Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Kara Büyücü - 220.Bölüm - Dizaynlar


Tanrıkılıç Sarayı’nın Firarisi… Bu ismi nereden hatırladığını düşünmek için gözlerini kapatmasına gerek bile kalmamıştı. Bu isim Ejderyiyen Şehrine geri döndüğü zaman konuştuğu tezgahtar adamın ona söylediği bir isimdi.

 

“Hatta bir öneri vereyim. Eğer Tanrıkılıç Sarayı'nın Firarisi'nin mirasını bulmak istersen ilk başta felaketi getiren şeyi kullanmalısın. O seni mirasa yönlendirecek.”

 

Tezgahtarın tüm sözü buydu. Paul o zaman herhangi bir şey anlamamış olsa da şimdi bu sözlerin ona kendi kılıç tekniğini bulmasında yardım edeceğini anlamıştı.

 

Sertçe yutkunurken vücudu hafifçe titredi. Tezgahtarın ne kadar güçlü bir figür olduğunu Spadia’dan öğrenmiş olsa da onun kendisinin nereye gideceğini ve neyi arayacağını o kadar önceden bilmesi onu korkutmuştu. Böyle bir yetenek cidden ürkütücüydü.

 

Başını hafifçe sallarken o anki düşüncelerini dağıttı. O anda Gökyıldırım Adasının içindeydi ve istese de Karva’nın mirasını araması imkansızdı. Bunun için önce saraydan, sonra ise adadan ayrılmak zorundaydı.

 

Elindeki kitap kitaplığa geri uçarken kayıtçı ona bir bakış daha atmış ve konuşmuştu.

 

“Kaderinde büyük şeyler yazıyor. Hem de düşünebileceğinden çok ama çok daha büyük şeyler…”

 

Devamını getirmeden direkt olarak Paul’ü geriye fırlatan Kayıtçı yeniden kitaplara gömülmüştü. Hızla geriye fırlatılan ve çoktan açılmış parlak yeşil renkteki bir kapıdan geçen Paul ise ani hareket yüzünden ne yapacağını şaşırmıştı.

 

Yeşil kapıdan geçtiği anda dengesini toplayan Paul yere sertçe bastı. Yeşil kapı ise çoktan arkasından kapanmıştı.

 

Etrafını incelemeye başlayan Paul bu odanın buzul mağaradan ve kayıt odasından çok daha küçük olduğunu fark etmişti. Gerçi o iki odanın anormal büyüklükleri düşünüldüğünde bu o kadar garip gelmiyordu.

 

Bu oda ufak bir çalışma odasına benziyordu. Kare şeklindeki odanın bir köşesinde duran kitaplık ve kitaplığa sığmadıkları için hemen önüne bırakılmış kitap yığını odada büyük bir yer kaplıyordu.

 

Kitaplığın hemen yanında ise özel bir odundan yapılmış bir çalışma masası ve sandalye duruyordu. Üzerinde birkaç şişe mürekkep ve kağıtlar bulunan çalışma masasına oyulmuş semboller oldukça hoş görünüyorlardı. Sandalye masa kadar sağlam görünmese de yine de iyi bir durumdaydı.

 

Oda bu şeyler dışında boş sayılırdı. Etrafa ayrı olarak saçılmış birkaç kitap dışında gerçekten de herhangi bir şey yoktu.

 

Ne yapacağını bilmeyen Paul etraftaki kitapları toplayıp kitap yığınına fırlattıktan sonra sandalyeye geçti ve oturdu. Çalışma masasındaki kağıtları her birini görebileceği bir şekilde ayırdıktan sonra onları okumaya çalıştı.

 

Kağıtlar tam olarak yazılardan oluşmuyorlardı. Hatta yazılar yalnızca belirli yerlerde bulunuyorlardı ve genel olarak çizimler vardı.

 

Yazıları okuyamadığını fark eden Paul önce çizimleri incelemeye başladı. Beş kağıdın üzerinde beş farklı çizim bulunuyordu.

 

İlk çizim bir kılıca benziyordu. Kabzasında ve bıçağında çeşitli semboller ve yazıtlar bulunan kılıç yalnızca siyah mürekkeple çizildiğinden rengi tam olarak belli olmuyordu ve Paul üzerindeki yazıtların dilini bilmiyordu. Ancak sembolleri kolayca okuyabiliyordu.

 

“Güçlendirme sembolleri ile desteklenen Kaos sembolleri. Bu kılıç…”

 

Paul’ün gözleri şaşkınlıkla açılmışlardı. Kaos sembolleri, içinde yüzden fazla şekil bulunduran ve çizilmesi en zor olan sembollerden biriydi.

 

Normalde tek bir kaos sembolü eklendiği şeyde üstün bir güç artışına sebep olurdu. Ancak aynı şekilde bu şeyin hayat süresini kolayca harcar ve bitirirdi. Normalde yüzlerce kez savrulabilecek bir kılıç kaos sembolü kullanılırken yalnızca on küsür kez savrulabilirdi.

 

Ancak bu kılıcın üzerinde üç kaos sembolü birlikte bulunuyorlardı. Biri kabzadaydı, diğeri balçağındaydı ve sonuncusu bıçağın balçağa bağlandığı bölgede bulunuyordu.

 

Aynı zamanda bu kaos sembollerinin içine karmaşıklıklarını artıran güçlendirme sembolleri çizilmişti. Güçlendirme sembolleri en zayıfı 10 şekilden oluşan sembollerdi ve kaos sembollerinin aksine basit bir güç artışı sağlarlardı. Ancak bu yalnızca direkt olarak silaha uygulandıklarında geçerliydi.

 

Bir sembolü desteklemek için kullanılan güçlendirme sembolü asıl veriminin iki veya üç katını gösterebilirdi ancak semboldeki enerji akışı düzensizleşirdi. Bu nedenle güçlendirme sembolü diğer sembolün tasarımına tam olarak uydurulmadan koyulamıyordu.

 

Ancak bu kaos sembollerinin içinde 20 şekilden oluşan dörder güçlendirme sembolü vardı ve hiçbiri kaos sembollerinin tasarımını bozmuyordu!

 

Sembolleri incelemeye dalan Paul kalp atışının hızlandığını hissedebiliyordu. Yazıları okuyamadığından kılıcı oluşturan materyalleri bilmese bile bu kılıcın toplam gücünün ne kadar büyük olabileceğini biliyordu. Kılıç normal materyallerden yapılsa ve yalnızca bir kez savrulabilse bile bu tek savuruş yüzlerce, hatta binlerce kişiyi öldürebilecek bir güçte olurdu!

 

Eğer kılıç bu sembollere dayanabilecek malzemelerde üretiliyorsa… Bu kılıcın gücü Paul’ün o anda sahip olduğu Bin Şeytan Kılıcını bile geçerdi!

 

Paul heyecanla yutkundu. Bu sembollere dayanabilecek bir materyal olup olmadığını, hatta bu sembolleri çizebilecek birisi olup olmadığını bile bilmiyordu ancak umurunda değildi. Böyle muhteşem bir silahı görünce elbette heyecanlanıyordu.

 

Hatta, onun gözlerinden kılıcı inceleyen Spadia bile onunla aynı şekilde hissediyordu. Spadia da aynı Paul gibi yazıların dilini bilmese de sembolleri anlayabilmişti. Bu sembollerin katabileceği gücü oldukça iyi biliyordu.

 

Kılıcın dizaynını hafızasına iyice gömdükten sonra kağıdı boyutuna atan Paul anında ikinci kağıdı incelemeye başladı. İlk kağıttan sonra diğer kağıtlar hakkında oldukça heyecanlanmaya başlamıştı.

 

İkinci kağıt aynı ilk kağıttakine benzeyen bir kılıcın desenine sahipti. Ancak yazılar ilk kağıttakinden farklıydı ve semboller de değişikti.

 

Bu kılıcın üzerindeki semboller ‘Düzen Sembolü’ olarak isimlendirilmişti. Kaos sembolleri ile eşit bir karmaşıklığa sahip olan sembollerin etkisi işlendiği şeyin etraftaki manayı veya yasa enerjisini toplayıp biriktirebilmesini sağlamak ve bunu yaparken mana ile yasa enerjisinin düzenini bozmaktı. Çektiği miktar sembolün ne kadar güçlü olduğuna göre değişse de normalde düşük bir miktar olmazdı ve bir kılıca oldukça yüksek bir güç ve sağlamlık verirdi.

 

Aynı zamanda bu düzen sembolleri de kılıcın kabzasına, balçağına ve bıçağına işlenmişlerdi. Her biri dörder güçlendirme sembolü taşıyorlardı ve tasarımları tamdı!

 

Derin bir nefes alan Paul bu iki kılıcın bir set olduğunu fark etmişti. Kaos sembollerine sahip olan kılıç önüne gelen her şeyi parçalamak ve yok etmek için mükemmeldi. Düzen sembollerine sahip olan kılıç ise kullanıcının yakınındaki yasa enerjisinin ve mananın akışını bir miktar bozarak koruma sağlayabilirdi.

 

İki kılıcın sembollerindeki muhteşemliği ve anlamadığı yazıtları düşündüğünde vücudu hafifçe titredi. Bu iki kılıç eğer çift kılıç üzerine ustalaşmış birisi tarafından kullanılırsa güçleri oldukça yüksek bir zirveye çıkardı.

 

Onun düşüncelerini çoktan anlayan Spadia bir anda düşünmeye başlamıştı. En sonunda derince iç çekmiş ve konuşmuştu.

 

“Çift kılıç kullanmak tek kılıç kullanmaktan daha zor ve karışık olsa da öğrenilmesi imkânsız değildir. Aslında, ruhun büyükusta seviyesine çoktan vardığından kısa sürede alışmanın bir yolu da var. Ancak çift kılıç kullanmaya başlayacaksan ya çift kılıç için özel olarak yaratılmış bir teknik bulacaksın. Ya da iki farklı tekniği iki farklı kılıç ile çalışacaksın. Söyleyeyim, ikinci yol oldukça zordur.”

 

Spadia’nın sözlerini dinlerken ikinci kağıdı boyutuna atan Paul gözleri heyecanla parlarken konuştu.

 

“Zorluğu umrumda değil ihtiyar. Hayal gördüğümü düşünebilirsin ancak bu dizaynlar yaratıldıysa kılıçların da yaratılabilmesi gerekir. Zor olsa da… deneyeceğim sanırım.”

 

Paul parlak bir şekilde gülümserken Spadia başını iki yana salladı. İki kılıç tekniğine aynı anda çalışmanın ne kadar zor bir yol olduğunu kendisi oldukça iyi biliyordu. Ancak Paul’ün kavrama yetisiyle bunu başarabileceğini düşünüyordu.

 

Bu sırada Paul üçüncü kağıdı eline almış ve incelemeye başlamıştı.

 

Üçüncü kağıtta bulunan dizaynda bir bileklik çizilmişti. Üzerinde herhangi bir taş bulunmayan bilekliğin dış tarafında semboller ve iç tarafında yazıtlar vardı.

 

Bu bilekliğin üzerindeki semboller ise yoğunlaştırma sembolleriyle desteklenen enerji toplama sembolleriydi. Bu semboller sayesinde etraftaki enerji bir anlığına toplanıp yoğunlaştırılarak anlık bir savunma sağlanabilirdi. İlk iki kılıç dizaynı kadar ilgisini çekmese de Paul bilekliğin dizaynını da boyutuna attı.

 

Dördüncü kağıttaki çizimi inceleyen Paul bir kez daha heyecanlanmıştı. Dördüncü dizayn bir kolyeydi. Yuvarlak, ufak bir taş ile süslenen kolyenin geri kalan tek yeri zinciriydi.

 

Zaten farklı olan kısmı da buydu. Tüm yazıtlar ve semboller direkt olarak zincirlere yazılıyordu ve her biri taşın gücünü artırmak için kullanılıyor gibi görünüyordu. Ancak yazıyı okuyamayan Paul taşın ne olduğunu anlayamamıştı.

 

Dördüncü çizimi de boyutuna atan Paul direkt olarak beşinci kağıdı aldı ve üzerindeki çizimleri incelemeye başladı.

 

Dördüncü çizimdeki eşya aralarındaki en küçük olan olsa da en komplike sembollere sahip olan da buydu. Aynı zamanda Paul’ün en çok şaşırmasına neden olan eşya da buydu.

 

Çünkü bu eşyanın üzerinde yalnızca tek bir sembol vardı. Ancak bu sembolün oluşturulması neredeyse imkânsızdı.

 

Bunun nedeni basitti. İlk başta, basit yuvarlak bir küpe şeklindeki bu eşyanın üzerindeki sembolün boyutu zaten oldukça küçüktü ve bu çizmeyi oldukça zor bir hâle getiriyordu.

 

Aynı zamanda bu sembol tam olarak 108 farklı şekilden oluşmuştu. Her şekil, farklı sembollerin karışımından oluşuyordu ve şekilleri oluşturan semboller ise yazıtlardan oluşturulmuşlardı.

 

Bu sembol Paul’ün hafızasında herhangi bir şekilde yer almıyordu. Ancak sembolün çizilme aşamalarından sembolün gücünün ne kadar yüksek olduğu belliydi. Bu küpe daha önceki kılıçlardan bile daha büyük bir hazineydi!

 

Derin bir nefes alarak küpe çizimini iyice incelemeye başlayan Paul bir anda gür bir ses nedeniyle irkildi. O sırada, bulunduğu odaya bir kapı açılmıştı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1266

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 664

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15620 Üye Sayısı
  • 513 Seri Sayısı
  • 21091 Bölüm Sayısı


creator
manga tr