Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Kai Lane - Bölüm 100: Değişimler


100. Bölüm için iyi okumalar :) 


Aylar su gibi akıp geçiyordu. Kai ve Randal her günlerini birlikte eğlenceli ve eğitimle geçiriyorlardı. Kai şimdiden çok güçlenmişti. Randal onun Kılıç Yeteneklerini Mor Yıldırımda kullanabilmesi için özel eğitimden geçiriyordu. Kara Yıldırımlar için ne kadar uğraşsalar da Kai hala sadece 1 Yıldırımın seviyesindeydi. Yine de bu onu rahatsız etmiyordu. Çünkü Sadece ilk yıldırımın gücü bile normal yıldırımlardan çok daha kuvvetliydi.

Onun dışında Randal Kai'a kılıç eğitimi de veriyordu. Kai'ın kılıç İradesi çok özeldi ve kılıç yeteneklerini çok güçlendiriyordu. Tabii ki Randal Kai'ın ustası olarak onu daha güçlü yapmadan bırakamazdı. Onu zirveye taşıyacaktı. Aynı Ustasının ona yaptığı gibi.

Kralların Kralının yeteneği için ise Kai yine gelişme gösterse de bu gelişme diğerlerinden daha azdı. Kai daha bir Kral olmamıştı ve Kralların Kralının yeteneği Kralların Kralı olan kişi için bile uygulaması çok zor bir yetenekti. Kai Randal'ın bunu da nereden bildiğini bilmiyordu fakat sorgulamamıştı da. Bu yaşlı adam kendisine gerçekten çok benzese de ondan çok daha gizemli olduğu kesin bir şeydi.

Nihai Kalp Modunda ise Kai ve Randal onca ayın sonunda yeni başlayacaktı. Randal bu konuda Kai'a bir şeyler anlatsa da Kai dediklerinden hiçbir şey anlamamıştı.

Mağaranın içinde Randal'ın yüzünde sinsi bir gülümseme vardı. Elinde bir iğne adım adım Kai'a yaklaşıyordu. Kai ise Randal'ın bu gülümsemesini görünce korkuyla geri çekilmeye başladı.

"O-o da ne!?!?"

Randal'ın gülümsemesi daha da büyüdü.

"Artık Nihai Kalp Modunu eğitimine başlayacağız..."

Randal'ın başından 2 kızıl boynuz çıktı.

"Sence bu boynuzlar yoktan mı var oldu?"

Randal bir anda hızlandı ve Kai'ın kolunu yakalayıp iğneyi batırdı.

"Hayırlı olsun..... "

Kai korkuyla bir kaç adım geri çekilirken Randal da yüzündeki gülümseme ile bir kaç adım geri çekildi.

Bir kaç saniye sonra Kai acı ile yere yığıldı. Kemiklerinin parçalandğını hissediyor, bütün organlarının yeniden yapılandığını hissediyordu. Hücreleri parçalanıp başında tekrar oluşuyordu. Ve sivri bir şeye dönüşüyorlardı. Kalbi garip bir hisse bürünmüş ve garip bir şekilde Başında oluşan sivri boynuzlar enerji vermeye başlamıştı.

Bir kaç dakika daha bu acı devam etti.
Kai'ın acısı her saniye katlanarak arttı ve küfürleri mağarayı doldurdu. Randal'a etmediği küfür kalmamıştı fakat Randal 600 Milyon Yaşındaydı. Nasıl böyle basit küfürler onu sinirlendirebilirdi ki?

1 saatin sonunda Kai'ın başında iki sivri boynuz belirdi. Boynuzlar giderek büyüdü ve 40 cm'ye yakın bir uzunluğa erişti. Kai sonunda yerden kalkarken derin bir nefes aldı. Bakışlarını kaldırırken 6 yıldırım gözle görünür şekilde parlıyordu ve gözleri de kızıl olmuştu. Eskiden tek farkı devasa boynuzlarıydı.

"Nihai Kalp Modu..."

Kai bir nefes verdi ve ağzından bir soğuk hava çıkıp havaya karıştı. Yaşlı Randal ise bir mucizeye şahit olmuş gibi bu sahneyi izliyordu. Fakat aslında bu Modu bulan kişi oydu. Yani böyle bakması yine onun kişiliğinden dolayıydı.

Kai eline baktı. Yumruğunu sıkınca kemiklerinden çatırdama sesleri geldi.

"Bedenimden akan gücü hissedebiliyorum....... Nihai Kalp Modu..... Bu modla....... Sonunda seni öldürebileceğim!!!"

Kai anında yerinden fırladı ve Randal'ı kovalamaya başladı. Randal ise gülerek kaçıyordu. Kai kılıcını Randal'a fırlatırken Randal o yaşlı bedeninden beklenmeyecek bir zıplama ile kılıcın üzerinden atladı. Ve kaçmaya devam etti.

" Hahahaha!! Kai, Nihai Kalp Modu Bir Efsane olabilir fakat fiziksel gücünü arttırmaz. Sadece seni Ölümsüz gücüne eriştirir."

Kai Randal'ı duyunce yeniden küfür etti. Bu yaşlı adamı yakalaması için daha çok yolu vardı.

Kai yerinde durdu ve eline bir ayna alıp boynuzlarını incelemeye başladı. Siyah boynuzlar Randal'ın boynuzlarından çok daha farklı görünüyordu.

" Neden Senin boynuzların ile benimkiler farklı?"

"Çünkü benim boynuzlarım Evrimleşti. Senin boynuzlarında büyük ihtimalle Ölümsüz Ejderha Formunda Evrimleşecek. O zamana kadar seni Evrime uygun hale de getireceğim."

Kai söylendi.

"Yapmadığım bir o kalmıştı zaten."

Ardından Randal Kai'ın kıçını tokatladı ve yerinden kaldırıp eğitime götürdü.

'USTAAA!!!! "

                                   ***

Kızılyıldırım Şehri

Şehrin çiçek bahçelerinden birinde bir kaç genç aralarında konuşuyordu.

"Kronos nerede? Bana yine Kutsal Kral Bahçesinde olduğunu söyleme!" dedi Milah. Fury başını öne doğru salladı ve derin bir iç çekti.

"Orada hala ne bulduğunu bilmiyorum. Belki de Gökyüzü Topraklarında ki en önemli yer orası ama kullanımı çok zor. Hala neyi yapmaya çalışıyor anlamış değilim."dedi Fury.

" İstediğini yapar size ne? Bırakın, bir şeyler bulabilir. Kral bahçesi Gökyüzü Savaşında en çok Kralın öldüğü bölge. Sizce orada kıymetli eşyaların çıkmaması mümkün mü? Eğer bir şey bulabilirse gelişimini inanılmaz bir şekilde arttırabilir. "dedi Emma.

Kızılyıldırım şehrine geldiklerinden beri ilk 32'nin dahileri çok daha yakın olmuştu. Her biri birbirini tanıyor ve dost olarak seviyorlardı. John ve Summer Şehre geldiklerinde onun bir kıdemli olmuş olduğunu öğrenince şok olmuşlardı. Ardından John da Kıdemli olmuştu ve Orion ile Reina İmparator olmuştu fakat kimse onların dövüşlerini görmemişti ve ikisinin de dövüşte çıktıktan sonra kanamaları vardı. Eski İmparatorlar da iyileştirilerek kıdemli olmuştu.

En büyük şok ise Alvar'ın bir Efsane olmasıydı. Alvar'ın İmparator olarak da kalabileceği bir gerçekti. Efsaneler ölünce akademinin Efsane değiştirme hakkı sadece 6 kişi ile sınırlı kalmıştı. Fakat Alvar kibirliydi ve bir Efsaneye meydan okuyarak Efsane olmuştu. Kırmızı Yıldırıma geçeli çok olmamıştı.

