"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Kara Büyücü - 506.Bölüm - Garip Durum


506.Bölüm – Garip Durum

 

Paul’ün o anki savaş gücüyle bu evrim hiç de zor sayılmazdı. Tek yapması gereken vücudunun değişimlerinin verdiği acıya katlanmak ve enerjiye karşı çıkmamaktı. Ek enerji de direkt olarak ruh kalbine girip onun gücünü besliyordu.

 

Ve o anda dünyadaki her Cennet Dişleyen Kaplanın başları aynı yere, onun olduğu yere dönmüştü. Birbirleriyle dövüşen bazıları bile anında dövüşmeyi bırakıp oraya bakmış, diğer ırklardan gelenlerin de şaşırıp oraya bakmalarına ancak herhangi bir şey görememelerine neden olmuşlardı.

 

Paul’ün vücudu kısa bir sürede kan kızılı tüylerle kaplı devasa bir anka vücuduna dönüşürken gözlerindeki yıldız işaretleri sekiz köşeli yıldızlara dönüşmüşlerdi. Ağzını açıp bir çığlık attığında hepsi duyamasa da dünyadaki her Cennet Dişleyen Kaplan birden tek dizinin üzerine çökmüşlerdi.

 

Diğer ırklardan olan bazıları için, bu gerçekten şok ediciydi. Çünkü Cennet Dişleyen Kaplanlar’ın bir sözü bu dünyada epey bilinirdi. ‘Yaradanlar dışında yalnızca Yüce Olanlara diz çökeriz!’ derlerdi ve bu sözü gururla söylerlerdi. Eğer bir yaradan ortaya çıksaydı bunu herkes hissedebilirdi yani onların bu tepkisi tek bir şeyi gösteriyor olabilirdi.

 

“Kan Kanatlı Ankalar… geri mi döndü?”

 

Diğer ırklardan olan ve Kan Kanatlı Ankaların efsanelerini okuyan yaşlıca bir adam sertçe yutkunurken bu sözleri mırıldanmıştı. Alnından akan terler onun endişesini belli ediyordu.

 

Kan Kanatlı Ankaların dönüşü, büyük bir savaşın başlangıcını da temsil edebilirdi.

 

 

Evrim tamamlandıktan sonra Paul sessizce insan vücuduna geri dönmüş ve gökyüzünde dik bir şekilde dururken etrafına bakmaya başlamıştı. Sekiz köşeli yıldızları taşıyan gözlerinde hafif bir şaşkınlık olsa da o anlığına düşünmeyi bırakmış ve gözlerinin yeni yeteneğini denemeye karar vermişti.

 

Dördüncü evrimde kazanılan Yüce Ruhun Kutsal Mührü yeteneği bilinmiyordu çünkü Allatra üçüncü evrimde kalmış ve daha yüksek bir seviyeye çıkamamıştı. Ama Paul o anda bu yeteneği kullanabileceğini hissediyordu. Bu nedenle gözlerini yavaşça kapatmıştı.

 

Aynı anda, gözlerinden diğerleri tarafından hissedilemez bir enerji yayılmış ve binlerce kilometreye yayılmıştı. Bu enerjinin kapladığı bölgelerde gökyüzünün bazı parçalarında birden açılan yıldız şekilli göz işaretleri vardı ve bu işaretler Paul’ün asıl gözleri gibi arkalarında uzayı taşıyor gibi görünüyorlardı.

 

Asıl önemli kısım, Paul’ün bu gözlerin görebildiği her yeri görebiliyor olmasıydı. Bu gözler aynı onun gerçek gözleri gibi çalışıyorlardı ve aynı güçlere de sahiplerdi. Hatta öz enerjisini de aktarabiliyordu yani biraz çalışırsa bu gözleri kullanarak büyü kullanabilirdi.

 

“Büyük bir alanı kaplamak için iyi bir yetenek. İleride işime yarayacaktır.”

 

Göz işaretlerini tek isteğiyle geri çeken Paul yavaşça malikanenin içine geri inmiş ve tacı başında bırakırken tahtı kendi uzay katmanında saklamıştı. Bu taht olması gereken yere, İlk Küçük Cehennem’e dönene kadar kullanılmamalıydı. Taç ise onun kim olduğunun simgesi olacak ve ona kendi sorumluluğunu hatırlayacaktı.

 

“Bana sizlerin Yükselen seviyesindeki en güçlü 10 elitini çağırın. Her biri yanına ast olarak en güvendikleri 100 kişiyi alsın. Unutmayın, tam on elit ve her biri için tam 100 kişi. Daha az veya çok olamaz ve Cennet Dişleyen Kaplan ırkı dışındaki bir ırktan olamazlar. Sonrasında… Aranızdaki Tanrılar o elitlerle birlikte beni ziyaret etsinler. Lazar.”

 

“Evet!”

 

Paul sözünün sonuna doğru ona seslendiğinde Lazar anında konuşmuş ve heyecanla ona bakmaya başlamıştı. Paul’ün ne yapacağını çoktan kavramıştı ve eğer bunda kendisine de bir yer varsa bunu seve seve kabul ederdi.

 

“Bir süre senin eski kulübenin olduğu bölgede kalacağım. Gerekli kişiler toplandıklarında onları bana getir. Gücünden çok beynini kullanan birisi olduğunu biliyorum. Eğer işini iyi yaparsan o zaman işime yarayabilirsin.”

 

“Anlaşıldı, efendim!”

 

Lazar anında seviyesini kabul etmiş ve Paul’ün arkasına bakarken doksan derece eğilmişti. Paul ise o yeri boş bırakırken grubu ile ilk başta Lazar ile karşılaştığı nehrin yanına gitmiş ve orada basit bir ev oluşturmuştu. Bu sefer o kadar büyük bir şey yapmadığı için tam olarak bir malikane sayılamazdı ancak normal bir evden biraz daha lüks görünüyordu.

 

İçeriye giren Cain omzundaki ufak formdaki İnfirmi ile bir koltuğa oturup konuşurken Paul diğer koltuğa oturmuş ve Grim ile Wulian iki tarafını alırken Aleena ile Amelia da karşısına oturmuştu. O anda Shuan ve Vord dışında ana grubu buradaydı ve onu biraz rahatsız eden konuyu açabilirdi.

 

“Aleena, hayatında-ikisinden de bahsediyorum- hiç… 7.Semanın ötesinde bir seviye duydun mu?”

 

“Elbette, Küçük Dünya Lordu seviyesi ve devamı var, değil mi?” Aleena Paul’ün sorusuna cevap verirken hiç çekinmemiş ve Paul’e garip bir şekilde bakmıştı. Paul ise yalnızca hafifçe gülümsemiş ve başını iki yana sallamıştı.

 

“Ben… evrim geçirirken genelde seviye atlarım. Bu sefer Küçük Dünya Lordu olmayı düşünmüyordum çünkü böyle büyük bir engeli aşamayacağımı biliyorum ama farklı bir şey oldu… Nasıl diyeyim, seviye atladım, hatta iki seviye atladım ama Küçük Dünya Lordu seviyesine ulaşmadım. Daha çok Yükselen seviyesinde artış gibiydi… Yani şu anda 9.Semada gibi hissediyorum. Normal savaş gücüm çoktan 250.000 oldu ama…”

 

Paul olanları açıkladığında odadaki herkes şaşırmıştı. Bu konulara ilgi duymayan Cain bile gözlerini Paul’e dikmiş ve merakla dinliyordu.

 

“Belki… Fiziğiniz veya ruhunuz yüzünden olabilir, efendim. Ya da Yaradan Yetiştirme Zindanına girdiğiniz için bir şeyler oluyordur…” Aleena bu konuda pek emin olmadığı için bunları söylemekten başka bir şey diyememişti. Ancak Paul’ün aklına birden bir şey gelmiş ve eline bir bakış atmıştı.

 

Araf’tayken karşılaştığı gizemli adam Vincent’i ve onun garip sözlerini hatırlıyordu. Vincent ona bir okula katılması için onu davet etmişti ve bu daveti almanın oldukça zor olduğundan bahsetmişti. Yalnızca çok önemli bir şart vardı ve bu şart karşılanmıyorsa o zaman birisi alınamazdı. Vincent’in sözlerine göre, kendisi bu şartı karşılıyordu. Acaba bu şart 9.Semaya geçmesini sağlayan bu güç olabilir miydi?

 

“…Şaşırtıcı. Sanırım buna bir bakış atabilirim, ha?”

 

Paul Cennet Dişleyen Kaplanlar hızlı olsalar da en elit kişileri toplamalarının bir süre alacağını biliyordu ve kendisi bu süreyi çoktan kabul edildiği bu okulu keşfetmek için kullanabilirdi.

 

“…Bir süre kendi kendime çalışacağım.”

 

Paul bu sözleri bırakmış ve evin üst katına yaptığı odalardan birisine geçip kapıyı direkt olarak duvarla kaynaştırmıştı. Ardından, öz enerjisini Vincent’in verdiği yüzüğü taktığı parmağına göndermiş ve o parmağında parlayan bir altın yüzük bir kez daha belirip sonrasında ışık parçalarına dönüşüp dağılmıştı.

 

“Elçi ne z-”

 

Paul kendi kendine mırıldanırken başını kaldıracaktı ancak başını kaldırdığı anda önünde beliren bir figürü görebilmişti. Bu figür bir kadın figürüne sahipti ancak Paul ile aynı boyda, 2 metreydi. Vücudu bembeyaz bir zırh ile kaplıydı ve sırtından beyaz metalik renkte kanatlar çıkıyordu. Yüzü garip bir sis ile örtülüydü ve görünmüyordu.

 

“Paul Shane Veussia, okula katılmak için gönderdiğin sinyal alındı. Bu, giriş anahtarın.”

 

Kadının sözlerinden sonra kadının elinde yeşil bir anahtar belirmiş ve bu anahtar Paul’ün vücuduna girmişti. Bu anahtar onunla birleştiğinde Paul aynı Yaradan Yetiştirme Zindanı gibi özel bir boyuta açılan bir kapıyı açabileceğini hissetmişti.

 

“Bu…”

 

Paul anahtarı hissettikten sonra okula bundan sonra istediği zaman gidip gelebileceğini anlamıştı ancak yine de sorması gerekiyordu. Ancak onun beklemediği bir şey olmuştu ve o daha sormadan kadın ona cevabını vermişti.

 

“Okula istediğin zaman gelip gidebilirsin. Şimdi… kuralları sana açıklamadan önce gitmemiz gerekiyor.”

 

Kadın elini savurmuş ve havada bir kapı açmıştı. Bu bir uzay kırığı veya geçidi değildi. Gerçekten de beyaz bir kapı havada belirmiş ve başka bir boyuta açılmıştı. Paul ise biraz düşündükten sonra kadını direkt olarak takip etmişti.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1435

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1192

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 976

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 903

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 771

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 713

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 638

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 623

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 574

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 574

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 140

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 128

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 14301 Üye Sayısı
  • 671 Seri Sayısı
  • 31743 Bölüm Sayısı


creator
manga tr