Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Kara Büyücü - 290.Bölüm - Teklif


Parlayan gözleriyle Paul’e yaklaşan Thomas içten içe gerçekten de heyecanlıydı. Attığı her adımda raporda okuduklarını bir daha hatırlıyor ve bir hata yapmadığından emin olmaya çalışıyordu.

 

1.90 ile 2 metre arası bir boy… Bu adam tamamen o boylar arasındaydı. Gözleri sürekli olarak kapalı olsa da masadaki içkileri alırken herhangi bir yanlış yapmıyordu ve hareketleri oldukça doğaldı. Hiç de etrafını görmeyen birisi gibi görünmüyordu.

 

Uzun siyah saçlara sahipti ve o anda canavarımsı bir görünüşe sahip olmasa da gerekli şeyler uyuşuyordu. Eğer bu adam gerçekten de aradığı uzmansa ve onu kendi tarafına çekebilirse gerçekten de güçlü bir piyona, hayır, güçlü bir kaleye sahip olabilirdi.

 

İnsanları birer satranç taşı olarak görmek uzun zamandır Thomas’ın alışkanlığı olmuştu. Normal seviyeyi aşan gelişimciler onun gözlerinde ‘piyon’ seviyesindelerdi. Bir kale ise… Babası tarafından ona atanan büyükusta seviyeli suikastçıların lideri bu seviyedeydi.

 

Savaş alanında yalnızca elleriyle altı yüz kişiyi katleden bir adamı kendi korumalarının lideriyle aynı seviyeye koymak mantıklıydı. Eğer onu kendi yanına çekebilirse artık iki kaleye sahip olacaktı.

 

O ana kadar onlarca piyon, birkaç at, altı fil ve yalnızca bir kaleye sahip olabilmişti. Eğer bir kale daha kazanırsa, şu anda babasının gözündeki düşük konumunu yükseltebilirdi.

 

“Merhabalar, buraya oturabilir miyim acaba?”

 

Olabildiği kadar nazik olurken oturma izni bile isteyen Thomas Paul’ün yanındaki kadın, Grim, ne kadar güzel olsa da ona bir bakış atma cüreti bile göstermemişti. Paul ile arasında iyi bir ilişki istiyordu ve onunla tanıştıkları anda kadınına bakarken yakalanırsa bu iyi olmayabilirdi.

 

Paul nazikçe izin isteyen Thomas’a bakarken eliyle masada boş kalan son bölgeyi göstererek konuştu.

 

“Buyurun.”

 

Thomas yüzünde büyük bir gülümsemeyle yerine otururken Eva ve Eve’e de başıyla hafifçe selam vermişti. Normal bir zamanda olsa Eve’e kur yapmaya çalışırdı ancak şimdi bunun zamanı değildi.

 

“Beni tanıyıp tanımadığınızdan emin değilim bayım. Bu nedenle kendimi tanıtacağım. Adım Thomas Taida, Taida Krallığının ikinci prensiyim ve Shinu ile olan savaşın asıl yöneticisiyim.”

 

Paul başını sallamış ve içkisinden bir yudum almıştı.

 

“Benim adım Paul Veussia. Gezgin bir gelişimciyim. Yanımdaki kişi ise eşim Grim. Sizinle konuşmak bir onurdur, ikinci prens.”

 

Paul nazikçe konuşurken Grim ‘eşim’ kelimesine tepki vermiş ve onun sol koluna sıkıca sarılmıştı. Paul Grim’i tanıtmanın en iyi yolunun bu olduğunu düşündüğünden bu şekilde tanıtmayı düşünüyordu.

 

Thomas ise Grim’in yakınlaşmasını umursmadan iki elini havada sallamıştı.

 

“Bay Paul, lütfen bana siz ile hitap etmeyin. Bu kadar büyük bir ayrım istemiyorum. Bana basitçe Thomas olarak seslenebilirsin.”

 

Thomas’ın samimi tavrını gören Paul hafifçe sırıtırken konuştu.

 

“O halde kendimi tutmayacağım, Thomas. Ancak bu sözleri aldığıma göre, hakkımda bir şeyler biliyor olmalısın değil mi?”

 

Paul’ün sözleri bittiğinde Eve ve Eva bir şey anlamadıklarından sessizce beklerken Thomas’ın içindeki heyecan bir kat daha büyümüştü. Paul ise içkisinden bir yudum daha aldıktan sonra devam etmişti.

 

“Yaklaşık altı yüz kadar kişiyi indirebildim. Aslında tüm elit kısmı indirmeyi planlıyordum ancak takipçilerimin gelişimlerine dikkat etmem gerektiği için geri dönmem gerekiyordu. Savaşın yöneticisi siz olduğunuza göre, sanırım hediyemi alan kişi sen oluyorsun.”

 

Thomas derin bir nefes alırken içinden haykırdı.

 

“Bu o!”

 

Anında yüzüne nazik bir gülümseme yerleştiren Thomas ağzını açtı.

 

“Bay Paul, gerçekten de güçlü ve saygı duyulası bir gelişimcisiniz. Ayrıca, hediyeniz için çok teşekkür ederim. Eğer orada yardım etmeseydiniz askerlerimin yüzlercesi hayatlarını kaybedeceklerdi. Bunun için gerçekten de minnettarım.”

 

Thomas başını eğerken Paul’e teşekkür etmişti. Gerçekten, eğer Paul orada yardım etmeseydi güçlerinden bir kısmını kaybedecekti ve Shinu Krallığıyla olan savaşta babasından yardım istemek zorunda kalabilirdi. Böyle bir şey olursa zaten kardeşiyle arasında olan büyük ara daha da açılacaktı.

 

“Bundan bahsetmene gerek yok, Thomas. Yalnızca ufak bir yardımdı. Ancak sanırsam benden istediğin bir şey var, yanlış mıyım?”

 

Paul konuşurken Eve kardeşi Eva’yı alarak oradan kalkmıştı. O etrafında neler olduğunu anlayabilen bir kadındı. Eğer gizemli Paul ile ikinci prens arasında gerçekleşebilecek anlaşmaya şahit olurlarsa ileride sıkıntılar çıkabilirdi.

 

Thomas ayrılan ikiliye bir bakış attıktan sonra iç çekmişti.

 

“Bay Paul, sizin gücünüzün seviyesinin farkındayım ve evet, sizden istediğim bir şey de var.”

 

Gözlerini Paul’ün üzerine dikerken ruh gücünü kullanarak konuşmaya başlamıştı.

 

“Şu anda, abimin taç prensi lakabı yalnızca geçici. Benim aksime o savaş stratejileri konusunda değil, ticaret ve politik konularda daha yetenekli. Bu nedenle babam onu diğer ülkelerle olan ticaretlerin başına koydu ve bu konuda benden çok daha büyük başarılar gösterdi. Ancak bu savaşı bitirebilirsem, barış veya kazanma fark etmeksizin babamın gözündeki değerim artacak. Bu nedenle bana yardım edecek güçlü uzmanlara ihtiyacım var. Mümkünse, sizin benim tarafıma katılmanızı istiyorum. Size verebileceğim en yüksek asil unvanı Kont olsa da abim ve babam başarılarınızdan bihaber. Teklifim ise asillik unvanının ve bir şehrin karşılığında taht için olan karşılaşmamda bana yardım etmeniz.”

 

Thomas konuşmayı bitirdiğinde derin bir nefes almış ve gözlerini Paul’e dikmişti. Paul ise o sırada bu konuyu düşünüyordu.

 

Thomas’ın ve kardeşinin taht kavgası aslında umurunda bile değildi ve krallıkta kalmasının tek nedeni ruh gücünü geliştirmekti. Ondan sonra burayı tamamen terk etmeyi düşünüyordu. Yalnızca krallığı değil, dünyayı terk edecekti.

 

Asillik unvanı ve şehir ise daha da önemsizlerdi. Zaten zamanı geldiğinde kaybedeceği bir yeri geliştirmenin önemi yoktu ve Aziz seviye gücüyle krallığı tek başına temizleyebilecek bir güce sahipti. Thomas ile arasında bir arkadaşın bağı bile olmadığından ona yardım etmek yalnızca boş bir iş gibi geliyordu.

 

“Oh, kardeşim, yoldaş ile gizlice neler konuşuyorsunuz?”

 

Bir anda Eva ile Eve’in kalktıkları yere oturan büyük prens Aaron anında konuşmalarına dalmış ve Thomas’ın kaşlarının çatılmasına neden olmuştu. Arzan’ın oğlu Sean ise onun yanına otururken yüzünde güçlü bir gurur ifadesi vardı. Paul ve Thomas’a hiç saygı duymadan konuşmalarına dalmak çok normalmiş gibiydi.

 

Paul yüzünde duygusuz bir ifade tutsa da içten içe öfkeliydi. O sırada, Aaron giydiği altın işlemeli ceketin iç cebinden parlak kızıl-pembe yapraklara sahip bir gül çıkarmış ve Grim’e uzatmıştı.

 

“Bu genç ve güzel bayanın güzelliğiyle yarışamayacak olsa da ufak bir hediyem var. Lütfen bu Propia’yı kabul edin.”

 

Çıkarılan bu gül, bir anda birçok asil genç kızın ilgisini çekmiş ve ismini duyunca hepsi şaşkınlığa düşmüştü. Propia, nadir bulunan özel bir güldü ve iki aşığın arasındaki bağı temsil etmek için kullanılırdı. Aaron’un bu gülü Grim’e vermesi ona kur yapmak ile aynıydı.

 

Paul bu sefer belirgin bir şekilde kaşlarını çatsa da Aaron ona önem vermiyor gibiydi. Grim ise elini hafifçe uzatmış ve gülü direkt olarak başından tutmuştu.

 

Aaron’un yüzünde bir gülümseme belirmişti. Bu kadın, daha önce gördüğü tüm kadınlardan çok daha güzeldi ve eşinin kim olduğunu o anda umursamıyordu. Bu nedenle değerli Propia’sını bile çıkarmıştı. Bu kadını ele geçirmek istiyordu ve kendisine güveniyordu.

 

Sonunda başarılı da olmuştu. Propia’yı kabul etmesi bunu gösteriyor olmalıydı. Sonuçta, kim onun gibi bir prens yerine normal bir adamı tercih ederdi ki? Ancak o anda, gözlerinin sonuna kadar açılmasına neden olan bir olay gerçekleşti.

 

Propia’nın başını tutan Grim onu iğrenç bir çöpmüşçesine kendinden uzak tutmuş ve başını avcunun içinde ezmişti. Ardından, elinden siyah alevler çıkmış ve gülün son parçalarını da tamamen yakmıştı. En sonunda, nereden çıkardığı belli olmayan bir mendil ile Propia’yı tuttuğu elini iyice silmiş ve mendili de ateşe vermişti!

 

Aaron’un yüzü utançtan kızarırken Paul Grim’i kendisine biraz daha yaklaştırmış ve kapalı gözlerini Aaron’a dikmişti. O sırada, aurasını zar zor kontrol ediyordu.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 375

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15558 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20929 Bölüm Sayısı


creator
manga tr