Yine de eski Efsane de konseyde yer alıyordu.

Quentin ise sürekli görevlere girmek zorunda kalıyordu ve kimseye meydan okuyacak vakti kalmıyordu. Kral Bahçesinden yarar sağlaması en çok beklenen bir diğer kişi de oydu fakat bunun için zamanı olmuyordu.

Sarah ise sadece bir kere Seferlerden birine gitmişti fakat ondan da hiçbir yarar sağlayamamıştı. Şimdi ise Zaheer seferlerden bulduğu ve işine yaramayan şeyleri Sarah'a veriyordu. Aynı zamanda bedenini Mor Ayçiçeği Sanatı için hazırlıyordu.

"Peki ya Zachery ve Toma nerede?" dedi Raiya. Diğerleri güldü. Boyd eli ile ileri de el ele yürüyen ikiliye bakıyordu.

Toma ve Zachery zamanla konuşa konuşa nasıl olduğunu anlamadan sevgili olmuşlardı. Sevgili olduklarını ise diğerleri onlara söylediklerinde fark etmişlerdi.

Zachery'nin bir Mana Silahı yoktu hala ama Toma ile geçirdiği zamanlarla Gelişim tabanı çok yükselmişti. Turuncu Yıldırımın başlangıcının Zirvesindeydi.

Toma ise zaman geçtikçe geri de kalıyordu. Yarım adım Turuncu Yıldırım olarak inanılmaz bir dahiydi fakat hala diğerlerinden geride kalıyordu.

O sırada Isaac yorgun argın adımlarla diğerlerine doğru yürüdü. Yanında da küçük kaplan vardı.

İkili ölü gibi diğerlerinin önüne düşerken Küçük Kaplanın Korkak çocuğu taklit etmesi diğerlerini güldürüyordu. Bu ikilinin ne zaman birbirleri ile tanıştığını bilmiyorlardı fakat Kai yokken Küçük Kaplan her zaman onunla zaman geçiriyordu.

Küçük Kaplan Emma'nın yanına gelirken Emma Küçük Kaplanı kucağına aldı ve başını okşamaya başladı. Küçük Kaplan da hoşuna gittiğini gösteren mırıltılar çıkararak Emma'nın kucağında uykuya daldı.

Isaac de yerden kalkarken bir taşın üstüne oturdu.

"Isaac, sen ve Küçük kaplan ne zaman tanıştınız?"dedi Milah.

Isaac başını yukarıya doğru kaldırırken sanki anıları hatırlıyormuş gibi görünüyordu.

                                   ***

Ormanın içinde Siyah kısa saçlı bir genç koşuyordu. Arkasında onu takip eden biri varmış gibi durmadan ilerliyordu.

PAAAATTT!!!

Bir çarpışma sesi ile Isaac pofuduk bir şeye çarptı.

Isaac başını kaldırıp ona çarpan küçük kaplan yavrusuna baktı. İlk başta bir Kaplanın burada ne işi olduğunu anlamasa da Kaplanı kısa bir süre sonra tanımıştı. Gözleri heyecanla açılırken hemen etrafına bakmaya başladı.

"Küçük kaplan buradaysa Kai da burada olmalı değil mi?"

Isaac etrafına biraz daha baksa da Kai'ı göremedi. Arkasından gelen ağaç hışırtılarını duyabiliyordu. Korkuyla Küçük Kaplana baktı.

"Kai nerede Kaplancık?!? Hadi ama onun yanında olmadığını söyleme sakın!!"

Küçük Kaplan Korkak Çocuğun sözleriyle etrafına baktı fakat Kai'ı göremeyince gözlerinin dolmasına engel olamadı. Etrafında döndü ama yine de Kai'ı göremedi. Gözlerinin ağlamaklı olduğunu gören Isaac hemen onu da kucağına alıp koşmaya başladı.

Küçük Kaplan Isaac'in kucağında ağlarken Isaac giderek ona yaklaşan adama bakıyordu. Yeşil yıldırımın zirvesindeki bu adamı yenemezdi.

Adam bir anda ileri atıldı ve Isaac'e omzuyla vurdu.

Isaac dengesini kaybedip havaya uçarken küçük Kaplan zarar görmesin diye ona sarılmak istedi. Fakat Kaplanın çoktan gittiğini fark edince şansına küfür etti.

O sırada adam yere düşmüş olan Isaac'in önüne geldi ve bıçağını Isaac'in boynuna dayadı.

"Beni çok uğraştırdın gerçekten. Buraya kadar kovalamaca beni çok yordu." dedi adam. Isaac ise gözleri ile boynuna dayalı bıçağa bir bakış attı ve derin bir nefes aldı.

"Sen bir de bana sor."

Adam bıçağını tam itecekken bir rüzgar dalgası adama çarparak bıçakla beraber havaya uçurdu.

Kanatlı Kaplan Yavrusu havada ufak bir Kükreme benzeri ses çıkarırken havada uçtu ve ufak pençeleri ile adamın kafasını kopardı.

Adamdan çıkan kanlar Küçük Kaplanın suratına doğru gelirken Küçük Kaplan yuttuğu kanın iğrenç tadından dolayı havada takla attı ve yere düştü.

Isaac hızlıca küçük kaplanın yanına gitti ve ağzını temizledi. Ardından bir adamın kafasına bir de adamın bedenine şaşkınlıkla baktı. En son kafasını Küçük Kaplana çevirdiğinde küçük Kaplanın yeniden hüzünlü bakışlar attığını gördü.

Isaac yine derin bir iç çekti ve Küçük Kaplanı alıp ormanda ilerlemeye devam etti.

                                 ***

Isaac bunları hatırlarken bir iç çekti ve elini boşver anlamında salladı. Ondan sonra ise ne diğerleri bir şey sordu, ne de Isaac bir şey söyledi.

Toma ve Zachery ise Kral Bahçesine ulaşmıştı. Kendi aralarında olan konuşmaları ile sonunda Kral Bahçesine kadar yürümüşlerdi.

O sırada Zachery ve Toma ileride meditasyon yapan Kronos'u gördü. Bazen kelebekler gelip Kronos'un üzerine konuyordu. Hayvanlar Kronos'un yanında huzur buluyor ve kimseyi yanına yaklaştırmıyorlardı.

Toma ve Zachery ise zaten Kronos'u rahatsız etme niyetinde değildi. İkisi de bahçenin bir bölümüne geçti ve karşı karşıya oturarak meditasyona başladı.

Toma bedeninin dünyadan ayrıldığını anladığında bilincini toprağın altına soktu ve hissetmeye çalıştı.

Bu şekilde geçip giden 6 günde Toma hala bir şey bulamamıştı. Yakında bırakma kararı almış ve son şansını deniyordu.

TAKKK!!

Toma sonunda bir şeye çarptığını hissetmiş ve heyecanlanmıştı. Hemen neye çarptığında bakınca ona bakan bir kadın olduğunu gördü.

"S-siz de kimsiniz?"

Kadın önce gözlerini kapatıp odaklandı. Ardından aradığı şeyi bulduğunu anlayınca hemen gözlerini açıp Toma'nın önünde belirdi.

"Benim kim olduğum önemli değil ama sen benim kurtuluşumsun!"

Kadın bir anda Toma'nın alnına dokundu ve yok oldu. Toma'nın alnından ise beyaz ışıklar çıkmaya başlamıştı. Toma endişe ile etrafına baksa da korkudan meditasyondan çıkması gerektiğini bile düşünemiyordu.

ÇATTT!!

ÇATTT!!

ÇATTTT!!

ÇATTTT!!

Toma ardı ardına derece atlayınca ne olduğunu anlayamadı. En sonunda meditasyondan çıkmak aklına geldi ve meditasyondan çıktı.

Toma meditasyondan çıkar çıkmaz alnından çıkan ışıkla geriye doğru düştü. Zachery ayakta ona doğru bakarken ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

O sırada evlerin birinde Sarı bir mızrak parlamaya başlamıştı. Sarı mızrağını Işığı ve Toma'nın Işığı bütün şehiri aydınlatırken Şehirdeki bütün Ünvanlılar toplanmıştı.

Mızrak aniden inanılmaz bir hızda camı kırarak fırladı ve Kral Bahçesine doğru ilerlemeye başladı.

Toma ayağa kalkarken ışık artık bütün bedenini sarmıştı. Zachery'nin arkasında büyük bir insan topluluğu toplanmıştı.

O sırada alana varan ilk Ünvanlı John olmuştu. Diğerlerinin aksine Kral Bahçesine en yakın olan kişi oydu.

Gördükleri karşısında dili tutulan John ne diyeceğini bilemedi. Zachery John'un onun dibine geldiğini görünce hemen John'un kollarından tutup sertçe sarstı.

"Ona neler oluyor John?!?!?"

John hala sarı-beyaz ışıklarla yükselen Toma'ya bakıyordu.

"E-emin değilim."

O sırada Kral Bahçesine sarı büyük mızrak giriş yaptı ve Toma'nın önüne geldi. Parlayarak titreyen mızrağa bakan Toma'nın ağzı açık kalmıştı. Ardından ellerine baktı ve heyecanla güldü.

Toma iki eliyle mızrağını tuttuğunda ikilinin ışıkları birleşmeye başladı. Mızrağın sarı Işığı Toma'nın gözlerine vurdu ve gözlerinin sarı ışıkla parlamasını sağladı.

Toma'nın beyaz Işığı ise mızrağa dokundu ve yavaş yavaş Mızrağın değiştirdi.



(Tek bir tanesi mızrak.)

Toma'nın mızrağı da değiştikten sonra Toma derin bir nefes aldı ve yavaş yavaş yere indi. O yere inerken aynı zamanda beyaz ışıklar da kayboluyordu.

Toma yere indiğinde gözlerinde ki ışıklar da kayboldu ve Kızıl saçları geri omuzlarına düştü. Yüzünde heyecanlı bir gülümseme belirmişti.

"Ben Mızrak Lordu oldum."

                                   ***

6 Gün Önce

Toma yere oturdu ve meditasyona başladı. Aynı şekilde Zachery de yere oturacakken kalçasına batan şey ile yerinde sıçradı. Eli ile kalçasını ovalarken yerinden kalktı ve çimlerin arasında kalçasına batan şeye baktı.

Ufak bir taştı. Ya da bir taşın parçasıydı. Zachery nedense taşa bakarken içinde onu yerinden çıkarma isteği duydu. Eli ile toprağı kazdı ve o garip taşı çıkardı.



Zachery kimsenin görmesine izin vermeyecek bir şekilde taşı eline alırken böyle bir taşın Kral Bahçesinde ortaya çıkmasının tesadüf olmadığını biliyordu.

Taşı cebine atarken Turuncu Yıldırımın Ortasına geçmek için enerji çekmeye başladı.

Fakat nereden bilebilirdi ki az önce cebine attığı taşın tüm Evrenlerde ki en güçlü Mana silahların biri olduğunu. 


Arkadaşlar Yorum yapmayı unutmayın 50 Bölümlük toplu umarım hoşunuza girmiştir. Belki bir ara yine toplu atarım ama 50 bölüm olacağından emin değilim. Siz yine de yorumlarınızı eksik etmeyin. Hayırlı Sabahlar/Geceler :D




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1216

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17408 Üye Sayısı
    • 782 Seri Sayısı
    • 36079 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr