Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Kara Büyücü - 97.Bölüm - Cehennemin Yargısı


"Ah, abla. Ne oldu?"

Genç bir çocuk merakla birden duran ablasına sormuştu. Ablası; kırmızı saçlı ve parlak turuncu gözlere sahip, üzerine tam uyan kırmızı bir elbise giymiş genç bir kızdı. Belinde biri siyah ve diğeri beyaz iki kılıç duruyordu.

Herhangi bir katılımcı, onun kim olduğunu tek görüşte anlayabilirdi. Bu, 'Savaş Meleği'ydi!

Savaş Meleği, bir süre önce onu heyecanlandıran bir savaşı keşfetmişti ve kardeşiyle beraber hızla savaşa doğru ilerliyordu. Mümkünse savaşa katılmak istiyordu!

Ancak, az önce olan olaylar onun bile savaşma isteğini alıp götürmüştü. Savaşın iki yanı da onun ruhunu titreten bir şekilde değişmişti.

Daha az önce, yalnızca güçlü bir usta savaşçının aurasını yayan kişi, şimdi o kadar baskıcı ve karanlık bir aura yayıyordu ki bu auraya maruz kalmak bile onun tedirginleşmesine neden oluyordu.

Ancak, asıl korkutucu olan bu değildi. Az önceye kadar aura bile yaymayan diğer yan, birden aurasını salmıştı. Ve bu aura, ona en çok korkuyu yaşatandı.

Çünkü, ona daha önce yaşamadığı bir hissi veriyordu: Acizlik.

Bu auranın karşısında, ne yaparsa yapsın bir işe yaramaz gibi görünüyordu. Bu aura, daha önce karşısına çıktığı Kral'dan bile daha asil, daha domine ediciydi.

Bu aura, var olan her şeye tepeden bakan bir tiranın aurasıydı. Onun için, yaşayan herhangi bir şey onunla karşılaştırılmak için yeterince iyi değildi. Her şey, onun kontrolündeydi. Her şey ona itaat etmek zorundaydı!

Ve bu auranın karşısında hissettiği acizlik, Savaş Meleği'nin buradan anında uzaklaşmak istemesine neden olmuştu. Ancak birden ruhsal gücüne yakalanan bir hisle yüzündeki tüm kan çekildi. Hemen arkasında duran kardeşini yakasından kavradıktan sonra birden arkaya doğru atıldı.

"Abla, ne oluyor!?"

Genç adam şaşırmıştı. Ablasının korkmuş ve endişeli bir şekilde hareket ettiğini ilk kez görüyordu. Ancak daha ablası ona cevap veremeden birden bir figür az önce onların bulunduğu alana doğru fırladı.

Genç çocuk bu figürü gördüğünde kalbi sıkıştı. Bu adamı, farklı görünse de tanımıştı. 'Sabre Kaplanı' Valer Guilla, bu senenin en güçlü savaşçısıydı. Acaba ablası onunla dövüşmek mi istiyordu?

Ancak bir kez daha ablasının yüzüne baktığında, bunun imkansız olduğunu anladı. Ancak bu onun kafasını daha da karıştırdı.

Ablasının savaş manyaklığını kendisi de biliyordu ve Ablası şu ana kadar Sabre Kaplanı'yla dövüşmek istediğini söylemişti. Ancak şimdi, nedense geri duruyordu.

Buna anlam veremese de birden kemiklerine işleyen aurayı hissettiğinde anladı. Onların Sabre Kaplanı'yla savaşmaları kesinlikle imkansızdı!

Ancak, Sabre Kaplanı da birisine karşı temkinli gibi duruyordu. Onun gibi bir canavara karşı savaşıp da onun temkinli olmasını isteyen biri olabilir miydi ki?

Birden yaklaşan aurayı hissettiğinde zihninden kendine küfretti. Aynı zamanda, Sabre Kaplanı'na ve yaklaşan adama da...

-Lanet olsun... Sizin gibi canavarlar neden bu yarışmaya katılmak zorunda ki!? Sadece auranız bile yarışma ödüllerini kolayca kazanabileceğinizi göstermiyor mu!? İtiraz ediyorum!-

Ancak, bunun fayda etmeyeceğini de biliyordu. Yaş sınırının içinde olan ve Valheia'da yaşayan herkesin yarışmaya katılma hakkı vardı.

Bu yüzden, yalnızca yaklaşan auranın sahibine bakmaya başladı.

Bu adam, aynı Sabre Kaplanı gibi kanatlara sahipti. Siyah saçları Sabre Kaplanı'nınkiler gibi anormal uzunlukta olmasalar da yine de uzundular. Bir çift kan kırmızısı gözü vardı.

"K-Kara Büyücü?"

Yarışmadan önce ablasının savaşmak istediği genci hatırlıyordu. Ancak, o gencin böyle bir canavar olabileceğini hiç düşünmemişti. Bu sırada, ablası onu yeniden yakasından yakalamış ve ikisinden uzak bir yere doğru koşmaya başlamıştı.

Karşı koymadı. Ablası veya kendisi orada kalırsa, canlı çıkamazlardı.

Bu sırada, Paul de karşısındaki şeytanı izliyordu. Az önce Paul ona birkaç kez saldırmıştı ve Şeytan saldırıların gücünü dağıtmak için geri çekilerek savaşmaya karar vermişti. Tabii, havada oldukları için epey geri çekiliyordu.

Derin bir nefes alırken kılıcını sıkıca kavradı. Artık bu işi bitirmesi gerekiyordu. Yoksa dışarıdan bir müdahale olmasından korkuyordu.

Bir kez daha ileri atıldı ve kılıcını bir kez daha savurdu. Ancak, saldırısı yeniden Şeytan tarafından engellendi.

Şeytan gözlerini iyice kısmıştı. Bir kez daha geri çekildikten hemen sonra saldırmak için ileri atıldı ve sabresini savurdu.

Paul kılıcını kaldırarak sabreyi engellediğinde, şeytan bir kez daha geri çekildi. Nefesi oldukça hızlanmıştı, artık bu savaşı bitirmesi gerekiyordu.

Titreyerek tuttuğu sabreyi kaldırdı. Sabre birden etrafa uğursuz ve karanlık bir sabre enerjisi yaymaya başladı. Bu enerjiyi fark eden Paul, Şeytan'ın tüm gücünü bir saldırıya koyacağını anlamıştı. Kendisi de kılıcını kaldırdı. Karanlık mana hızla kılıcına akarken daha önce denemeye cüret edemediği bir şeyi denemeye karar verdi. Ve kılıcına aynı anda ışık manasını da aktarmaya başladı.

Paul'ün kılıcı siyah-beyaz bir parıltıyla çevrelenirken vücudunu da ışık manası kaplamıştı. Kutsal Destek tekniğini kendi vücudunu geri tepmeden korumak için kullanmayı planlıyordu.

Bu sırada, Şeytan mırıldanmaya başlamıştı.

"Kötülüğün sembolü olanlara, Şeytanlar denir... Kim bilir ki, şeytanların günahını? İyiliğin sembolü olanlara, Tanrılar denir... Kim bilir ki, tanrıların amacını? Karanlık ve ışık, canlıdır. Vardır her bir canlıda. Kalbin içinde barınır. Hem şeytanda, hem ilahta..."

Gözleri uğursuz bir parıltıyla beraber parıldarken sabresini hızla aşağıya indirdi.

"İyiliğin kalbinde bulunan karanlık... Tanrının Günahı!"

Sabresi aşağıya inerken, saf siyah enerji patlamışcasına Paul'e ilerlemeye başlamıştı. Önüne çıkan her şeyi delirtebilecek bir habisliğe sahip bu enerji dalgası o kadar yoğundu ki sanki gerçek siyah bir kılıç gibi görünüyordu.

Bu sırada, Paul'ün kılıcının etrafı siyah-beyaz renkli gölgelerle kaplanmıştı. Şeytan'ın saldırısını gören Paul kılıcını hızla indirdi.

"Cehennemin Yargısı!"

Kılıcından fırlayan siyah beyaz enerji dalgası doğrudan Şeytan'ın saldırısına ilerliyordu. Ancak, bu saldırıdan sonra Paul şiddetlice öksürdü. Daha sonra ise etrafındaki beyaz parıltı kaybolurken bir kez kan kustu.

Cehennemin Yargısı, kendi yarattığı, daha doğrusu birleştirdiği bir teknikti. En güçlü iki kılıç saldırısı olan Cennetkesen ve Yargı Işığı'nı tek bir yerde birleştirmişti. Ancak, bunun geri tepmesi de az değildi.

O anda, en fazla bir kez daha saldırabilirdi. Eğer Şeytan bu saldırıyla ölmezse, kazanma şansı olmayacaktı.

Bu sırada, ikisinin saldırıları havada çarpıştı. İkisinin saldırıları çarpıştığı anda, gerçek bir kaos başladı.

Habis kılıç enerjisi ve Karanlık-Işık manası çarpıştığında, etrafa yayılan aura eşsizdi. Bu sırada, katılımcıların arasından güçsüz olanları çoğu yalnızca aura baskısı yüzünden ölürken güçlü olanlar ise birkaç kez kan kustu. Temsilciler de buna dahildi.

Aynı zamanda, saldırıların birleştiği yerdeki her şey anında yok olmaya başladı. Yanmıyor veya aşınmıyorlardı. Onlar tamamen yok oluyorlardı!

Ve birden, illüzyon parçalandı. Tüm katılımcılar birden kendilerini kolezyumun içinde bulurken neredeyse hepsi kendi okullarının oldukları bölgeye doğru koşmaya başladı. Kimse o auraya daha fazla karşı gelmek istemiyordu.

İllüzyonu oluşturan 16 siyah sütunun herbiri tamamen parçalanmıştı. Arkalarında durmaları gereken görevliler parçalanmış sütunlardan metrelerce uzakta, yerdeydiler.

Bu sırada, bir olay daha oldu. Şeytan'ın saldırısı, Paul'ün saldırısı tarafından tamamen parçalandı!

Bu olduğunda, Paul'ün yüzünde bir gülümseme belirirken Şeytan'ın yüzünde belirgin bir korku ortaya çıktı. Hemen sabreyi önüne geçirerek kendini korumaya çalıştı ancak işe yaramadı. Paul'ün saldırısı doğruca ilerleyerek sabreye çarptı ve sabreyi de ikiye böldü.

Dikey olarak ilerleyen kılıç darbesi Şeytan'ın, yani Valer'ın sağ kolunu omzunun biraz arka kısmından kopararak parçalanmasına neden oldu. Bu sırada, Valer'ın kanatları kapanmaya başlamıştı. Uzamış saçları eski haline geri dönerken yere düşmüştü. Gözleri eski siyah haline geri dönmüşlerdi ve korkuyla dolulardı.

Bu sırada, Paul kılıcını göğsündeki dövmeye geri sokarken kan soyunu yeniden etkisiz hale getirdi. Kanatlarını geri çektikten sonra yavaş adımlarla Valer'a doğru ilerlemeye başladı.

--------------------

[YN]: Oh bitti ya. Şimdi son bir bölüm. Sonra bitcek. Hadi bitcek.

(17/18)




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1045

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 952

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 793

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 756

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 561

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 558

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 555

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 507

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 472

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 251

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 166

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 105

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10981 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15090 Bölüm Sayısı


creator
manga tr