“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Kai Lane - Bölüm 96: Kehanet


Kai gözlerini geri açtığında kendini bir volkanın derinliklerinde buldu. Kısa bir süre etrafına baktıktan sonra Randal da yanında ortaya çıktı.

"Burada Kara Yıldırımlarının gücünü öğreneceksin ve sana bunu nasıl geliştireceğini öğreteceğim."

"Kara Yıldırımlarının nasıl oluştuğu hakkında bir fikrin var mı?" dedi Randal. Bembeyaz sakallarını okşarken Yeşil gözleri yaşından beklenmeyen bir ışık saçıyordu.

Kara Yıldırımların nasıl oluştuğu sorulunca Kai bir anda durdu. Gözleri özlem dolu bir bakışla kılıca giderken kılıcını eline aldı ve iyice baktı. Biliyordu ama bunun bir faydası olmazdı.

Fakat Randal, bu sessizlik yüzünden Kai'ın bilmediğini düşünmüştü ve anlatmaya başlamıştı.

"Kara Yıldırımlar önceden duyulmuş bir yetenek değildir. 6 farklı yıldırım vardır. Sarı, Mavi, Yeşil, Turuncu, Kızıl, Mor. Senin Mor Yıldırımların Ölümsüz Ejderha Kanı ile Mutasyona uğrayarak evrimleşti ve Efsanevi Kara Yıldırımlara dönüştü. Büyük ihtimalle bilmiyorsundur. Kara Yıldırım Sanatı bütün Sanatlar içerisinde bile Efsanevi olarak adlandırılır. Sadece 7 aşamadan oluşur. "

" İlk Aşamayı ben de seninle beraber öğrendim. Cennetin Kara Yıldırımı.... Bugün bunu yapmanı sağlamaya çalışacağız. "

Kai ayağa kalktı ve duruş aldı. Sirius elinde dururken gözlerini kapatmıştı. Randal ise arkasından ne yapması gerektiği söylüyordu.

" Kara Yıldırım Efsanesi şu şekildedir;

Kara Yıldırım bir cezaydı. Cennetin kurallarını çiğneyen insanlar Kara Yıldırımlar tarafından vurulurdu. Aynı şekilde Türlü türlü yeteneği vardı. Ama hepsi de yok etme üzerineydi. Bu sanat yok etme sanatıdır Kai. Cennetin Kara Yıldırımını hayal etmen Lazım. İlk Yıldırımı ancak bu şekilde kullanabilirsin. Nasıl oluştuğunu anla. "

Kai Sirius'u elinde sıkıca tuttu ve hayal etmeye başladı. Cennette Kara Yıldırımların düşüşünü hayal etti. Ardından kılıcını salladı fakat hiçbir şey olmadı. Bir kıvılcım bile yoktu. Gökyüzü o gün olduğu gibi değildi. Tamamen güneşliydi.

" Belki de sen Kara Yıldırımları farklı bir yolla oluşturmuşsundur. Aklına gelen bir şey var mı? O an nasıl hissediyordun?"

Kai kılıcını bir kere daha sıkıca kavradı. Gözlerinde bir ışık parlarken ciddi bir ifade ile karşısına bakıyordu.

"Öfke..... Öfkeliydim. "

Kai'ın aurası değişirken bulutlar kapanmaya başlamıştı. Randal bu kadar hızlı bir değişim beklemiyordu. Kai çok hızlı başlamıştı.

Kai kafasını Sirius'a yaklaştırdı. Kafası bir tık sesi ile kılıca çarparken kalbi ve zihni bir olmuştu. Bir olmuş Zihin ise kılıcının iradesi ile birleşiyordu. Milyarlarca yıllık tarih boyunca ilk kez kılıç iradesi oluşuyordu. Randal bunu durduğu yerden görebiliyordu ve gözlerine inanamıyordu.

"Bir Canavar...."

Kılıç iradesi oluşurken volkandaki Lavlar fokurduyor siyah bulutlar toplanıyordu. Yağmur Damlaları yavaş yavaş düşmeye başlarken Kai'ın ağzından fısıltı gibi kelimeler çıkmıştı ve o kelimeleri Randal bile duymamıştı.

"Teşekkürler.... "

"Kara Yıldırım Sanatı!! 1. Yıldırım!! Cennetin Kara Yıldırımı!!"

Kai Cennetsel Element Kılıcını göğe kaldırırken bir Kara Yıldırım Gökleri yardı ve kılıca düştü. Ardından başka bir devasa Kara Yıldırım Kılıca düşerken başka bir tane daha düştü. Ardı ardına düşen yıldırımlar yüzünden gökler titriyordu.

