Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Kara Büyücü - 171.Bölüm - O Dükkana Dönmek


Babası ve Annesi'yle görüşen Paul ardından abisini de görmüştü. Üçlü öğlen yemeği yemek için masaya otururlarken konuşmaya başlamışlardı.

Paul abisinin çoktan Anne ve Babasına yarışmayı ve diğer şeyleri anlattığını anlamıştı. Babası ve Annesi onun Yüce Ata Kabus'un temsilcisi olması konusunda epey heyecanlı gibi görünüyorlardı.

Onların heyecanı yersiz değildi. Yüce Ata Kabus dört büyük okulun birinin başıydı ve Paul onun Temsilcisiydi. Kısaca Paul'ün tüm Sisli Gök Akademisi'ni temsil ettiği söylenebilirdi. Elbette oğulları için mutlulardı.

Paul masaya oturup tabağını önüne çektikten sonra bir süre yedi. Yemeye ihtiyacı olmasa da arada yemek yemek oldukça iyi hissettiriyordu.

Herkes yemeklerini bitirdiğinde Paul Telan'da olanları anlatmaya başladı. Normalde kaçınmak istiyordu ancak o anda ailesinin tehlikede olduğunu bildiğinden her şeyi anlatmaya karar verdi.

Öncelikle aldığı görevden ve Sushie'yi görüşünden bahsetti. Ardından görevdeki tuzaktan bahsetti. Wulian'la anlaşma yapmasından ve saldırganlarla dövüşmesinden az da olsa bahsetti.

Ardından kalede kapalı kapı eğitimine girerek oldukça büyük bir güç artışı aldığını söylemişti. Bazı ilaçları kullandığını söyleyince annesi temellerini sağlamlaştırması konusunda onu uyarsa da sadece onu geçiştirmişti. Diğerlerinin aksine hapın işlenmiş enerji kısmı Paul'ün vücudunda birikmiyordu. O bu işlenmiş enerjiyi de gelişimi için kullanabiliyordu.

Elbette, bu Habistanrı Çekirdeği ile ilgili bir konu olduğundan bunu kolay kolay açık edemezdi. Bu nedenle yalnızca geçiştirme şansı olmuştu.

Ardından, eğitimden çıktıktan sonra gelişen olayları sıraladı. Sushie'nin zehirlenişinden bahsederken Luke'un gözlerinin kısıldığını ve öfkelendiğini gördü. Sushie artık bir Büyücü olsa bile o Luke'un öğrencisiydi ve Luke aynı Paul gibi sevdiklerine oldukça değer veren birisiydi.

Paul abisinin öfkelendiğini görmüş ve soğuk bir gülümsemeyle Büyü Bölümü'nü nasıl birbirine kattığını, Sushie'yi zehirleyen kişiyi öldürdüğünü anlattı. Elbette, anka kanı önemli bir konu olduğundan ilacı Arthur'un bedeninden aldığını ve Sushie'yi böyle iyileştirdiğinden bahsetmişti.

Ve şimdi, derin bir nefes alıp masada oturanlara bakıyordu. Ailesine ve abisinin yanında duran Selia'ya bir bakış attıktan sonra ciddi bir ifade takındı.

"Arthur'a zehri veren ve onu yönlendiren kişi Sisli Gök Akademisi'nden birisiydi ve şu anda bana yakın olanları hedefliyor olması muhtemel. Yani, şu anda siz de tehlikedesiniz."

Onun sözleri farklı ifadelere neden olmuştu. Annesi Sylvia Paul için endişeli olduğundan ona bakarken Luke öldürme isteğiyle dolu gök mavisi gözlerini malikanenin tavanına dikmişti. Babası ise anında ayaklanıp konuşmuştu.

"Paul, onun görünüşünü biraz anlatabilir misin? Eğer şehre öyle birisi girerse veya şehirde görünürse direkt olarak haber verilmesini isteyeceğim."

Paul bir süre sessiz kaldıktan sonra yavaşça konuştu.

"Yeşil saçlı ve yeşil gözlü bir genç. Soluk beyaz bir ten rengine sahip. Gerçek adını kullanacağını düşünmüyorum ancak adı Shijin. Ve kendisi Zehir konusunda usta."

"Anladım."

George bir süre bir şey düşünüyormuş gibi göründükten sonra parlak bir şekilde gülümseyerek Paul'e baktı.

"Merak etme, bize bir şey olmayacak. Sen kendine dikkat etsen iyi olur."

"Hmm."

Paul yavaşça başını salladığında George hızlı ve sert adımlarla odadan ayrıldı. Askerlere direkt olarak kendisi emir verecekti.

Bu sırada Sylvia endişeli bir ifadeyle Paul'ün yanında belirmişti.

"Küçük Paul, pervasızca bir şeyler yapma, tamam mı?"

Paul onun 'Tamam.' cevabını bekleyen ve sürekli yaklaşan endişeli yüzü gördüğünde istemsizce gülümsedi ve başını salladı. Sylvia memnun olmuş bir şekilde gülümserken o da odadan ayrıldı.

Ardından Paul gözlerini Luke'a çevirdi. Luke'un hâlâ korkutucu gözlerle tavana baktığını görünce ciddi bir sesle konuştu.

"Abi, sen ne düşünüyorsun?"

Luke bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu.

"Paul, savaş gücü olarak yeterince güce sahip olmadığımı biliyorum. Ancak yinede bu konuda sana yardım etmek istiyorum. Eğer bir şeye ihtiyacın olursa lütfen söyle. Sevdiğim birini korumak için her şeyi yaparım."

Paul abisinin verdiği cevabı duyunca hafifçe gülümsemişti. Yavaşça masadan kalkıp odanın çıkışına ulaştığında konuştu.

"Sevdiğin birini korumak için her şeyi yapmak, bu güzel bir şey. Benim için endişelenmene gerek yok. Yeterince güce sahibim zaten. Ama..."

Luke bunu göremese de Paul'ün yüzündeki gülümsme bir anda oldukça muzip bir hâle bürünmüştü.

"Bence yanındaki kişiyi 'özellikle' korumalı ve 'değer' vermelisin. Her neyse, görüşürüz!"

O bir anda odadan çıktığında Luke ilk başta neler olduğunu anlamadan onun arkasından bakakalmıştı. Ancak hâlâ yanında oturan Selia'nın kıpkırmızı suratını gördüğünde kendi suratı da kızardı ve bağırmadan edemedi.

"Seni küçük!"

Bu sırada Paul çoktan malikaneden ayrılmıştı. Ancak abisinin bağırışını duyabilmişti ve hâlâ kıkırdıyordu.

Şehrin içinde dolşamaya başlamadan önce bir ara sokak buldu ve üzerine yeni bir gömlek ile pantolon geçirdi. Ardından boyutunda duran 'Karaşafak'ı çıkardı ve kınına sokarak beline astı.

Omuzlarında oturan Grim'in ve Wulian'ın başlarını birer kez okşadıktan sonra ara sokaktan çıktı ve şehirde dolanmaya başladı. Saçlarını annesinin zoruyla çoktan toplamış olduğundan şehre girdiği haliyle aralarında epey büyük bir fark vardı. Artık ormanda sürünerek hayatta kalmaya çalışmış birine değil de güçlü bir okulun öğrencisine benziyordu.

Ve şehirdeki insanlar için en önemlisi, o sırada giydiği gömleğin göğsünde bir anka işareti vardı. Bu, onun Veussia ailesinden olduğunu belli ediyordu!

Uzun bir zaman boyunca kendisini göstermediğinden onu tanıyan kişiler oldukça azdı. Ancak o anki haline ve anka işaretine bakan herkes onun Veussia Ailesinin İkinci Genç Efendisi olduğunu söyleyebilirdi.

O sokaklarda ilerlerken birçok kişi ona sıcak bakışlar gönderiyordu ve o da aynı şekilde karşılık veriyordu. Ona iyi amaçlarla yakın olan kişilere de soğuk bir tavır gösterecek kadar kötü değildi.

Bir süre şehrin içinde gezdikten sonra pazar alanına vardı. Birçok dükkanla süslenmiş bu alana bakarken Allatra'nın Çekirdeği'ni aldığı zamanı düşünmeden edememişti.

Gözlerini bir süre kapalı tuttuktan sonra yavaş adımlarla hatırladığı yere doğru ilerlemeye başladı. Normalde yön duygusu kötü olsa da garip bir şekilde o yerin yolunu oldukça iyi hatırlıyordu.

Bir süre sonra oraya, o kirli ve karışık dükkana vardı. İçerisi hâlâ aynıydı. Etrafta kırık raflar ve yere düşmüş eşyalar vardı. Tezgahın arkasında yaşlı bir adam duruyordu.

İçeriye girip kapıyı kapattıktan sonra bir süre içeriye bakındı. Burada o sırada önemli bir şey görünmese de Paul burasının ona kattığı şeyleri biliyordu. Allatra'nın kanına sahip olmasaydı o andaki gücüne yakın bir güce bile sahip olamazdı.

"Burası Kıdemli Allatra'nın çekirdeğini bulduğum yerdi usta."

O içinden Spadia'yla konuştu, ancak Spadia'dan bir cevap gelmeyince kaşları hafifçe kırıştı. Ona bir süre daha bir şeyler söylemek istese de nedense ruh sarayına erişemiyordu.

Onun kaşları kırışırken vücudunun da hareket edemediğini fark etti. Tezgahın arkasındaki yaşlı adam ise tezgahın arkasından çkmıştı ve yavaş adımlarla ona yaklaşıyordu. Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı.

"Genç adam, Hikayeci için güzel bir malzeme olmuşsun gibi görünüyor. Ancak böyle giderse bu hikaye kötü bir sonla bitecek ve o yaşlı adam kötü sonla biten hikayelerden nefret eder."

Başını iki yana sallarken bir yandan da konuşuyordu. Bu sırada çoktan Paul'ün önüne gelmişti. Sağ elinin işaret parmağını kaldırıp Paul'ün göğsünün üzerine yerleştirirken yavaşça konuştu.

"Al, hikayeyi biraz daha uzatayım. O yaşlı adamın odak noktası olduğuna göre şanslı karşılaşmalar yaşaman normal olacaktır. Beni de onlardan biri sayabilirsin."

Bu sırada, birden Paul'ün kalbini altın renkli bir parıltı sarmıştı. Bunun ne işe yarayacağını bilmeyen Paul gözlerini yaşlı adamdan bir anlığına bile çekmemişti.

Yaşlı Adam onun bakışlarına karşılık verirken sıcak sesiyle bir kez daha konuştu.

"Bana öyle bakma. Sana kötü bir şey yapacak değilim. Hatta bir öneri vereyim. Eğer Tanrıkılıç Sarayı'nın Firarisi'nin mirasını bulmak istersen ilk başta felaketi getiren şeyi kullanmalısın. O seni mirasa yönlendirecek.

Yaşlı Adam'ın yüzünde parlak bir gülümseme belirirken Paul'ün gözleri kararmıştı ve bilincini kaybetmişti.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1007

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 738

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 620

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 543

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 533

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 229

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 112

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9351 Üye Sayısı
  • 248 Seri Sayısı
  • 14394 Bölüm Sayısı


creator
manga tr