Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

KAREN - Bölüm 80 - Vücut Geliştirme Tekniği


 

Karen büyük bir gururla önündeki manzarayı seyrederken birkaç kez kendini övmeden edemedi. Hayali bir macuna şekil verircesine hareket eden ellerinin ilerisinde, geniş alana yayılan yıldırım arkları birkaç metre uzunluğundaki arı kovanına benzer karışık bir şekil oluşturmuşlardı. Basit kıpırdanmalarını saymazsak son derece kararlı görünüyordu.

Birkaç kez daha keyifle göz gezdirdikten sonra yıldırımlar yavaşça dağılmaya başladı. Kalıcı olarak şekil vermek Karen için kafatasını kazan böcekler varmışçasına bir baş ağrısına sebep oluyordu. Bu yüzden her denemenin ardından bir adım ileri gitse de çabucak bırakıp dinlenmeye zaman ayırıyordu.

En sonunda başardığı sanat eseri benzeri bu görüntü gözlerini sulandıracak kadar baş ağrısına neden olmuştu. Buna rağmen genç adam hâkimiyetinin hızla artışını keyifle izliyordu.

Yıldırımları aniden yok edebilecek olsa da onları yavaşça dağıtmakta eğitiminin bir parçasıydı. Sakince işe koyulmuşken,

-Tırırırırım-

Ansızın çevreye gelgit benzeri dehşet verici boyutlarda ruh aurası yayılmaya başladı. Öylesine güçlüydü ki genç adamın kaşları korkuyla seğirdi.

Çabucak yıldırımlardan kurtuldu ve kararsız şekilde yükselip alçalan bu ani ruh gücü patlamalarının merkezine baktı.

Merkez, ustasından başka bir şey değildi! Kızıl ihtiyar hala meditasyon halindeydi ancak alnında biriken terler ve örülmüş kaşlarıyla büyük bir sıkıntı çekiyormuş izlenimi yaratıyordu.

Devasa iblis aniden öfke dolu bir kükreme kopartıp gözlerini açtı! Bununla birlikte kontrolden çıkmış gibi görünen ruh gücü dalgaları hiçliğe karışıp gitmişti.

Her şey durulup eski haline döndüğünde Karen ancak rahatlayabildi. Ani durum onu endişelendirmiş olsa da ustasının ruh gücü yüzünden yerinden kıpırdaması mümkün olmamıştı.

Hemen ayaklanıp, kendine gelen ustasına doğru atıldı. Tuhaf ilişkilerine rağmen, bir yerden sonra bu ihtiyar iblis onun kalbinde sağlam bir yer sahibi olmuştu. Aileden birisi gibiydi ve Karen kendisini bile şaşırtarak onun için endişelenmişti.

Karşı karşıya geldiklerin herhangi bir sorunu yokmuş gibi göründü. Genç adam, ustasının rahat ve sorunsuzca ayağa kalktığını görünce rahatlamıştı.

İblis Duhan ise Karen’in endişesi karşısında afallamıştı. Böyle bir ilgi beklemediği her halinden belliydi. Bunun dışında gözlerinde hafif bir utanç izi ortaya çıktığında çabucak kendini topladı. Özgüvenle dolu bir gülümse takındı ve konuşmaya başladı. Her nedense bakışlarını kaçırıyor gibi görünüyordu!

“Öhhm-Öhhö! Ne diye endişeleniyorsun seni ahmak! Kim bu yüce iblise zarar verebilir ki? Ha- Haha!” Sözleri bile biraz zorlama gibiydi.

Karen onun bu seferki kibrine gülüp geçti. “Hım, iyiysen sorun yok.” Genç adam merakını bastırdı ve tam geri dönecekken ustası onu durdurdu.

“Ho? Nedenini sormayacak mısın?”

“Anlatacakmış gibi görünmüyordun!?” Genç adam gözlerini devirdi.

“Haha! Tahmin et!”

Karen bu sözler karşısında derince kaşlarını çattı. -Niye bu kadar saçma davranıyor?-

“Aklıma bir şey gelmiyor! Söyleyecek misin, söylemeyecek misin!?”

“Mızmızlanma hemen, hahaha! Bu yüce iblis söz verdiği gibi ‘mükemmel’ bir teknik y-yarattı!” Tekrar gözlerini kaçırdı…

“N-Ne! Sen… Usta ciddi misin?” Karen şaşkınlıkla donup kalmıştı. Normal şartlar altında kızıl ihtiyarın tuhaf tavırlarına ve kendiyle ‘yeterince’ böbürlenmemesine şaşırmalıydı lakin şuan heyecanla konuya odaklanmıştı.

“Tabi ki! Beni ne sanıyorsun sen!”

“Oh! Özür dilerim, hehe! Sadece ustamın, teknik yaratmanın zorluklarıyla ilgili konuştuğunu hatırlıyorum. Bu kadar kısa sürede tamamlayabileceğini hiç düşünmemiştim!” Genç adamın keyfine diyecek yoktu.

İblis Duhan konuşmadan önce tekrar öksürmek zorunda kaldı. “Kendiyle övünen yetersiz savaşçılarla bu yüce hükümdarı bir tutma! Onlar için imkânsız şeyler benim elimin tersindedir! Wahahaha!”

***

Bir süre sonra genç adam, ustası tarafından zihnine aktarılan vücut güçlendirme tekniğini incelemeye başladı.

Sadece bir göz gezdirmesiyle heyecanı yerini şaşkınlığa bırakmıştı. Ciddiyetini takınıp ince ayrıntılara odaklandıktan sonda derin bir şokla kekelemeye başladı.

“Uuh! B-Bu.. Y-Yüce gökler! Usta! Bu teknik, hahaha! Muhteşem!” Karen şaşkınlıktan düzgün bir cümle dahi kurmakta zorlandı. Haksız sayılmazdı, beklentileri katiyen bu derece bir teknik üzerine değildi.

İnanılmaz bir şekilde [Dünyayı Sarsan] isimli bu teknik [Kan Yıldırımı]’nın seviyesinden yüksekti!

Genç adam bir süre önce tekniklerin seviyelerinden haberdar olmasaydı aradaki farkı bilmeyen bir cehaletle birlikte kesinlikle bu kadar şaşırmazdı.

[Kan Yıldırımı] Yoğunlaştırma aşamasına ulaşabilen bir teknikti. [Dünyayı Sarsan] ise açıkça Özümseme aşamasına ulaşıyordu! Nitekim genç adam Kan Yıldırımı’nın eşsiz taraflarının bilincindeydi. Maksimum güçleri düşünüldüğün Kan Yıldırımı, Özümseme aşamasındaki çoğu teknikle kıyaslanabilir nitelikteydi. O tekniğin özel tarafları vardı.

Yine de Özümseme seviyesindeki bir vücut geliştirme tekniği ne demekti? Genç adamın heyecandan titreyen ellerinin rahatlaması uzun bir süre almıştı.

“Hehe! Uzatma ve çalışmaya başla! Özümseme kabiliyetine sahip olmasına bakma, muhtemelen senden başkası onu kullanabilecek yeteneğe sahip değildir.” İblis Duhan keyifle sırıttı.

Karen, ustasının söylediklerine hak verdi. Tekniğin duyduğu gereksinimler aşırı yüksekti ve bahsi geçen ruh özü miktarı dudak uçuklatan cinstendi. Gözleri, sakinleşerek altın renkli ruh okyanusuna döndü.

“Gerçekten de benim için uygun!”

Daha fazla umursamadı ve olduğu yere çöküp gözlerini kapattı. Kalbini sakinleştirdikten sonra vücut güçlendirme tekniğine çalışmaya başladı.

[Dünyayı Sarsan] öngörü taşıyan bir teknikti. [Kan Yıldırımı]’nın aksine birçok teknik belli öngörüler doğrultusunda yaratılmıştı. Burada bahsedilen ve öngörü denilen kavram, tekniğinin hayal edilmesinde ve yaratılmasında kaynak alınan olguydu!

Karen için bu konular gizemini koruyan karışık meselelerdi. Lakin yine de az çok bilgi sahibiydi. -Ustamın öngörüsü bir Gök Şeytanı mı? Ne dehşet verici yaratık ama!-

[Dünyayı Sarsan] tekniğinde baz alınan öngörü Gök Şeytanı denilen ve çoktan nesli tükenmiş antik bir iblis ırkıydı! Onların ismi boyutlarından sebep verilmişti. Yetişkinliğe ulaştıklarında, gözleri dağlara tepeden bakabilecek ve elleri bulutları dağıtabilecek boyutlara ulaşıyordu.

Bilinene göre muazzam yaratıklar olmalarına rağmen hayatları boyunca asla yetişim yoluna girmeleri mümkün olmamıştı. Ancak gökler onlar içinde adildi. Aşılmaz dağları bile adımlayabilecek devasa bedenleri öylesine bir kaba güç taşıyordu ki, bir bakıma buna özel bir yetişim gözüyle bakılabilirdi.

Karen tabi ki şimdiye kadar böyle yaratıklardan tamamen bihaberdi. Tekniği çalışmaya başlayacağı gerekçesiyle ustası Gök Şeytanlarını kabataslak ona anlatmıştı. Lakin soylarının neden tükendiği konusuna değinmemişti. Karen, böyle yaratıkların nasıl tükendiğine akıl sır erdiremiyordu.

Öte yandan çoktan olup bitmiş şeyleri düşünmek zaman kaybıydı. Bilmesi gereken tek şey Gök Şeytanları ile [Dünyayı Sarsan] tekniğinin alakasıydı.

Bu eşsiz vücut güçlendirme tekniği dolaylı yollar vasıtasıyla kullanıcısına Gök Şeytanının akıl almaz gücünü ve ağırlığını bahşediyordu! Özümseme yeteneği bundan kaynaklanıyordu.

Karen mırıldandı. -Gök Şeytanları yetişim yapamıyor olmalarına rağmen dehşet verici fiziksel güçlere sahipmiş. Yetişim yoluyla güçlenen bizler ise onların sahip olamadığı yolda yürüyebiliyoruz. İki tarafın eşit imkânlara ulaşabildiği varsayılabilir. O halde birisi iki tarafın gücüne de sahip olsaydı ne kadar güçlü olurdu?-

Genç adamın gözlerindeki heyecan ışıltısı geceyi dahi aydınlatmaya yeterdi. Ortaya çıkacak şeyi öğrenmek için can atıyordu. Pekâlâ, bu zaman gerektiren bir süreçti. Yine de bir gün zirveye ulaştığında ne çeşit bir ucubeye dönüşebileceği tahmin edilebilirdi.

***

Karen teknikte yer alan ve neredeyse küçük bir kitapçığı doldurabilecek büyülü sözleri fısıldamaya başladı. Onun daha önce hiç işitmediği ve görmediği bu sözler antik dilden oldukça farklı ve telaffuzu zor sözcük demetlerinden oluşuyordu.

Eğer direk zihnini işlenmemiş olsaydı katiyen tek seferde telaffuz edemezdi. Dilin yapısı başlı başına farklıydı. Çoğunluğu tek heceli kelimelerden ibaretti ve bu sözcüklerin çok azı net ve anlaşılırken kalanı bir kelimeden ziyade cızırtı ve tıslama seslerini andırıyordu.

Melodik fakat kabaydı. Başladıktan bir süre sonra genç adam, bu dile kendini kaptırmış şekilde devam etti. İlk başta herhangi bir farklılık göze çarpmasa da zamanla havada basit ve öngörülemez titreşimler baş gösterdi.

Gerçekten de bunlar çok hassas ve duyulması zor titreşim sesleriydi. Ve bu melodik titreşim çok uzaklarda sakince çalınan bir arpın tellerinden gelen sesi andırıyordu. Duyması keyifli ve hipnotize ediciydi.

Karen hayranlıkla bu melodiye kendini kaptırdığı sırada, bilinçsizce ağzından çıkan sözcükleri o titreşimlerle uyumlu hale getirdi. Dışarıdan çok ağır, kaba ama sakin bir şarkının performansını veriyormuş gibi görünüyordu. Özü bilinmez bir derinlikten gelen titreşimler ise kendi telli çalgısıyla eşlik ediyordu…

Bu durgun nehirlerin sakinliğine benzer sesler Karen’in gözkapaklarını yarı kapanmış hale getirdi. Hem uyanık hem de uyuşuk hissetmeye başlamıştı. Büyülü sözleri ise artık kendiliğinden ve doğal bir tutumla fısıldıyordu.

Birkaç dakika devam eden fasıl yeni etkileri peyda etti. Genç adamın teninde ferah bir rüzgâr gezindi. Ardından ise soğuk geceden sonra doğan güneşin sımsıcak dokunuşu gibi bir sıcaklık yayıldı.

Karen bilmese de bu, üst düzey büyünün etkileriydi. Gelişimciler karmaşık teknikler vasıtasıyla ruh özünü harekete geçirip manipüle ederken, büyücülerin sistemi çok daha farklıydı. Büyü denilen kavram evrendeki ruh özlerini doğal yolculuğuna hafif bir dokunuştan ibaretti.

Gelişimcilere, bir taşı elle yontup şekil veren heykeltıraşlar dersek, büyücüler; rüzgârı, suyu yönlendirerek taşın doğal şekilde yontulmasını sağlayan daha mütevazı ancak olağanüstü ustalar olduklarını söylemek gerekirdi.

Büyüler, bilinmez mühendislerden doğmuştu. Başka bir açıdan bakılırsa, büyücülerin aslında büyü denen doğal çarkları kullanma yetisine sahip basit kullanıcılar olduğunu söylemek mümkündü. Yani doğrusu, asıl olağanüstü olan büyücüler değil büyülerin ta kendisiydi.

[Dünyayı Sarsan] tekniğinin büyüsü bu duruma örnekti. Basit birkaç sözlük her nasılsa evrenin nabzını hareket geçirmeyi başarabiliyordu. Daha da önemlisi, bu nabızla aynı frekansa girip uyum sağlıyor ardından onu küçük etkilerle yönlendiriyordu.

Basit görünen sözler, doğaüstü bir kudreti açığa çıkarmıştı. Sıradan gelişimciler en kadim tekniklerle bile böyle akıl almaz bir performans sergileyemezdi. Büyülerin şaheser niteliğindeki ‘basit’ derinliği, konudan bihaber kişiler tarafından algılanamazdı.

Karen’in ağzından dökülen sözlerin kuvveti, derinden gelen titreşim sesleriyle birlikte yükselmeye başladı. Öyle ki hafif uğultular bir süre sonra gümbürdeme seslerine dönmüştü.

Açıkça ortadaydı ki bu sesler ruh özlerinden yankılanıyordu. Ve giderek şiddetleniyordu.

Geçen zamanla birlikte ruh sarayının parlak boşluğunda dikkat çekici bir ışık noktası oluştu. Titreşen ve sönmek üzere görünen kamp ateşi gibiydi. Lakin sönmedi, aksine artan gümbürdeme sesleriyle ruhani görüntüsü yoğunlaşıp maddeleşiyordu.

Gri renkli olmasına rağmen canlı ve gizemli bir parlaklık yayan bu ışık noktası ruh özünden başka bir şey değildi. Fakat onu farklı kılan şey, Karen’e ait olan ruh gücünün bir parçası olmamasıydı!

Bu doğada varlığını sürdüren başıboş bir ruh özü zerresiydi. Nasıl ki atomlar bir yapının/bütünün en küçük parçasıysa ruh özü de tüm ruhani varlıkların ve güçlerin en temel ham maddesiydi.

Tuhaf olan şey, belli bir güce ulaşmadan hiçbir gelişimcinin, adeta başka bir boyuttaymış gibi gözlerden ırak olan ruh özü parçalarını hissedememesi ve hatta ulaşamıyor olmasıydı.

Örneğin sıradan bir insan yorulduktan sonra dinlenerek enerjisini toparlayabilir, ancak vücudunda gelişen bu enerji boşaltımını veya yenilenmesini hiçbir şekilde gözlemleyemez.

İşte gelişimcilerde en başta ruh güçlerinin tükettikten sonra kendiliğinden yenilendiği keşfedebilir ancak bu durumu açıkça göremez. İşte bu saklı dolaşımın kaynağı olan enerji şuan Karen’in tam karşısında kendini açığa çıkarmıştı.

Bu ruh özü ortaya çıktıktan hemen sonra Karen’in bilinci biraz açılmış gibi göründü. Hülyalı bakışları dikkatini toplarken tuhaf görünen o ışık noktasına baktı.

Neye baktığını keşfettiğinde şaşkına döndü. Tepkisi normaldi, ruh özü gizemli ve neredeyse soyut bir güç kaynağıydı. Henüz o seviyelere gelmemiş olmasına rağmen onu böyle maddesel dünyada açıkça görmek şaşkınlık vericiydi.

Afallamasına rağmen büyüye ara vermeden devam etti. Gümbürdeme sesleri daha da yükseliyordu ve artık kulakları tırmalayan, ruh sarayını bile titreten bir seviyeye ulaşmıştı.

Akabinde boş havada başka bir ışık noktası belirdi. Bu seferki daha küçük ve sönük bir mor renkteydi. Belli ki bu son değildi.

Ahmakıslatan, sağanak yağmura dönmüş gibi ardı ardına ışık noktaları patlamaya başladı. Siyah, beyaz, kırmızı, yeşil ve daha birçok çeşit renkte onlarca ışık noktası belirdi. Sayıları sürekli ve müthiş bir hızla yükseliyordu. Onlar yüzlere, yüzler binlere dönüştü.

Ruh Sarayı rengârenk ışık noktalarıyla dolup taştıktan sonra her şey bir anlığına duraksadı. En kadim ve dokunulmaz olgu zaman, çok kısa bir anda gerçekten de donakalmıştı.

Ruh Sarayı, güneşi kıskandıracak bir ışık merkezi gibi göz kamaştırıcı ışık kütleleriyle dolup taştığı o anda Karen tuhaf bir hissiyata kapıldı. Zihninin en derin kısmında yolunu bulan bir düşünce fısıldamıştı ki; bu manzara, rüya-vari tecrübesinde Yıldırım şeridi ve insan benzeri tanrısal figürün savaşında, o insan figürünün çevresini saran ışık huzmelerine çok benziyordu.

Tam olarak üzerinde düşünme fırsatı bulamadan, zaman tüm heybetiyle tekrar araya girdi.

Lakin o an Karen tedirgin bir hissiyata kapılmadan edemedi. Binlerce ışık noktası sanki gözlerini ona dikmiş gibi hissetmişti.

Düşüncesinin haklılığını savunmak ister gibi ışık noktalarının tamamı karşı konulamaz bir hızla ileriye atıldı.

Hedefleri Karen’den başkası değildi!

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr