Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Kara Büyücü - 330.Bölüm - Rüzgar Testi


Birkaç gün boyunca kesintisiz bir şekilde dolaşarak kendisine eğitim yapacağı bir yer arayan Paul aynı zamanda Pura Kıtasının kaotikliğini görebilmişti. Birilerinin onu göremeyeceği kadar yüksekten uçarken geçtiği yerleri izlemiş ve onlarca anı görmüştü.

 

Birbirleriyle savaşan iki ülkeyi ve canavar baskınlarına uğrayan şehirleri görmüştü. Aynı zamanda ormanlarda ve benzer yerlerde birbirleriyle dövüşen canavar sürülerine rastlamıştı. İlerleyiş hızı sürekli olarak değişmişti çünkü her bölgedeki mana yoğunluğu oldukça farklıydı.

 

Yalnızca içinde yaşayan canlılar değil, kıtanın kendisi tamamen kaotikti. Enerji yapısı karmakarışıktı ve onlarca farklı ırk içinde görülebiliyordu. Irklar arası savaşlar normal bir şeye benziyordu ve ırklar içi savaşlar da fazla garip değillerdi.

 

Yolculuğunun sonunda, etrafını kara yapraklara sahip ağaçların oluşturduğu bir ormanın çevirdiği bir dağ sırasına ulaşmıştı. Arka arkaya dizilen ve en uzunu en arkada kalan bu dağların pozisyonu oldukça iyiydi ve içerideki mana yoğunluğu değişken değildi.

 

Tek sıkıntı etrafındaki ormandı. Etrafındaki ormana yaklaşan herhangi birisinin hayat enerjisi tamamen çekilmeye başlıyordu ve Aziz seviyeyi geç İmparator seviyeli birisi bile burada ölebilirdi. Ancak Paul burayı kolayca geçebilmişti.

 

Paul’ün hayat gücü normal bir insanın karşılaşabileceği bir şey değildi. Kan Kanatlı Anka kanı evrim geçirdikten sonra kendisi gerçek bir ankaya dönüşmüş ve normal insanlardan çok daha uzun bir süre yaşayabilecek bir hâle gelmişti. Normal bir insan Aziz seviye on bin yıllık bir yaşam süresine sahip olsa da o bu sayıyı kolayca katlayabilirdi. Bu ormanı geçmek onun için bir sıkıntı değildi.

 

Ormanı geçtikten sonra ilk iki dağın üzerinden uçmuş ve direkt olarak üçüncü dağa ulaşmıştı. En uzun olan ve göklere ulaşan bu dağın tepesinde meditasyon yapabileceği bir yer seçmiş ve yavaşça oraya yerleşmişti. O anda olduğu bölge oldukça iyiydi ve okulunu kurmak için de oldukça mantıklı bir alandı. Ne de olsa etrafındaki orman sayesinde bir kaçak öğrenci olmazdı ve dışarıdan birisinin girmesi de imkansızdı. Sonuçta ormanın üzerinden uçsanız bile hayat enerjiniz çekiliyordu.

 

Üç dağın ayrılışı da oldukça iyiydi. Normal bir okul genelde dış, iç ve çekirdek olmak üzere üç tip öğrenciyi eğitirdi ve üç dağı buna göre sıralayabilirdi. Elbette, öğrenciler için koyacağı standartlar yüzünden herhangi birisinin çekirdek seviyesine ulaşabileceğini düşünmüyordu. En azından üstün bir yeteneğe sahip olmadığı sürece ulaşamazlardı.

 

O anlığına bunları düşünmeyi bırakıp kalbinin içerisindeki kara yıldızı aktifleştiren Paul mor sisin ortaya çıkıp kendisini yutmasına izin vermişti. Gözlerini bir kez daha açtığındaysa kendisini Yaradan Yetiştirme Zindanında bulmuştu.

 

Yüzündeki maskeyi dövmeye geri çeken Paul o anda Simon ile Semia’nın üzerinde gözlerini gezdirmişti. O anda ikisi de meditasyona dalmışlardı ve onu göremiyorlardı. Ancak bu o kadar önemli değildi. İki testi bitirdikten sonra onlara bazı yollar hakkında dersler verecekti. Şimdilik yalnızca meditasyon yapıp temellerini güçlendirmeleri yeterliydi.

 

Derin bir nefes alıp üzerinde parlak yeşil bir mücevher olan sütuna ilerleyen Paul herhangi bir şekilde beklemeden elini üzerine koymuştu. Bilinci yavaş yavaş kararırken kedi hâlindeki Grim’in vücuduna yaklaştığını görebiliyordu.

 

--

 

Rüzgâr Testi, Paul’ün girmek için ilk olarak seçtiği testti. Aslında Paul teste girmeden önce aklında nasıl bir şey gelebileceği ile ilgili biraz düşünmüştü.

 

Dağların üzerinde rüzgârın sürekli olarak estiği bir yerle karşılaşabilirdi. Ya da rüzgârın keskin bıçaklar gibi esip vücudunu parçaladığı bir sınav da olabilirdi. Ancak rüzgâr testine girdiğinde ve etrafını hissettiğinde gerçekten de şaşırmıştı.

 

Bulunduğu yer beyaz bir zemin ile beyaz bir göğe sahip sonsuzluğa uzanan bir bölgeydi. Yaradan Yetiştirme Zindanına benzese de aynı zamanda oldukça farklıydı.

 

Yaradan Yetiştirme Zindanında hava olayları gerçekleşmese de hava akışı normaldi ve sert rüzgarlar esmese bile hafif yeller oluşabiliyordu. Ancak bu bölgede, hava herhangi bir şekilde akmıyordu. Aksine, oldukça hareketsizdi ve Paul vücudunu hareket ettirdiğinde bile bir şey yapamıyordu. Havada herhangi bir değişiklik olmuyordu.

 

Orada olduğunu biliyordu ancak hava hareketli değildi. Ellerini kaldıran Paul çekirdeğinden mana çekmeye çalıştığında bunu başaramadığını fark etmişti.

 

Acı bir gülümseme gösteren Paul olduğu yerde dikilirken ne yapacağını düşünmeye başlamıştı. O anda fazla seçeneğe sahip değildi ve aklına gelen tek şey zaten var olan havayı kontrol etmekti.

 

Büyü iki şekilde kullanılabilirdi. Bunlardan ilki genellikle kullanılan oluşturma stiliydi ve manayı kullanarak elementi oluşturmaya dayanırdı. Paul’ün Cehennem Alevleri direkt olarak alevleri oluşturmaya dayanıyordu ve bunda yalnızca mana kullanıyordu.

 

İkinci şekil ise zaten var olan elementleri kullanmaktı. Bu durumda, Paul çekirdeğinden mana çekemese de etrafındaki havada bulunan rüzgâr manasını hissedebiliyordu. Bu manayı hareket ettirmek ilk seçenekten daha zor olsa da yapılamaz değildi.

 

Ellerini iki yana açan Paul gözlerini kaparken derin bir nefes almış ve etrafındaki rüzgâr manasını hareket ettirmek için çalışmaya başlamıştı. Ancak bu mana normal dünyadakinden biraz daha farklıydı ve hareket ettirmek daha da zordu.

 

Kaşlarını hafifçe çatan Paul manayı tamamen hissetmek istediğinden tüm zihnini oraya odaklamış ve zaman kavramına önem vermeyi bırakmıştı.

 

--

 

Paul bir kez daha gözlerini açtığında, etrafındaki hava tamamen değişik bir durumdaydı. İlk başta hareketsiz ve Paul’ün isteğiyle bile zor hareket eden hava o anda keskin ve güçlü rüzgarlarla doluydu. Paul’ün merkezinde olduğu bir hortum sayesinde sonsuzluğa uzanan bölgedeki tüm rüzgar hareketli bir duruma geçmişti.

 

Ancak bu sınavın sonu değildi. Paul bunu hissedebiliyordu. Havadaki ellerini yavaşça birleştirirken bir yandan da hortumun dağılmasını sağlıyordu.

 

Hortumu durdurmak veya ters bir güçle engellemek yerine tamamen etrafa dağılmasını sağlıyordu. Bu sayede hortum olmasa da hareketli hava durumu devam edebilirdi.

 

Hortum tamamen dağıldığında, rahat ve derin bir nefes almıştı. Gözlerini birkaç kez kırparken yüzüne esen hafif yeli hissedebiliyordu. Aynı anda, gökyüzünden parlak yeşil bir ışığın eşliğinde inen bir şeyi görebilmişti.

 

Parlak yeşil bir renge sahip kristalden oyulmuş karanfil yavaşça aşağıya inerken Paul de elini yukarıya uzatmıştı. Tek parmağı karanfile dokunduğu anda karanfil ruhsal bir duruma geçmiş ve Paul’ün başına ilerlemişti.

 

Sonrasında, Paul’ün başı anormal bir acı ve seslerle dolmuştu.

 

“Rüzgârdan bir ruh… Rüzgârla bir ve bütün…”

 

“Mükemmel bir ruh… Mükemmel bir fizik…”

 

“Yeşil Karanfil… Haolia…”

 

“Rüzgârın kendisi…”

 

"Rüzgârdan bir ruh ve rüzgârdan bir fizik, bu rüzgâra hükmetmenin değil, rüzgâr olmanın yoludur! İlk parça senin için tamamlandı, ikinci parça için ise Haolia’yı bulmalısın.”

 

Ses bittiğinde ruhunda belirgin bir değişim hisseden Paul sonrasında bilincini kaybetmişti.

 

--

 

Paul bir kez daha gözlerini açtığında kendisini Yaradan Yetiştirme Zindanının beyaz zemininde yatarken bulmuştu. Ayağa kalkıp önce etrafına bakınan Paul Simon ile Semia’yı hâlâ meditasyon yaparken görünce İnfirmi’ye dönmüştü.

 

“Yaklaşık bir hafta efendim.”

 

Paul’ün ne soracağını çoktan anlayan İnfirmi o bir şey demeden cevaplamıştı. Bir haftalık bir süre içerisinde sınavı bitirdiğini öğrenen Paul hafifçe gülümserken gözleri o anda üzerine atılan iki ufaklığa takılmıştı.

 

Başına yerleşen Wulian ve kucağına atlayan kedi şeklindeki Grim’le biraz oynadıktan sonra Semia ve Simon’a bakan Paul İnfirmi’ye doğru konuştu.

 

“Toprak sınavını da bu kadar kısa bir sürede bitirebilirsem iyi olacaktır ancak daha uzun sürerse onların savaş eğitimi konusunda sana güveniyorum, İnfirmi.”

 

İnfirmi sessizce başıyla onayladıktan sonra Paul iki ufaklığı yere bırakmış ve üzerinde sarı bir kristalin olduğu sütuna ilerlemişti. Elini sütuna yerleştirdiği anda, bilinci bir kez daha kararmıştı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1263

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 892

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 662

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 524

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 196

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15594 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21004 Bölüm Sayısı


creator
manga tr