“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Kara Büyücü - 586.Bölüm - Korku inançtan güçlü müdür? (2)


586.Bölüm – Korku inançtan güçlü müdür? (2)

 

“Heh... Kibirli sözlerin var.” Orwell gözlerini bir anlığına kapatmış ve anında kendisini sakinleştirmişti. Zihninin bir köşesinde, kendi kendine bağırıyordu.

 

“Korku? Sen, tüm evrendeki en güçlü varlık neden korkabilirsin!?” Bu sesler zihnini kısa sürede yeniden kaplarken vücudu bir kez daha savaşmaya hazır bir hâle geçmişti.

 

“Eldian! Bana bir silah ver!” Orwell elini kaldırıp kükrediğinde Eldian’nın yanında birden devasa bir kılıç belirmişti. Üzerinde Orwell’in önceki kılıcı gibi enerji kanalları olan bu kılıç gümüş renkteydi ve uzunluğu iki metreyi aşıyordu. Kılıcın genişliği normal bir uzun kılıçtan daha büyüktü ama bir büyük kılıç kadar geniş değildi.

 

Ama ağır olduğu kesindi. Yabancıların generalleri arasında bile sayılı kişiler bu kılıcı kaldırabilirlerdi ve Eldian ile Orwell bunlardandı. Eldian kılıcı ona fırlattığında Orwell kılıcın kabzasını tek eliyle kapmış ve savurmuştu.

 

Mavi enerji dalgası kılıçtan çıkıp direkt olarak Catherine’e doğru fırlamıştı ama devamı gelmemişti. Orwell bunu yalnızca dövüşü bir kez daha başlatmak için yapmıştı ve öyle bir saldırının Catherine’e zarar vermeyeceğini biliyordu. En azından önceki formunda Catherine böyle bir saldırıdan kolayca kaçabilirdi.

 

Şimdi ise bunu yapmasına gerek bile yoktu. Mavi enerji dalgası vücuduna ulaştığında bir iz bile bırakmadan dağılıp kaybolmuştu. Birçok askeri öldürebilecek o saldırı Catherine’in herhangi bir şey hissetmesine neden olamamıştı.

 

“İmha!” Bu vücuduna büyük ölçüde zarar verecek olsa da Orwell saldırısını kullanmak için çekinmemişti. Zamanının çoğunda bir aptal gibi davransa da tam olarak öyle sayılmazdı ve bilinçaltına ufak da olsa bir korku tohumunun girdiğinin farkındaydı. Eğer dövüşe devam ederse ve avantajlı tarafta olmazsa bu tohum büyüyüp köklenecekti ve bir daha kazanma şansı olmayacaktı.

 

Bu yüzden bilinçaltını anında kapatmış ve gözlerinde kararlı bir bakış belirmişti.

 

“Karşımdaki varlık... ben seni kolayca yok edebilecek kadar güçlüyüm!” Zihninden kükrerken hızla ileriye doğru fırlamış ve kılıcının kabzasını iki eliyle kavrayıp başının üzerine kaldırmıştı. Catherine’in başının üzerine ulaştığında kılıcı hızla aşağıya doğru savurmuş ve kendisi de kılıçla birlikte aşağıya doğru düşmeye başlamıştı.

 

Kılıç Catherine’in başından girdiği anda kesmeye başlamış ve hızla aşağıya inen Orwell ile birlikte Catherine’in vücudunu ortadan ikiye bölmüştü. Ama Orwell mutlu bile olamadan önce kesilen alanda siyah bir madde belirmiş ve Catherine’in vücudu eski hâline dönmüştü.

 

“Zayıf.” Catherine soğuk bir sesle mırıldandıktan sonra ayağını kaldırmış ve hızla bir tekme atmıştı. Tekme Orwell’e vurduğunda Orwell tüm iç organları ağzından çıkacakmış gibi hissetmiş ve yüzlerce metre geriye doğru fırlarken titremişti.

 

“Kaptan!” Eldian Orwell daha fazla geriye doğru fırlamadan önce onu yakalarken gözlerini Catherine’e çevirmişti. Sol eliyle hızla iyileşen Orwell’i tutan Eldian sol elini Catherine’e çevirdiğinde kolu tamamen değişmiş ve birden enerji kanalları belli olan bir raylı silaha dönüşmüştü.

 

Raylı silah ateşlendiğinde mavi bir ışın Catherine’e doğru fırlamış fakat herhangi bir zarar verememişti. Ama bu saldırı yüzünden Catherine’in gözleri Eldian’ın üzerinde yoğunlaşmıştı.

 

“Yeni fark ediyorum... görünüşe göre sizlerin arasında da kuklalar var ha?”

 

“Android’i tercih ediyor.” Yaraları iyileşen Orwell Eldian’ın kollarından ayrılırken derin bir nefes almıştı. “Teşekkürler, Eldian. Ama silahlarını kapatsan iyi olur.”

 

Orwell vücudunu hafifçe esnettikten sonra yeniden konuştu. “Yıkım moduna geç.”

 

“Anlaşıldı.” Orwell’in emirlerinin ardından Eldian’ın gözleri birden parıldamış ve vücudunda birçok enerji kanalı belirmişti. Aynı anda, birden formu değişmeye başlamıştı.

 

Android üretme teknolojisi eski evrenlerinde olan ama Orwell’in bilmediği bir şeydi. Gemide fazla savaş tipi android yoktu ve Eldian aralarından en iyisiydi. Çünkü eski evrenlerinde bir tabu olan özel Yıkım Moduna sahipti.

 

Bir anda, Eldian’ın dönüşen vücudu sayısız parçacıklara ayrılmış ve Orwell’in vücuduna doluşmuşlardı. Beyaz parçacıklar Orwell’in vücudunun içine girdiklerinde damarlarına ve iç organlarına ilerlemiş, kan akışına karışırlarken Orwell’in tenine garip bir beyaz tonu katmışlardı.

 

“Nanorobotların neden tabu olarak görüldüklerini anlamaya başladım. Eğer onları kullanan kişi ben olmasaydım en fazla birkaç dakika içinde kullanan kişiyi tamamen yok ederlerdi.”

 

Yetenekler ve ilaçlarla kendilerini geliştirmiş olsalar da yabancıların vücutları ve kapasiteleri bu evrendeki varlıklar kadar güçlü değildi. İnsanlar teknolojilerini geliştirirken insanlığın limitlerini aşmayı hiç düşünmemişlerdi ve düşünenler de yeterince gelişememişlerdi.

 

Bu yüzden insanların vücutlarının ve zihinlerinin tam potansiyellerini kullanmayı sağlayan nanorobotlar normal insanlar ölümcüldü ve yalnızca bu ufak şeylerin ona zarar veremeyeceğine içten bir şekilde inanan Orwell onları istediği gibi kullanabilirdi.

 

“İmha’yı bir kez daha kullanırsam öleceğim sanırım... o halde seni daha basit bir şekilde öldürmek zorundayım.” Orwell’in içindeki nanorobotlar birden vücudunun çevresini sarmalamış ve onu gümüşümsü beyaz bir zırh ile kaplamışlardı.

 

Swoosh!

 

Daha önceden elinden fırlayan gümüş kılıç Orwell elini savurduğunda geri dönmüştü. Kılıcın kabzasını kavrayan Orwell’in başını kaplayan gümüş miğferinin ardındaki gözleri parıldamıştı.

 

“Yıkım modu, Savaş Formu.”

 

“Savaş Formu aktif.”

 

Bir anda Orwell’in gözlerinin önünde birçok yazı satırı belirmiş ve sonraki anda bu satırlar temizlenip yalnızca Catherine’in vücudu belirmişti. Orwell’in görüşündeki modelde Catherine’in vücudu beyaz bir üç boyutlu model şeklindeydi ve üzerinde farklı bir renk görünmüyordu.

 

“Görülen zayıf nokta yok, ama benim de senin gibi olduğumu unutma.” Orwell yüzünde özgüven dolu bir gülümsemeyle sözlerine devam ederken kılıcını Catherine’e doğrultmuştu. “Benim de herhangi bir zayıf noktam yok, vahşi varlık.”

 

O kendi sözlerini söylerken Catherine derince bir nefes almış ve ellerinden birini kaldırıp onlara bakmıştı. Çok az da olsa soluk beyaz teninin bir kısmının tamamen saydamlaşmaya ve garip bir şekilde titreşimli görünmeye başladığını fark ediyordu.

 

“Bir Hiçlik Kırığını oluşturmadan bu tekniği kullanmak aptalcaydı. Özür dilerim Lordum... görünüşe göre bu dövüş benim son dövüşüm olacak. Ama sanırım bu size hiçlikte eşlik edebileceğim demektir.”

 

Yaşadığı milyarlarca yıl boyunca Catherine birçok kişiyi izlemişti. Ve bu yüzden yalnızca yüzlerden, özellikle de ciddi bir olay hakkında düşünen veya konuşan bir kişinin yüzünden, onların amacını ve kararlılıklarını kavramak zor değildi.

 

Paul’ün hareketleri ne kadar özgüven dolu ve canlı olurlarsa olsun içlerinde bir miktar istemsizlik ama aynı zamanda da kararlılık görünüyordu. Catherine savaşta öleceklerini bile bile ilerlemeye devam eden askerlerde bu ifadeyi daha önce görmüştü.

 

“Klang!” O sırada, Orwell’in saldırısı onu düşüncelerinden çıkarıp atmıştı. Ağır kılıç karnına vurduğunda yalnızca metalik bir ses çıkarıp geri sekse de Orwell aynı noktaya saldırmaya devam ediyordu. Zamanla o noktanın bir hasar alacağından eminmiş gibiydi ve yalnızca Catherine’in geri saldırıları için tetikteydi. Bunun dışında, hiçbir güç hakkında herhangi bir tedbiri yoktu.

 

“Acınasısın, ölümlü.” Catherine’in soğuk sözleri Orwell’e etki etmiyormuş gibi görünüyordu ama Catherine zaten artık onun özgüvenini kırmaya çalışmıyordu. Vücudunun o hâlinde gerçeklik çoktan onu reddetmeye başlıyordu yani artık kendisini geri tutup bu gerçeklikte kalmaya çalışmaya herhangi bir gerek yoktu.

 

Booom!!!!!

 

Gelen ani bir saldırı yüzünden Orwell şok olmuştu. Nereden geldiği belli olmayan bir şey vücuduna temas edip patlamış ve bu patlama yüzünden Orwell kilometrelerce geriye doğru fırlamıştı. Ama önemli olan şey geriye doğru fırlaması değildi.

 

“Uyarı! Uyarı! Zırh %60 hasar aldı. Kullanıcının yaraları ölümcül seviyede. Rejenerasyon fonksiyonu başlatılıyor.”

 

“Rejenerasyon fonksiyonu...” Orwell Eldian daha önceden bu fonksiyonu ona açıklamış olsa da hiç bu fonksiyonu kullanmak zorunda kalacağını düşünmemişti. Ama bu fonksiyonun çalışmış olması normaldi.

 

Ölümcül o anda aldığı yaraları açıklamak için yetersizdi. Kemiklerinin yarısı neredeyse tamamen toza dönüşmüşlerdi ve alt vücudunu hiç hissedemiyordu. Zırhın da onun alt vücudunu kaplayan kısmı tamamen yok edilmişti.

 

Orwell daha kısa bir süre önce bilinçaltında beliren o ufak tohumun hızla köklenip yarı-parçalanmış kalbini sarmaladığını hissedebiliyordu. Ve korkuyu hissetmek yalnızca daha fazla korkmasına neden olmuştu.

 

“Bu gerçeklik...” O anda, soğuk bir ses duymuş ve başını kaldırmıştı. Orada, Catherine süzülüyordu. Saf beyaz vücudu çoktan tamamen yarı gerçek bir forma dönüşmüştü ve her an silinebilirmiş gibi duruyordu.

 

“Sonuna ulaşacak. Ve o andan itibaren, bir başkasının ellerinde yeniden doğacak.”

 

“Süpernova.” Catherine gözlerini kapatıp mırıldandığında birden tüm vücudu anlık, göz alıcı bir ışık yaymış ve sonrasında ortadan kaybolmuştu. Herhangi bir ses çıkmamıştı. Yalnızca yok olduğu alandan yayılan bir ışık aurasının kapladığı her yere bir anda yayılmıştı.

 

Ve çok kısa bir süre sonra, en sonunda duymayı başaran herkesin kalbine korku salan o ses çıkmıştı.

 

Boooooooooooom!!!!!!!

 

Beyaz bir ışıkla birlikte Catherine’in aurasının yayıldığı her yerde herhangi bir şeyden herhangi bir iz kalmamıştı. Orwell ortalarda yoktu. Onun savaştığı yere yakın olan askerler de tamamen yok edilmişlerdi. Vücutlarının dönüşmesi gereken toz bile görünmüyordu. Hatta o bölgede olması gereken öz enerjisi bile yok olmuştu ve etraftaki öz enerjisi o boş alandan çekiniyordu...


[Respy Notu]: Bu hafta yazarınızın yüz yüze eğitimi başladı. 11.Sınıfın ikinci kısmının telafi derslerini görüyorum. O yüzden 1 bölümün çıkması 4 günümü aldı. Uyku düzenimi iyice düzeltince büyük ihtimalle sayıyı artıracağım ama ders çalışmam da gerektiğinden ne kadar artar bilemiyorum. Gelecekte göreceğiz.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1485

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 795

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17338 Üye Sayısı
    • 779 Seri Sayısı
    • 35945 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr