"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Kara Büyücü - 289.Bölüm - Balo Başlıyor


O günden itibaren balo gününe, hatta tam olarak balo saatine kadar bazen kılıçlarına, bazen ise müziğine çalışan Paul herhangi bir şekilde ara vermemişti. Günden güne güçlenen ruhu ve artan kılıç kavrayışı sayesinde geliştiğini hissedebildiğinden ara vermek için bir sebep bulamıyordu.

 

En sonunda bırakmasının nedeni de bir hizmetçinin gelip onu özel olarak uyarmasıydı. Yoksa kendisini eğitime kaptırıp baloyu unutabilirdi.

 

Ona haber veren hizmetçi odadan ayrıldığında sürekli olarak oturduğu yataktan kalkan Paul derin bir nefes aldı ve vücudunu saran palto şeklindeki yoğunlaşmış katliam manasını kontrol etmeye başladı. Birkaç dakika içerisinde, ayaklarına uzanan kızıl-siyah palto siyah-kızıl bir cekete dönüşmüştü. Geri kalan kıyafetleri zaten oldukça normal olduklarından onların görünüşünü değiştirmesine gerek yoktu.

 

Kıyafetlerini değiştiren Grim’in değişimi kendisininkinden çok daha büyüktü. Daha önceden Paul’ünkine benzer bir palto giyen Grim o anda göğüslerini sıkıca saran uzun, siyah bir elbise giyiyordu ve saçları arkadan toplanmıştı. Ellerinde iki siyah, ince eldiven vardı ve Paul’ün boyuna biraz daha yaklaşmasını sağlayacak siyah, topuklu ayakkabılar giyiyordu. Görünüşü olgun olsa da Paul’e bakan gözlerinde tatlı bir parıltı ışıldıyordu.

 

İstemeden gülümseyen Paul Grim onu arkasından takip ederken odadan ayrıldı. Aslında, balo için gelen birçok kişi zaten vardı. Hizmetçinin onları sonradan uyarmasının nedeni Paul’ün özellikle kimsenin onları rahatsız etmemesini söylemiş olmasıydı. Bu yüzden son ana kadar beklemişlerdi.

 

Paul ve Grim birlikte balo salonuna girdiklerinde Paul daha önceden gelmiş olan Semia ile Simon’ı görmüştü. O ikisi kendi başlarına bir köşede oturuyor ve balodaki yiyecekler ile içecekleri tadıyorlardı. Onlara yalnızca başıyla selam veren Paul onlara yaklaşmak yerine Grim ile birlikte kendi köşesine geçmeye karar vermişti.

 

O bir masaya geçtiğinde Grim anında yanına oturmuştu. Beyaz örtülü masanın üzerindeki içeceklerden iki tane alıp birini Grim’e veren Paul elindeki içkiden bir yudum alırken bir yandan da etrafı inceliyordu.

 

Balo salonunda o anda birçok figür vardı ve aralarından bazıları yalnız başlarına takılan gelişimcilerken bazıları ise yakın bölgelerde yaşayan asillerdi. Bu baloya Kralın kendisi katılacağından birçok kişi gelmeyi seçmişti.

 

Paul bazı gözlerin Grim ile kendisinin üzerine düştüğünü hissedebiliyordu. Gerçi bu gözlerin birçoğu Grim’in üzerindeydi. Grim o anda balo salonunda birçok asil genç kız olmasına rağmen güzelliğiyle kendisini öne çıkarıyordu. Paul’ün üzerine dikilen gözler ise kıskançlık, küçük görme ve merak taşıyorlardı.

 

Paul bu bakışlardan biraz rahatsız oluyordu. Öyle ki, Grim’e gözlerini dikmiş sarışın bir gencin üzerinde His Sıfırlama’yı kullanmış ve gencin elindeki içki kadehiyle birlikte yere düşmesini sağlamıştı. Sonrasında ise bunu yapsa bile salondaki herkesi indiremeyeceğini anlayınca vazgeçmişti.

 

Grim zaten kendisinden çok daha güçlü bir seviyedeydi yani bu gençlerin onun hakkında garip fantezileri olması bir hayal olmaktan öteye geçemezdi. Hayır, hayal olması bile biraz abartı olabilirdi. Ölümlülüğün sınırlarını aşmış bir varlık küçük görülemezdi sonuçta.

 

Bakışları görmezden gelmeye başlayarak içkisini içmeye devam eden Paul o sırada Şehir Lordunun balo salonuna girdiğini görmüştü. Onunla birlikte oğlu ve kızları da içeriye girmişlerdi.

 

Şehir Lordu Arzan ile oğlu Sean etraftaki asiller ile konuşmaya başlarlarken küçük Eva ablası Eve’in elini sıkıca tutmuş ve onu Paul’ün olduğu yere doğru çekmeye başlamıştı. En sonunda, Eva herhnagi bir şey sormadan Paul’ün olduğu masaya oturmuş ve gözlerini Grim’e dikmişti.

 

Eve ise hafifçe iç çektikten sonra özür diler bir tonda Paul ile konuşmaya başlamıştı.

 

“Eva’nın tavrı yüzünden özür dilerim. Bir sıkıntı yoksa buraya oturabilir miyiz?”

 

Paul başını yavaşça sallarken gülümsedi.

 

“Buyurun.”

 

Eve hafifçe gülümsedikten sonra kardeşi Eva’nın yanına oturmuştu. Bu iki kız kardeş birbirlerine çok benzeseler de tavırları tamamen farklıydı ve bunun yaştan gelen olgunluk ile pek alakası yoktu. Eve etrafında soğuk olmasa da sakin bir hava taşırken Eva daha sıcakkanlıydı.

 

“Waa… Kız kardeş, gerçekten çok güzelsin.”

 

Eva Grim’i direkt olarak överken Paul’ün yüzünde hafif bir gülümseme belirmiş, Grim ise bir tepki vermemişti. Övgü almak güzeldi ancak gözüne girmeyen birisinin övmesini fazla umursamıyordu.

 

Eva ise büyülenmiş bir şekilde ona bakmaya devam ediyordu ve sessizliği hiç rahatını bozmamıştı. Hatta, Grim konuşmadığından o da konuşmayı kesmişti. O anda masa tamamen sessizdi.

 

Balo salonu dolmaya devam ederken Paul daha önemli figürlerin gelmeye başladıklarını da görebiliyordu. Onları tanımasa da gelişim seviyeleri önceden gelenlerden daha yüksekti. Gerçi, o ana kadar görebildiği en güçlü kişi büyükusta seviyesindeki bir gelişime sahipti.

 

Bir süre sonra, balo salonu sonunda tamamen dolduğunda Paul Arzan ve Sean’ın asillerle muhabbet etmeyi bırakıp bir anda kapıya koştuklarını görmüş ve sonunda asıl olayların başladığını anlamıştı.

 

“Majestelerini saygıyla selamlarız!”

 

İkisi anında kapının önünde dizlerinin üzerine çökerlerken yerlerinde oturan Eva ve Eve de kalkıp oldukları yerde diz çökmüşlerdi. Bazı asiller de bu selamı verirken bazılarının vermediğini gören Paul kalkmaya yeltenmiyordu. Bunun yerine, gelen kişileri inceliyordu.

 

İçeriye ilk giren kişi, kısa, altın rengi saçlara ve keskin mavi gözlere sahip orta yaşlı bir adamdı. Aziz seviye bir büyücünün aurası vücudundan yayılıyordu ve üzerinde altın işlemeli beyaz kıyafetler vardı. Vücudu yapılıydı ve belinde sembolik bir kılıç taşıyordu.

 

Arkasından ise iki adam ilerliyordu. Bu ikiliden büyük olan büyükusta büyücü seviyesindeydi ve Kral ile tamamen aynı görünüşe sahipti. Seviyesi daha düşük olduğundan Kral gibi daha genç görünemiyordu ve onunla aynı görünmesi normaldi. Bu, Kralın ilk oğlu ve aynı zamanda taç prensi Aaron’du.

 

Onun yanında ilerleyen genç adam 20 yaşlarında görünüyordu. Kısa sarı saçlara ve babası ile abisi gibi mavi gözlere sahip olan bu genç adam ikinci prens Thomas’tı. Görünüşlerinden kralın genlerinin epey güçlü olduğu anlaşılıyordu.

 

Kral önünde diz çöken Arzan’a bir bakış attıktan sonra ağzını açtı.

 

“Ayaklanın. Dostlarım, bugünkü balonun sebebi savaştaki başarılarımızı kutlamak ve gönlümüze göre eğlenmektir. Diz çökmeyin, bunun yerine baloya hemen başlayalım!”

 

Kral yüzünde parlak bir gülümsemeyle konuşmasını bitirdiğinde asiller ayaklanmış, müzikler anında çalmaya başlamıştı. Kralın yüzüne bir süre bakan Paul ise hafifçe gülümsemeden edemedi. Kralın nasıl bir kişiliğe sahip olduğu konusunda tam bir fikri olmasa da o anda bir şeyi not etmişti. En azından dolaylı şekilde konuşmayan direkt bir adamdı.

 

Baloda müzikler çalmaya başladığı anda Kral ve bazı yüksek seviyeli asiller toplanmışlardı. Onların arasında Arzan özellikle övgüleri aldığı için yüzünde sürekli olarak bir gülümseme dolaşıyordu. Oğlu Sean ise taç prensiyle birlikte dolaşıyordu.

 

İkinci Prens Thomas ise etrafta bir şey ararmışçasına dolaşıyor ve ona yaklaşanlara hafifçe selam vererek uzaklaşıyordu. Onun hareketlerini fark eden Paul bir yandan da onun tarafından reddedilen asillerin ona küçümseyici bakışlar attıklarını görebiliyordu. Bu prensin durumu o kadar iyi değil gibiydi.

 

Elindeki içkiden bir yudum daha alan Paul o sırada kendisini şaşırtacak şekilde Thomas’ın sonunda ona döndüğünü ve oraya doğru yürüdüğünü fark etmişti. İlk başta Grim için geldiğini düşünüp kaşlarını çatan Paul sonrasında adamın gözlerinin sürekli olarak kendisinin üzerinde olduğunu hissetmişti.

 

Ama bu bakışlar daha önceki bakışlardan bile daha rahatsız ediciydi. Bu bakışlar içlerinde herhangi bir korku veya negatif duygu taşımıyorlardı. Aksine, istediği değerli bir hazineyi görmüşçesine parıldıyorlardı.

 

Bu ‘değerli hazine’ rolünde oynamak hiç iyi hissettirmediğinden Paul bakışlarını kaçırdı. Thomas ona ulaştığında ne diyeceğini merak etmiyor değildi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1126

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 862

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 699

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 678

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 452

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 94

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17481 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr