"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Kara Büyücü - 186.Bölüm - Yüce Olan


Turkuaz renkli uzun tüylere sahip beş tane iki metrelik kurt yavaş adımlarla düzlüğün ortasındaki kasabaya yaklaşıyorlardı. Her adımları yavaş ancak sertti. Mavimsi gümüş gözleri kısıktı ve öldürme isteğiyle kaplıydı.

 

Onların sert ve öfkeli yapılarının aksine, kasabayı çeviren on beş kadar deri zırhlı erkek daha zayıf görünüyorlardı. Aralarından genç görünen ikisinin kılıçları bariz bir şekilde titriyordu.

 

Elbette korkacaklardı. Bu on beş kişinin hiçbiri savaşçı eğitimi almamış kişilerdi ve öğrendikleri kılıç teknikleri yalnızca normal insanlar için güçlüydü. Canavarlara karşı güçleri oldukça düşüktü ve şimdi bir canavara karşı üç kişi kalsalar da ölme şansları çok yüksekti.

 

Bu sırada, kasaba lideri hızla kırılmış çitlerin arkasında belirdi. Kasaba halkı çoktan korkup evlerine saklandıklarından etraf oldukça açıktı.

 

Kasaba liderinin ardından siyah pelerinli adam ve kısa figür, onların ardından ise Paul gelmişti.

 

Kasaba lideri yavaş adımlarla kasabaya yaklaşan kurtlara bakarken istemsizce yutkundu. Bu sırada Avcı kendi kendine konuşmaya başlamıştı.

 

“Turkuaz Buzul Kurtları, C seviyeli bir üst tür canavar. Buz tipi saldırıları kullanmakta güçlüler ve salyasında soğuk zehir vardır. Onlar… Zor rakipler.”

 

Siyah pelerinli adamın etrafında ciddi bir hava vardı. Bu sırada, siyah pelerinli kısa figür de kurtlara bakıyordu. Ancak onun etrafındaki hava biraz daha garipti. Ciddi ve endişeli görünüyordu ancak sanki kurtların da kurtulmasını istiyormuş gibiydi.

 

Paul ise beş kurda bakmıyordu bile. Onun gözü kurtların yaklaşık 200 metre gerisindeki canavarın üzerindeydi.

 

Bu canavar açık renkteki turkuaz tüylere ve mavimsi gümüş gözlere- daha doğrusu mavimsi gümüş bir sol göze sahipti. Sağ gözü bir kesik yarasıyla kapanmış gibi görünüyordu.

 

Kürkünde yer yer kan lekeleri vardı. Bunların bazıları kendi yaralarından kaynaklanırken bazıları ise başkalarının kanlarıydı.

 

Boynunda, kalın ve kırmızı bir çizgi vardı. Uzaktan devasa bir kesik gibi görünen bu çizgiyi gören Paul gözlerini kısmış ve maskesinin altında alaycı bir gülümseme göstermişti.

 

Bu sırada turkuaz renkli kürklere sahip beş kurt çoktan kasabaya ulaşmışlardı. On beş deri zırhlı asker anında kılıçlarını kaldırırken Avcı da pelerininden gümüş renkli bir kılıç çekmiş ve savaşmaya hazır bir şekilde beklemeye başlamıştı.

 

“Ufaklık, savaşmaya hazır ol. Bunlar saygıdeğer rakipler.”

 

“Anladım, usta.”

 

Kısa pelerinli figürün maskesinin ardından gelen ses ile Paul onun bir kız olduğunu anlamıştı. Kız bir çift gümüş renkli bıçak taşıyordu ve pelerinin altında kalan vücudu zayıf olduğundan hızlı bir savaşçı olduğu anlaşılıyordu.

 

Paul ikiliye bir kez baktıktan sonra hafifçe iç çekti. Onun ne yapmak istediğini anlayan Spadia Avcı’ya ve kıza bir ses iletimi gönderdi.

 

“Bay Avcı, işimiz burada bitmek zorunda gibi görünüyor. İkimiz de kendi yollarımıza ilerleyeceğiz.”

 

Avcı onun sözlerine şaşırsa da yalnızca başını salladı. İlk başta Paul’ü yanlarına almak zaten planlarında yoktu ve onun ayrılması fazla sıkıntı çıkarmayacaktı.

 

Ancak merak ettiği şey Paul’ün neden şimdi ayrılmayı seçtiğiydi. Belki de kurtlardan korkmuştu ve kaçmak istiyordu.

 

Siyah pelerinli adam ve kız aynı anda bunu düşündüğünde Avcı anlayan bir tavır gösterirken kız küçümseyen bir tavır göstermişti. Paul’ün yaptığının korkaklık olduğunu düşünüyordu.

 

Ancak o sırada, Paul belinde asılı olan Karaşafak’ı çekti.

