“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Kai Lane - Bölüm 92: 3 Efsane'nin Gücü


1 Ay geçti. İnsanların çoğu şehirleri ele geçirmeyi başarmıştı. Neredeyse her Akademi bir kale ya da bir şehire sahipti. Savaşa hazırlık yapılıyordu.

Şehirler normal şehirlerden çok daha küçüktü. Savaş için yapılmışa benziyordu ve insanlar da sadece akademide ki insan sayısı kadar evleri tamir ediyordu. Diğer evler hala yıkık olarak kalıyor ve şehirin savunmasına dönüşüyordu.

Tabii ki Kai daha yer altından çıkmamıştı. Açlığını topraktaki minareller ile karşılıyordu. Havasını ise oluşturduğu bir delikten hallediyordu. Dışarı da zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin farkında olmadığı için uzun bir süre de topraktan çıkmamıştı.

"Hey!! Kızılyıldırım Akademisinden gelen şu kızı gördün mü? Şifacı olmasına rağmen çok dehşet dövüşüyormuş. Kırmızı Yıldırımda bir de. Kızılyıldırım Akademisi böyle bir Efsaneyi nereden buldu bilmiyorum."

"Bizim Akademimiz de onlarla yarışırdı eskiden. Ne yazık bizi büyük fark ile geçtiler. Bizim herhangi bir şehrimiz ya da Kalemiz yok ama Dakion Akademisine bak! Adaya düştüğümüzde iki farklı grupla birer şehir ele geçirdiler. Biz de acilen bir şehir bulsak güzel olur. "

Kai yer altından duyduğu seslerle gözlerini açmıştı. Yavaş yavaş bedenini oynatırken toprağın üzerindeki 2 kişi topraktaki oynamaları hissetmişti. 2'si de hızlıca geri çekildi ve savunma pozisyonuna geçti. Zayıf değillerdi. Turuncu yıldırımın başlangıcındaydılar. Kendilerini bir tuzağa karşı savumabileceklerine olan güvenleri tamdı.

O sırada toprağın altından iki ayak çıktı ve toprağa bastı. Ardından bir beden ceset gibi toprağın altından kalktı. Yüzünden topraklar kalkarken bakışları yeni dirilmiş birinin bakışları gibiydi. Yüzünün bazı yerlerinde çatlaklar vardı ve saçlarının sarılığı zor belli oluyordu.

Kai kafasını çevirdi ve ona bakan 2 gence döndü. Yüzündeki çatlaklar olduğu gibi kaybolmaya başlarken Kai elini uzattı ve toprağın içinden Sirius Kai'ın eline yapıştı. Kılıç ile arasında yeteri kadar yüksek bir bağ oluşturan insanlar Mana Silahlarını kendilerine çekebiliyorlardı.

Kai'ın neler yaptığını gören ikili ne diyeceklerini bilememişti. Sonrasında esen rüzgar Kai'ın pelerinini ve saçlarını dalgalandırdı ve ikisinin de üzerindeki toprağın düşmesine sebep oldu. Aynı zamanda dalgalanan pelerinin olduğu yerde ki Kızılyıldırım arması ikilinin gözünden kaçmamamıştı.

İkisi de silahlarını çıkardı ve Kai'a doğru tuttu. İkisi de Kıdemliydi fakat unuttukları şey kendi akademilerinde Kıdemli olmanın çok kolay olmasıydı. Bilmedikleri ise Kai'ın Kızılyıldırım Akademisinin bir Efsanesi olmasıydı.

İkiliden biri hiç konuşmadan kılıcını kaldırdı fakat daha indiremeden kafasına düşen kılıcının parçası yüzünden kafasını tutmaya başlamıştı. Kai kılıcı o fark etmeden kesmişti.

"Hiç benimle dövüşmeyi başlamayın. Ben Kızılyıldırım Akademisinin bir Efsanesiyim. Beni yenemezsiniz."