Randal yüzüne düşen ıslak saç telini bile çekmeden Kai'ı izliyordu. Kara yıldırımlar düşerken gülüyordu. Yaşıyordu. Kılıcı ile beraber yaşıyordu. Kılıç iradesi ve Kara Yıldırımların gücü yüzünden gökyüzü titremişti. Randal bile Belaların Kai'ı ne kadar erken vuracağını kestiremiyordu.

Gökleri yaran yıldırımlar kılıca düşerken Kai'ın bedeninden bir anda inanılmaz bir aura yayıldı. Aura yüzünden Randal bile bir adım geri çekilmişti. Önceden inanılmaz bir şaşkınlıkla açılmış olan o gözleri şimdi pörtlemişlerdi. Bu aurayı tanıyordu Randal.

"Kralların Kralı...... Sen mi?"

                                  ***

600 Milyon Yıl Önce

Yaşlı bir adam bir sahil başında koşuyordu. İnanılmaz hızı onun çok yetenekli olduğunu söylese de bakışlarından her gün yeteneğine lanet ettiği anlaşılabiliyordu. Sonunda koşuşunu bitirdiğinde nefes nefes ateş başına gitti. Ustası onu orada bekliyordu.

Ustası Sarı saçlı ve Mavi gözlüydü. Otuzlu yaşlarının sonlarında gibi görünüyordu. Bedeninden antik bir aura yayıyordu. İnsan sadece ona bakarken bile heykelini yapma isteği yaşıyordu.

O sırada Randal Ustasının yanına gittiğinde elinde olan parşomeni gördü.

"O da ne?"

Ustası başını parşomenden kaldırıp Randal'a baktı. Kai Randal'ın ustasını görse belki de şok olurdu. Hayatı boyunca yaşadığı en büyük şoku yaşardı. Çünkü onu tanıyordu. Randal ise ustasına bakıyordu.

"Senden saklamayı düşünmüyorum Randal. Bu bir kehanet. Çok önemli bir kehanet."

"Karanlık gökyüzünü kapladığında Kralların Kralı ortaya çıkacak ve kıvılcımları ile dünyaya hükmedecek."

"Not :Gelmiş Geçmiş en güçlü Kral olan bu kişi bütün Kralların gücüne sahiptir. Sakın onu kızdırmayın. Onun yerine onunla dost olun çünkü o geçmişi ve geleceği koruyacak kişi olacaktır."

Randal'ın ustası Kehaneti okuduğunda Randal'ın sesi kesildi. Konuşamıyordu. Parşomenden yayılan aura bile onun sesini kesmek için yeterliydi. Bunu kim yazmışsa gerçekten inanılmaz güçlü biri olmalıydı.

" Bu parşomeni kim yaptı usta? "

Ustası biraz daha parşomeni baktıktan sonra Yaşlı Randal'a geri döndü.

"Diana Dramer. Fakat onun kim olduğu bizim için önemli değil. Yine de yeteneğini taktir etmem gerek. Ben bile öngöremezken o böyle bir gelecek görmüş. Şaşırtıcı."

Randal ayağa kalktı ve Ustasının yanına gitti. Ustasının elinden parşomeni aldı ve kendisi okudu. Okudukça daha da açılan Randal'ın yüzünü gören ustası hemen parşomeni geri aldı.

" Dikkat et Randal! Bu parşomen antik bir parşomen. Etkisine takılırsan benim için bile seni geri getirmek yıllar sürer. Diana bunu öngördükten sonra yoğun bakıma girdi. Onu iyileştirmek için gittiğimden dolayı bu parşomene sahibim. Bu parşomenin anlamını çözmeye çalışıyorum. Ama anladığım kadarıyla daha Kralların Kralının doğmasına çok var. "

Randal kendine geldiğinde ustasına baktı. Parşomen gerçekten çok etkileyiciydi. Randal 3. Basamağa geçmiş birisi olmasına rağmen Parşomenden etkilenmişti.

" Peki usta ne kadarını anladın? "

" kıvılcımları ile dünyaya hükmedecek diyor. Buradaki anlam çok basit. Kralların Kralı ilk önce bir Yıldırım Kralı. Karanlık gökyüzü derken neyi kastettiğini ise tam olarak anlamadım. Mor Yıldırımlardan bahsetmiş olmasını umuyorum fakat büyük ihtimalle umduğum gibi olmayacak. "

" Bütün Kralların yeteneğine sahip olacak ise gerçekten çok önemli. Benim kim olduğumu biliyorsun değil mi Randal? "

Randal buruşmuş ellerini birbirine geçirdi ve başını öne salladı.

" Denizler Tanrısı Poseidon. "

Poseidon başını salladı ve devam etti.

"O adamla karşılaşmamızı hatırlıyorsun değil mi? O zaman Denizlerin Gücünü toplamıştım ve 3 Başlı Mızrağı oluşturup 7 Denizin gücünü kullanmıştım bu da onun gibi."

"Bildiğin 4 Ünvanın özel bir yeteneği vardır. Her Lord, Koruyucu, Kral ya da Tanrının bir yeteneği vardır. Denizler bana 7 Denizin bütün Potansiyelini verdi. Denizler Kralı da 7 Denize sahip fakat daha az güçle. Bu da öyle bir şey. (Monari'nin Ay Kılıcı ve Bedeninin Aya dönüşmesi gibi.) "

" Kralların Kralı da bütün Kralların gücünü kullanabilir ama bu da ona bize yaptığı gibi bir baskı yapacağından bunu çok nadir kullanır ve bu yoldan da onu bulamayız. "

" Geçmişi ve Geleceği koruyacak kişi olacak denmesi ise bu olayın gelecekte olacağını belirtiyor. Çünkü bu Parşomen bu zamanda yapıldı. Geçmişi temsil ediyor. Bir zaman gelecek Kralların Kralı geldiğinde Geçmişi ve Geleceği koruyacak. İşte bu zamanda kehanetin şimdiki zamanı. Gelecek nesiller ise Gelecek Zamanı. Yani şu anda bunun için endişelenmemiz gerek yok. Gökyüzü daha kararmadı. Umalım da hiç kararmasın Randal. "

Randal Ustasının kavrama yeteneğine bir kez daha şaşırırken son söylediklerine anlam verememişti.

" Neden Usta? Kralların Kralı zaten Geçmişi ve Geleceği korumayacak mı? "

" Bu basit bir savaş değil Randal. Çok fazla kayıp olacak. Dostlarının öldüğünü görmeye dayanabilir misin? Ya da yanlarından teker teker gittiklerini görmeye dayanabilir misin? Böyle bir savaş hiç olmasa daha iyi. Eğer şayet durum buysa tek çaremiz Kralların Kralı olacak. "

                                  ***

Gökyüzü Topraklarına dönüyoruz.

Gökyüzü Adasının Batı topraklarında Kızılyıldırım Şehrinde Alan yeni gelenlerin işletmelerini hallediyordu. Toplantıdan yeni çıkmıştı ve gelmeyen bir sürü kişi kalmıştı fakat Alan çoğunun öldüğünü biliyordu. Fakat aklında hala yaşadığından emin olduğu 2 kişi vardı.

"Summer ve John."

Alan ikisini de dövüşürken görmüştü. İkisi de sırlarla dolu 2 gençti. Alan onların bu kadar basit bir şekilde ölmeyeceğim biliyordu. Ne kadar Dünya Turnuvası başladığından beri 2 ay geçmiş olsa da.

"Çekilin! Çekilin!"

Alan kafasını seslerin geldiği yöne çevirirken ona doğru ilerlemeye çalışan fakat güvenlik olarak yerleştirilmiş olan savaşçılar tarafından engellenen Emma'yı gördü. Hızlı adımlarla oraya gitti ve nöbetçileri durdurdu.

"Tamam çekilin. Ben hallederim."

2 genç başlarını salladı ve geri çekildi. Emma bakışlarını Alan'a çevirirken derin derin nefes aldı.

"A-alan...... Kai'dan haber var mı?" dedi Emma. Gökyüzündeki o yazıyı gördüğü andan beri Kai için endişeliydi. Alan'dan dövüşü Kai'ın yendiğini duyunca sevinmişti fakat ağır yaraları olduğunu ve kayıp olduğunu öğrenince daha da korkmuştu. Her gün Alan'ın yanına gidip Kai'ı sormaktan hala bıkmamıştı.

"Emma, artık Kai'ı aramak için adam göndermeyeceğim."

Alan'ın sözleri Emma da şok etkisi yarattı. Gözlerini Alan'a dikerken vücudundan tehditvari öfkeli bir aura yayıldı. Gelişimciler hızla Alan'ın olduğu yere ilerleyecek iken Alan eliyle onları durdurdu.

" Emma, Kai artık bir akademinin eline düşmüştür. Birilerini ormana göndermek sadece onların ölümüne yol açacak. Kai'ın kimin elinde olduğunu anladığımız anda onu kurtarmak için bizzat gideceğim merak etme."

Alan Emma'ya bilgileri verdiğinden Emma rahatladı. Ardından başını çevirdi ve arkasına döndü. Fakat tam yürüyecekken bir şeyin farkına vardı

" Peki ya Kai'ı öldürürlerse.... "

" O zaman yapacak bir şeyimiz kalmaz. "




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1216

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17409 Üye Sayısı
    • 782 Seri Sayısı
    • 36079 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr