Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Kara Büyücü - 146.Bölüm - Göksel Rüzgar Şehri'ne Dönüş


Göksel Rüzgar Şehri'nin yüksek duvarlarına yaklaşmaya başlayan grubu gören korumaların her biri şaşırmış ifadeler göstermişler ve onları incelemek için durdurmaya cüret edememişlerdi.

Grubun başında duran Paul rahat bir biçimde yürürken içten içe biraz kötü hissediyordu. En sonunda görevi tamamlayamamış sayılırdı ve ödülünü alamayacaktı. Ancak bu görevde kazandığı şeyleri düşündüğünde içi biraz rahatlıyordu.

Hayat Özü Ağacı'na döndükten sonra içerideki parlayan taşların her birini almışlardı. Mananın yoğunlaşıp katılaşmasıyla oluşan bu taşlar 'Büyü Taşları' veya 'Mana Taşları' olarak biliniyorlardı ve doğal olarak bulunanlar oldukça ediyordu. İçeride bulunan 1103 taşı 6 kişi bölüştüklerinde her biri 183 taş almıştı. Paul fazladan kalan beş taşı Auden'e vermişti.

Genç adam hem savaşta oldukça fazla sıkıntı çekmişti hem de göreve çıkmasının asıl amacını yerine getirememişti. Bu yüzden bu beş taş az bile sayılabilirdi.

Hem kendisi bu taşlardan çok daha önemli bir ödülü, o sırada sağ omzunda küçük yüzünde parlak bir gülümsemeyle oturan ufaklığı elde etmişti. Bu ufaklığın iyileştirme güçleri oldukça güçlüydü ve direkt olarak hayat manası üretiyordu. Ufaklığın savaş gücüyle ilgili bir bilgisi olmasa bile onu savaşlarda kullanmayı düşünmüyordu.

Anka soyundan gelen iyileştirme gücüyle ve zehre karşı bağışıklığı olan kanıyla kendisinin iyileştirilmeye ihtiyacı olmayabilirdi. Ancak sonsuza kadar tek başına kalacağı kesin değildi ve yanına alacağı kişilerin de güçlü iyileşme güçleri olup olmayacağını bilmiyordu. Yani ufaklıkla yaptığı anlaşma onun gelecekte işine yarayacak bir şeydi.

Sol elini sağ omzuna atarak ufaklığın kafasını tek parmağıyla okşadıktan ve uzun gümüşi saçlarını iyice dağıttıktan sonra ufaklığın mutlu sesini duydu.

"Wuu!"

Küçük ellerini kafasına götüren ufaklık mutlu gözükse de saçları karıştığı için yanaklarını şişirmişti ve oldukça şirin görünüyordu. Bu görüntüyü izleyen Paul ufak bir kahkaha atmadan edemedi.

Ve kahkahası bittiği anda sol kulağı Grim tarafından acımasızca dişlendiği için acılı bir ifade sergiledi. Yavaşça elini uzattı ve Grim'in de kafasını yavaşça okşadı. Yanındaki iki ufaklığın ne olduklarından haberi yoktu ancak ikisi de 'kıskançlık' duygusunu gösterebilecek kadar akıllı canlılar gibi görünüyorlardı.

Bu sırada, onun arkasından gelen ve onun sırtını izleyen Auden ona eskisinden bile daha fazla saygı duyuyordu. Bunun iki büyük nedeni vardı.

İlki, yaklaşık beş gün önce saldırıya uğradıklarında Paul'ün ortaya çıkışı ile her şeyin değişmesiydi. Tek bir adamın ortaya çıkışı gruptakilerin hayatlarını kurtarmıştı ve bu ona olan saygısını kat kat artırmıştı.

İkinci neden ise omzunda oturan ufaklık yüzündendi. Ufaklığın ne olduğunu kendisi de bilmiyordu ancak beş gün önceki o ölümcül yaraları birkaç dakika içinde iyileştirebilen bir şeyin normal bir canlı olması imkansızdı. Ve böyle bir canlıya boyun eğdirip onunla sözleşme imzalayabilecek kişiler anormalliğin sınırlarını aşan kişiler olmalıydı.

Aynı zamanda, şehre dönerlerken yaptıkları beş günlük yolculukta Paul'ün gücünü daha iyi kavrama fırsatı olmuştu. Paul yol boyunca karşılarına çıkan her şeyi kendisi hallediyordu ve gidişlerini hızlandırmaya çalışıyordu. Aksi takdirde buraya ulaşmaları tam bir haftayı bulabilirdi.

Bu sırada Auden'ın yanından ilerleyen iki kız, Shiwuan ve Sushie, mutlu ifadelere sahiptiler. Bu seferki görev bitmemiş olsa bile onlar yalnızca biraz tecrübe kazanmak için gitmişlerdi ve fazla üzülmemişlerdi. Paul'ün gücüne ilk elden şahit olmak onlar için daha heyecanlı bir şeydi ve Paul şehre gelene kadar aurasını bile baskılamamıştı.

Grubun en arkasında bulunan Jasmine'in yüzü ise asıktı. Kucağında uyuyan Orlon'u tutarken içten içe endişeliydi.

Ormanda yaptıkları ve söyledikleri yalnızca ölüm korkusu yüzündendi ve bunların sonradan doğuracağı sonuçları pek düşünmemişti. O sırada gruptakilerden biri ona karşı olursa klanının onu koruyacağını düşünmüyordu.

Bunun nedeni belliydi. Auden'ın klanı onunkiyle aynı seviyede olsalar bile kendi klanı iyiliğe yatkın, hatta fazla yatkın bir klandı. Auden onun tutumu hakkında bir şey söylerse klan onu direkt olarak cezalandırabilirdi.

Sushie ve Shiwuan ise daha da sıkıntılıydı. Bu iki kızdan biri tüm ülkenin en büyük ticaret birliğinin başkanının kızıyken diğer krallığın prensesiydi! İkisinden gelen herhangi bir şikayet onun direkt olarak cezalandırılmasına, hatta klanın onu sakatlamasına neden olabilirdi!

Ve Paul'ü düşünmeye cüret bile edemiyordu. Onun Kara Büyücü olarak kimliği bir yana yalnızca Sisli Gök Akademisi'ndeki 'Kıdemli' Statüsü onun yalnızca başını kaldırarak bakabileceği bir şeydi. Onun gibi birisi onu şikayet ederse klanın onu direkt olarak sakatlayacağından emindi.

Buna kardeşi Orlon'un ruhsal yarası da eklenince zaten cezalandırılması kaçınılmazdı. Ancak kesinlikle sakatlanmayı istemiyordu.

Eğer mana çekirdeği parçalanırsa bir kez daha büyücü olma şansı neredeyse sıfırdı. Mana çekirdeğinin ilk oluşumuyla ikinci oluşumu arasında gökler kadar fark vardı ve zorluk artmasına rağmen ikinci kez oluşan bir çekirdek ilkinden çok daha güçsüz olurdu. Yani bir kez sakatlandıktan sonra geleceği tamamen çökerdi.

Tüm bunları bildiğinden yol boyunca Paul'le arasını yumuşatmaya çalışmış ancak herhangi bir sonuç alamamıştı. Paul yoldayken yalnızca Sushie ve Auden'le birkaç kez konuşmuş ve Shiwuan'la bile fazla konuşmamıştı. Jasmine'le konuşmuş olmasına rağmen tek yaptığı onun sorularına soğuk bir tonla cevap vermek olmuştu.

Paul Jasmine'le arasındaki ilişkiyi hiç önemsememişti. Auden'le konuşmasının nedeni onun karakterini beğenmesiydi ve Shiwuan ise Sushie'nin bir arkadaşıydı. Sushie'yle önceden tanıştığı için yakın hissettiği tek kişi oydu.

Grup şehrin içine girip bir süre ilerledikten sonra Jasmine Orlon'la beraber hızlıca Yuna Ailesinin konağına ilerlemişti. Auden bir süre daha gruba eşlik ettikten sonra o da ayrıldı.

Bir süre ilerledikten sonra Sushie hızlandı ve Paul'ün önüne geçtikten sonra gözlerini ona dikerek konuştu.

"Ben de şimdi ayrılacağım. Büyük Kardeş Paul, daha zamanın olduğunu biliyorum. Beni görmeye gelsen iyi edersin."

Paul yavaşça gülümsedikten sonra Sushie'nin uzaklaşan figürüne bir kez daha baktı ve Shiwuan'la beraber saraya doğru ilerledi.

İkili saray kapılarına vardıklarında saray korumaları anında kapıları açtı ve ikiliyi içeriye aldı. Birçok hizmetçi ikisinin durumundan görevdeyken başlarına bir şeyer geldiğini anlamıştı.

Shiwuan'ın üzerindeki deri zırh tamamen kirliydi ve saçları tamamen karışmıştı. Prensesi bu şekilde görmek onlar için de şaşırtıcı bir durumdu.

Paul ise daha kötü bir durumdaydı. Altındaki siyah pantolon kirliydi ve üzerinde kıyafet olarak hiçbir şey yoktu. Çoktan salınmış ve karışmış uzun siyah saçları da katılınca soyulmuş bir insana benziyordu.

Elbette Paul aslında yanında kıyafet bulunduruyordu. Ancak bir kez daha kanatlarını kullanması gerekip gerekmeyeceğini bilmediği için onu bir süreliğine giymemeye karar vermişti. Eğer kanatlarını kullandığı her seferde bir gömlek değiştirseydi ek kıyafetleri uzun zaman önce bitmiş olurdu.

İkili hizmetçileri geçip Kral'ın bulunduğu odaya doğru ilerlerken Paul sarayın iç kısımlarının sessiz olduğunu fark etmiş ve bir şeyi düşünmüştü.

O ana kadar Kral'ın çocuklarından yalnızca birini, Shiwuan'ı görmüştü ve o 'İlk Prenses' olarak çağrılıyordu. Bir şeyi 'İlk' olarak çağırmak için onun bir ikincisi de olması gerekliydi değil mi?

Ancak o başka bir prenses görmemişti. Başka bir prens bile görmemişti hatta. Bu durumu ilk kez düşündüğünden hiç bilgisi yoktu ve meraklanmıştı.

Bu sırada, ikili taht odasına gelmişlerdi. Shiwuan yavaşça başını salladığında kapının yanında duran korumalardan biri ağır kapıyı yavaşça çatı. İkisi içeriye geçtiklerinde, tahtın üzerinde oturan kral anında kaşlarını çattı ve hemen sonraki anda yüzünde endişeli bir ifadeyle Shiwuan'a doğru atıldı.

"Kızım, ne oldu. Sana ne oldu!?"

Shiwuan hafifçe gülümserken Paul yavaşça öksürdü ve Kral'ın dikkatini kendisine çekti. Ardından yavaşça konuştu.

"Olayları açıklayayım..."

--------------------

[YN]: Bölümü yetiştiremediğim için yarın bölüm atamayacağım :( Okul zamanı gelince benim de işlerim zorlaştı biraz. Cidden üzgünüm.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1045

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 952

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 793

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 756

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 561

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 558

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 555

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 507

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 472

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 251

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 166

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 105

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10981 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15090 Bölüm Sayısı


creator
manga tr