Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Kara Büyücü - 377.Bölüm - İki Mızrak Kullanıcısı


[YN]: Bölüm öncekilerden kısa bu arada. Yazarken aceleciydim sonra uzatmaya çalışınca da savaşı bozuyordum. Bıraktım o yüzden.

 

“Vales ve Petra oldukça iyi bir iş çıkardılar. Aurora ve Amelia zaten dövüşürken akıllarını kullanıyorlar. Ama Jessie fazla tez canlı.”

 

Paul bir yandan düşünürken Jessie’nin ekranını izliyordu. O anda bile Jessie karşısına çıkan herkese direkt olarak saldırarak devam ediyordu. Gümüş mızrağını sürekli olarak savuruyordu ve silahı güçlü olsa da büyücülerle dövüşürken savaş gücü düşüyordu.

 

Mızrak birden fazla kişiye karşı dövüşürken daha güçlü olsa da büyücülerle dövüşürken zorlanıyordu. Ama yine de düşünmeden savaşmayı seçiyordu. Aptal mı yoksa güçlü mü olduğu anlaşılamıyordu. Onu izleyenler böyle düşünüyorlardı.

 

Paul onun gücünün yüksek olduğunu biliyordu. Büyük ihtimalle birebir dövüşlerde onunla dövüşebilecek birisini bulamazdı. Elbette, Amelia ve Aurora bunun dışındaydı.

 

Paul’ün endişesi yanlışlıkla büyük bir gruba çatmasıydı. O anda 60 kişilik büyük bir öğrenci grubu alanlarda dolaşıyordu. Bu grubun başında güçlü bir su büyücüsü vardı. Eğer yanlışlıkla gruba çatarsa o zaman kaybederdi.

 

“Oho… Görünüşe göre güzel bir dövüş başlayacak. Benzer iki kişi çatışıyor.”

 

Shuan bunu söylediğinde Paul Jessie’nin bir gençle karşı karşıya geldiğini fark etmişti. Genç kızıl saplı bir mızrak tutuyordu ve saçlarıyla gözleri siyah renktelerdi. Kıyafetleri parlak kızıl renkteydi.

 

“Bu benim öğrencim Brisk. Ağır mızrak kullanıyor. Güç seviyesi o kızla neredeyse aynı seviyede olmalı.”

 

“Oh? Demek övündüğün öğrencin Brisk bu ha? Alev Ejderi, ona kendi Kalp Söken Mızrak Sanatını öğrettiysen bu dövüş sert geçecek demektir.”

 

“Haha… Yalnızca bir öğrencim var sonuçta. Ona sahip olduğum her şeyi öğretmeye çalıştım.”

 

Alev Ejderi diğer yaşlılarla konuşurken Paul genç adamı incelemişti. Brisk ve Jessie karşılaştıkları anda Jessie mızrağını ona doğrultmuştu. Genç adam ise sakin görünüyordu. Önceki dövüşün aksine bu dövüşte tam sonucun ne olacağını bilmiyordu.

 

“Hey hey! Mızrak kullanan birisiyle bir süredir karşılaşmıyorum!”

 

Jessie anında gülerek mızrağını Brisk isimli gence çevirirken Brisk onu gözleriyle iyice incelemişti. Sonrasında o da kendi mızrağını çıkarmıştı. Kızıl saplı mızrağının ucunda alevler belirirken gözleri Jessie’nin üzerinden ayrılmıyordu.

 

“Oh? İyi, kaçmaya çalışanlarla dövüşmeyi sevmiyorum!”

 

Jessie anında ileriye atılırken rüzgar manası mızrağının başında birikmeye başlamıştı. Savaşın başından büyülü bir mızrak tekniğini kullanacaktı.

 

“Yüz Rüzgar Mızrağı!”

 

Rüzgar manasıyla kaplanan mızrağı anormal bir hızla ileriye doğru saplanmaya başlarken Brisk kendi mızrağıyla saldırıları engellemeye başlamıştı. Jessie hızlı olsa da mızraklarının ardındaki güç o kadar yüksek değildi. Bu yüzden hızı yettiği sürece saldırıları engelleyebilirdi.

