“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Kara Büyücü - 119.Bölüm - Velvaât


"Tak, tak, tak..."

Adım sesleri İmparatorluk Sarayı'nın koridorlarında yankılanmasına rağmen herhangi bir hizmetçi veya kahya onları duymuyor gibiydi. Adım seslerinin sahibi olan beyaz cübbeli genç adam ise rahatça yürürken gözlerini kapatmıştı.

Ondan etrafa yayılan ruhsal enerji tüm sarayı kuşatmıştı. O anda saraydaki her şeyi hissedebiliyordu.

Bir süre ilerledikten sonra büyük, beyaz bir kapının önüne geldi. Kapının önünde gümüş zırhlı iki asker bekliyordu. Askerlerin başları hariç tüm vücutları zırhla kaplıydı.

Genç adam iki askere birer kez baktıktan sonra gözlerini kapıya çevirdi. Ruhsal gücünün gelişmişliği sayesinde içeriyi hissedebiliyordu.

İçeride, dikdörtgen şeklindeki bir masada yedi kişi oturuyordu. Altısı yanlarda oturan bu adamlar bağırarak konuşurken baş köşedeki adam da onları dinliyordu.

"Majesteleri, Kara Büyücü'nün bir başka Kabus olmasından endişeli değil misiniz?"

"Majesteleri, bu genç adam cidden çok tehlikeli. Onu fazla güçlenmeden ortadan kaldırmamız gerektiğini düşünüyorum."

Bu sırada, baş köşede oturan adam elindeki kadehi sıkarak parçaladı ve diğer hepsinin susmasına neden oldu. Altılının üzerinde bir kez gözlerini gezdirdikten sonra konuştu.

"Kara Büyücü'yü öldürdükten sonra ne olacak sanıyorsunuz? Daha önce siz yaşlıları dinledim ve o adamın kardeşini öldürdüm. Sonuç ne oldu? O adam Kabus lakabını kazandı ve bunu tam olarak hak ediyor! Sizce onun Temsilcisine saldırırsak geride duracak mıdır? Hatta bu sefer bütün kraliyet ailesini öldürmeden veya kendisi ölmeden duracağını sanmam."

Altılı başını eğmişlerdi. Majesteleri'nin dediklerinin doğru olduğunu biliyorlardı. Aralarından biri yavaşça başını kaldırırken konuştu.

"Eğer Yaşlı Kabus'u bastırabilirsek..."

"O seçeneği direkt olarak eleyebilirsin."

Baş köşedeki adam hızla başını salladı.

"Kılıç Ejderi ve Zehirnefes birleşseler bile onu yenemezler. Hatta yenmeyi bırak, bastırabileceklerini bile düşünmüyorum. Saf Beyaz'ın ona karşı dövüşeceğini düşünmüyorum. Ve dövüşse de fazla bir yararı olmaz gibime geliyor. Bakın, Yaşlı Kabus'u yenmek istiyorsanız iki veya üç ülkenin birleşik gücüne ihtiyacınız var. Ki bu minimum değer. Şu anda uzmanlarımızdan birini başka bir ülkeyle birleşerek öldürürsek bizim hakkımızda nasıl konuşacaklarını düşünün hem."

Bu sırada, altılı başlarını tamamen eğmişlerdi ve söyleyecek söz bulamıyorlardı. Baş köşedeki adam yavaşça devam etti.

"Şu anda, Yaşlı Kabus Aziz seviyesinin zirvesinde olsa gerek. Onu ülkeye bağlamanın zor olacağını biliyorum. Ancak Kara Büyücü hâlâ genç ve güçsüz birisi. Onu ülkeye bağlamanın bir yolunu bulabilirsek kazanabiliriz."

Altılı birden başlarını kaldırarak bu konudaki düşüncelerini dile getirmeye başladılar. Bu sırada, hâlâ kapının dışında duran beyaz saçlı genç adam beyaz gözlerini yavaşça açarken iç çekti.

-Bir küçük dünya olsa bile, Aziz seviye bu kadar korkulası bir şey mi? En sonunda, hâlâ ölümlü.-

Sağ elini kaldırdığında, birden toplantının yapıldığı odayı saydam bir bariyer sardı. Saraydaki hiç kimse bunu farketmemişti.

Yavaşça ilerlerken hâlâ havada olan sağ elinden iki parlak beyaz ışın ayrıldı ve koruma olarak bekleyen iki askerin vücutlarına girerek onları bayılttı. Askerler yere düştüklerinde tok bir ses çıkarmalarına rağmen kimse onları duymuşa benzemiyordu.

Beyaz saçlı genç adam ilerledi ve sağ elini yeniden indirirken sol eliyle kapıyı açtı. Bu sırada odadaki yedi kişinin tümü konuşmayı bırakmış ve gözlerini yavaşça açılan kapıya çevirmişti.

Elbette, birden içeriye genç bir adamın girmesi ve arkasından kapıyı yavaşça kapatması onlara biraz şaşırtıcı gelmişti.

Bu sırada, beyaz saçlı genç adam yavaşça gözlerini altı yaşlı adamın üzerinde gezdirdi. Saçları beyazlamış bu yaşlılar az önce tartışanların ta kendisiydi.

Baş köşede oturan kişi ise orta yaşlı bir adamdı. Parlak sarı saçları ve canlılıkla dolu yeşil gözleri vardı. Hafif bir keçi sakalına sahipti.

Bu adam, Valheia İmparatorluğu'nun İmparatoru, Antonius Valheia'ydı. İmparator genç adamın bakışlarının kendisinin üzerinde durduğunu görünce kaşları kırıştı.

"Kim olduğunu ve neden haber vermeden toplantı odasına daldığını sorabilir miyim?"

Beyaz saçlı genç adam hafifçe gülümserken birden vücudundan yayılan aura tüm odayı kapladı. Sadece yoğunluğuyla altı yaşlının nefesini kesen aura Antonius'un titremesine neden olmuştu. Bu genç adam, gerçek bir uzmandı!

Bu sırada, genç adam samimi bir gülümseme gösterirken konuştu.

"Benim adım Velvaât. 12 Yüce Tanrı'nın emriyle Küçük Dünya Vals'e gönderilmiş 1.Semadaki bir Yükselen'im."

İmparator yavaşça yutkunurken kendi kendine düşündü.

-12 Yüce Tanrı, Küçük Dünya Vals, 1.Sema, Yükselen... Bunlar da ne böyle!?-

Bu sırada, Velvaât konuşmaya devam etti.

"Ülkenizle aramda herhangi bir düşmanlığım yok. Hatta, kazancınız olmasını bile sağlayabilirim. Ancak, benim için belirli bir kişiyi bulmanız gerekiyor."

Kaşlarını hafifçe çatarken konuşmaya devam etti.

"Bu kişi karanlık manayı ve ışık manasını kullanabilen birisi. Bunun dışında yaşı, görünüşü veya ırkı hiç önemli değil. Eğer bu iki elementi de kullanabilen biri varsa bunu hemen bana söyleyin."

İmparator'un kaşları yavaşça kırışırken konuştu.

"Efendim, karanlık mana hayatlarından bir kısmını feda ettikleri sürece sim-"

"Ondan bahsetmiyorum."

Velvaât gür sesiyle konuşmaya devam etti.

"Bahsettiğim kişi karanlık ve ışık manasını hayatından hiç feda etmeden kullanabilen birisi. Ayrıca, bunu sadece simya veya rünik işlemelerde değil saldırı ve tekniklerde de kullanabiliyor."

Masada oturan yedi kişinin hepsi aynı anda şaşırmış ve biraz korkmuş bir ifade göstermişlerdi.

-Böyle bir canavar gerçekten var mı!?-

Oradaki yedi kişinin hepsi karanlık ve ışık manasını biliyordu. Karanlık mana, her canlıya zarar verebilen bir manaydı ve onu ilaç ve rünlerde kullanmak için oldukça fazla hayat enerjisinin feda edilmesi gerekiyordu. Işık manası iyi huylu bir mana olsa da onu da kontrol etmek için hayat enerjisine ihtiyaç duyulurdu.

Bu iki mananın ortak özellikleri, akıl almaz güçleriydi. İkisi de diğer dört elementten çok daha güçlü bir seviyedelerdi. Ve şimdi, iki manayı da istediği gibi kullanabilen birinin varlığını öğrenen yedili kalplerindeki korkuya engel olamamışlardı.

Özellikle de İmparator Antonius, böyle birisi gerçekten de onun imparatorluğundaysa ona düşman olmayı kesinlikle seçemezdi. Ancak, karşısındaki uzmanın gücünün de farkındaydı. Yani, iki taraftan birini seçmek zorundaydı.

Velvaât onun düşüncelerini fark etmişcesine konuştu.

"Bu kişi iki manayı da kontrol edebilse bile gelişimi oldukça düşük. Onu öldürmek benim için çocuk oyuncağı olacaktır. Sizin onu bulmanız benim için yeterli. Geri kalan şeyleri bana bırakın. Gerçi, eğer ölümlüler savaşmaya karar verirse yeniden savaşmanız gerekiyor. Buraya gelmiş olsam bile, ölümlülerin işine fazla karışmak istemiyorum."

Derin bir nefes aldı ve odadan yavaş adımlarla ayrılırken konuşmaya devam etti.

"Ben de ülkeyi ve yakın ülkeleri tarayacağım. Ancak kendini saklıyor olabileceğinden, gözünüzü açık tutun ve bir haber bulursanız bana haber verin."

Kapıyı arkasından kapamadan önce içeriye fırlattığı beyaz mücevher taşı hızla İmparator'un önünde ilerlemiş ve önünde durmuştu. Kapı nazikçe kapandığında, İmparator masada duran beyaz taşı aldıktan sonra ayağa kalkmış ve bağırarak konuşmuştu.

"Tüm imparatorluğu araştırın. Hayır, komşu imparatorluklara da birkaç ajan gönderin ve araştırılmasını sağlayın. Bu uzmana yardımcı olursak imparatorluğumuz büyük kazançlar sağlayacaktır. Dağılabilirsiniz."

İmparator kendi çalışma odasına doğru giden koridora yönelirken altı yaşlı ayağa kalkarak çıkışa yöneldi. Karanlık manayı ve ışık manasını kullanabilen birisi onlar için korkutucu olsa da hepsi az önceki uzmanın gücünü hissetmiş ve sözlerini duymuştu. O anda, ellerinden gelen her şeyi onun aradığı kişiyi bulmak için harcayacaklardı.

İleride, bu kişi onların ayaklarına geldiğinde hissedecekleri pişmanlığı hiç bilmiyorlardı.

--------------------

[YN]: Evet güzel okuyucularım benim. Şimdiden söyleyim, yarın büyük ihtimalle bölüm gelmeyecek. Hastayım ve hastaneye gitmem gerekiyor. Gerçi yetiştirebilirsem yine de atarım ama yetişeceğini hiç düşünmüyorum.

(Okuyup beğenmeyene Grim atlasın.)




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1043

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 790

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 557

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 554

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 506

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 470

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 250

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 165

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10942 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15035 Bölüm Sayısı


creator
manga tr