 

“Bu, size son yardımım olacak.”

 

Spadia’nın anlaşılmaz sesi bu sefer yalnızca ikisine değil, oradaki herkese yayılmıştı. Onlar daha bir şey anlayamadan Paul bir anda siyah bir bulanıklığa dönüşmüş ve beş kurdun ortasında belirmişti.

 

Beş turkuaz kurt bu ani değişim yüzünden şaşkın bir şekilde çekilmeye çalışırlarken Karaşafak’ın gümüş bıçağı havada parıldadı. Yalnızca üç kez savrulan kılıç her savuruşta bir kurdun başını havaya uçurdu.

 

Avcı ve genç kız bu görüntüye bakarken Paul bir kez daha siyah bir bulanıklığa dönüşmüş ve hızla uzakta bekleyen kurda doğru koşuşturmaya başlamıştı. Bu sırada arkasında bıraktığı şaşırmış kişileri umursamıyordu.

 

“Çok güçlü…”

 

Siyah pelerinli kız gördüklerine inanamıyordu. C seviyeli bir canavar B seviyelere göre daha güçsüz olsa da yine de basitçe öldürülecek şeyler değillerdi. Onları kolayca öldürebilmek için Büyükusta seviyesinin zirvesindeki bir güce ihtiyaç duyulurdu.

 

Büyükusta seviyesinin zirvesindeki savaşçılar Azizliğin sınırlarındaki kişilerdi. Onların sayıları ülkeler tarafından özel olarak tutulurdu ve yetiştirilirlerdi. Onların gezgin avcılar haline gelmesi neredeyse imkansızdı.

 

Ancak Paul bir gezgin olduğunu belli etmiş ve ikisiyle beraber yolculuk bile etmişti. Bu durum genç kızın aklını karmaşaya sokuyordu.

 

“Önünde olanla ilgilen.”

 

Avcı sert bir şekilde konuşurken kalan iki kurda bakıyordu. Her ne kadar üç tanesi ölmüş olsa bile bu kurtlar oldukça tehlikelilerdi.

 

Kılıcını kaldırırken genç kız da bıçaklarını kaldırdı ve kurtların üzerlerine atıldılar.

 

---------------------------

 

Açık turkuaz kürke sahip kurt mavimsi beyaz tek gözündeki belirgin korkuyla birlikte oldukça hızlı bir şekilde kaçıyordu. Çoktan ormana dalmıştı ama onu kovalayan ‘şey’ hâlâ onu takip ediyordu.

 

Onun bir insan olduğuna inanmıyordu. Bir insan bu kadar güçlü olamazdı!

 

Bu sırada Paul onun peşinden ilerlerken önüne çıkan ağaçların etrafından dönmek yerine direkt olarak onları parçalara ayırarak ilerliyordu. Ormanın içindeki ağaçlar teker teker devrilirken diğer canavarlar da yavaş yavaş dağılıyorlardı.

 

Bir süre sonra kurt bir mağaranın ağzına geldi ve durdu. Önce bir süre durup mağaraya baktıktan sonra yönünü değiştirip yeniden koşmaya başladı.

 

Elbette, bu bekleme süresinde Paul çoktan ona yaklaşmıştı. Yaklaşık bir dakikalık koşuşturmanın ardından ise Paul kurda yetişmiş ve tek bir tekmeyle onu fırlatmıştı.

 

Bir ağaca çarpıp onu parçalayarak düşen kurt hafifçe titreyerek ayağa kalktığında tek gözünü kısmıştı. Bu sırada Paul ona doğru bakıyordu.

 

“Adın nedir?”

 

Kurdun tek gözünü birden şaşkınlık kapladı ve fark etmeden kendisini saldırılara açık bıraktı. Paul o sırada Antik Ejderha Dili ile konuştuğundan onu anlayabilmişti.

 

Aslında, normalde de anlayabilirdi. Eğer şu lanet şey olmasaydı…

 

“Oh, o şeyi unutmuşum. Onu çıkarmama izin ver.”

 

Paul kurt bir tepki veremeden onun önünde belirdi ve kılıcını kınına soktuktan sonra sağ eliyle kurdun boynuna bir hamle yaptı. Anında geri çekilirken kırmızı renkteki bir şerit elinde kalmıştı.

 

Bu şerit, kasaba liderinin bu kurdu ‘ölememiş’ sanmasının nedeniydi. Onu bir yara sanmıştı ancak yanılıyordu.

 

Bu şerit yalnızca kısıtlayıcı bir tasmaydı. Canavarın gelişimini kısıtlamak için kullanılıyordu!

 

Tasma kurttan çıktığı anda kurdun vücudu bir anda değişmeye başladı. Turkuaz tüyleri gittikçe daha da beyazladı ve en sonunda kar beyazı bir renge büründü. Üzerindeki kan lekeleri temizlenirken gözü tam bir gümüş rengine büründü.

 

Boyutu beş metreye ulaşırken gözünde bilgelik görülür hâle gelmişti. Sağ gözü iyileşmemiş olsa da gümüş renkli sol gözünden etrafa ruh gücü dalgaları bile yayılıyordu.

 

“Beni kurtardığın için teşekkür ederim, insan.”

 

Kurt içindeki kibir belli olan sesini Paul’e ilettiğinde Paul maskesinin altında alaycı bir şekilde gülümsedi ve konuştu.

 

“Düşünüyordum ancak gerçek olmasını beklemiyordum. A seviye canavar, Sonsuz Tipi Kurdu. Hem de çoktan bilincini kazanmış bir tanesi. Yanılmıyorsam insani evrime ulaşmaya çalışıyorsun değil mi?”

 

Paul’ün her sözüyle beraber kurdun şaşkınlığı gittikçe artmıştı. Onun ‘insani evrim’ sözünü duyduğunda ise birden yere çöktü.

 

“Sen… Bunları nereden bilebilirsin!?”

 

Paul hafifçe gülümserken maskesini hafifçe çıkardı ve sağ gözü görünecek şekilde kaydırdı.

 

Maskesini kaydırdığı anda aurasının bir kısmını ruh duvarından sızdırmış ve kurdun üzerine yöneltmişti. Onun aurasını hisseden kurt olduğu yerde titredikten sonra anında başını eğmişti.

 

“Yüce olanı selamlarım. Daha önceki yanlışlarım için af diliyorum.”

 

Paul’ün ruhu evrimin köşesindeydi ve anka ruhu yavaşça baskınlaşmaya başlamıştı. Bu nedenle artık aurasının etrafa verdiği bir his insanlığını neredeyse tamamen kaybetmiş ve bir ankanın canavarımsı yapısını almıştı.

 

Paul kurdun eğik başına bakarken onun doğruyu konuştuğunu anlayabiliyordu. Kurtlar oldukça gururlu canlılardı ve yalnızca gerçekten saygı duydukları kişilere başlarını eğerlerdi.

 

Maskesini yeniden takarken aurasını geri çekti ve konuştu.

 

“Sana o tasmayı takan ve gelişimini kısıtlayan kişi kimdi?”

 

Kurt bu soruya şaşırsa da anında cevap vermişti.

 

“İnsan ırkının bir klanıydı yüce olan. Beni bir çocuk için koruyucu yapmaya çalışıyorlardı.”

 

Paul onun sözlerini duyduktan sonra bir süre duraksadı. Ardından yeniden sordu.

 

“Peki neler oldu? Nasıl kaçtın?”

 

Kurt bir süre sessiz kaldıktan sonra yeniden konuştu.

 

“Yüce olan, aslına bakarsanız koruyucusu olduğum çocuk oldukça iyi biriydi. Yetenekliydi ve güce saygı duyuyordu. Kolayca kibirlenen biri değildi ve onun için koruyucu olmak benim için bir sıkıntı değildi. Kaçmamın nedeni o çocuğun babası idi.”

 

Kurt bir süre sessiz kaldıktan sonra öfkeli bir sesle konuşmaya başladı.

 

“O lanet olası adam yalnızca etrafındaki güçlü kişileri kıskanan birisiydi. Bir büyülü canavar olan beni, hatta kendi oğlunu bile kıskandı ve bana bu tasmayı takarken oğlunu da bir çeşit ilaçla zayıflattı.”

 

Kurt öfkeli bir şekilde konuşurken Paul yavaşça konuştu.

 

“Bana çocuğun ismini ver ve bir süre bana hizmet et. Karşılığında, seni o çocukla birleştirecek ve ikinizin de gelişmesini sağlayacağım.”

 

Bu sefer konuşan kişi Spadia’ydı. Paul onun sözlerine şaşırsa da Spadia o konuşamadan bir cevap vermişti.

 

“Güçte ilerleyen yolda yalnız olmak… Yalnızca bir aptallıktır. Yanında güvenebileceğin dostların ve sadık astların olmadan yalnızca kendine güvenirsen en sonunda bir engelle karşılaşırsın. Tek başına aşmanın imkansız olacağı bu engelle karşılaştığında yanında yardımcılarının olmaması senin için büyük sıkıntılar ortaya çıkaracak.”

 

Paul bir süre onu dinledikten sonra sessiz kalmayı tercih etti. Bu sırada kurt çoktan başını eğmişti.

 

“Yüce olana teşekkürlerimi sunarım!”




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1043

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 790

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 557

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 554

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 506

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 470

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 250

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 165

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10940 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15035 Bölüm Sayısı


creator
manga tr