 

“Yan.”

 

Konuştuğu andan hemen sonra ağzından alev tüküren Brisk Jessie’nin son anda kaçtığını fark etmişti. Jessie onun alevlerinden kaçtıktan sonra hızla Brisk’in etrafında dönmeye başlamıştı.

 

“Yangın Alanı.”

 

Bir anda Brisk’in etrafına güçlü alev dalgaları yayılmış ve yakınındaki bölgeyi cayır cayır yanan bir bölgeye çevirmişti. Bu alevler içeri girenlere yüksek hasar verebilirdi ve bir çeşit savunma tekniği gibi görünüyordu. Neden böyle bir şey yaptığını Jessie anlamamıştı. Rakibinin hızı kendisininkinden fazla düşük değildi ve gücü daha yüksekti. Neden savunmaya oynuyordu?

 

“Alev Atışı.”

 

Sonraki an, cevabını almıştı. Brisk saldırıdan kaçınmıyordu. Yalnızca Jessie’nin hızı onu endişelendirdiği için uzak menzilli savaşa geçmişti!

 

“Tch! Büyü kullanabilen tek kişi sen değilsin! Bıçak Fırtınası!”

 

Onlarca küçük bıçak Jessie’nin arkasında belirmiş ve aynı anda Brisk’e doğru fırlasa da hepsi alevlerin gücüyle engellenmişlerdi. En sonunda, Jessie yine büyülerden kaçınmak için sürekli olarak hareket etmeye başlamıştı.

 

“Öğrencin için durum iyi görünmüyor. Sence bundan kurtulmasının bir yolu var mı?”

 

Shuan gülümseyerek Paul’e bakarken Paul’ün kaşları kırışmıştı. Arkasındaki Alev Ejderi de onun sözlerini bekliyordu. Kendisi Brisk’in kaybedeceği bir yol bulamıyordu. Paul’ün bir taneye sahip olup olmadığını bilmiyordu.

 

“Bir tane var. Ama bunu düşünebileceğinden emin değilim. Her neyse, nasıl devam edeceğini göreceğiz.”

 

Paul bunu söylerken ciddi bir ifadeye sahip olduğundan Shuan inanmıştı. Alev Ejderinin kalbi ise sertçe atmaya başlamıştı. Eğer Paul’ün öğrencisi kazanırsa kendi öğrencisi büyük bir ihtimalle ölecekti. Bunun olmasını bir şekilde engellemek istiyordu.

 

Yalnızca bir yol olsa bile bu onu endişelendirmeye yetiyordu.

 

Yaşlılar ve Paul’ün gözleri ekranda kilitlenmişti. Ekranda ikili hiç direkt olarak dövüşmüyorlardı ve yalnızca Brisk sürekli olarak kaçınan Jessie’ye alev büyüleri yağdırıyordu. Jessie rüzgar büyüleriyle kendisini sürekli olarak desteklerken oradan oraya kaçınıyordu. Yaklaşık 15 dakika sonra ise Brisk’in etrafındaki alev alanı dağılmış ve Paul ile Jessie aynı anda gülümsemişlerdi.

 

“Düşündüğüm gibi! Bu şeyi o kadar sürdüremiyorsun değil mi? Haha!”

 

Jessie bağırarak güldükten sonra bir kez daha yakın dövüş için yaklaşmıştı. Brisk bu sefer kaçınmak yerine kızıl saplı mızrağını iyice kavramış ve Jessie’ye doğru atılmıştı. Az önceki saldırıların birini bile tutturamamak oldukça sinir bozucu bir deneyimdi.

 

Jessie ise iyice eğlenmeye başlıyordu. Karşısındaki kişinin beynini kullanarak dövüşen birisi olduğunu anlamıştı ve kendisi farklıydı. Jessie mızrağını heyecanıyla savuruyordu. Bu yüzden saldırıları plansızdı ve bu yüzden rakibi onun ne yapacağını kestiremiyordu.

 

Akıllı birisi bir aptalın hareketlerini anlayamazdı.

 

“Gel bakalım! Bin Rüzgar Mızrağı!”

 

Jessie mızrağını bir kez daha anormal bir hızda savurmaya başlarken Brisk bu sefer defansif bir pozisyona geçmemişti. Mızraklar vücudunda delikler oluşturup kanının akmasını sağlarken Brisk kızıl saplı mızrağını güçlü mızrak enerjisiyle kaplamış, yere sertçe basmıştı.

 

“Kalp Söken Mızrak Sanatı…”

 

Siyah renkli mızrak enerjisi kızıl saplı mızrağın ucunun etrafında hızla dönmeye başlarken Jessie kendi mızrağını saplamaya devam ediyordu. Brisk kanlarla kaplı olsa bile saldırısını bitirecek gibi görünüyordu.

 

“Hayat Delen Mızrak!”

 

Kızıl saplı mızrak hızla ilerlerken Jessie’nin defansı tamamen yarılmıştı. Mızrağın siyah enerjiyle kaplı ucu Jessie’nin kalbine yaklaşırken Brisk hafifçe gülümsemişti. Bu onun bitirici darbesiydi. Daha önce hiç kimse bu saldırısından kaçamamıştı.

 

“Üzgünüm.”

 

Ancak, mızrak tam yolunda ilerlediğinde Jessie orada değildi. Daha da kötüsü, mızrağın ucunun durduğu yerden yalnızca bir adım gerideydi. Yalnızca bir adım geri çekilmişti ancak bu bir adımlık mesafe Brisk için açılamaz bir uzaklığa dönüşmüştü.

 

“Ben… Pes ediyorum.”

 

“Bam!”

 

Vücudundaki yaralara daha fazla dayanamayan Brisk sözlerini söyledikten sonra dizlerinin üzerine çökmüştü. Titreyen eliyle kıyafetinin içerisindeki rozeti çıkaran Brisk rozeti Jessie’ye atmıştı.

 

Jessie elindeki rozete bir süre baktıktan sonra elini sıkarak parçalamıştı. Rozet parçalandığı anda Brisk alandan dışarıya ışınlanmıştı.

 

“Hah… En Büyük Kardeş, iyi bir öğ- Sarayının iyi bir öğrencisi var.”

 

Alev Ejderi hafifçe iç çektikten sonra konuşmuştu. Öğrencisinin kaybı üzücü bir olay olsa da en azından hayatını kaybetmemişti. Bu da iyi sayılırdı.

 

“Paul, öğrencin o saldırıdan nasıl kaçındı?”

 

Shuan merakla sorduğunda arkadaki yaşlılar da merakla dinlemeye başlamışlardı. Yalnızca bir adımlık farkla nasıl kaçındığını merak ediyorlardı.

 

“Rüzgar.”

 

Paul hafifçe gülümserken konuştu.

 

“Jessie’nin rüzgar elementine olan bağı yalnızca büyüler ve tekniklerdeki gelişimi değil. O rüzgarı ‘dinleyebiliyor’. Brisk’in mızrağı ileriye saplanırken hareket eden rüzgar ona saldırının menzilini zaten açıklıyordu.”

 

Paul konuyu açıkladığında yaşlılar şaşırmış, Shuan ise hafifçe gülmüştü. Jessie gibi tez canlı bir kızın böylesine bir yeteneğe sahip olduğunu kim düşünebilirdi ki?

 

Jessie kendisine başka düşmanlar bulmak için etrafta dolaşmaya başlarken Paul gözlerini diğer ekranlarda gezdirmişti. Amelia hâlâ yenilmemişti ve Aurora yine diğerlerini toplayıp birbirlerini öldürttüğü taktiği uyguluyordu. Sarayının öğrencileri o anda puan listesinin en üst sıralarını kaplıyorlardı.

 

O sırada, Paul Aurora’nın kolay olmayan bir savaşa gireceğini fark etmişti.

 

(4/4)




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1126

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 862

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 699

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 678

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 94

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17478 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr