adamın göğsüne doğru baktı.

O bakış kalbini durdurmaya yetmeliydi fakat bilinci hiç olmadığı kadar açıldı.

Gördüğü her detay yeni bir şoka neden oldu.

Asil Ay rozeti, gerçekten de takımın bir üyesi!

Mavi kaftan, lanet bir Rakipsiz!!

Dört Kılıç, Oh, bu, siktir…!!

Aklından geçen düşünceler beynini yakan lavlar gibiydi. Sonunda karşısındaki adamın kim olduğunu anlamasını sağlayan bulmacalar çözülmüştü.

Tek bir bakış, yenilgiyi ve suratına doğru gelen dehşet verici yumruğu huzurlu bir şekilde kabullenmesine neden oldu.

Ayakları yerden kesildiğinde, bilincini kaybetmeden hemen önce tuhaf şeyler düşünüyordu.

-Yıldırım Tanrısı ha? Şimşek ezen Yıldırımlar… Dünya ne tuhaf yer…-

***

Karen, başka biri kalmadığını teyit edince arkasını dönüp, üzerinden gözlerini ayırmayan kısa boylu kıza baktı.

Arkadaş canlısı bir gülümseme takınıp konuştu.

“Geç geldiğim için üzgünüm, savaşçı kız kardeşim. Ben Karen, takıma yeni katıldım. Umarım iyi anlaşırız.”

Ting’er bu genç adamın ona dönmesiyle irkildi. Nazik sözleri, biraz önceki ürkütücü hareketleriyle ancak bu kadar uyumsuz olabilirdi.

“Oh, y-yardımın için teşekkür ederim… Ah, evet, benim adım Ting’er Jin. Ting’er demen yeterli.”

Ting’er düzgün konuşamadığını fark edince kızarmaya başladıysa da çabucak kendini toparladı. Normalde her şeye karşı soğuk davranışlarıyla biliniyor olmasına rağmen Karen’in karşısında tüm özgüvenini ve gurunu kaybetmiş gibiydi.

Ne kadar çalışırsa çalışsın karşısındaki genç adamın dengi olamayacağını kabul etmek zorunda kalmıştı. Ve onun gibi savaşçılık yolunda takıntılı biri için bu büyük bir hayal kırıklığıydı.

Ancak Karen’in bir sonraki sözleri gözlerinin parlamasına neden oldu.

“Tanıştığımıza memnun oldum Ting’er. Mücadelenin bir kısmına şahit oldum ve sayı dezavantajına sahip olmasaydın büyük bir zafer kazanabileceğinden eminim. Saygı duyulması gereken bir savaşçısın!”

Karen gerçekten de böyle düşünüyordu. Hatta bu kızın ne kadar düşerse düşsün ayağa kalkmaya çabalayan bir iradeye sahip olduğunu anlayabilmişti. Böyle insanlara kim olsa saygı duymalıydı.

Ting’er’in hayal kırıklığı yavaşça silinirken kız hoş bir gülümseme takındı.

“Senin yanında lafı bile olmaz. Ne yalan söyleyeyim, Patron senden bahsettiğinde biraz abarttığını düşünmüştüm.” Ting’er yerde harap halde yatan dört kişiye göz gezdirdikten sonra derin bir nefes verdi. “İnanılır gibi değil!”

Karen, bu anlaşması kolay kızı samimi buldu ve rahat bir gülümseme takındı.

“Beni abartıyorsun. Her neyse, diğerleri ne durumda? Rehberim olursan daha hızlı bir yardım sunabilirim.”

Ting’er, diğerleri aklına gelince sert ve soğuk ifadesini tekrar takındı. Bu sırada bulundukları yere doğru geldiklerini hissettikleri kıvırcık saçlı genç adam ortaya çıkmıştı.

Bu genç Ting’er’in grubundakilerden biriydi ve durumu Ting’er’den daha iyi değildi. Yine de hareket etmekte sorun yaşamıyormuş gibi görünüyordu.

Genç adam ortaya çıktığı gibi manzarayı gördü ve şaşkınca bir ıslık çaldı.

“Vay canına! Burada neler olmuş böyle!”

Bakışları, Ting’er’in karşısındaki yabancıya döndüğünde bir an gerildi. Onun sadece sırtını görebilse de üzerindeki mavi kaftan hafifçe şaşırmasına neden oldu.

Ting’er onun düşüncelerini umursamaksızın hızlıca durumu açıklayıp ona burada kalmasını tembihledi.

“Diğerlerini bul ve yaralarını kontrol et. Biz Hun’a ve Patrona yardıma gidiyoruz!”

Genç adam, Karen yüzünden biraz aptallaştığı için kafasını sallamakla yetindi.

“O halde yolu göster lütfen.”

Karen, Ting’er’in tükenmiş haline rağmen şaşırtıcı bir hızla ilerlediğini görünce, kızı tekrar takdir etti ve Şimşek Köşkü’nün geri kalanını kazımak için yola koyuldu.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23484 Bölüm Sayısı


creator
manga tr