İkili Kai'ın bir Efsane olduğunu öğrenince nefeslerini kesilmesine engel olamamıştı. Efsanevi Liderleri Kırmızı Yıldırımın Başlangıcındaydı. Yani karşılarındaki kişi büyük ihtimalle Liderlerinden güçlüydü. Kaçamazlardı. Burada ölüme mahkumlardı.

" Sizi öldürmeden önce bir şey sormak istiyorum. Bana Kızılyıldırım Akademisi hakkında ve neler olduğunu biraz anlatır mısınız?"

                                 ***

O sırada Gökyüzü Topraklarının Batı Bölgelerinde bir şehir de insanlar çılgınlar gibi çalışıyordu. Her biri yüksek taşlar ve taşıyor ve şehirim savunmasını ve evlerini tamir ediyorlardı. Uzun bir süre burada yaşayacaklardı. Bu yüzden de burayı korumaları ve bakmaları önemliydi.

O sırada Gökyüzünde bir yazı belirdi. Alan başını kaldırıp yazıya baktığında yine yumruklarını sıkmadan yapamamıştı. Bir yerleri kırmak istiyordu fakat dostlarının daha yeni yaptığı bu yerleri yok edemezdi.

Alan'ın bu kadar sinirlenmesinin sebebi gökyüzünde Kızılyıldırım Yazısının altında ki Efsane yazısının 3. Silinişiydi. 3 Efsane adanın her bir yanını dolaşıyor ve Efsaneleri avlıyordu. 1 aydır yaptıkları bu kurnaz oyuna rağmen kimse onları bulamıyordu. Efsanevi Liderlerden kaçabiliyorlardı. Ve o onlara saldıran birlikleri de öldürüyorlardı. Alan Jace ve Zaheer'i onlar için göndermeyi düşünmüştü fakat böyle bir durumda şehirin savunması çok düşmüş olacaktı ve akademinim bütün öğrencileri daha şehre varmamıştı. Efsanelerden sadece Kai dışarıda kalmıştı. Ve bazı büyük dahiler de hala dışarıdaydı. Emma, Jack, Sarah, Summer, John ve Kronos gibi.

Kai ne kadar yetenekli olsa da 3 Efsane ile aynı anda yüzleşemezdi. Zaheer'i zor yenmişti ve Zaheer'in en güçlü tekniği dövüşte kullanılmamıştı. 3 Efsanenin her biri ise Zaheer kadar güçlüydü. Aslanların Baş Bekçisi İvan. Son bahar çiçeği Autumn ve Ayın Koruyucusu Monari. Diğerleri arasında en yüksek potansiyele sahip olan Monari olsa bile Koruyucu Ünvanını yeni aldığı için daha diğerleri ile arasına fazla bir güç farkı girmemişti..

Alan derin bir nefes aldı ve kısa bir süre sonra aklına gelen şeyle sakinleşti. O gün görmüştü. 1. Bölge Turnuvası Finalinde ya da Kızılyıldırım Duellolarında onu tanımıştı.

'Böyle bir dahi her şeyi yapabilir.'

                                ***

O sırada zaman geçmiş ve vakit akşam olmuştu. Kai ormandan getirdiği şeyler ile bir kamp ateşi yakıp karşılaştığı 2 gençten aldıklarını yemeye başladı. Dilinde hissettiği tatlı hissi kimse bozamazdı. Ne kadar kam ateşinin oluşturmuş olduğu dumanları hiç engellemese de insanlar zaten o yöne yaklaşmıyordu. İnsanlar salak değildi. Kendine bu kadar güvenen birisi güçsüz olamazdı.

O sırada 3 çift ayak sesi duyuldu. Her biri tek bir kişinin ayak sesi gibi çıksa bile Kai'ın gelişmiş kulaklarından hiç bir şey kaçamazdı. Karşısındaki 3 kişi belli ki 3 kişi olduklarını belli etmemek için bu yöntemi kullanıyordu. Avlarını korkutmamak için özen gösteriyorlardı fakat avları kaçsa bile onu yakalayabilecek yeteneğe ve düzeneğe sahiptiler. Kai ne yaparsa yapsın onların uzun mesafe teknikleri ile baş edemezdi.

