Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Kai Lane - Bölüm 101:Yalanlar Kralı Alain


Ey dostlar yorum ve beğeniyi unutmayın.

Kai kılıcını bir kez daha savurdu ve gökyüzünden Kara Yıldırımlar kılıcına düştü. Kai'ın 6 Yıldırımlı gözü de siyah olurken Kai Kara Yıldırımların gücünü kusursuz bir şekilde ortaya çıkarmıştı. Fakat Kai bundan hiç de memnun gibi görünmüyordu. Yüzünde ki hayal kırıklığını hiç gizlemeden gözler önüne sermişti.

Kai Randal'ın yanında kaldığı süre boyunca inanılmaz bir güç atlaması yaşamıştı. Hala Turuncu Yıldırımın ortasında olsa da gücü bundan çok çok daha öteydi.

Kai yumruğunu sıktı ve köşe de bir taşa oturup şansına lanet etti.

"Hala Kara Yıldırımların 2. Yıldırımına geçemedim. Benim sorunum ne? Nerede hata yapıyorum."

O sırada Randal sakin adımlarla Kai'ın olduğu yere doğru yaklaştı. Elinde bir kase vardı ve içinde de çorba vardı. Randal ise Kai'ın hiç aç olup olmadığını sormadan çorbasını içmeye devam ediyordu.

" Çünkü aptalsın. "

Randal Kai'ı aşağıladığında Kai hiç sinirlenmedi. Karşısında ki bu adam üşengeç, tembel ve beş para etmez cimrinin tekiydi. Fakat o bir dehaydı. Sözleri hiçbir zaman yanlış olmamıştı. Hiç yanılmamıştı.

"Kara Yıldırım Sanatı basit bir sanat gibi mi görünüyor? Bu sanat antiktir. Bir efsane bu sanat. Belki de 2. Yıldırımına geçmen yıllarını, onyıllarını alacak. 7 yıldırımın hepsini hemen öğrenebileceğini sanman senin aptallığın."

Kai hatasını öğrenince sustu ve derin derin nefes aldı. Sirius'u yere doğru dikmişti ve ona bakarken düşünceliydi. O günü unutmamıştı.

'" Sana büyükbaba diyebilir miyim? "dedi Kai. Hala çocuk bedenindeydi. Haliyle davranışları da çok tatlı oluyordu.

Yaşlı adam torununa gülümser gibi Kai'a gülümsedi.

"Tabii ki. Bana istediğini söyleyebilirsin."

"Büyük baba seni bir daha görebilecek miyim?"

"Büyük ihtimalle hayır Kai. Beni bir daha göremezsin. Ne güçlendikten sonra ne de ölümün kıyısına geldiğinde. Bu son görüşmemiz."'

Sirius'un ona hissettirdiği şeyi hayatında neredeyse hiç hissetmemişti. Bu sevgiydi! Ailesinden sevgi görmüş olsa da bu dedesine sarılmak gibiydi. Onun kollarındayken dünyanın umursanmayacak kadar basit olmasıydı. O kucağın içindeyken kimsenin onu korkutamamasıydı. Huzurun gerçek noktasıydı.

Randal Kai'ın bakışlarını fark edince Kai'a baktı. Kai'ın bedeninden farklı bir aura yayılıyordu. O kadar garipti ki Randal bu duyguya bir isim veremiyordu.

"Özlem...... Mi?"

Kai ise Randal'ı umursamadan Sirius ile bağ kurmaya çalışıyordu fakat gerçekler aynı Sirius'un dediği gibiydi. Bir daha onunla karşılaşmıyacaktı.

Kai uzun siyah kılıcına bakarken Randal ayağa kalktı ve Kai'ın yıldırımlarını çarptığı yere baktı. Ayağı ile külleri bir kenara iterken konuştu.

"Neden kılıcına o şekilde bakıyorsun?" dedi Randal. Elleri Beyaz sakallarına ilerledi ve onları okşamaya başladı. Büyük bir stat gibi görünse de Kai onun nasıl biri olduğunu biliyordu. Yine de şu an bunu umursayacak durumda değildi. Üzgündü. Sadece 1 kere gördüğü yaşlı bir adamı bir daha göremeyeceği için Üzgündü.

"Sadece onu bir kez daha göremeyeceğimden dolayı üzgünüm. Sadece bir anlık için olsa da....... Bana anne ve babamın yaşattığı hissi yaşattı. Şimdi onlardan uzaktayım fakat bir gün tekrar onlarla karşılaşacağım. Ama Sirius...... Sirius ile bir daha asla karşılaşamayacağım. "

Randal şaşırmıştı. Mana Silahları bilinçli olurdu fakat onlar konuşmak mı? Bu görülmüş şey değildi.

Kai dolmuş gözlerini kaldırdı ve ustasına baktı. Randal'ın gözleri ilk kez Kai'ın üzgün gözlerine bakınca alaylı halinden çıkmıştı. Bir Kral Katili duyguları ile hareket ederse o zaman gerçekten kötü bir şey yaşamış demektir.

" Peki ya usta sen bunları nasıl bilmiyorsun. Her şeyi bildin. Mira'yı, Michael'ı, dostlarımı. Peki benim hakkımda neden hiçbir şey bilmiyorsun."

Kai elleri ile gözlerini sildi ve duygusal halinden çıktı. Sözleri Randal'ın kulaklarına vardığında Randal'ı düşündürtmüştü.

" Aslında..... Bunun sebebi tamamen kanın yüzünden. Türk kanı garip ve güçlü bir soy bağına sahiptir. Ölüm ve Yaşamın enerjisi ile alakası yok. Bu sadece kanın kutsallığı ile alakalı. Milyonlarca insanın sahip olduğu bir kan bağının gücü."

Aslında Türk kanı Ölüm ve Yaşamın enerjisini kontrol etse de bir kişi Ölüm ve Yaşamın enerjisini birilerini öldürmekte kullanabilmek için kanı ile mükemmel bir bağ kurmak zorundaydı.

Aynı şekilde birini ölümden geri getirmek için de bu gerekliydi. Her şeye rağmen birini ölümden geri getirdikten sonra bedeni güçsüz düşecekti. Türk kanı ne kadar olağanüstü olsa da yapabileceği şeyler de sınırlıydı.

Kai Türk Kanı ile bağ kurmamasına rağmen onun yararlarını hissediyordu.

"Benim Mana silahım. Gerçeğin gözü. Bu sayede çevre de neler olduğunu öğrenebiliyorum. Yarım Adım Açılan Gökyüzü Seviyesindeyim. Tabii ki de artık bu gözün seviyesi bütün dünyayı kapladı fakat çok güçlü kan bağlarının safkanlarını göremiyorum. Türkler de ise saflığı %50'nin üzerinde kana sahip olanları göremiyorum. Ustam beni bırakıp gittikten sonra onu bir daha bulamadım. Fakat senin diğer 2 kardeşini görebiliyorum. Onların kanı %40'dı. "

Kai başını çevirdi ve Randal'a baktı. Gözlerinde ki merekın fark edilmemesi imkansızdı. Sorunu tabii ki de fark etmişti.

" Benim 3 kardeşim var. "

Kai'ın sözleri ile Randal olduğu yerde dondu. Ardından hiçbir şey olamamış gibi devam etti.

" O zaman o kardeşinin kanının saflığı %50'den fazla."

"Peki hangi kardeşlerimi gördün?"

"İkizleri."

Kai düşünceli bir hal aldı.

"Demek Sam....."

Randal ise Kai'ın düşüncelerini hiç umursamadı ve yaklaşıp yanına oturdu. Elinde ki çorbası ne kadar içerse içsin bitmiyordu. Gerçek bir hazineyi. Hayatı boyunca Randal'ın en kıymet verdiği hazine buydu.

Randal kolunu uzattı ve Kai'a sarıldı. Usul usul kulağına yaklaşırken yüzünde yine şeytani bir gülümseme vardı. Bilge bir yaşlı adam olmak yerine komik bir bunak olmuştu.

"Kai....... Ben senin ustanım. Peki ya sen benim çıraklık eğitimimden mezun olmak için ne yapman gerektiğini biliyor musun?"

Kai korkuyla Randal'a baktı. Artık hiç de eskisi gibi üzgün değildi. Bu yaşlı bunak tehlikeliydi. Vereceği görevin basit bir şey olmasını beklemek aptallıktı.

" Sana basit bir görev vereceğim. Bir şehiri ya da kaleyi güçlerini kullanmadan yok et. Basit değil mi? "

Kai görevi duyunca rahat bir nefes aldı. Güçlerini kullanmaması büyük bir sorundu fakat bu bu yaşlı Bunağın verebileceği görevler arasında bu görev çok basit kalıyordu.

" Tabi 3 günde. "

Kai az kalmıştı ki oturduğu yerden düşüyordu. 3 günde gökyüzü adasında ki bir yerleşim yerini yok etmesini söylüyordu. Hem de hiç güçlerini kullanmadan. Yavaş yavaş şehirleri birbirine düşürebilirdi fakat bunu 3 günde yapamazdı.

"Hiç mi güç kullanamam."

"Hmmm, sadece şehir lorduna karşı."

Randal Kai'ın daha fazla bir şey demesine izin vermeden olduğu yerden kalktı ve yürüyerek uzaklaştı. Kai ise 3 günde Bir şehiri nasıl yok edeceğini düşünüyordu. 3 gün hemen başlamayacaktı. Randal Kai'ı özgür bırakıp şehir seçmesi için gönderdiğinde başlayacaktı fakat yine de çok zordu. Güçlerini kullansa bu iş çok kolay bir şekilde bitebilirdi. Elinde olmadan derin derin iç çekti.

"USTAA!!!!!"

                                 ***

O sırada ormanın içinde bir grup insan topluluğu ağaçların üzerinde atlaya atlaya ilerliyordu. Hepsinin yüzünde silinmesi zor olan bir yüz ifadesi vardı. Gülüyorlardı. Çok mutlu görünüyorlardı. Belli ki bu sefer büyük kazanç sağlamışlardı.

Grupta bir pelerini kişi vardı. Diğer 9 kişi ise sefere çıkarken giydikleri kıyafetleri giyiyordu. Pelerinini arkasında Kızılyıldırımdan hangi akademide oldukları anlaşılıyordu.

"Ne kadar hızlı ilerliyorsunuz. Biraz yavaşlayın."

10 kişilik grup duydukları sesle ve önlerinde gördükleri genç adamla yerlerinde durdular.

Önlerinde ki genç 15-16 yaşlarında görünüyordu. Saçları beyazdı ve mavi gözlüydü. Çok uzun değildi. Ve inanılmaz bir kas kütlesine de sahip değildi. Vücudundan yayılan aura Turuncu Yıldırımın Başında olduğunu gösteriyordu. Buna rağmen yüzünde karşısında ki 10 gençten de korkmayan bir gülümseme vardı.

Urasi öne çıktı. Açıkça gruptaki tek kıdemli ve en güçlü kişiydi. Neredeyse yarım adım Kırmızı Yıldırım olmuştu.

Kılıcını karşısında ki gence doğrulttu ve keskin bakışları ile onu süzdü fakat karşısında ki gencin güç namına hiçbir şeye sahip olmadığı belliydi. Yine de kendinden emin duruşu Urasi'nin tetikte kalmasını sağlıyordu.

"Kimsin sen?! Neden yolumuzu kestin?!"

Urasi'nin sözleri keskin ve gürdü. Her şekilde normal bir insanı korkutmalıydı fakat karşısındaki genç onun sözlerini dikkate bile almamıştı.

Güldü ve konuştu.

"Ben Kanlıkum Akademisinden Alain Lawson. Sizi burada karşılamamın sebebi Yeraltı taşını sizden almak."

Urasi ve diğer 9 kişi Alain'in sözlerini duyunca hemen savaşa hazırlandılar. Eğer bu genç amacını böyle kolayca belirtebiliyorsa yanında başka birilerinin de olması gerekiyordu.

Fakat Alain başını iki yana salladı.

" Merak etmeyin. Sadece ben varım. Sizi yenmek için yeterli olmadığımı mı düşünüyorsunuz yoksa?"

Urasi Alain'in sözlerini duyunca sinirlenmişti.

"Tabii ki de bizi yenemezsin. Sen sadece Turuncu Yıldırımın Başındasın."

Urasi sözlerini bitirdiği anda Alain'in gözleri beyaz bir ışıkla parlayıp söndü ve yüzündeki gülümseme gözle görülür şekilde büyüdü.

Isaac tam Alain'e saldıracaktı ki Urasi'nin bacaklarının taşlamaya başladığını görünce gözlerine inanamadı. Alain ise dalga geçer gibi bir ileri bir geri hareket ediyordu.

"Benim adım Alain. Yalanlar Kralı Alain! Benim karşımda yalan söylemeye cüret eden birisi taşlamaya mahkumdur. Gerekirse 6. Basamakta ol. Bir Kralın gücünü etkisiz hale getiremezsin."

Urasi şansına küfür etti ve hemen üzerinde ki cübbeyle madalyonu çıkarıp Isaac'a attı. Gövdesine kadar taşlaşmıştı ve bu durumdan sonra kurtulmasının bir yolu yoktu. Yeraltı taşı ise zaten Isaac'deydi.

" Peki ben ne yalan söyledim?"

Urasi'nin sorusu Alain'in gülümsemesine sebep olmuştu. Urasi'nin taşlaşmamış sadece başı kalmışken Alain'in aurası değişti ve Turuncu Yıldırımın Ortasına geçti.

"Ben Turuncu Yıldırımın Başında değildim."

"Siktir!"

Urasi'nin son sözünün ve Alain'in gerçek gücünün ortaya çıkmasıyla diğer 9 kişi korkuya kapıldı fakat ilk kaçan kişi Korkak çocuk oldu. 9 kişinin hepsi Turuncu Yıldırımın Başındaydı. Turuncu yıldırımın Ortasında olan bir Krala karşı koymalarına imkan yoktu.

Fakat diğerleri bunu anlamamıştı. Isaac'ın arkasını dönüp kaçmasından 1 saniye sonra diğer 8 kişi de ölmüştü. Alain ise Isaac'in peşine düşmüştü.

Her şeye rağmen Isaac hızlı koşuyordu. Korkak çocuk olarak ona bir ünvan verilse de bu ünvan her şekilde doğruydu. Isaac'ın Kıdemli Pelerini rüzgar ile dalgalanırken Alain'den kaçmayı başarmıştı.

Isaac Kızılyıldırım şehrinin kapısına geldiğinde inanılmaz bir yorgunluk bedenini sarmıştı. Alain'den kaçmak için hiç bir şeye dikkat etmeden koşmuştu ve bu yüzden vücudunda sayısız kan lekesi vardı. Ağaçların arasında her yeri çizilmişti.

Isaac kapıya doğru yürürken Sarah ise Zaheer'in seferinden dönmesini bekliyordu. Fakat Isaac'in yalpalayarak Şehir kapısına doğru ilerlediğini gördüğünde şok olmuştu. Kapının gardiyanlar ile beraber hızla Isaac'in önüne gelse de Isaac eliyle Sarah'a dur işareti yaptı. Ve arka cebinden parlak kızıl bir taş çıkardı.

"Bunu Orion'a ver."

Sarah taşı alırken Isaac başını kaldırdı ve derin bir nefes aldı. Yüzüstü yere düşmeden önce ise ağzından sadece 3 kelime çıkmıştı.

"Krallardan nefret ediyorum." 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17386 Üye Sayısı
    • 781 Seri Sayısı
    • 36018 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr