Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

KAREN - Bölüm 78 - Yeni Arkadaşlar


 

Eve girdiğinde gürültülü muhabbet bıçakla kesilmiş gibi duraksadı. Karen içeriye göz gezdirdiğinde, Vian ve diğerlerini büyük yemek masasında otururken buldu. Ancak dört arkadaşı dışında tanımadığı üç yabancı genç dikkatini çekti. TaiShan hızlıca onu karşılamaya gelirken Mei ise misafirlere içecek ikram ediyordu.

“Büyük kardeşim saatlerdir seni bekliyoruz!” Vian neşeyle söylendi. Diğerleri de keyifli ifadeleriyle sırayla selam verdi.

“Boş yere mızmızlanma Vian, halinden hoşnut görünüyorsun.” Karen gülümseyerek azarlamış olsa da Vian hiç umursuyor gibi değildi. Hala elindeki çay fincanını bırakmamıştı.

Karen sandalyelerden birine oturduğunda Vian acıklı bir suratla söylendi. “Bize verdikleri apartman daireleri çok sıkışık! Birde şu eve bak, göz göre göre ayrımcılık--”

Vian gevezeliğine devam ederken aniden sesi kesildi. Gözleri irice açılmıştı. Doğrusu odadaki herkes donup kalmış gibi görünüyordu.

Yedi çift göz Karen’in öğrenci kaftanın sağ göğsüne işlenmiş kılıç motiflerine sabitlenmişti.

“D-Dört Kılıç!!”

“Gerçekten dört tane!”

“Bu mümkün mü?”

“En üst sınır üç değil mi?”

Hepsi anlaşılmaz tepkiler vermişti. Karen ise soruların kendisine yöneltilmediğini bilse de basitçe açıklama gereği hissetti. “Nedenini sorma fırsatım olmadı, bu şekilde gönderdiler.” Omuz silkip kendi fikrini beyan etti. “Sadece bir simge büyütmeye gerek yok.”

Onka sonuna kadar açılan ağzıyla karşı çıktı. “Sadece bir simge mi? Büyük kardeş, o ‘basit’ simge için dışarıda birbirini acımadan doğrayan kaç insan olduğundan haberin var mı senin?”

Karen somurttu. “Ne doğraması?”

Konuyu açıklayan Karen’in tanımadığı ve yirmi yaşlarında görünen genç bir adamdı. “Savaşçı dostum Karen, Onka daha doğru kelimeler kullanamazdı. İnan bana durum gerçekten böyle.” Genişçe gülümseyen genç adam Karen’e karşı nazik ve saygılı bir tutuma sahipti.

Karen dikkatli gözlerini bu gence çevirdi. -Vian’ın kardeşi mi?- Diye düşündü. Öyle ki bu adam aşırı derecede Vian’a benziyordu. Siyah uzun saçları ve parlak kehribarları andıran gözleriyle tıpatıp aynı görünmelerine rağmen tek fark yaşlarıydı. Vian daha çocuksu bir yüze sahipken o, daha olgun ve erkeksi görünüyordu.

İkisi arasındaki farkları düşünürken gözleri ikisi arasında gidip geliyordu. Karen’in bakışlarını fark eden Vian neşeyle araya girdi. “Haha, kardeş değiliz. Büyük kardeşim Mior kuzenim. Kendisi Fenx ailesinin genç efendisi aynı zamanda amcamın oğlu. Benzerliğimizin sebebi, amcam ve babamın ikiz olması yüzünden.”

Karen kafasıyla onayladıktan sonra Mior isimli adama gülümseyip selam verdi. “Büyük kardeşim Mior tanıştığımıza sevindim.”

Karen’in gördüğü kadarıyla Mior Fenx yirmi yaşında görünüyor olsa da sadece 2.Kıdem gelişim düzeyine sahipti. Görünüşünün aksine daha genç olmalıydı aksi takdirde bu yaşta 2.Kıdem gelişimiyle öğrenci statüsünü koruyamazdı. Üzerindeki Bej renkli öğrenci kaftanına bakılırsa çok daha önce Yıldız Ruhu’nun öğrencisi olmuştu. Ayrıca Karen’in hassas algıları ona Mior’un çoktan Zirve Aşamaya ulaştığını söylüyordu. Gerçi buna rağmen aurası beklenmedik şekilde zayıf görünüyordu.

Mior Fenx, Vian kadar neşeli değildi fakat statüsüne göre oldukça arkadaş canlısı bir karaktere sahip olduğu belliydi. Genç adam Karen’in karşısında hafifçe eğilip söylendi. “Senin gibi bir dehayla aynı masada oturmak benim için şereftir. Savaşçı dostum, ani ziyaretimi mazur gör. Vian zorlamamış olsaydı daha uygun bir ziyarette bulunurdum.”

Karen kafasını olumsuz anlamda salladı ve nezaketini koruyarak cevap verdi. “Büyük kardeşin mesafeli olmasına gerek yok. Vian’ın ailesi benim içinde değerlidir bu yüzden kendi evinde olduğu gibi davran.”

Mior minnetle gülümsedi. “Teşekkür ederim, öyle yapacağım.”

Karen bu adamın tavırlarındaki samimiyeti görebildiğinden ona uygun davranmıştı. Diğer yandan birer erkek ve kadından oluşan hala iki yabancı misafir söz konusuydu. Aynı gülümsemeyle diğerlerine döndü.

“Sizler?”

Aslında bu ikili Karen’de bir merak doğurmuştu. Geldiğinden beri bu ikili sessizdi ve asil vari dik oturuşları, naif gülümsemeleriyle öylece bekliyorlardı. Öte yandan kendi arkadaşları da bu ikiliye karşı mesafeliydi. Sadece bakarak bile onların bu masadaki kimseyi tanımadıkları belli oluyordu.

Vian ve Mior’a benzer şekilde görünüşleri çok benzerdi. İkisi de mavi saçlara ve koyu mavi renkli, gururla ışıldayan gözlere sahiplerdi.

Uzun ve saten kumaşlar gibi sırtına dökülen göz alıcı saçlara sahip genç kadın gülümsemesini genişletip hafifçe kafasını eğdi. “Aleria Zun, savaşçı dostlarını selamlar.”

Akabinde sözü, ondan bir-iki yaş daha genç görünen erkek aldı. Aynı hareketlerle söylendi. “Adein Zun, savaşçı dostlarını selamlar.”

Karen aynı tutumla selamlarını aldı. “Adım Karen Senka, savaşçı dostlarımın ziyaretinin nedeni nedir?”

Genç adam bu ikiliyi daha önce gördüğü kanısını kapılınca hafızasını zorlamış ve sonunda Canavar Dağı sınavına girerken bu ikiliyle aynı girişten geçtiklerini anımsayabilmişti. Ancak bu daha kafa karıştırıcıydı.

Daha okula yeni katılmış ve yine aynı bej renkli kıyafetlerine bakınca başarılı oldukları belli olan, ayrıca arkadaşlarıyla tanışıklığı bulunmayan bu ikilinin nasıl bir ziyaret nedeni olabileceğini merak ediyordu.

Karen’in sorusuyla birlikte aynı konuda meraklı olduklarını belli eden arkadaşları kendi aralarındaki sohbeti kesip dikkat kesildiler.

Adein, Aleria’ya oranla daha canlı bir karaktere sahip gibiydi ve cümlesine şevkle başladı.

“Savaşçı dostum Karen, ablamla birlikte burada bulunmamızın nedeni aslında çok basit. Sana saygımızı sunmak için…” Ancak devam ettiği sırada masada bulunan gençlerin tuhaf bakışlarına maruz kalarak kızarmaya başlamıştı.

Karen onu dinlerken sakin bir ifade takınsa da içten içe şaşırmıştı. Manzaraya bakarak oradaki herkesin bu açıklamayı ‘tuhaf’ bulduğu anlaşılabilirdi.

Düşündüklerini anlayan Aleria keyifli bir kahkaha atıp araya girdi. “Anlatmama izin verin. Adein ve ben kıtanın daha uzak bir kesiminden gelen kardeşleriz. Klanımız, sizin gördüklerinizin aksine farklı düşüncülere ve geleneklere sahiptir.”

Genç kadın böyle tuhaf bir durumu o kadar rahat açıklıyordu ki bir anda herkes sıradan bir konudan bahsediliyormuş izlenimine kapılmıştı. Aleria aslında çok güzel bir kadındı, adeta baharın gelmesiyle kapalı yapraklarını açan nadide bir çiçeğin enderliğinde bir asalete sahipti. Mavi saç ve gözleri, hafif pembelikle parlayan beyaz tenini mücevher edasıyla ön plana çıkarmıştı.

İlgi çekici simasının yanı sıra doğal mimikleri devreye girdiğinde neden bahsettiğinin bir önemi yokmuş gibiydi. Dinlerken düşünmeye gerek duymuyordunuz.

Diğer yandan ondaki soğuk asaletin karşıtı bir canlılık ve naiflik taşıyan, masadaki bir diğer güzel Liye ise erkeklerin Aleria’ya olan bakışından huzursuz olmuş gibi gözlerini kıstı. Narin bir öfke taşıyan gözleri belli belirsiz Karen’e döndüğünde daha fazla dayanamayıp Aleria’nın sözünü kesmek zorunda hissetti.

Sesi açıkça şüpheci ve sorgulayan bir tondaydı. “Büyük kız kardeşim, daha açıklayıcı olur musun lütfen? Eminim büyük kardeşim Karen, sizin ‘beklenmedik’ ziyaretinizin nedeni konusunda daha net bir açıklama bekliyordur.”

Liye’nin araya girmesiyle herkes duruşuna çeki düzen vermek ister gibi oturuşunu düzeltmişti. Karen ise sükûnetini korurken iki kadının birbirine olan bakışlarına göz gezdirdi. Nedensizce sırtında soğuk bir hava gezinmişti.

Aleria gülümsemesini tekrar toplayarak Liye’nin üzerindeki bakışlarını çekip Karen’e döndü. “Savaşçı kız kardeşim söylediklerinde haklı olabilir fakat bu konuyu başka türlü anlatmam mümkün değil. Haha, her neyse, Zun klanım her genç nesle savaşçılığın kutsallığını aşılamaya özen gösterir.

Bizde, her şeyden önce bir savaşçı, kendi başına güçlenebildiğinde saygı duymaya değerdir. Hatta aile geleneklerimiz arasında sınırlarını aşan her üyeye tebriklerimizi ve saygılarımızı sunmak için ziyarette bulunuruz.

Aile öğretilerimiz gerektirir ki, bir savaşçı her darboğazı ve sınırı aşmak için eşsiz emekler sarf ettiğinden saygı görmeyi de hak eder!

Bu yolculuğumuz Adein’in evden ilk kez ayrılışı ve bu geleneğin dışarıda ‘tuhaf’ karşılanacağından habersiz. Sınav sırasında savaşçı dostum Karen’in mücadelesini izleyince ister istemez ikimizde ona saygı duyduk.

Adein her zaman diğer savaşçılara karşı gururludur. Kendi yaşlarında onu aşıp geçmiş savaşçılar söz konusu olduğunda ise her zaman kafasını eğer ve saygısını gösterir. Tabi ki bu benim içinde geçerli, yine de dostum Karen eşsiz bir savaşçı. Adein’in ona saygısını sunmakta ki arzusunu reddetmek için bir nedenim yoktu. Bu yüzden geldik.”

Söyleyeceklerini bitirdiğinde diğerlerini bırakın Liye bile tatmin olmuştu. Karen ise öylece bakakaldı. Aslında bu iki kardeşin savaşçılık konusunda muhafazakâr gibi görünen klanlarına özenmişti. Ayrıca böyle saygılı geleneklere sahip olmakla kalmayıp yeni nesli bu şekilde eğitebilmek asıl onların saygıyı hak ettiklerinin göstergesiydi.

Öte yandan Karen içten içe hafifçe utanmıştı. Sonuçta bu kadar övülmesine rağmen sahip olduğu güç tam anlamıyla kendisine ait sayılmazdı. Saf duygularla ona saygısını sunan bu ikiliyi kandırıyormuş gibi hissetmişti.

Adein ise bu boşluğu fırsat bilip ayağa kalktı. Savaşçı ruhuyla yanan gözlerini Karen’e diktikten sonra sağ yumruğunu sol eliyle kaplayıp öne uzattı. Akabinde ciddiyet dolu ifadesiyle öne eğilip kükredi.

“Bendeniz Adein, bu gecenin parlayan yıldızına saygılarımı sunarım!”

Aleria aynı sözleri kullanmasa da Karen’e karşı saygıyla eğilmeyi ihmal etmemişti.

Adein’in sözleriyse bir nevi törensel deyim gibiydi. Karen, alçakgönüllü davranmanın uygun olmadığı zamanlar olduğunu biliyordu. Mesela şuan bu geleneksel övgüyü kabul etmemesi, kendisinden güçsüz olanları da küçük gördüğünü ima edebilir veya Adein’in saygısını görmezden geliyormuş gibi gösterebilirdi.

Nihayetinde Karen, Adein’in art niyetli olmadığını ve tamamen saygı dolu davrandığını görebiliyordu. Sakince yerinden kalkıp Adein’e karşı nezaketle eğildi. “Küçük kardeşim Adein’in ilgisi için teşekkür ederim. Umarım saygını hak etmeye devam ederim.”

Adein duruşunu düzelttikten sonra Karen’in sözlerini onaylayıp gülümsedi. Utancı çoktan sönmüş, mavi gözlerinde rekabet ateşi alevlenmişti. “Hehe, bu sözünü unutma! Babamın anlattığına göre bu sözler saygımızı sunmanın yanı sıra muhatabımızı uyarmak içinde kullanılıyormuş. ‘Bu geceden’ kasıt, bir savaşçının ömrü boyunca aynı başarıyı göstermesinin zor olduğunu söylemek ve güçlendikçe kibirlenip rahatlamamasını hatırlatmak içinmiş.”

Karen şevkle kahkaha attı. “Bilge bir babaya sahipsin, onun sözlerini aklıma kazıdım!”

Kimse fark etmemiş olsa da Karen’in sözleri Adein’i sarsmıştı. Gözlerinde kısmen hüzünlü bir solgunluk belirip kaybolmuştu. Adein savaşçı dehalara her şeyden çok hayranlık duysa da kalbinde en büyük savaşçı statüsü babasına aitti.

Onun idolü ve taptığı yegâne savaşçı aynı şekilde babasından başkası değildi! Ancak babası uzun süre önce kayıplara karışmıştı ve bu onun için büyük bir travma nedeniydi. Bu mesele kendi klanına karşı tutumunu değiştirmesine bile neden olmuştu. Çünkü kimse ciddi anlamda babasını aramıyordu!

Konu babasına geldiğinde daima bastırılmış hüznü ve öfkesi açığa çıksa da şuan gururla dolmuştu. Saygı duyduğu bu yabancı savaşçı, babasına karşı hoş sözler söyleyip kendi saygısını dile getirmişti. Zihninde çoktan Karen’e karşı iyi duygular beslemekteydi.

Adein yerine oturduktan sonra masadaki sohbet havası tekrar kurulmuştu. Bu sefer herkes muhabbete katılmıştı ve kendi deneyimlerini ve bilgilerini heyecanla anlatırken saatler geçip gitmişti.

Tüm geceyi bu şekilde geçiren 8 kişi yavaşça suskunlaştığı sırada Karen başka bir konuya değindi. “Mior, Harp Dağı’nda bir takımın lideri olduğundan bahsetmiştin…”

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 673

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 616

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 528

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 309

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13184 Üye Sayısı
  • 387 Seri Sayısı
  • 18071 Bölüm Sayısı


creator
manga tr