“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Kara Büyücü - 86.Bölüm - Bunu Yapmayalı Uzun Zaman Oldu


Gren ve Paul siyah çimenlerle kaplı ovada birbirlerine bakıyorlardı. Paul'ün gözlerinde belli bir rahatlık varken Gren'in gözleri kısılmıştı. O sırada kılıcını iyice kavrıyordu.

Rakibini ilk başta küçümsemişti. Çünkü onu daha önce bastırabilmişti. Ancak şimdi o iki zirve seviye savaşçıyı kolayca öldürebilen bir çift gelişimciydi. Bu yüzden ona karşı dikkat etmesi gerekiyordu.

Paul ise söylediği gibi, yalnızca oynamak için dövüşüyordu. Gren ne kadar Yüksek Seviyeli bir Sabre Ustası olsa da güçlü tekniklerden yoksundu ve gücünü tam olarak kullanamıyordu. Bu yüzden çoğu kez Valer'ın arkasında kalmıştı zaten.

Bu sırada, ikisi de kılıçlarını kaldırdı ve birbirlerinin gözlerine baktı. Gren'in yeşil gözleri endişeyle daralırken Paul'ün kan kırmızısı gözleri neşeyle parlıyordu.

Gren anında ileriye, Paul'e doğru fırladı. Bir büyücüye karşı uzak dövüş kullanacak kadar aptal değildi.

Gren Paul'ün yakınına geldiğinde kılıcını hızla Paul'ün boğazına savurdu. Paul'ün kılıcı birden kendi kılıcını engelleyince ortaya metalik bir ses çıktı. Aynı zamanda, Paul'ü saran yıldırımların cızırtıları da duyulabiliyordu.

Paul Gren'in kılıcını ittirdi ve kılıcını savurdu. Hızla Gren'e ilerleyen kılıcı kaplayan kılıç enerjisi kılıcın keskinliğini ve vereceği zararı kat kat artırmıştı.

Gren bunu fark ettiğinden anında geri çekildi ve Paul'ü incelemeye başladı. Onun zayıf bir noktasını bulup bu şekilde ona saldırmayı düşünüyordu. Paul ise gözlerini sadece onun üzerinde gezdiriyordu.

Gren'in zayıf noktalarını çoktan bulmuştu. Ancak onları kullanırsa savaşı daha da kolay biterdi. Neden böyle bir şey yapmak istemeliydi ki?

Bunun yerine kılıcını biraz daha indirdi. Gren'e saldırması için bir açık verdiği sürece onun saldıracağını biliyordu. Bu sayede savaşı biraz daha uzatabilirdi.

Gren Paul'ün kılıcını indirdiğini fark ettiği anda ileri atıldı. Bu, onun için kaçmaz bir şanstı. Paul'den hafifçe uzak bir mesafeye geldiğinde kılıcını havada savurdu.

"Dokuz Kaplan Kesiği: İlk Kesik!"

Kılıcından fırlayan kılıç enerjisi hızla Paul'e ilerledi. Paul kılıcını kılıç enerjisiyle kapladıktan sonra Gren'in yolladığı enerji dalgasına doğru kılıcını savurdu.

İkisinin kılıç enerjileri çarpıştığında Paul'ün keskin kılıç enerjisi Gren'in saldırısını kesti. Daha sonra ise Paul hızla ileri atıldı ve kılıcını bir kez daha savurdu.

"Ufuk Çizgisi!"

Gren anında geri çekilmiş ve sol kolunu kendini korumak için önüne çekmişti. Bu sırada Paul'ün kılıcı olduğunu düşündüğü gümüş parıltı; yanında gürleyen mavi yıldırımları, keskin kılıç enerjisini ve hızlı rüzgar enerjisini getirerek sol koluna savruldu.

Kılıç sol kolunun dirseğine geldiğinde sanki orada değilmişçesine kesti ve kopardı. Sol kolu bir süre havada döndükten sonra Paul tarafından yakalandı. Gren ise derin nefesler alarak sol dirseğinin hafifçe üstünden tuttu. Vücudu geliştiğinden bu acı o kadar da fazla değildi.

Ancak, silah kullandığı kol olmasa bile bir kol kaybetmek onun için kötü bir sonuçtu. İleride onun gelişimini sekteye uğratacak bir sorundu hatta. Bu yüzden, o sırada epey öfkelenmişti.

Paul Gren'in sol kolunu sıktı ve yaktı. Bunu gören Gren bir kat daha öfkelendi. Eğer kolunu alarak geri dönebilseydi onu yeniden birleştirme şansı olabilirdi ancak artık tamamen yok olmuştu. Uzuvları yeniden çıkarabilen ilaçlar elbette vardı ancak Ferrua Ailesi onları alacak güce ve mal varlığına sahip değildi. Binkılıç Sarayı'nın da onun için büyük bir meblağı ödeyeceğini sanmıyordu.

Daha sonra aklına gelen bir düşünceyle yüzü aydınlandı. Binkılıç Sarayı onun için büyük bir meblağı ödemeyi şu anda kabul etmezdi ancak eğer bir Temsilciyi öldürürse değerini ispatlamış olurdu. O zaman sol kolunu kolayca geri kazanabilirdi.

Yüzünde soğuk bir ifade belirdi. Bu iyi bir yol olsa da, zordu. Az önce Paul onun sol kolunu anında koparmıştı. Bir başka uzvunu da kolayca koparabilirdi. Yani epey dikkatli olması gerekiyordu. Yoksa birkaç parçaya bölünmesi işten bile değildi.

Paul Gren'in kılıcını sıkıca kavradığını görünce gülümsemeden edemedi. Gren'in savaşma isteğini kaybedip künyesini parçalamaya çalışacağını düşünmüştü ki bu onun oyununun bitmesi anlamına geliyordu.

Kendisi de kılıcını iyice kavradı. Gren'i sevmese de onun pes etmemesi ona karşı biraz takdir duygusunun oluşmasına neden olmuştu.

Bu sırada Gren hızlıca kılıcını savurdu.

"Dokuz Kaplan Kesiği: İkinci Kesik!"

Kılıcından fırlayan kılıç enerjisi ilk seferkinden çok daha keskin, çok daha hızlıydı. Paul kılıcını kaldırdı ve kükredi.

"Ufuk Çizgisi!"

Kılıcını saran rüzgar manası ve kılıç enerjisi Gren'in saldırısıyla karşılaştığında havanın yarılma sesi etrafı doldurdu. Daha sonra ise Gren'in saldırısı ikiye bölündü. Ancak Gren çoktan kılıcını bir kez daha kaldırmıştı.

"Dokuz Kaplan Kesiği: Üçüncü Kesik!"

Paul'e doğru ilerleyen kılıç enerjisi diğerlerinden daha keskin bir aura yayıyordu. Paul'ün yüzü biraz daha ciddileşti. Kılıcına gönderdiği kılıç enerjisini artırdı.

"Ufuk Çizgisi!"

Paul'ün kılıcı ve Gren'in saldırısı bir kez daha çarpıştığında Gren'in saldırısı bir kez daha ikiye bölündü ve bu Gren'in kaşlarını çatmasına neden oldu.

[Dokuz Kaplan Kesiği] tekniğinde üçüncü, altıncı ve dokuzuncu kesikler farklı şekillerde eğitilirler ve kendilerinden önceki ikisinden çok daha güçlü olurlardı.

İlk üç kesik, keskinliği artırmak için yapılırdı ve aralarında en güçlüsü ise üçüncü kesikti. Tekniğin en keskin saldırısı buydu ve en fazla hasar gücüne sahip olan da buydu. Bu yüzden bu saldırının ona zarar vereceğini düşünmüştü ancak işe yaramamıştı.

Derin bir nefes alırken planını değiştirmeye karar verdi. Kılıcını kaldırırken ileri atıldı.

Paul gözleriyle Gren'i takip ediyordu. Gren o sırada etrafında belirsiz bir yönde dönüyor ve kılıcını her an saldırabilecek bir şekilde tutuyordu. Ne yapacağını merak ediyordu.

Kılıcının yönünü değiştirdi ve sırtından bir açık verdi. Bu sayede Gren'in ne yapacağını anlayabilirdi.

Gren Paul'ün verdiği açığı gördüğü anda kılıcını savurdu.

"Dokuz Kaplan Kesiği: Dördüncü Kesik!"

Kılıcından yayılan kılıç enerjisi önceki kadar keskin değildi. Ancak hızlıydı, o kadar hızlıydı ki Paul'ün bile bir anlığına açık verdiği için pişman olmasına neden olmuştu.

Ancak Paul son anda kılıcını döndürerek kılıç enerjisini engelleyebilmişti. Elbette, bunu yaparken bir başka açık vermiş ve Gren yeniden bu açığı kullanmıştı.

"Dokuz Kaplan Kesiği: Dördüncü Kesik!"

Dördüncü, beşinci ve altıncı kesikler hız konusunda gelişirdi. Saldırı güçleri ilk üç kesikten daha güçsüz olan bu saldırıları hızları sayesinde rakibi afallatıp onu öldürmek içindi.

Paul bir kez daha ucu ucuna engellemişti. Ancak bu saldırıdan hemen sonra Gren'in saldırı yağmuruna tutulmuştu.

Kılıcını rüzgar manasıyla desteklemeye başladıktan sonra saldırılara ayak uydurabilse bile biraz sinirini bozmaya başlamıştı. Ayrıca, Gren'in enerjisinin yavaş yavaş azaldığını da fark etmişti. İç çekti. Dövüşü bitirmesinin vakti gelmişti.

Gren'in son kılıç saldırısını engelledikten sonra sol elini kaldırdı ve bağırdı.

"Günah Zincirleri: Açgözlülük!"

Elinden fırlayan yarı-saydam siyah zincir güdümlü bir füzeymişcesine Gren'i buldu ve onun etrafını sardı. Hemen ardından ise ruhuna işleyip kayboldu.

Gren ilk başta neler olduğunu anlamamıştı. Daha sonra elinin hafifçe titrediğini fark etti. Elindeki kılıca baktığında birden tüm zihni kaosa sürüklendi. Yüksek sesli bir çığlık atarken kılıcını elinden fırlattı ve geriye doğru düştü.

Paul bu sırada ona doğru yürümeye başladı. Gren yutkundu. Neden kendi kılıcından korktuğunu bilmiyordu ancak bunun Paul'ün yaptığı şeyle bir ilgisi olduğunu biliyordu. Hemen elini boynundaki künyeye götürdü.

Paul bunu fark ettiği anda sol elini ona doğrulttu ve elinden fırlayan bir rüzgar bıçağı Gren'in sağ elini bileğinin biraz üzerinden kopardı.

Bunun üzerine Gren'in yüzü iyice solmuştu. Silahını kullanamıyordu, iki eli koparılmıştı, pes etmesine bile izin verilmiyordu. Burada ölmek onun kaderi miydi?

Yutkundu ve geriye doğru sürünmeye başladı. Paul'e yalvarsa bile onun kendisini affetmeyeceğini biliyordu. Daha önce o Paul'ü öldürmeye çalışmıştı. Neden şimdi Paul onu affetmeliydi ki?

Paul adımlarını hızlandırdı ve Gren'in yanına geldiğinde onun göğsüne bastırdı. Gren ölmek istemiyordu. Gözleri Paul'ün yüzüne bakarken korkuyla dolmuştu.

"B-bırak beni! B-Binkılıç Sarayı bunu senin yanına bırakmaz."

"Bırakmalarını isteyen yok zaten. Senden sonra da o piç Valer'ın peşinden gideceğim."

Paul kaşlarını çatarak konuştu. Gren gerçekten de öldürmenin serbest olduğu bir yarışmada onu okuluyla tehdit etmeye çalışmıştı. Bu onun biraz sinirlerini bozmuştu.

Gren onun dediklerini duyunca şaşırmıştı. Valer bu seneki katılımcıların en güçlüsü olarak biliniyordu ve birçok kişi ondan kaçınıyordu. Sonuçta Valer yaş avantajına da sahipti. Diğerlerinden daha fazla çalışmıştı. Ancak ondan beş yaş küçük bu çocuk ona meydan okuyacağını söylüyordu.

O düşüncelere dalmışken Paul yavaşça eğildi ve yumruğunu sıktı.

-Bu iğrenç olacak.-

Yumruğunu hızla Gren'in yüzüne savurdu ve ağzının içine vurdu. Yumruğu yüzünden Gren'in birçok dişi kırıldı ve Paul'ün yumruğu hala Gren'in ağzının içinde olduğu için Gren bu dişleri yutmak zorunda kalmıştı.

"Aileni ne kadar kızdırırsam o kadar acele ederler. Ne kadar acele ederlerse o kadar hata yaparlar. Ne kadar hata yaparlarsa o kadar kolay kaybederler. Merak etme, onları da peşine göndereceğim."

Derin bir nefes aldı.

"Bunu yapmayalı uzun zaman oldu. Bir insanın üzerinde hiç denememiştim."

Paul'ün elinden fırlayan alevler Gren'in boğazından ilerledi ve tüm vücudunun içini yaktı. Bu sırada Gren çektiği acı yüzünden bağırmak istiyor ancak Paul'ün eli yüzünden bağıramıyordu.

Kısa bir süre sonra Gren herhangi bir tepki vermeyi bıraktı. Paul onun öldüğünü anladığında yumruğunu ağzından çekti ve elini cübbesine sildi.

Bu olay gerçekleşirken, izleyen birçok seyircinin nefesleri tutulmuştu. Gren'in babası Tuann Ferrua'nın yumrukları sıkıca sıkılmış, gözleri kanlanmıştı.

--------------------

[YN]: Serinin başlarında bunu seven biri vardı bu da ona hediye olsun.

(6/18)




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1043

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 790

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 557

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 554

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 506

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 470

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 250

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 165

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10940 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15035 Bölüm Sayısı


creator
manga tr