"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Kara Büyücü - 345.Bölüm - Final Dövüş


“Boom!”

 

Sert bir yumrukla havada bir patlama sesi oluşturarak düşmanının kafasını havaya uçuran Paul sonrasında elini hafifçe ovmuştu. Rakibi öncekilerden daha güçlü bir fiziğe sahipti. Ancak bu anlaşılabilirdi.

 

O ana kadar birçok savaştan geçmişti ve epey bir ödül de almıştı.

 

Alev, Su, Rüzgâr ve Toprak elementlerinin İrade meyveleri ile Rüzgâr, Toprak, Su ve Kılıç yasalarının Yasa meyvelerini çoktan ele geçirmişti. Bu meyvelerin arasında en çok şaşırdığı ise Kılıcın Yasa Meyvesi olmuştu.

 

Kılıcın Yasa Meyvesi kolayca büyüyen bir şey değildi. Çünkü Kılıç Yasalarının doğal olarak bir yerde yoğunlaşması oldukça nadir bir şeydi. Bu nedenle böyle bir meyveyi ele geçirdiği için mutluydu.

 

Bu meyve Kılıç Yasalarında özel kavrama seviyesine gelen kişilere bile yardım edebilen bir meyveydi. Eğer Küçük Kavrayış seviyesindeki kendisi onu kullanırsa tek seferde Kılıç Kalbini oluşturma aşamasına ulaşabilirdi.

 

Paul henüz bunu istemiyordu. Öncelikle sahip olduğu tüm yasaları Tam Kavrayış seviyesine getirmek istiyordu ve buna henüz epey yolu vardı. Meyvelerini kazandığı Rüzgâr, Toprak ve Su yasaları konusunda endişelenmesine gerek olmasa da Alev, Karanlık ve Işık yasalarını çalışması gerekiyordu.

 

Zıtlık Yasalarını geliştirmek için o kadar aceleci değildi. O yasa enerjisini kontrol edebilmek için oldukça yüksek bir seviyeye çıkması gerekiyordu. Gelişimiyle birlikte yavaş yavaş gelişebilirdi. Kılıç enerjisini kullanmak biraz daha yorucu olacak olsa da enerji güç kazanacağından bunda bir sıkıntı yoktu.

 

İrade Meyvelerini buradan çıktığı anda yemeyi düşünüyordu. Alevin İrade meyvesi haricinde diğer üçünü de direkt olarak yiyecek ve İrade kavrayışında da altı elementin aynı seviyede olduğu bir duruma geçecekti.

 

“Final dövüş için katılacak kişiler seçildi ve bu mesaj yalnızca onlara gönderildi. Katılmak istiyorsanız pes etmeden bekleyin.”

 

Zihninde bir ses yankılandığında Paul hafifçe şaşırmıştı. Final dövüşünü ayrı bir şekilde yapılacak olması bir şeylerin değişik olduğunu gösteriyordu.

 

Ancak bu iyi bir haberdi. Çünkü Final Dövüş gibi önemli bir şeyin ödülü küçük olamazdı. O ana kadar kazandığı ödülleri düşündüğünde, maskesinin arkasından gülmüştü.

 

Bir anda başka bir yere ışınlanan Paul orada kendisi dahil on kişinin bulunduğunu görmüştü. Bu on kişinin arasında kendisiyle birlikte dört karanlık grup ve altı ışık grubu katılımcısı vardı. Daha önceden gördüğü altın gözlü kız ile onun takipçilerinden birisi de oradaydı.

 

Altın gözlü kızın takipçisi dışında diğer herkes Aziz seviye bir gelişime sahipti. Aleena da buradaydı ve diğerlerini tanımıyordu. Onları kalabalığın içinde görmüş ancak tanışma gerekliliği olduğunu düşünmemişti.

 

“Final dövüş, herkese açık Tetra Mana Dağı tırmanışı. Bu dövüşte, Tetra Mana Dağının bir kopyası olan bölgeye tırmanacaksınız. Toplam üç gününüz var. Üç günün sonunda ne kadar yükseğe çıkabilirseniz o kadar büyük bir ödül alırsınız. Katılımcılar arası dövüşler serbest.”

 

Bu ses herkesin zihninde duyulduğunda o sırada durdukları toprak zeminden sivri bir kısım çıkmış ve anında gökyüzüne kadar yükselmişti. Birkaç saniye içinde, devasa bir dağ orada belirmişti. Etrafına ölümcül bir aura yayıyordu.

 

Üç günlük bir süreye sahip olduklarını öğrenen birçok kişi hızla yukarıya doğru atılmış ve dağa tırmanmaya başlamışlardı. Aralarından hiçbiri diğerlerine saldırmakla uğraşmıyordu. Farklı gruplardan olsalar da o anda hazineler onları cezbetmişti.

 

Dağın alt kısımlarında kalan yalnızca üç kişi olmuştu. Bunlar da Paul, sarı gözlü kız ve Aleena’ydı. Aleena kendi vücudunu koruyabilmek için tılsımlar ve eşyalar dizmekle meşgulken Paul ve sarı gözlü kız birbirlerine bakıyorlardı.

 

“Buradan kazanılan hazinelerin değerini biliyor olmalısın. Dövüşmemiz için bir neden yok.”

 

Sarı gözlü kız mantıklı bir şekilde Paul ile bir anlaşma yapmaya çalışıyordu. Görünüşe göre buradan kazanacağı hazine onun için epey önemliydi. Ama Paul’ün bu anlaşmaya yanaşma düşüncesi yoktu.

 

“Burada öleceksin.”

 

Onu öldürme isteği kanından geliyordu ve kanının verdiği tepkiler genelde kendisinin bile kavrayamadığı ancak önemli detayları gösteriyorlardı. Bu kızı öldürmesi gerekiyordu ve öldürecekti.

 

“Hmph.”

 

Paul’ün soğuk cevabından sonra kız soğukça homurdanmış ve birden anormal bir hızla dağın üzerine doğru uçmaya başlamıştı. Hızı o kadar yüksekti ki diğerleri onu yalnızca bir ışık huzmesi olarak görmüşlerdi.

 

“Aptal.”

 

Kızın arkasından bakarken mırıldanan Paul onu takip etmek yerine uçarak en yakın Işık Grubu öğrencisine doğru atıldı. Kız yukarıya çıkarken yalnızca ondan kurtulmayı düşündüğünden sahip olduğu en yüksek hızla ayrılmış ve arkasında bıraktığı diğer öğrencileri düşünmemişti.

 

Bu katılımcılar kızla bağlantılı olmasalar da Paul’ün onları öldürmemek için bir nedeni yoktu. Onlar Işık Grubundanlardı ve eğer doğru düşünüyorsa ödülleri direkt olarak kullanmamış olmalılardı. Yani üzerlerinde oldukça değerli kaynaklar vardı.

 

Diğerlerinin de bunu düşündüklerini biliyordu. Ancak kimse saldırmaya istekli değildi. Dağın baskısı zaten oldukça yüksekti ve diğer öğrencilerin birine saldırırlarsa o öğrencinin grubu ona karşı toplanarak saldırabilirlerdi. O anda rahatça saldırıp onları soyabilecek tek kişi Paul’dü.

 

O ilk katılımcının önünde belirdiğinde yaşlı görünen adam anında mızrağını savurmuştu. Görünüşe göre başından beri birinin ona saldırmasını bekliyordu. Aziz seviyedeki yaşlı adamın mızrağı hafife alınacak bir şey değildi.

 

“Boom!”

 

Ancak Paul’ün yumruğuyla mızrak parçalara ayrılmıştı. Yaşlı adam geri çekilmeye çalışırken Paul sağ elini savurmuş ve beyaz renkli Işın Alevlerini adamın üzerine göndermişti. Yaşlı adam acılı çığlıklar atarak acı bir şekilde ölse de vücudu tamamen yok olmamıştı.

 

Adamın vücudundan düşen evren yüzüğünü ruh gücüyle kendisine çeken Paul sonrasında diğer en yakın adama doğru atılmıştı. Yüzükleri en son kontrol edebilirdi. Şimdi bu adamları avlayıp çoktan uzaklaşmış olan o kıza yetişmesi gerekiyordu.

 

--

 

Paul’ü arkasında bırakarak oldukça yüksek bir hızda yükselmeye devam eden kız bir süre uçtuktan sonra durmuş ve aşağıya bakmıştı. Paul’ün söylediği şeylere rağmen peşinden onu takip etmediğini gördüğünde gözlerinde küçümseyen bir ifade belirse de sonrasında başını iki yana sallamış ve gözlerini yeniden dağın tepesine dikmişti.

 

Aynı anda, kızın sarı gözleri güçlü bir şekilde parlamaya başlamışlardı. Siyah göz bebekleri bir anda incelmeye başlamış ve dikey bir çizgi hâline bürünmüşlerdi. Tırnakları hafifçe uzamış ve beyaz pençelere dönüşmüşlerdi.

 

“Whoosh!”

 

Kıyafetinin sırt bölümü hafifçe açılmış ve saf beyaz bir çift kanat oradan açılmışlardı. Ardından, kız kanatlarını hızla çırpmış ve zaten anormal olan hızını daha da artırmıştı. O anda kullandığı gücü uzun süre boyunca kullanamayacak olsa da yine de iyi bir yüksekliğe çıkması için yeterli olmalıydı.

 

Bu kanatlar kan soyundan geliyorlardı ve kendisinin kan soyu yeterince saf değildi. Kan soyunun gücünü artırıp kanatları kullanabilmek için ailesinin özel bir tekniğini kullanmak zorunda kalmıştı.

 

--

 

Son Işık Grubu katılımcısının başını ve evren yüzüğünü alan Paul o anda yukarıdan gelen bir auranın kan soyunu bir kez daha dalgalandırdığını hissetmişti. Pençeleri onun isteği dışında belirmişlerdi ve onları geri çekemiyordu.

 

Maskesinin ardındaki gözlerini yavaşça kısan Paul auranın geldiği yere baktı. Diğerleri bu uzaklığı göremezlerdi ancak onun gözleri normal bir insanınkiyle karşılaştırılamazdı. Bir süre odaklandıktan sonra, hızla yükselmeye devam eden kızı görebilmişti.

 

Kızın yalnızca arkasını gördüğünden gözlerindeki değişimi göremese de sırtından çıkan bir çift beyaz kanat oldukça belirginlerdi. Bu kız da uçan bir büyülü canavarın kan soyundan geliyordu.

 

Ellerini saran Barış Manasından yapılmış eldivenlerin pençeleri tarafından delineceklerini hisseden Paul sertçe nefes alırken kendisini sakinleştirdi. Ardından, bir süre düşündükten sonra gözlerini ondan o kadar da uzak olmayan Karanlık Grup öğrencilerine çevirdi.

 

Dış dünyada Işık Grubu onun düşmanıydı ve Karanlık Grup ile beraberdi. Ancak her güç iç karışıklıklara sahipti. Karanlık Grubun içindeki güçlerin de yeterince kazanç söz konusu olduğu sürece birbirleriyle dövüşeceklerini biliyordu.

 

O anda okulu yeni kuruluyordu ve Simon ile Semia’nın gelişiminde yardıma ihtiyacı vardı. Yani birkaç İrade veya Yasa meyvesi onun oldukça işine yarayabilirdi. Daha üç gün olduğundan kızı yakalayabileceğini düşünüyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 858

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 742

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17357 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23479 Bölüm Sayısı


creator
manga tr