"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Kara Büyücü - 104.Bölüm - Maskeler


"Ah... Siz... Siktirin gidin be!"

Paul kılıcını manyakça savururken etrafındaki kuklalara sövüp duruyordu. Yüzlerce kez olmasa bile, en az onlarca kez kesilmişti ve vücudu yaralarla doluydu. Bu yaraları savaş sırasında iyileştirse bile o birini iyileştirdiğinde iki yara daha almış oluyordu.

Ayrıca, kuklalar onun zayıf noktalarına saldırıp duruyordu. Dört düşmana karşı aynı anda savaştığından, oldukça büyük bir dezavantajı vardı.

Ona doğru savrulan kılıçlardan birini kılıcıyla engellediğinde, sırtına doğru savrulan bir başka kılıcı hissetti ve hemen ona karşı savunmaya çalıştı.

Bu sırada ise sol omzuna başka bir kılıç savrulmuş ve yeni bir kesik oluşturmuştu.

"Bu kadar yeter."

Spadia konuştuğu anda dört kukla bir anda durmuştu. Her biri köşelerine çekildikten sonra önce ellerindeki kılıçlar yok oldu. Daha sonra ise hepsi eski taş hallerine geri döndüler.

Paul anında ileriye fırladı ve sarayın içindeki havuza daldı. Ruh sarayında olduğundan fiziksel vücudu yaralanmasa da zihinsel olarak oldukça acı çekmişti. Bu zihnini yormuştu ve biraz dinlenmesi gerekiyordu.

Havuza girdiği anda rahat bir nefes verdi ve havuzdaki enerjiyi vücuduna yönlendirmeye başladı.

Spadia bu sırada Paul'ü izliyordu. Aslında, Paul'ün gelişimi onu bile şaşırtmıştı.

Henüz birkaç saat geçmesine rağmen, Paul Düşük Ustalığın sınırlarına gelmişti ve neredeyse bir Orta Usta Savaşçı oluyordu. Büyük ihtimalle bir veya iki saat devam etselerdi Orta Usta Savaşçı olmak fazla sıkıntı olmazdı.

Ancak, Paul'ün zihninin yorulduğunu biliyordu. Eğitimin sert olması iyi bir şeydi, ancak Paul'ün hâlâ gerçek dünyada yapması gereken şeyler vardı ve zihnini fazla yorarsa onun planları etkilenebilirdi.

Paul'ü eğitmek ve güçlendirmek istese de onun kendi kararlarını verebilmesini istiyordu. Bu yüzden planlarında ona fazla karışmıyordu. Elbette, eğer ölümcül bir hata yapacak olursa onu kesinlikle engellerdi.

Bu sırada, Paul havuzun içinde kapadığı gözlerini açtı. Havuzdan çıkarken gözlerini Spadia'ya çevirdi ve yavaşça konuştu.

"Dışarıdan beni çağırıyorlar galiba. Çıkmam lazım."

Spadia başını sallarken konuştu.

"İşin bittikten sonra devam edeceğiz."

Paul yavaşça başını sallarken yüzü buruştu. Başladığı andaki kararlılığı çoktan uçup gitmişti.

Ruh Sarayı'ndan ayrılıp gerçek dünyaya döndüğünde onu omuzlarından tutup sarsan Luke'u gördü. Luke'un bileklerini kavradıktan sonra onu hafifçe ittirdi.

"Uyandım, zamanı geldi mi?"

Luke yavaşça başını salladı. Daha sonra ise onu takip etmesini işaret etti ve odadan çıktı.

Paul hızlı adımlarla Luke'u takip etmeye başladı. Kısa bir süre sonra, üç kişinin önüne geldiler.

Üçlünün ikisi erkekken biri ise diğer ikisinden genç bir kızdı. Onlar Paul'ü gördüğünde genç kızın gözleri parladı. Hepsi ileri çıktı ve yavaşça eğilerek Paul'e selam verdiler.

Paul başını sallayarak selamlarını kabul ettikten sonra düşünceli bir hâle büründü. Daha sonra ise üçlüye bakarak konuştu.

"Kişi başı iki koruma alacaksınız. Şehrin güney kapısından çıktıktan sonra ilerleyip ormana gireceksiniz. Orada basit medikal bitkiler yetişiyor. Fazla değerli değiller ancak oraya gitmek ve toplamak kolaydır. Kolay kazanç için oraya gittiğinizi düşünecekler. Sizi ben de koruyacağım. Korumalara bakılırsa, en az altı veya yedi suikastçi gelecektir. Bu yeterli olacaktır."

Sözünün sonuna doğru artık kendi kendine mırıldanmaya başlamıştı. Üçlü ise çoktan başlarını sallayarak onun dediklerini kabul etmişlerdi.

Kara Büyücü onları korurken, suikastçilerden korkmuyorlardı.

Bir süre sonra, üçlü yanlarında altı korumayla beraber Luke'un evinden ayrıldığında Paul gizli bir biçimde onları takip etmeye başlamıştı.

Üçlü sokaklarda ilerlerken Paul etrafta herhangi bir tehlikeyle karşılaşmadı. Kısa süre sonra onlar şehirden ayrıldığında, hemen arkalarından kendisi de ayrıldı.

Üçlü şehrin etrafındaki düz alandayken Paul etrafta saklanabileceği bir yer olmadığı için onların ormana girmesini bekledi ve sonra [Rüzgar Adımları]yla onları takip etti.

O onlara yetiştiğinde, üçlü ve korumalar çoktan medikal bitkilerin yanına varmıştı. Aralarındaki genç kızın gözleri bitkileri gördüğünde parlamıştı. Paul onun cübbesindeki kızıl güneş simgesinden onun Halpis ailesinden olduğunu anlamıştı. Elbette, üçlü arasından bitkiler hakkında en çok bilgiye sahip olan oydu.

Yanında iki korumayla parlak yeşil bir bitkiye yaklaşmaya başladı. Bunu gören Paul kılıcını çekti. Kız ve iki koruma diğerlerinden ayrıldığından saldırı şansı artmıştı. Ve onların saldırması da Paul'ün istediği şeydi.

Bu durumu birliğin gönderdiği diğer adam da fark etmişti ve o da iki korumayla ayrılıp bir başka bitkiye ilerledi. En sonunda üçe ayrılmışlar ve farklı yönlere dağılmıştılar. Ancak, hâlâ Paul'ün yetişebileceği bir alandaydılar.

Paul sabırla bekliyordu. Suikastçilerin ne zaman gelebileceği, hatta gelip gelmeyeceği bile belli değildi. Luke ona suikastçilerin direkt olarak ailedeki herkese saldırdığını söylemişti. Yeteneğin bu konuda bir etkisi var mı yok mu bilmiyordu.

Bu sırada birden bir bıçak fırladı ve yeşil yapraklı bitkiyi söken kıza doğru ilerledi. Ancak korumalardan birinin kılıcıyla engellendi.

Bu sırada, diğer iki genç kıza doğru yaklaşmıştı ve korumalar da onları koruyordu. Sessiz ormanın içinden birden beyaz maskeli dokuz adam çıktı. Sekizi gençlerin ve korumaların etrafını sararken biri diğerlerinin arkasındaydı ve bir elindeki yeşil kabzalı bıçağı siliyordu.

Bu bıçağın az önce atılanla aynı olduğu görülebiliyordu. Bu sırada, bıçağı silen suikastçi konuşmaya başlamıştı.

"Bıçağımı engellediğine inanamıyorum. Ah, her neyse. Sizi öldürdükten sonra seviyem epey artacak. Yani pek umrumda değil."

Bu sırada elindeki bıçağın üzerindeki parlak yeşil rünler parlamaya başlamıştı.

Paul şaşırmıştı. Bu beyaz maskeli suikastçi gerçekten de bir büyülü silah kullanıyordu. Ancak, şimdi şaşırmanın zamanı değildi. Kılıca ihtiyacı olmayacağını düşündüğünden onu geri koydu ve ileri atıldı.

Büyülü silahı kullanan suikastçi birden arkasından hissettiği rüzgarla geriye dönmeye çalıştı ancak boynu birden kavranmıştı. Boynunu kavrayan el iyice sıkılaşırken onu da havaya kaldırıyordu.

Yüzü nefessizlikten morlaşan suikastçi onun boynunu kavrayan adama bir bakış attığı anda tüm zihni karardı.

-Siktir! Kara Büyücü neden burada!?-

Yalnızca beyaz maskeli bir suikastçi olan bu adamın ilk başta Paul'ü bulabilmesinin imkanı yoktu.

Bu sırada, Paul ellerinden kurtulmaya çalışan adama bakıyordu. Onun sağ elini kavradı ve elindeki bıçağı aldı. Daha sonra ise boynunu tamamen sıkarak parçaladı.

Adamın kopan kafasından akan kan Paul'ün cübbesine sıçraıktan sonra başsız bedeni düştü ve Paul'ün olduğu bölgeyi kanla ıslatmaya başladı.

Bunu umursamadı ve yavaşça kopardığı kafayı inceledi. Daha sonra ise yüzündeki maskeyi yavaşça çıkardı.

Suikastçi'nin yüzünü gördüğünde hafifçe şaşırdı. Çünkü suikastçi ondan en fazla bir veya iki yaş büyük gibi görünüyordu. Fazla gençti.

Ancak, şimdi bunu umursayacak havada değildi. Beyaz maskeyi boyutuna attıktan sonra sağ elini gençleri saran şaşırmış haldeki suikastçilere çevirdi.

"Günah Zincirleri: Kıskançlık."

Yarı saydam zincirler elinden fırlayıp suikastçileri sardığında, suikastçilerin maskelerin altındaki gözleri kızardı. Birden suikastçiler birbirlerine saldırmaya başladı!

Paul gençleri onların olduğu alandan uzaklaştırdı ve savaşan suikastçileri izlemeye başladı. Kısa bir süre sonra, ayakta kalan tek bir kişi kalmıştı.

Ayaktaki son suikastçi, birden kendine gelmişçesine arkadaşlarının cesetlerine baktı ve neler olduğunu kavramaya çalıştı. Ancak bu olmadan önce vücudu rüzgar bıçaklarıyla parçalanmıştı.

Paul ilerledi ve suikastçi cesetlerinin arasından bir maske daha aldı. Planın sonraki aşaması için, iki maskeye ihtiyacı vardı.

Gençlerle beraber şehre döndükten hemen sonra odasına çıktı ve kimsenin onu yarın geceye kadar rahatsız etmemesini söyledi.

Şimdi, yarın geceye kadar zamanı vardı. Ve bu zamanın hepsi savaşçı eğitimine, kısacası dayağa ayrılmıştı.

--------------------

[YN]: Önceki bölümdeki karı isteği için, yorumlara herkesin nasıl bir kız karakter istediğini yazmasını istiyorum :D (Hikaye akışıyla alakası yok sırf merak) (Tabi hikaye akışıyla alakası da olabilir kim bilir? :D)




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1457

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 987

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 778

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 595

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 595

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15033 Üye Sayısı
    • 714 Seri Sayısı
    • 33267 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr