Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Kara Büyücü - 283.Bölüm - Eşitlemek


“Bu… Bu kişi… Bu şey de neyin nesi böyle?”

 

Büyükçe bir çalışma odasında, özenle oyulmuş tahta masanın önündeki sandalyesinde oturan altın sarı saçlara sahip bir genç adam elindeki dosyaları incelerken istemsizce derince iç çekiyordu. Bu genç adam Shinu ile olan savaştaki bir safın lideri olan 2.Prens Thomas Taida idi.

 

“Dakikalar içerisinde yüzlerce kişinin ölümüne neden olabilen ve garip, sis şeklinde bir silah veya büyü kullanan bir uzman. Elleri yerine pençelere sahip ve savaş boyunca gözlerini hiç açmadığı teyit edildi. 1.90 ile 2 metre arasında bir boya sahip. Bu adam gerçekten de insan mı?”

 

Thomas derince iç çekerken eline bir harita aldı. Kıtanın tamamını basit bir şekilde gösteren bu haritanın üzerinde bazı yerler ve savaş alanları özellikle işaretlenmişti.

 

Haritanın üzerinde kendi birliklerinin savaştığı alanı izleyen Thomas kendi kendine mırıldandı.

 

“Eğer büyülü canavar ormanından geldiyse ve oraya geri döndüyse, o zaman hâlâ onu bulma şansımız var. Aynı zamanda Gale Şehri… Babam oraya gidecekti sanırım.”

 

Yüzünde hafif bir sırıtış beliren Thomas oturduğu yerden ayaklandı.

 

“Sanırım ben de bir baloya katılmalıyım.”

 

--

 

Katıldığı savaştan sonra Grim ile birlikte mağaraya geri dönen Paul Simon ve Semia’ya gerekli kaynakları ve nasıl devam edecekleri ile ilgili yönergeleri verdikten sonra Yaradan Yetiştirme Zindanına çekilmiş ve kendi kendine meditasyon yapmaya başlamıştı.

 

Katliam Manası üzerindeki kavrayışının belli bir seviyeye ulaştığını hissedebiliyordu. Aziz Seviyeye aşabilecek kavrayışa ulaşmıştı ve tek yapması gereken diğer gereklilikleri doldurmaktı.

 

Öncelikle, Katliam Manası ile tam bir bağ kurmalı ve onu ayrı bir çekirdek hâline getirmeliydi. Basitçe asıl mana çekirdeğinin yörüngesinde dönecek bir başka çekirdek oluşturacaktı. Bunun için ise oldukça yoğun katliam manasına ihtiyacı olacaktı ve kanı sürekli olarak katliam manası oluştursa da yeterli yoğunluğa ulaşabilmesi için birkaç güne ihtiyacı olacağını biliyordu.

 

Atılımını katliam manasıyla yapmasının en iyi yanı, manayı tamamen biriktirip tek seferde denemesine gerek olmamasıydı. Normalde ayrı çekirdek oluşturulmaya başlandığı anda Cennetsel Felaket veya Habis Kıyamet başladığından normal büyücüler önce manayı ayrı bir kaynakta biriktirir veya tek seferde atılım yapmak için farklı kaynakları kullanırlardı.

 

Paul Cennetsel Felaketi veya Habis Kıyameti yaşamayacağından yeterli manaya sahip olmasa bile ayrı çekirdeğin oluşumunu başlatabilirdi. Çekirdek oluşurken kanındaki katliam manası da yeniden oluşmaya devam edeceğinden zamanla çekirdeği tam olarak oluşacaktı.

 

Ancak kaybedecek zamanı olmadığını biliyordu. Zindan sayesinde bir miktar zaman kazansa da yine de hızlı olmalıydı. Gale Şehrinde gerçekleşecek olan baloya katılmak istiyordu ve bu zamandan önce atılımı bitmeliydi.

 

Derin bir nefes alırken kanındaki tüm katliam manasını bir anda kalbine toplamaya başladı. Katliam manası kalbinin içindeki çekirdeğinin etrafındaki ufak bir noktada yoğunlaşmaya başlarken kendisinin zihni tamamen karanlık bir bölgeye çekilmişti.

 

Karanlık bölgenin içinde cenin pozisyonunda duran Paul’ün gözleri sıkıca kapalıydı. Sivri dişlerinin uçları ağzından dışarı çıkıyorlardı. Siyah pençeleri sıkılı olsalar da kendi derisine zarar vermiyorlardı. Vücudu tamamen çıplaktı.

 

Siyah boşlukta yoktan beliren kızıl sis onun vücudunu sarmaya başladığında aynı anda boşluk kendine bir varlık kazanmıştı. Paul’ün etrafı kızıl sis tarafından çevrilirken siyah boşluk renk renk yıldızlarla süslenmiş, Paul’ün vücudundan çok fazla uzak olmayan bir yerde ise yepyeni bir dünya ortaya çıkmaya başlamıştı.

 

Oluşan bu dünya, Paul’ün o ana kadar bulunduğu dünyalardan milyon kat daha büyüktü. Sonsuzluğa uzanan okyanuslar ve içine on binlerce kıtanın sığdırılabileceği kara parçaları oldukça canlı ve verimlilerdi. Paul’e yakın bir yerde, dünyayı aydınlatan iki farklı güneş bulunuyordu.

 

Yeni doğmuş gibi görünen bu ‘bebek’ dünya zamanla gelişiyordu. Garip bir şekilde boyutu gittikçe daha da büyüyor, zaten engin olan okyanuslar daha da enginleşiyorlardı. Kara parçalarında devasa ormanlar ve yeni ırklar belirmeye başlamıştı.

 

O sırada, bu dünyaya benzer bir başka dünya daha oluşmuş ve bu dünya ile birlikte büyümeye başlamıştı. Sonrasında bir tane daha ve bir tane daha… En sonunda, en büyüğü ilk oluşan olmak üzere dokuz farklı dünya oluşmuştu. Her dünyada, özel bir ırk hüküm sürüyordu.

 

En son oluşan dünyada siyah renklere ve mor gözlere sahip, panter şeklindeki canavarlar vardı. Bu panter canavarlarının boyutları on-on beş metreyi buluyordu ve oldukça acımasızlardı.

 

Sekizinci dünyada alevlerden saçlara ve alevlerle ışıklandırılmış gözlere sahip insansı bir ırk hüküm sürüyordu. Bu insansı ırkın gücü daha önceki panterlerden çok daha farklı bir seviyedeydi.

 

Yedinci dünyada hüküm süren varlıkların bir şekli yoktu. Onlar sürekli olarak siyah renkli bir sis halinde dolaşıyorlardı. Şekilleri istekleri doğrultusunda değişiyordu ve hep aynı şekilde durmuyorlardı.

 

Altıncı dünyada, Kurt tipi bir canavar ırkı hüküm sürüyordu. Kızıl renkli bir kürke ve altın sarısı gözlere sahip olan bu kurtların boyutları 20 metreye varıyordu.

 

Beşinci dünyada, devasa bir buz dağının içerisinde yaşayan insansı bir ırk en güçlü olan ırktı. Buzdan yapılmış insan heykellerinin vücutlarına sahip olan bu ırklar vücutlarını istedikleri gibi yeniden yapabildiklerinden onların da belirli bir şekli yoktu.

 

Dördüncü dünyadaki en güçlü ırk beşinci dünyaya benzerdi. Ancak bu dünyadaki en güçlü ırk vücutlarını istedikleri her türlü materyalden oluşturabiliyorlardı. Taş, metal ve onlarca farklı materyalden oluşan vücutları onlarca metreyi aşabiliyordu.

 

Üçüncü dünyada, siyah pullara ve farklı renklerde olan gözlere sahip bir yılan ırkı hüküm sürüyordu. Bu yılan ırkının yaşadığı bölge tamamen zehirliydi ve yalnızca onlar hayatta kalabiliyorlardı.

 

İkinci dünyada, kızıl gözlere sahip bir kaplan ırkı hüküm sürüyordu. Kürkleri değişiyordu. Siyah çizgili kızıl kürkü olanlar varken tam tersi şekilde kızıl çizgili siyah kürklü olanlar da vardı.

 

İlk dünyada ise, dünyadaki en yüksek dağın tepesinde yaşayan ırk hüküm sürüyordu. Bu ırk, apayrı bir güzellik taşımasına rağmen en güçlü silah olabilecek kızıl tüylere, asillik taşımasına rağmen ölümcül bir niyet gösterebilecek kızıl gözlere sahip bir ırktı. Bu ırk, Kan Kanatlı Anka Irkıydı.

 

Dünyalar gelişmeye devam ettikçe her yönetici ırk da güçleniyor ve büyüyorlardı. Son sekiz dünyanın yöneticileri arasında anlaşmazlıklar olsa bile ilk dünyanın yöneticisi olan Kan Kanatlı Anka ırkı sayesinde büyük savaşlar asla çıkmıyordu. Tüm bu ırklar ilk dünyanın yöneticisine saygılılardı ve ikinci dünyanın yöneticisi olan ırk özellikle bir saygı besliyordu.

 

Birkaç milyon yılın ardından, bu dokuz dünya bir anda sarsılmaya başlamışlardı. Sonrasında, ani bir enerji dalgası sarsıntısıyla her dünya bir kez daha dokuz farklı parçaya ayrılmış ve dağılmışlardı. 81 farklı dünya bu şekilde meydana gelmişti.

 

Kızıl sisin içerisinden çoktan çıkmış olan Paul bu sahneyi açılmış gözleriyle izliyordu. Gerçek dünyada gözlerini açamasa da burası kendi bilinciydi. O yüzden onları açık tutabiliyordu.

 

81 dünyanın ayrılışını ve o anda açığa çıkan enerjiyi hisseden Paul kalp atışının attığını hissedebiliyordu. Vücudundan yayılan kızıl sisin içinden ayrılmış olan dünyalara bakarken istemsizce iç çekti.

 

Sonrasında, birden bilincinden çıkmaya zorlanmıştı. 81 dünyanın ve sonsuz boşluğun oluşturduğu görüntüden uzaklaşırken gözleri karardı ve gücü azaldı. En sonunda, bilincini kaybetmişti.

 

Bir kez daha uyandığında ise kendisini Yaradan Yetiştirme Zindanında bulmuştu. Zindanın içerisinde altı gün geçirmişti. Yani dış dünyada çoktan üç gün geçmişti.

 

Büyü gücü ise elbette değişmişti. O bilincinde birkaç milyon yılın akışına şahit olurken dış dünyada katliam manasının bilinci çekirdeğinin etrafında belirmişti.

 

Büyücü seviyesi Savaşçı seviyesiyle eşitlenmiş ve Aziz seviyeye ulaşmıştı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1316

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 572

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 435

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 193

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17073 Üye Sayısı
  • 470 Seri Sayısı
  • 22918 Bölüm Sayısı


creator
manga tr