O sırada 3 genç çalıların arasından çıktı. Kai'ın onları umursamadan yemeğini yemeye devam etmesi onları şaşırmıştı. Fakat belli etmediler ve Kai'ı izlemeye devam ettiler.

"Benim için geleceğinizi düşünmüştüm. Yine de bu kadar acaleci olmanıza gerek yok. Bir yere gitmiyorum."

Kai'ın sözleri 3'lü de herhangi bir değişim yaşatmamıştı. Kendilerine güveniyorlardı. Kai ise kamp ateşine bakmayı sürdürüyordu. Yere sağladığı Kılıcı da sanki onunla beraber cayır cayır yanan ateşlere bakıyordu.

" Senin gibi kaç tane Efsane avladığımızı biliyor musun? Ya da Monari'nin Ay'ın Koruyucusu olduğunu? Bize karşı gerçekten bu kadar savunmasız çıkacak kadar aptal mısın?" dedi Autumn. Sözleri küçümseme ile dolu olsa da bakışları değildi. Karşılarındaki gencin böyle basit bir hata yapmış olduğunu düşünmüyordu. Aynı zamanda 1 Ay sonunda hala Akademisisinin şehrine gitmemiş olması da şüphe uyandırıcıydı.

Kai başını çevirdi ve 3 gence baktı. Hepsinin bakışları kendinden emin ve güçle doluydu. Kibirli değillerdi. Hatta kibirli olmamak için uğraşmış gibi görünüyorlardı. Belli ki bunun için bir eğitimden geçmişlerdi. Yine de Kai'ı küçümsemişlerdi.

"Peki benim gibi kaç tane Kral Katili öldürdünüz? Ya da benim gibi Ölümsüz Ejderha'nın Kan Bağına sahip birine hiç rastladınız mı? Belki de 6 Milyon Geçmiş Hayatını tek bir beden toplayan birini görmüşsünüzdür. Ne kadar eskiden görmemiş olsanız da artık tam karşısınızda duruyor! Böyle birine karşı umarım savunmasız gelmemişsinizdir. "

Kai sözleri bir tokat gibi 3 Efsane'nin yüzüne çarptı. Bu resmen yeteneklerine atılan bir hakaretti! Vücutlarından yayılan aura değişirken gökyüzüne doğru ilerledi.

"Demek başlıyoruz ha."

Kai başını tekrar 3 Efsaneye çevirdiğinde gözbebekleri mor olmuş saçları beyazlamış ve dudakları daha da kırmızı olmuştu. Teni bembeyazdı. Onun da kızıl aurası gökyüzüne yükselirken gökyüzünde 3 Efsane VS Efsane yazısı belirmişti. İnsanlar Kızılyıldırım Akademisinin bir Efsane daha kaybetmesine acıyorlardı.

Alan gökyüzündeki yazıyı görünce donakaldı. Şansına lanet okurken Kai'ın en azından onları ağır yaralamasını umuyordu.

O sırada Emma ve Jack ise ormanın derinliklerinde ilerliyorlardı. Jack'in sırtında kanlı bir yara varken Emma'nın da bacağındaki açık yara gözle görülebiliyordu. Yine de Emma, Jack'in kolunu omzuna atmış ve onu da kendisiyle beraber Kızılyıldırım Şehrine götürüyordu. Jack bilincini kaybetmişti. Hali ile kendisi yürüyemiyordu.

O sırada gökyüzünde ki yazıyı gören Emma kalbinde bir cızırtı hissetti. Endişeli gözlerle gökyüzündeki yazıya baktı.

'Umarım sen değilsindir Kai.'

Yorum atmayı ve beğenmeyi unutmayalım. 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1216

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17408 Üye Sayısı
    • 782 Seri Sayısı
    • 36079 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr