“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Kara Büyücü - 145.Bölüm - Canavar!


Toz bulutunun içinden yayılan ayak sesleri gittikçe sertleşirken etrafa yayılan ölümcül aura katlanarak artıyordu. Bu auraya maruz kalan siyah pelerinli adamların bazıları ellerindeki kılıçları düşürmüşlerdi ve düşürmeyenler bile doğru dürüst kabzalarını kavrayamıyorlardı.

Bu aurayı hisseden Shiwuan ve Sushie en başta korksalar da sonradan bu aura onlara bir rahatlık vermişti. Aura herhangi bir şekilde değişmemişti ancak bu auranın onlar için anlamı bambaşkaydı.

Aurayı hisseden Auden'ın hayatta kalma arzusu yeniden alevlenmişti. Eskisi gibi kesin bir ölüm tehlikesi olmadığından zihnini açık tutmaya çalışıyordu.

Jasmine bu aurayı hissedememişti. Daha doğrusu hissettiği anda auranın ölümcüllüğünden bayılmış ve herhangi bir şeyi hissedemez hale gelmişti.

Bu sırada, toz bulutunun içinden siyah pelerinli adamların kalbinin korkuyla titremesine neden olan o genç figür çıktı.

Bu genç figürün uzun siyah saçları arkadan bağlanmıştı. Altındaki siyah pantolon ve siyah ayakkabıdan başka bir şey giymediğinden yapılı üst vücudu tamamen belliydi. Kalbinin hemen üzerinde bulunan siyah taç dövmesi hafifçe parlıyordu.

Sol omzunda siyah tüylü ufak bir yavru kedi oturuyordu ve kedinin kırmızı gözleri siyah pelerinli adamları süzüyordu. Sağ omzunda ise beyaz kıyafetlere bürünmüş ufak bir şey vardı. İnsana benzeyen bu karışlık şeyin ne olduğunu bilmeyen siyah pelerinli adamlar onu ilk gördüklerinde şaşırmışlardı.

Ancak onlar ufaklığı inceleyemeden önce gözleri genç adamınkilerle buluşmuş ve ruhlarını kaybetmişlercesine bir korkuya kapılmalarına neden olmuştu.

Bu 15-16 yaşındaki genç adamın gözlerinden belli olan öldürme niyeti o kadar güçlüydü ki ruhlarını en ufak parçasına kadar eziyordu. Kan kırmızısı irisin içindeki çizgi şeklindeki gözbebeği onların üzerine düştüğü anda vücutlarının titremesi başka bir seviyeye geçmişti.

Karşılarındaki bu genç adamın etrafa verdiği hava onlar gibi paralı askerler için fazla tanıdık değildi ancak neredeyse hepsi bunun insani bir aura olmadığını anlamıştı. Bu aura binlerce yıl yaşamış antik bir canavarın aurası gibiydi. Baskıcıydı, güçlüydü, asildi ve öldürme isteğiyle dolup taşıyordu!

Siyah pelerinli adamlardan biri istemsizce geriye bir adım attığı anda diğerleri de gerilemeye başladı. Yalnızca bir saniye sonra dokuz adamın her biri kaçmaya başladı.

Toz bulutundan henüz çıkan Paul oluşan durumu gördüğünde içindeki öfke daha da artmıştı. Adamların kaçıştığını gördüğünde gözlerini yavaşça kıstı ve yüzünde soğuk bir gülümseme belirdi.

Sağ elini göğsünün sol tarafına, taç şeklindeki dövmenin üzerine getirdi ve orada sıkıca havayı kavradı. O anda, birden taç şeklindeki dövmenin üzerinde hafif bir sis belirdi ve Paul'ün kavradığı yerde saf siyah bir kılıç kabzası belirdi.

Paul kılıcı tamamen çektiğinde kılıçtan yayılan aurayla kendi aurası kaynaşmıştı ve ölüm duygusu katlanarak artmıştı. Yere sertçe basarken Paul yalnızca omzundaki ikilinin duyabileceği şekilde konuştu.

"Grim, sol tarafa doğru kaçan dörtlüyü öldür. Ufaklık, şu yerde yatan savaşçıyı iyileştir. Size güveniyorum."

"Meow!"

"Wuu!"

Grim hızla miyavlayarak Paul'ün dediği bölgeye doğru fırlarken Ufaklık saf altın renkli kanatlarını açtı ve hızla uçarak Auden'a doğru ilerledi. Paul bunu gördükten sonra kılıcını sıkıca kavradı ileriye, geri kalan beş adamın kaçtığı bölgeye doğru fırladı.

Henüz kan soyunun evrim geçirmesini sağlayamamış olsa bile hâlâ Kan Kanatlı Anka soyunu barındırıyordu ve duyuları normal bir insanın birkaç katıydı. Kaçan adamları kokularından kolayca takip edebilirdi.

Eğer adamlar sakinliklerini koruyabilmiş olsalardı kokularını gizleyebilirlerdi ancak o anda hissettikleri kaçma isteğiyle böyle bir şeyi yapmaları imkansızdı. Onlar gelişimci olmadıklarından hızlarının Paul'le karşılaştırılması da imkansızdı.

Paul havadaki beş farklı kokuyu takip ederken birini seçti ve hızla oraya yöneldi. Üç veya dört saniye sonra ise siyah pelerinli bir adamın hızla koştuğunu gördü ve yüzündeki gülümseme yavaşça büyüdü.

Elbette siyah pelerinli adam da onu görmüştü ve korku dolu bir sesle bağırmaya başlamıştı.

"L-Lütfen dur! Ben s-sadece patronun dediklerini yaptım. Benim kendi is-"

Sözünü bitiremeden önce vücudu saydam kılıç enerjisi tarafından ikiye bölünmüştü. Vücudunun sağ parçası ve sol parçası yavaşça düşerlerken adamın arkadan silüeti -ikiye bölünmüş olsa da- belli olmuştu.

Paul adamın yüzünü görmek için zaman harcamak istemiyordu. Hemen bir başka kokuyu takip etmeye başladı ve yine birkaç saniyelik bir koşudan sonra bir başka siyah pelerinli adamla karşılaştı.

Bu sefer adamın direkt olarak karşısında çıktığından adam koşmayı bırakmış ve arkasına doğru düşmüştü. Ağzını açıp bir şeyler demeye çalışmasına rağmen ağzından tek kelime bile çıkaramamıştı. Tüm vücudu korkuyla sarsılırken patronlarını takip edip bu göreve katıldığı için pişmandı.

Elbette bu pişmanlık onun hayatını kurtarabilecek bir şey değildi. Yere düşüşünden sonra tek bir nefes daha almış ve hemen sonrasında kellesi uçurulmuştu. Paul onu öldürdükten sonra cesedi incelemeye bile uğraşmadan hemen bir başkasını takip etmeye başlamıştı.

Kan Kanatlı Anka'nın savaşma ve öldürme arzusu o bir kez öldürmeye başladığında birden yükselmeye başlıyordu ve baskılaması kolay olmuyordu. Baskılamak için yapabileceği tek şey daha fazla öldürmekti ve daha fazla öldürdükçe öldürme arzusu daha da yükseliyordu.

Sonuç olarak öldürdüğü sürece öldürme arzusu gittikçe artıyordu ve kendini kaybetmesi durumunda önüne gelen her şeyi parçalayan bir canavara dönüşmesi mümkündü.

Ancak kendi sakin doğasıyla bu durumu baskılayabiliyordu. Fazla kolay olmasa da çok fazla duygulu -öfkeli, üzgün vb.- olmadığı sürece bu öldürme arzusunu baskılayabilirdi. Elbette bu arzuyu baskılamak istemesi de gerekiyordu.

O sırada baskılamak istemiyordu ve baskılamasına gerek de yoktu. Öldürmesi gereken bir anda neden öldürme isteğini bastırmak gibi bir şey yapmalıydı ki?

Bu sırada, çoktan üçüncü siyah pelerinli adama yetişmişti. Siyah pelerinli adam onu gördüğü anda korkuyla geri çekilip bir şeyler diyecekmiş gibi görünse de o fırsat bulamadan önce saf siyah kılıç yana doğru savrulmuş ve bedenini ikiye bölmüştü. Paul hızla bir başka kokuyu takip ederken adamın üst vücudu ve alt vücudu ayrı ayrı yere düşmüştü.

Paul dördüncü adamın ne kadar uzaklaştığını bilmediğinden kanatlarını açmış ve hızını katlamıştı. Hâlâ ormanın içinde olduğundan tam hızında uçamasa da yine de hızı oldukça artmıştı.

Dördüncü siyah pelerinli adamla karşı karşıya geldiğinde siyah pelerinli adam kafası uçurulmadan önce tek bir kelimeyi bağırabilmişti.

"Canavar!"

Paul bir süre dördüncü adamın cesedinin başında gözleri kapalı bir şekilde bekledi ve en sonunda derin bir nefes aldı. Gözlerini yeniden açtığında belirgin öldürme arzusu neredeyse tamamen baskılanmıştı.

Hâlâ bir adam daha olduğunu biliyordu ancak saldırının nedenini öğrenebilmek için onun ölmemesi gerekiyordu. Ölü birini sorgulayamazdı sonuçta.

Hızla kanatlarını çırptı ve beşinci adamın kokusunu takip etmeye başladı. En sonunda beşinci adamın kokusunun geldiği bölgeye geldiğinde ise kaşlarını hızla çattı.

Çünkü o sırada siyah pelerinli adamın tüm vücudu çoktan parçalara ayrılmıştı ve cesedin üzerinde gümüşi-siyah tüylere sahip mor gözlü bir kurt ağzında adamın sağ kolunu tutuyordu.

Paul yavaşça iç çektikten sonra kendi şansına küfretmek istemişti. Onun sağ bırakıp sorgulamak istediği kişi yalnızca B seviyeli bir canavar tarafından çoktan parçalanmıştı!

Ancak artık yapacak bir şeyi yoktu. Grim'in çoktan diğer adamları öldürmüş olacağını biliyordu ve artık takip etmesinin kolay bir yolu yoktu. Kanatlarını hızla çırptı ve havaya yükseldi. Ardından hızla Hayat Özü Ağacı'na doğru ilerledi.

Bu sırada, ilk başta ormandan gizlice izleyen Shijin çoktan ağaçtan uzaklaşmıştı. Yüzünde birçok duygu karışmış gibi görünüyordu. Korku ve öfke en önde gelenlerdi.

Paul'ün aurasından korkmuştu ve bu auradan korktuğu için kendisine öfkelenmişti. Ancak yapabileceği bir şey yoktu. Kokru tohumları çoktan kalbine yerleşmişti ve bunu kendisi de biliyordu.

Ancak intikamından vazgeçecek değildi. Bu görevde başaramasa bile Paul'ün de bir zayıf noktası olacağını biliyordu. Ve bu zayıf noktayı bulmak için her şeyi yapacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1043

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 790

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 557

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 554

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 506

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 470

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 250

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 165

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10940 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15035 Bölüm Sayısı


creator
manga tr