"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Kara Büyücü - 7.Bölüm - Rüzgar Habitatı


Sık ağaçlarla dolu bir ormanın bir kısmı tamamen kesik ağaçlar ile doluydu. Bazı yerler yanmıştı ve arkalarında izleri hala duruyordu.

Bu karmaşık bölgenin içinde genç bir adam yavaşça ormanın dışına yöneldi.

Siyah saçları ve kıyafetleri kanla kaplıydı. Peşinden 3 metre boyunda devasa bir kartal taşıyordu. Kartalın kalbi delinmişti ve siyah tüyleri kanla kaplıydı. Arkasından da kanla kaplı bir iz bırakıyordu ama genç adam bunu umursamadan gülümsüyordu.

Bu genç Paul'dü. Yarım yıl önce Abyss denen bu bölgeye düşen 14 yaşındaki genç adam.

"Hem çekirdeğini hem de etini sömürüyorsun. Aç gözlülük kötüdür evlat."

Spadia'nın sesi Paul'ün zihninde yankılanınca Paul bir süre duraksadı ama daha sonra yoluna devam edip konuşmaya başladı.

"Eğer bunu yapmasaydım yarım yıl burada yaşayamazdım usta. Cidden öğrencinizin açlıktan ölmesini mi istiyorsunuz?"

Paul sözünü bitirdikten sonra Spadia bir daha konuşmadı. Bir süre sonra Paul dağın önüne vardı. Orada daha önceden toplanmış birkaç ağaç vardı. Rüzgar bıçaklarıyla bu ağaçları kesti ve yemek pişirmek için yığdı.

Alev büyüsüyle odunları yaktıktan sonra kartalın yenilebilir kısımlarını kesti ve pişmeleri için bir çubuğa geçirip ateşe koydu. Etler yavaşça pişerken cebinden kırmızı - yeşil renkli birkaç çekirdek çıkardı ve ateşten biraz uzaklaştı.

Daha sonra çekirdekleri önüne dizdi ve meditasyon pozisyonuna geçti.

"Umarım bu yeterlidir."

Çekirdeklerdeki manayı kontrol etti ve kendi çekirdeğine yönlendirdi. Sıcak mana yavaşça Paul'ün çekirdeğine girdi ve ardından keskin mana hızlıca çekirdeğe doldu. Mana çekirdekte yoğunlaştı ve çekirdeğin yapısına katıldı. Birden Paul'ün mana çekirdeği titremeye ve ısı yaymaya başladı. Bu ısı fazla sıcak değildi, hatta hoş bir his veriyordu.

Bu his Paul'ün tüm vücudunu dolaşırken mana çekirdeği genişledi ve normalinden daha fazla parlamaya başladı. Bu işlem bittikten sonra birden çekirdek anormal seviyede mana üretmeye başladı. Üretilen mana Paul'ün vücudunda dolaştı ve güçlendirdi. Ayrıca mana daha yoğun bir hal aldı.

"Sonunda başlangıç seviyesinden düşük düzeye çıkmayı başardın." Spadia mutlu bir sesle söyledi.

Paul bıkkın bir sesle konuştu. "Başlangıç düzeyinden düşük düzeye geçmek için yarım yıl harcadım. Acaba orta düzeye ulaşmak ne kadar sürecek?"

"Peh. Habistanrı çekirdeği için oldukça iyi bir süre. Hatta normal bir insan çekirdeği bile en az bu kadar zaman harcar ama elbette habistanrı çekirdeği normal bir çekirdekten onlarca kat daha fazla enerji gerektirir. Düşük seviye senin Abyss'ten çıkman için yeterli."

Paul Spadia'nın sözlerini duyunca mutlu oldu. Sonunda bu yerden çıkıp bir insan görebilecekti. Neden mutlu olmasın ki?

Heyecanlı bir sesle sordu. "Çıkmam için ne yapmam gerekiyor?"

"Abyss varisin güçlenmesi için bırakılmış bir yer ama güçlenmek için sadece güce sahip olmak değil, onu kullanabilmek de gerekir. Bunun için en iyi yol miraslar çünkü onları bizzat ilk habistanrı bıraktı. Gidip mirasları alman gerekiyor. Şu anki gücünle alman fazla zor olmaz sanırım."

Paul bir süre düşündü. "İlk hangi mirası almam gerekiyor? Hangi kuleden başlamalıyım?"

"Saldırı gücüne odaklanman gerekir ve Rüzgarın üç mirası da savaş üzerine. Rüzgar habitatına gitmeni öneririm."

"Rüzgar... Saldırı istiyorsam alev habitatına gitmem daha doğru olmaz mı?"

"Alev habitatında yalnızca bir savaş mirası var ve öğrenmesi oldukça zor. O mirasın en güçlülerden biri olduğunu söyleyebilirim ancak herhangi bir teknik öğrenmeden rastgele alev kulesine dalarsan anında ölürsün."

Paul ayağa kalktı ve kartalın etinden yaptığı şişlerden birini aldı. Yerken bir süre düşündü. Spadia'nın dedikleri mantıklı geliyordu. Tek bir savaş tekniği ve öğrenmesi oldukça zor bir teknik. Rüzgar kulesi daha makul bir seçimdi. Yemeğini bitirdikten sonra ayağa kalktı. Biraz yorgun bir sesle konuştu.

"Rüzgar habitatı hangi yöndeydi?"

"Önce biraz uyu, oraya bu şekilde gidersen hayatta kalabileceğini mi sanıyorsun aptal velet?"

Paul gerçekten de yorulmuştu. Dağa girdi ve yatağa uzandı. Yattığı gibi uyumaya başladı.

- Birkaç saat sonra -

Paul uyandı ve yataktan kalktı.

Ayağa kalktı ve dolabın yanına gitti. Dolabı çekip dağın tepesine çıktı ve merkezin etrafındaki habitatları incelemeye başladı.

Habitatlar saat yönünde ateş, toprak, karanlık, ışık, su ve rüzgar şeklinde sıralanıyordu. Habitatları uzaktan bir süre inceledi. Daha sonra rüzgar habitatına odaklandı.

Rüzgar habitatının merkezinde yeşil - beyaz bir kule vardı ve habitat dağlarla tepelerden oluşuyordu. En azından uzaktan görünen bir düz alan yoktu ve habitatın girişinde bile bir dağ vardı. Fazla yüksek olmasa da habitatın girişini kapayıp yalnızca sağındaki ve solundaki alçak alanlardan girmeye zorluyordu.

Paul arazi hakkında biraz düşündükten sonra sordu.

"Usta, rüzgar habitatı bir canavarın yaşaması için oldukça kötü görünüyor. Orada fazla canavar olduğunu  sanmıyorum."

"Peh, daha canavarların doğaları hakkında bir şey bile bilmiyorsun. Rüzgar canavarlarının arasında uçmayan canavar sayısı çok azdır ve uçan canavarlar için dağlık alanlar tam bir cennettir. Ne de olsa öyle bir alanda diğer türlere karşı avantajları var."

Paul sessiz kaldı. Rüzgar habitatı oldukça tehlikeli bir yerdi. Kendisi daha ilerlemekte bile zorlanacakken uçan canavarlar istedikleri gibi ona saldırabileceklerdi. O dağlık alanda savaşmak bile zor olurdu.

Normalde Paul öyle bir yere asla gitmezdi ama bu sefer farklıydı. Rüzgar habitatında üç savaş tekniği vardı. Onun Abyss'ten çıkmasını sağlayacak üç teknik...

Bir kez daha düşünmeden merdivenlerden aşağı indi ve odaya girdi. Dolabı düzeltti ve hızlı adımlarla dağdan aşağı indi.

Dağdan çıktığında bir süre düşündü ve rüzgar habitatının yönünü hatırlamaya çalıştı.

Hatırlayınca hemen döndü ve rüzgar habitatına doğru koşmaya başladı.

Abyss'te kaldığı yarım yıl boyunca Paul'ün vücudu oldukça güçlenmişti. Şuan rüzgar habitatına kadar dinlenmeden koşmak için yeterli dayanıklılığı vardı.

Ormanın içinde ağaçların arasından hızlıca geçerek koştu ve karşısına çıkan canavarları görmezden geldi. Bir süre sonra rüzgar habitatının girişindeki dağın önüne geldi ve biraz oturup dinlendi. İçeride onu neyin beklediğini hala tam bilmiyordu.

Bir süre sonra ayağa kalktı, derin bir nefes aldı ve sağdaki girişe doğru koşmaya başladı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1043

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 790

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 557

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 554

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 506

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 470

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 250

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 165

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 164

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10941 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 15035 Bölüm Sayısı


creator
manga tr