Korku dağları bekler. #Atasözü

Kara Büyücü - 189.Bölüm - Kaydolmak


[YN]: Geç geldiği için üzgünüm sınavlarım yüzünden biraz karıştı zamanlamam.

İki kahverengi at tarafından çekilen gri renkli at arabası hızla Platin Kılıç Şehri’nin kapısına yaklaşıyordu. Atlar yorgun gözükseler de hızlarını kaybetmemişlerdi.

 

At arabasını süren siyah pelerinli adam ve yanında duran siyah pelerinli kız kapıya yaklaştıkça kapıda bekleyen askerler daha tedbirli bir şekilde davranmaya başlıyorlardı. Kendilerini gizleyen kişilerin bir at arabasıyla gelmesi genelde kötü sonuçlar doğuruyordu.

 

Siyah pelerinli adam at arabasını şehrin kapısında durdurdu ve aşağıya indi. Aynı anda siyah pelerinli kız da aşağıya inmişti.

 

Askerler at arabasını ararlarken iki asker de ikilinin vücutlarını aradı. Arabada ve vücutlarında yalnızca silahları, bir harita ve bir örtü bulunduğunda askerlerden biri ileri çıktı ve elini uzattı.

 

“Giriş için kişi başı bir gümüş.”

 

Siyah pelerinli adam pelerininin içinden iki gümüş çıkardı ve askere verdi. Asker ise onları uyardı.

 

“Geceleri şehirde dolaşmayın veya şehirde silahlarınızı çekmeyin. Şehir güvenliği bunları cezalandıracaktır.”

 

Siyah pelerinli adam başını hafifçe salladıktan sonra at arabasına yeniden bindi. Siyah pelerinli kız ise ondan önce binmişti zaten.

 

Siyah pelerinli adam atları yeniden ilerletirken siyah pelerinli kız şehrin içine bakıyordu. Bir süre sonra hafifçe mırıldandı.

 

“Acaba… O gelmiş midir?”

 

Siyah pelerinli adam onun mırıldanmasını duyduğunda hafifçe iç çekti ve konuştu.

 

“Onun gelişim seviyesini düşünürsek çoktan gelmiş olabilir. Endişelendiğim şey…”

 

Siyah pelerinli adam bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu.

 

“İlk konuştuğumuzda bize Gökkılıç Tanrı Sarayı ve Gökyıldırım Adası hakkında bir şeyler sormuştu. Düşünüyorum da… Eğer o 20 yaşından küçükse ve seçmelere katılacaksa…”

 

Genç kız hafifçe yutkundu. Aslında bu şüphe onun da zihninde vardı ancak dile getirmeye cesaret edemiyordu.

 

20 yaşından küçük bir büyükusta, bu imkansız sayılabilecek bir şeydi. Öyle birisi var olsa bile kıtayı rastgele geziyor olmazdı.

 

Siyah pelerinli adam hafifçe iç çektikten sonra konuştu.

 

“Gel, kaydını yaptıralım. Eğer onunla seçmelerde karşılaşırsan dövüşmeye çalışma. Kendini gizli tutman daha önemli, anladın mı?”

 

Genç kız başını salladığında siyah pelerinli adam at arabasını hızla merkeze doğru sürmeye başladı.

 

-----------------------

 

Yaradan Yetiştirme Zindanının içindeki altı sütunun arasındaki alan siyah renkli bir dumanla yer yer kaplanmıştı. Alanın merkezinde Paul ve Spadia duruyordu.

 

Paul’ün gözleri sıkıca kapalıydı. Daha önceden kan ile çizdiği çizgiler çoktan şekil almışlar ve kırmızı renkli dövmelere dönüşmüşlerdi.

 

Omuzlarında iki kırmızı güneş dövmesi varken dizlerinde iki ay dövmesi duruyordu. Göğsünün sağ kısmında ise bir yıldız dövmesi vardı.

 

Bu sırada karşısında oturan Spadia iki elinin arasındaki siyah dumandan oluşmuş enerji topunu sıkıştırırken mırıldandı.

 

“Son aşamaya geldik.”

 

Alandaki tüm siyah duman anında elindeki enerji topunda toplandı ve birden Paul’ün üzerindeki dövmelere akmaya başladı. Bu sırada Spadia mırıldanmaya başlamıştı.

 

“Ayı, Güneşi ve Yıldızı karanlığa boğ. Beş göksel sembolü habislikle kapla ve karart. Onları saflıktan arındır ve habisliğin en karanlık haline dönüştür.”

 

Bu sırada Paul’ün üzerindeki kızıl semboller siyah bir renge bürünmeye başlamışlardı.

 

“Göksel olan cehenneme düştüğünde, onu ayart. Dönüştür ve savaştır. Hükmet ve kullan.”

 

Siyah renkli semboller Paul’ün vücuduna tamamen işlerken Spadia’nın alnında terler birikmeye başlamıştı.

 

“Beş habis sembol, habisvücudun temelidir. Onlar yok etmek için vardır. Onlar habis yoldan ilerleyenler için vardır.”

 

Tüm karanlık enerji çoktan Paul’ün dövmelerine işlemişti. Spadia iki elini yumruk haline getirdi ve birleştirirken bağırdı.

 

“Birleş!”

 

Beş sembol uğursuz bir parıltıyla parladıktan sonra etrafa muazzam bir enerji dalgası yayıldı. Ardından, siyah semboller yavaşça soldu ve yok oldu.

 

Paul sıkıca kapattığı gözlerini araladığında Spadia’nın gülen yüzünü fark etmişti. O sırada vücudunda garip bir karıncalanma hissetse de sordu.

 

“Bitti mi?”

 

Spadia gülmeye devam ederken konuştu.

 

“Semboller tamamen oluştu. Güçleri de muhteşem. Henüz bir güç depolamamış olsalar da başlangıç güçleri senin gücünü katlayacaktır. Epey bir şey kazandın.”

 

Paul hafifçe gülümserken ayaklandı. Bu sırada Spadia’nın figürü iyice solmuştu.

 

“Git ve seçmelere kaydol. Bu iş beni epey yordu. Bir süre dinlenmem gerekiyor.”

 

“Anladım.”

 

Paul Grim ve Wulian’ı alarak zindandan ayrıldı. Daha önceden kiraladığı han odasında belirdiğinde yüzünde bir gülümseme vardı.

 

Fiziksel gücündeki artışı hissetmese bile güçlendiğini biliyordu. Spadia ona boşuna bir şey söylemezdi ve ona güveniyordu.

 

Han odasını daha önceden yalnızca 15 günlüğüne kiralamıştı. Bu nedenle bugün bitiş zamanı olmalıydı. Dışarıya dönüp havanın kararmasına henüz zaman olduğunu gören Paul maskesini takıp paltosunu üzerine geçirdikten sonra han odasından ayrıldı.

 

Aşağı kata indiğinde hanın ilk katında yemek yiyip içki içen birçok kişiyi görmüştü. Bazıları ise yapılı han sahibiyle muhabbet ediyorlardı.

 

Paul herhangi bir ilgi göstermeden handan çıktı ve şehir merkezine doğru ilerlemeye başladı. Yolda birkaç genç savaşçıyı görmüştü.

 

Seçmelerin zamanı ilerledikçe daha fazla kişi şehirde birikiyordu ve gelenler genelde savaşçı eğitimi yapmış bağımsız gelişimciler ve iki büyük akademiden gelenler oluyordu.

 

Paul onlara bir bakış attıktan sonra merkeze ilerlemeye devam etti. En sonunda merkezin yakınında bulunan siyah-beyaz arena merkezine ulaştığında orada birkaç kayıt alanının olduğunu fark etti.

 

Kayıt alanlarından birine yaklaşırken bir anda kayıt alanının kalabalıklaşmaya başladığını fark etti. Etrafa baktığında, yaklaşık iki yüz kadar kişinin alanda toplandığını fark etmişti. Bunlardan yüz kadarı genellikle üst kısmı açık zırhlar giyerken geri kalanı uzun cübbeler giymişlerdi.

 

İki taraf da birbirlerine düşmancıl gözlerle bakıyorlardı. Paul ise onların kavgasına karışmak istemediğinden direkt olarak kayıt alanına ilerledi.

 

Kayıt alanındaki yaşlı adam Paul’e bakarken yavaşça konuştu.

 

“Adın?”

 

Spadia o sırada dinleniyor olsa bile Paul için konuşmaları çevirmeyi ihmal etmiyordu. Bunu yapmasaydı Paul’ün herhangi bir şey anlamayacağını biliyordu.

 

Paul sahte bir isim kullanmayı istemediğinden Spadia cevapladı.

 

“Paul, sadece Paul.”

 

Yaşlı adam onun soyadının olmamasına takılmamış gibiydi. Elindeki forma bir şeyler yazdıktan sonra konuşmaya devam etti.

 

“Hangi okuldansın? Veya bağımsız bir gelişimci misin?”

 

“Bağımsız gelişimciyim.”

 

Yaşlı adam bir başka form daha çıkardı ve Paul’e uzattı. Paul formu imzalamak için kalemi uzattığı anda bir el onun omzunu kavrayarak ittirdi.

 

“Kaybol!”

 

Paul birkaç adım yana kayarken elindeki kalemi düşürdü. Onu ittiren adama baktığında maske tarafından gizlenen yüzü bir alay ifadesi göstermişti.

 

Adamın etrafına bir usta savaşçının aurası yayılıyordu. Esmer bir tene sahipti ve yalnızca bol, turuncu renkli bir pantolon giyiyordu. Kahverengi gözlere ve kısa kahverengi saçlara sahipti. Yapılı vücudu etrafındakileri korkuturken Paul onun aptallığıyla alay etmeyi gerçekten istiyordu.

 

Spadia da onun düşüncelerini anlamış ve hafifçe gülümsemişti. Paul az önce adamın dokunduğu bölgeyi silkerken Spadia etraftaki herkese bir ses iletimi gönderdi.

 

“Kalemi düşürdün. Şimdi nasıl imzalayacağım?”

 

Kahverengi saçlı adam kaşlarını çatarken bir kez daha bağırdı.

 

“Neden bahsediyorsun sen? Kaybol!”

 

Adamın sesi etrafta yankılanırken oluşan ufak kalabalıktan fısıltılar duyulmaya başlamıştı. Bazılarını ilginç bulan Spadia Paul’e çevirmeye başlamıştı.

 

“Hey, bu Yüce Kılıç Akademisi’nin Gero’su değilmi?”

 

“Gero? Bekle, Çelik Yumruk Gero!?”

 

“Ah, o adamın kibri göklere çıkar. O siyahlı adam için üzülüyorum.”

 

Paul öğrendiklerinden sonra yüzünde büyük bir gülümseme oluşmuştu. Etrafındakilere göre karşısındaki adamın kibri göklere çıkıyordu.

 

Kendi kibrini göstermesi iyi olacakmış gibi görünüyordu.

 

“Hey, hâlâ ne bekliyorsun?! Kafatasını parçalamamı mı-“

 

Gero denen genç eski kibriyle konuşmaya devam ederken birden konuşacağı tüm kelimeler boğazına takıldı. Gururlu bir aura Paul’den yayılıp tüm kayıt alanını sararken Spadia’nın soğuk ses iletimi etraftaki herkesin kulaklarına ulaşmıştı.

 

“Kalemi düşürdüğünü görmüyor musun? Hâlâ imzalamam gereken bir form var.”

 

Paul ileri bir adım attığında alandaki herkes seslice yutkundu. Paul’ün aurası saf baskıcılığa sahipti ve seviyesini belli etmiyordu ancak bu korkutucu aura etrafındakilerin ondan korkması için yeterliydi.

 

“Kalemi ver.”

 

Gero sonuna kadar açılmış gözlerle bir Paul’e bir de yerdeki basit, tahta kaleme bakıyordu. Rastgele sataştığı birinin böyle bir auraya sahip olması onun pişmanlık duymasına neden olmuştu.

 

Ancak şimdi geri adım atarsa adının karalanacağını biliyordu. Bu nedenle kalan son parça cesaretini de topladı ve bağırarak konuştu.

 

“S-Sen kim olduğunu düşünüyorsun!? Ben Yüce Kılıç Akademisi’ndenim! Eğer bana bir şey yaparsan-“

 

Sözü baskısı bir kez daha artan aurayla birlikte kesilmişti. Bu sefer Paul aurasına ölüm enerjisini de katmıştı.

 

Gero vücudunu saran soğukluğu hissederken daha önce hiç yaşamadığı bir korkuyu yaşamaya başlamıştı. Ölüm korkusu tüm ruhunu sarstığından anında yere eğildi ve kalemi iki eliyle aldıktan sonra dizlerinin üzerinde onu Paul’e uzattı.

 

“A-Alın efendim…”

 

Paul yerde diz çöken Gero’ya bakarken başını salladı ve kalemi aldı. Yeniden kayıt tezgahına dönüp formu imzaladıktan sonra yüzü solmuş kayıt görevlisine dönüp sordu.

 

“Bu kadar mı?”

 

Görevli anında başını salladığında Paul aurasını geri çekti ve anında oradan kayboldu. Arkasında hâlâ birçoğu solgun yüzlerle kalmış bir kalabalık bırakmıştı.

 

Cennet Nehri Akademisi’nin öğrencileri normalde Yüce Kılıç Akademisi’nin öğrencilerinin zorbalığa uğramasından mutlu olsalar da onların tek hissedebildikleri şey korku olmuştu. Hepsi görmüştü ki, o adam az önce seçmelere katılmıştı!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr