Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Kara Büyücü - 510.Bölüm - Kâbus Lejyonu


510.Bölüm – Kâbus Lejyonu

 

Gerçek dünyaya döndüğünde evin duvarını değiştirerek yeniden bir kapı oluşturan Paul merdivenlerden aşağıya indiğinde dışarıdan gelen sesleri duyabilmişti.

 

Evin dışındaki düzlükte, 1110 asker oldukça sert bir şekilde eğitiliyorlardı. Paul’ün istediği 10 Elit güvendikleri 100’er güçlü adamla gelmişlerdi ve o anda her biri kendi 100 adamını eğitirken Lazar da onların kendilerini eğitmelerini sağlıyordu. Lazar’ın gücü yüksek olmasa da kimin diğerinden hangi konularda güçlü olduğunu görebilen bir göze sahipti ve Elitleri bu boşlukları kapatmak için birbirleriyle karşılaştırıyordu.

 

Bu 10 elit ileride kendi adamlarını yöneten Yüzbaşılar olacaklardı yani sert bir şekilde eğitilmeleri gerekiyordu. Ve onların eğitimleri sertleştikçe astları olan askerlerin eğitimleri de sertleşmişti.

 

Geriye kalan 100 kişi ise Grim tarafından eğitiliyorlardı ve Paul onların yüksek potansiyele sahip olduklarını görebiliyordu. Büyük ihtimalle Grim o yokken potansiyeli yüksek olan kişileri seçmiş ve eğitimlerine başlamıştı.

 

“Ama Grim’in gücü yüksek olsa da bir ordu hakkında o kadar iyi düşünemeyecektir. Ona yardım ettin değil mi, Aleena?” Paul arkasındaki figürü hissederken konuşunca Aleena yüzünde bir gülümsemeyle onun yanına gelmiş ve başını sallamıştı.

 

“Grim oldukça güçlü olsa da yönetme becerileri o kadar iyi sayılmaz. Bu yüzden onu biraz eğitmeyi planlamıştım. Öğrenme kabiliyeti oldukça yüksek olduğundan diğerlerine göre kısa bir sürede birçok stratejiyi öğrenmesini sağlayabilirim ancak bu stratejileri ezberlemek yerine özlerini anlamasına ihtiyacımız var ve bu birkaç ay alabilir.” Aleena’nın sözlerinin üzerine Paul de başını sallamıştı. Konu stratejik hareketlere geldiğinde yalnızca birkaç şey ezberlenip geçilmemeliydi çünkü savaş alanındaki ufacık bir değişim bu ezber bilgiyi yıkabilirdi.

 

Bu nedenle Grim’in öğrendiği şeyleri gerçekten kavraması gerekiyordu. Ve birkaç ay çoktan oldukça hızlı bir süreç sayılabilirdi.

 

“Birkaç ay iyi bir süre. Hem, şu anda yalnızca bir lejyonumuz var ve o kadar güçlü değiller. İkinci Küçük Cehennem’deyken güvende olsak da bu grupla gerçek bir savaşa yürüyemeyiz. Güçlenmeleri ve öğrenmeleri gerekiyor. Ve onlar bunu yaparken, ben de bu orduyu büyüteceğim.” Paul sözlerinin sonuna gelirken kendi kendine mırıldanmaya başlamıştı.

 

Sonrasında, Aleena onun sırtına bakarken birden kendisini Gizem Zırhı ile donatmıştı. Saf siyah zırh ile birlikte ortaya çıkan aurası içinde baskıcı ancak gizemli bir hava taşıyordu ve alana yayıldığında Grim dahil herkesin vücutları bir anda donmuştu.

 

Ardından, herkesin aynı anda tek dizlerinin üzerine çökmesiyle bir patlama sesine benzer güçlü bir ses tüm alanda yankılanmıştı.

 

“İmparatoru selamlarız!” Askerlerin güçlü sesleri alanın birkaç kilometre yakınındaki tüm hayvan ve canavarları korkutup kaçırırken Paul’ün yüzünde memnun bir gülümseme belirmişti. Daha öncesinde bilerek aurasını saklamıştı çünkü bu askerlerin verecekleri tepkiyi merak ediyordu. Ve sonuç onu memnun etmişti.

 

Görebiliyordu. Askerlerin aurasında kendisine karşı en ufak bir negatif duygu yoktu. Cennet Dişleyen Kaplanlardan böyle bir durumu bekliyor olsa da yine de bu oldukça hoş bir görüntüydü.

 

“Ayaklanın. Eğitime devam edin. Ve her zaman savaş için uygun bir durumda olun. Çünkü savaş hiç de uzak değil.” Paul’ün sözleri kulaklarında yankılandıktan sonra askerler bir süre daha tek dizleri üzerinde durmuş ve Paul yanına Wulian’ı alıp Cennet Dişleyen Kaplan ırkının 5 Tanrısı ile birlikte evin içine girdikten sonra eğitimlerine devam etmişlerdi.

 

Eğer birisi iyice bakarsa, Paul’ün sözlerinden sonra her birinin çok daha hırslı bir şekilde çalıştıklarını görebilirdi. Eğitimleri acı verse de yüzlerindeki gülümseme silinmiyordu.

 

“Demek bu İmparator’un etkisi, ha?” Bu görüntüye bakan Lazar hafifçe gülmüş ve sonrasında öncekinden daha enerjik görünen elitlerin eğitimlerini biraz daha zorlu bir hale getirmişti.

 

O sırada, Paul evin içerisinde beş Tanrı’nın karşısında oturuyordu. Bu beş Tanrı arasından üçü Küçük Dünya İmparatoru seviyesindeydi, biri Küçük Dünya Tanrısı seviyesindeydi ve diğeri de Büyük Dünya Lordu seviyesindeydi. Normalde bu beşliden herhangi birisi küçük bir dünyayı tamamen yok edebilirdi ancak o anda Paul’ün önünde başları hafifçe eğik bir şekilde bekliyorlardı.

 

“Başlarınızı kaldırın. Sizleri orduya katmak gibi bir düşüncem olmasa da bu sizleri yabancılar olarak göreceğim anlamına gelmiyor.” Paul konuştuğunda beş Tanrı başlarını kaldırmış ve ona bakmışlardı. Paul ise bir süre sessiz kaldıktan sonra yeniden konuşmuştu.

 

“İlk Küçük Cehennemi almayı düşünüyorum ve bunu sizlere de söyledim. Bunun için de Tanrılar’a ihtiyacım olacak ancak sizleri yanıma alamam. İkinci Küçük Cehennem hâlâ sizlerin toprakları ve korunması gerekiyor. İlk Küçük Cehennemi Almak için İkinci Küçük Cehennem’den vazgeçmeyeceğim.”

 

İkinci Küçük Cehennem Cennettekilerin ve Cehennemde yaşayan diğer ırkların sürekli gözlediği bir yerdi ve onlardan 1100 yüksek potansiyelli askeri almak zaten askeri güce yeterince hasar veriyordu. Eğer beş Tanrıyı da kendisiyle birlikte alırsa o zaman İkinci Küçük Cehennem basitçe onların paylaşması için devasa bir pastaya dönüşecekti.

 

“Efendim, İkinci Küçük Cehennemdeki birlikler kendi başlarına-”

 

“Sessizlik.” Tanrı’nın sözü Paul tarafından kesilmişti ve Paul’ün soğuk tonu Tanrı’nın titremesine neden olmuştu. “İlk Küçük Cehennem’den daha büyük hedeflerim var ve sen sırf beni takip etmek istediğin için sana izin verirsem o zaman bu istekleri gerçekleştirmem imkansız olur. Burada kalacaksınız. Bu son kararım.”

 

Tanrılar başlarını bir kez daha eğmişlerdi. Normalde, bu beşli ile böyle konuşmaya cüret edebilecek kimse olmazdı ancak şimdi onlardan çok daha genç ve gelişim olarak zayıf birisi böyle konuşurken cevap bile veremiyorlardı.

 

O sırada, bir figür birden odada belirmiş ve heyecanlı bir sesle konuşmaya başlamıştı. “Efendim, geri geldim ve istediğiniz şeyi de buldum. Aslında… eh?” Paul’ün ona verdiği görevden dönen Shuan elinde bir parşömenle konuşurken o sırada odadaki durumu görmüş ve beş adamın yaydığı keskin aurayı hissetmişti. Ancak bu beş adamın Paul’ün karşısında oldukça sessiz durduklarını görünce rahatlamış ve konuşmaya devam etmişti.

 

“Uzay Tanrıçasının yardımıyla istediğiniz yeri bulduk. Ancak gidiş biraz sıkıntılı olabilir. Konseyin koruduğu yerlerden birisi olarak geçiyor ve Küçük Dünya Tanrıları tarafından düzenleniyor.” Shuan bunları söylerken elindeki parşömeni Paul’e uzatmış ve Paul de parşömeni almıştı. Wulian parşömende ne yazdığını görmek istese de Paul parşömeni açmadan içinde yazanı okuyabildiğinden bir bakış bile atamamıştı.

 

Paul “Muhteşem.” dedi ve hafifçe gülümsedi. Eliyle Shuan’ın omzuna hafifçe vurdu ve sonrasında emirlerini vermeye başladı.

 

“Shuan, git ve Aleena’yla konuş. Şu anda ordu kontrolü hakkında ne yapmak istediğimi anlayan tek kişi o. Sana yol gösterecektir. Siz beşiniz, eğer bana yardımcı olmak istiyorsanız o zaman bu dünyadaki ırkdaşlarınızı daha da güçlendirin. Şu an kurduğum ordu sayılardan çok kaliteye odaklanıyor ancak ileride sayılara ihtiyacım olacak. O zaman geldiğinde toprakların güvenliğinden endişe edebilecek zamanımız olacağını sanmıyorum yani sizler de katılabilirsiniz.”

 

“Anlaşıldı.” Shuan ve beş Tanrı aynı anda cevap vermiş ve ortadan kaybolmuşlardı. Paul’ün bahsettiği zamanın iki tarafın tüm güçlerini kullanarak savaşacağı bir zaman olacağını anlayan Beş Tanrı o andan itibaren kendilerinin ve ırklarının çalışmalarına başlayacaktı ve Shuan yalnızca Aleena’dan ne yapması gerektiğini öğrenecekti.

 

“Vord, benimle gel. Senin gücüne ihtiyacım olacak.” Paul’ün emrini aldığı anda Vord onun yanında belirmiş ve Paul ile Wulian’ı takip ederek açılan uzay geçidine girmişti.

 

“Efendim, nereye gidiyoruz?” Wulian bu soruyu sorarken gerçekten de meraklıydı çünkü Paul genelde bir yere giderken yalnız giderdi ve Grim’i bile yanında pek götürmemişti. Bu sefer onu götürmesi gerçekten de şaşırtıcıydı.

 

“Hehe…” Paul hafifçe sırıtmış ve elindeki parşömeni Wulian’a uzatırken uzay boşluğunda bir lokasyonu aramaya koyulmuştu. Wulian ise parşömeni açıp okuduğunda gözleri sonuna kadar açılmıştı.

 

Parşömenin üzerinde başlık olarak büyük harflerle ‘Perilerin Dünyası Faerie’nin Lokasyonu’ yazıyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1435

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1192

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 976

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 903

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 771

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 713

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 638

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 623

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 574

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 574

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 140

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 128

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 14301 Üye Sayısı
  • 671 Seri Sayısı
  • 31742 Bölüm Sayısı


creator
manga tr