Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Kai Lane - Bölüm 91: Başlayan Savaşlar


Arkadaşlar beğenmeyi ve düşündüklerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayalım.

İyi okumalar

Kronos dev baltasını salladı ve karşısındaki gence doğru bir hava dalgası ilerledi. Fakat rüzgar yüzüne çarptığında nazik adamın yüzünde hiç bir değişiklik olmadı.

"Gücün bu kadarsa beni yenmen senin için fazla zor."

"Konuşacağına savaş!"

Kronos ileri atıldı ve gence baltası ile saldırdı fakat genç bir anda ortadan kayboldu.

"Savaşmadan önce adlarımızı taktim etmemiz daha iyi olur. Benim adım Darius. Peki ya senin adın ne?"

Darius hala görünmüyordu. Bu hızından dolayı olan bir şey değildi. Belli ki onun yeteneğiydi bu.

"Adım Kronos."

Kronos konuştuğunda gölgelerin arasından bir homurtu yükseldi. Bir anda Kronos havada uçmaya başladı. Sadece ağaçları devirerek kurtulabilmeyi başarmıştı.

"Madem öyle Kronos, sana nazikliğin ne demek olduğunu göstereceğim."

Bir yumruk daha Kronos'un yüzüne çarptı ve onu ağaçları devirmeye zorladı. Ardından bir tane de çenesini altından yedi ve havaya uçtu.

Kronos havaya uçana kadar neler olduğunu anlamamıştı. Havaya uçtuktan sonra da zaten pek bir şey anlamasına fırsat verilmemişti. Darius sayısız yumrukla Kronos'un bedenine vuruyordu.

"Bedensiz Yumruklarını Öfkesi!!"

Kronos'un acısı artarken artık yumruklarını çarptığı yerler kanla kaplanmıştı.

Darius iki elini birleştirdi ve ceviz kıran hareketi ile Kronos'un kafasına vurdu.

Kronos meteor gibi yeryüzüne çarparken toprağı parçalar ayırmış ve ufak bir kriter oluşturmuştu.

Kronos gözlerini kapatmıştı. Yüzü kanlar içindeydi. Vücudunun türlü türlü yerleri de kan içindeydi. Şu anda hayatta olmasına imkan yoktu.

Darius Kronos'un önüne geldi ve görünmezlikten çıktı. Acıyan gözlerle Kronos'a bakarken neden bu kadar kolay olduğunu hiç düşünmemişti.

Kronos Darius'a fark ettirmeden sağ elini açarken Darius'un arkasında ki Canavarlar Baltası kıpırdanmaya başladı.

"Benimle dövüşmemeliydin Kronos. Ben Üstün Melezler Akademisinden geliyorum. Bizim gibi yü-"

Darius'un sözünü kafasına çarpan dev balta kesti.

Darius'un ağzından kan fışkırırken Kronos direk havaya sıçradı ve baltayı elinde gelişi güzel çevirip Darius'a savurdu.

Darius görünmez olsa da saldırıdan kaçınamamıştı. Şanslı olduğu tek yan baltanın keskin olmayan tarafına denk gelmiş olmasıydı. Fakat yine de bir kaç dişini kaybetmişti ve kesinlikle başında bir kaç çatlak oluşmuştu.

Havada uçup bir ağaca çarpmıştı fakat o hem Kronos kadar dayanıklı değildi. Hem de Kronos bu kadar büyük bir darbe almamıştı. Ayağa kalkmaya çalışsa da bedeni buna izin vermiyordu.

"İzin ver seni parçalara ayırayım!!!"

"Ruh Ayısının Yer Sarsan Avucu!!!"

Canavarlar Baltasanın üzerindeki Mavi ayı figürü parladı ve Kronos Baltayı kaldırıp aşağı doğru savurdu. Görünürde bir Ayı Pençesi ortaya çıkarken Darius'un gözleri korkuyla dolmuştu.

'Bu kadar erken mi öleceğim yani?'

O anda bir kesme sesi ile Ruh Ayısının pençesi 2'ye bölündü. Ardından ise sarı saçlı 17 veya 18 yaşlarında bir genç çıktı. Ruh Ayısının Pençesi anında dağılırken dik duruşu ve üstün bakışları yüzünden Kronos onunda Melez Okulundan olduğunu anlayabiliyordu. Kronos savaş pozisyonuna geçerken yeni gelen Melezden hissettiği aura ile baltasını yere düşürdü. Gözleri faltaşı gibi açılırken nefes almayı unutmuş gibi hissediyordu.

GILIK

Sertçe yutkunurken ayakta durmaya çalışıyordu. Aurasını ona yönlendirmemesine rağmen o auranın altında ezildiğini hissediyordu.

"K-Klaus?"

Darius sorar gibi bakarken cevabını alamadan bayıldı. Klaus Darius'un bayıldığını görünce öfkeyle Kronos'a baktı. Fakat bu bakış bile Kronos'un toprağa yapışmasına yeterli olmuştu.

Yine de Klaus Kronos'a saldırmadı. Klaus'a göre Kronos sadece bir böcekti. Onu ezmek için acale etmesine gerek yoktu. Önceliği Darius'u kurtarmaktı.

Klaus Darius'u alıp ortadan kaybolurken Kronos derin bir nefes aldı. Kendini yere bırakırken sonunda biraz dinlenebilecek gibi görünüyordu.

O sırada gökyüzüne baktığında bir yazının ortaya çıktığını gördü. Ufak bir Kızılyıldırım yazısı vardı ve onun altında da İmparator yazıyordu. VS Eorin'in altında Kıdemli yazıyordu.

Kronos bu yazıyı görünce bir kaç şeyi anlamıştı.

"Yani şu an Kızılyıldırım Akademisinden bir İmparator ve Eorin Akademisinden bir Kıdemli dövüşüyor. Demek son formasyon da bu işe yarıyordu."

Gökyüzü Topraklarında 3 Formasyon vardı. Biri ölüleri diriltiyordu. Biri ölenleri akademiye ışınlıyordu. Sonuncusu ise Ünvanlıların dövüştüğünü gösteriyordu. Kronos'un merak ettiği ise kazananları gösterip göstermediğiydi.

O sırada Alvar ona doğru gelen gence bakıyordu. Gökyüzündeki yazıdan Alvar her şeyi anlamıştı fakat karşısında ki aptal genç hala bir şey anlamamış gibi görünüyordu.

Beyaz saçlı genç yüzündeki gülümseme ile Alvar'a doğru ilerlerken Alvar onun gücünü hissetti. Turuncu Yıldırımın Ortasındaydı.

Alvar'ın yüzündeki alaycı gülümseme kaybolurken yerini mutlak bir ciddiyet aldı. Bacaklarını gerdi ve elini belindeki kına attı. Gözlerini kapatıp bir şeyler fısıldamaya başladığında aurası tamamen değişmişti. O alaycı hissiyat yerini bir Buda'nın zarafetine bırakmıştı.

Beyaz saçlı genç alayla güldü ve Alvar'a baktı.

"Gerçekten bu kadar insanı yenmen hayret verici ama benim karşımda kim olduğunu sanıyorsun da kendine yüce diyorsun. Ben Eorin Akademisinin büyük dahilerinden biriyim. Gerçekten haddini aşıyorsun."dedi Beyaz saçlı genç.

Beyaz saçlı genç yürümeyi bıraktı ve koşmaya başladı. Elinde bir kılıç belirirken Alvar'ı kesmek için ilerliyordu.

" Mor Buda Yıldırımı Sanatı..... 1. Yıldırım. "

Alvar gözlerini açtı.

KESİK!!!

Alvar kılıcını geri kınına soktu. Ama geri kınına soktuğunda olduğu yer Beyaz saçlı gencin 6 metre arkasıydı. Beyaz saçlı gencin gözleri açılmış ve hareket edemeyecek hale gelmişti. Gördüğü tek şey Mor Yıldırımlı bir Buda ve ondan sonra kılıcı ve kafası ortadan ikiye bölünmüştü.

Beyaz saçlı gencin bedeni yere düşerken Alvar'ın yüzünde yine alaylı ifadesi belirdi ve sallana sallana yürüyerek ormanda kayboldu.

***

Adanın Batı tarafında ise Kızılyıldırım Akademisinin öğrencileri ve diğer Akademilerin öğrencileri kıyasıya bir dövüş içerisindeydi. Uzuvlar havaya uçuşuyor. İnsanlar kan tükrüyordu. Çığlıklar her bir yanı sarmıştı ve herkes gördüğü kişiye saldırıyordu. Öldürebildikleri kadar insan öldürüyorlardı.

O sırada Hiran 20 yaşındaki biri ile dövüşüyordu. Karşısındaki kişi Yeşil Yıldırımın Ortasındaydı fakat Hiran onunla dövüşebiliyordu.

O sırada bir fırlatma bıçağı Hiran'a doğru ilerledi. Hiran bıçağı gördüğü anda pozisyonunu değiştirdi ve sola çekildi fakat karşısındaki genç bunu tahmin etmişti ve bıçağını o tarafa savurmuştu. Bıçak Hiran'ın yüzüne doğru gelirken Hiran'ın gözleri korkuyla doldu.

Tam o anda gölgelerin içinden bir kılıç çıktı ve adamın kalbini deldi. Hiran yerde yaşadığı şokla dururken bir el onu tutup yerden kaldırdı.

"Şimdi yatma zamanı değil Hiran! Savaş çok kötü ilerliyor! Evet savaşı Kazanacağız fakat bu bize çok ağır patlayacak! Acilen bir şeyler yapmalıyız!"dedi Kevın. Eskiden Hiran'ı sevmezlerdi. Çünkü Hiran Melony'i küçük düşürmüştü fakat şu an işbirliği içerisindeydiler ve birbirlerine yardım ediyorlardı.

Hiran girdiği şoktan çıktı ve etrafına baktı. Kızılyıldırım akademisi herkesi öldürüyordu fakat ölen kişiler de yanlarında birilerini götürüyordu. Böyle giderse şehri koruyacak çok az kişi kalacaktı.

"Sen Melony'i bul! Ben acale edip Urasi'yi bulacağım. O bir kıdemli ve bizden daha tecrübeli! Bir şeyler yapabilmesi lazım!"

Kevın da kafasını salladı ve ikili orada birbirlerinden ayrıldılar.

Kevın hızla ilerlemeye başladı. Kendinden güçsüzleri keserek ve kendinden güçlülerden kaçarak ilerliyordu. Ancak bu şekilde hayatta kalabilirlerdi.

Kevın Melony'i bulduğunda onun da aynı Hiran gibi bir tuzağa yakalanmış olduğunu fark etti. Hemen Skana ile Melony'i kurtardı ve yaralarını iyileştirdi.

"Savaş kötüye gidiyor!! Çok fazla kayıp veriyoruz!!" dedi Melony. Savaş o kadar gürültülüydü ki birileri birine bir şey anlatmaya çalıştığında bağırmak zorunda kalıyordu.

"Biliyorum!! Bunun için geldim bir şeyler yapmalıyız!!" dedi Kevın. Endişeli görünüyordu. Melony ile konuşurken bir yandan da kılıcını gölgelere soktu ve Kızılyıldırım akademisinden birinin yararlanmasını engelledi. Ardındansa öğrenci Kevın'a başı ile teşekkür edip başkalarıyla dövüşmek için ilerledi.

Kevın da arkasına dönüp Melony'e baktı. Melony saçlarını savaş için toplamıştı ve çoğunlukla da zihinsel olarak insanları ele geçirerek dövüşmüştü fakat en sonunda birileri onu yakalamıştı. Eğer Kevın gelmeseydi işi bitmişti.

'Acaba...... Onunla konuşabilir miyim?'diye düşündü Melony. Kevın etrafına bakarken onu dürttü ve konuşmaya başladı.

"Kısa bir süreliğine meditasyona gireceğim! Beni koru Kevın!!" dedi. Meditasyon pozisyonuna geçerken ise Kevın ona masum köpek bakışı attı.

"Söylemene ne gerek vardı. Zaten seni korurdum."

"Ne dedin?!? Duyamadım!"

"Yok bir şey!"

Melony Kevın'a garip bir bakış attı ve meditasyona girdi.

***

Melony zihnine girdiği anda etrafı dolaşmaya başlamıştı. Aradığı biriydi. Onunla aylar önce konuşan biri. Onun direk olarak Sarı yıldırımın zirvesinin zirvesine sokan kişiydi.

Melony ruhunu ararken anılarında kayboluyordu fakat her zaman gizemli bir enerji gelip onu kurtarıyordu. Melony bile neler olduğunu anlamamıştı fakat hala ilelrmeye devam ediyordu. Siyah ve beyazın karışmış olduğu zihni onun hatalarını ve yaptığı doğru şeyleri temsil ediyordu. Pişmanlıkları ve gurur duyduklarıydı.

Melony siyah ve beyazın boyadığı zihninde dolanırken aynı zamanda her yerde baloncuklar görüyordu. Bu baloncuklar anılarıydı.

"Merhaba ben Melony."

"O sadece eziğin teki!!"

"Ben mi? Ben 4'lü arasında en güçlüyüm."

"Lanet olsun kibrime!!"

Melony anılarını görüyordu. Akademi de, evinin önünde, Koi dağında.... Kendi anılarını görüyordu Melony. Hataları ve doğruları bir aradaydı.

Melony ayağını bir kez daha ilerlettiğinde altında hiç bir şey olmadığını farketti.

Melony gökyüzünden düşer gibi düşmeye başladı. Eli ile bir yerleri tutmaya çalışıyordu fakat tutacak bir yer yoktu. Kaşları çatılırken bu durumdan nasıl kurtulacağını bilmiyordu.

O anda görünmez bir kuvvet Melony'i yakaladı. Melony kendisini kontrol eden kişiyi aramak için etrafına bakındı fakat sadece kafasını çevirebiliyordu. Bedeni olduğu yerde donmuştu.

"Önündeyim Melony."dedi bir kadın sesi.

Melony ona seslenen kişiye baktı. Pembe saçları omuzlarına geliyordu. Üzerinde siyah bir cübbe vardı ve rüzgar olmamasına rağmen dalgalanıyordu. Bu Pembe saçlı kadının gücü yüzündendi. Kadının gözleri maviydi ve yuvarlak bir başı vardı. Çok güzel bir yüzü vardı. Ufak bir burnu ve samimi bir gülümsemesi Melony'nin onu bir Prensese benzetmesine sebep oluyordu. Melony'e doğru gülümserken Melony de onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüş bir şekilde bakıyordu.

"Buraya neden geldin Melony?" dedi Pembe saçlı kadın ve Melony'i girdiği transtan uyandırdı.

Melony pembe saçlı kadına bakarken ne diyeceğini bilememişti. Bir süre konuşamadı ve en son sesi çıktığında ise sorulabilecek en doğru soruyu sormayı başarmıştı.

" Kimsin sen? "

Melony bedeninin içinde böyle birinin olmasını beklemiyordu. En önemlisi ise bedeninin içinde böyle birinin ne aradığıydı.

Pembe saçlı kadın hafif bir iç çekti ve konuşmaya başladı.

"Benim adım Rosa. Sen doğduğun an ben öldüm. Bu gezegenden çok uzakta başka bir gezegende insan olarak ve Greenbolt hanesinin bir üyesi olarak doğdum. Hayatım çok rahat ve huzur doluydu. Ta ki gezegenime yapılan baskına kadar. İnsanlarımı korumak için çok fazla kan döktüm ve çok dostumu kaybettim. Öldüğümde ise geri döneceğime dair yemin ettim- "

" Bu yüzden de ben doğdum. "

Melony artık herşeyi anlamaya başlıyordu. Onca zaman içinde hissettiği, onu çağıran ona yol gösteren kişi aslında yine kendisiydi. Kendi kendine yeniden şoka girmişken onu şoktan uyandıran şey Rosa'nın sesi olmuştu.

" Peki neden buraya geldin Melony? "dedi Rosa.

Melony Rosa'ya baktı ve kaşlarını çatıp ciddi bir moda girdi.

" Bana yardım etmeni istiyorum. Bana kısa bir anlığına yüksek bir güç vermeni istiyorum. Aynı 7 Boyutun Cehennem kılıcının Boyd'a yaptığı gibi. "dedi Melony.

Rosa başını iki yana salladı.

" Senin dediğin gibi gücünü arttıramam fakat sana büyük bir enerji verebilirim. O enerji ile ne yapacağın ise tamamen sana kalmış. "dedi Rosa. Melony başıyla onayladıktan Rosa elini kaldırdı ve elinde beyaz bir ışık oluştu. Işık giderek büyürken artık Melony'nin zihnine sığmıyordu. Aynı güç Melony'i kendi zihninden attı.

***

Hiran Urasi'nin yanına geldiğinde derin derin nefes alıyordu. Urasi'nin beyaz pelerini sarkarken Hiran başını kaldırdı ve onun yanında ki diğer beyaz pelerinliye baktı fakat onu tanıdığı anda heyecanına engel olamamıştı. Bu kişi Kızılyıldırım Akademisinin en güçlü Kıdemlisi Jandar'dı . Gücü Urasi gibi Turuncu Yıldırımın Zirvesinin başlangıcında değil, direk zirvesindeydi. Ve aynı zamanda 4. Sınıflardan ve 8. Katadaydı. Alvar'ın İmparator ünvanı için en büyük düşmanıydı. Yine de şu an onun yardımına en çok ihtiyaç duydukları zamandı.

Hiran onlara hızlıca olanları ve gidişatı anlattı. Kevın ve Melony'nin Şehrin doğu kapısında olduğunu söylemeden de geçmemişlerdi.

"O zaman beni dinle Hiran! Gördüğün herkese kendilerinden güçsüz kişilere saldırmalarını söyle! Ben ve Urasi. Şehirde bulunan Kıdemlileri öldüreceğiz! İmparatorlar için ise yeterince hızlı ve güçlü birini Ormana yolla! Efsanelerden veya İmparatorlardan birini bulsun! Aynı zamanda bulabildiği herkesi de toplasın ve buraya getirsin! Ben İmparatorları oylamaya çalışacağım fakat şehirde 3 İmparator var! Birini öldürebilsem bile diğerleri benim için zorluk çıkaracak! O yüzden gerçekten acale etsin!"

Jandar'ın konuşması Hiran'a bir emir gibi iletilmişti. Hemen başını salladı ve emirleri yerine getirmek için koştu.

Jandar da bir yöne giderken Urisi de bambaşka bir yöne doğru ilerlemeye başladı.

***

O sırada Doğu kapısında Melony'nin bedeninden muazzam bir enerji yayılmaya başlamıştı. Enerji o kadar kuvvetliydi ki bütün doğu kapısını yok edebilirdi ve burası 3 km genişliğindeydi. Böyle bir patlamayı ancak Mor Yıldırımda ki biri yapabilirdi.

Fakat Melony'nin bedenindeki enerji gittikçe artıyordu. Eğer böyle ilerlemeye devam ederse patlaması an meselesiydi. Tabii ki de Enerjiyi Kevın da hissetmişti fakat o bambaşka bir şekilde anlamıştı.

'Demek benim Gölge Diyarımla yapmayı planlıyorsun. Çok mantıklı! Sen bir dehasın Melony!'

Kevın hemen savaşta olanlardan birini çekti ve ona ne yapacağını anlattı. Tabii ki de 3. Sınıf olan genç de hemen kabul etmişti.

Kevın Melony'nin arkasına geçti ve ellerini birbirine sürttü. Yüzünde heyecanlı bir gülümseme oluşurken ellerini Melony'nin omuzlarına yerleştirdi.

Kevın'ın kolları Melony'den gelen enerji yüzünden yansa da yeniden iyileşiyordu. Fakat Kevın yine de acıyı hissediyordu ve dişlerini sıkmasına engel olamıyordu.

Kevın kendini zorladı ve elini Skana'ya attı. Kılıcını Melony'nin önünde yere sapladı ve yeryüzü gölgelerin gücü ile kaplanmaya başladı.

Yeryüzünde ki gölgeleri hisseden insanların gözleri Kevın ve Melony'nin olduğu yere dönmüştü. Hepsi bir arada oraya doğru akın ederken Kızılyıldırım Akademisinin öğrencileri de bir olmuş Kevın ve Melony'i koruyorlardı.

Kızılyıldırım Akademisinin öğrencilerinden biri rakibini ikiye yararken onlara doğru bakan bir çift göz gördü. Beyaz Pelerini adam bir anda aurasını yaydığında Kızılyıldırım Akademisinin öğrencileri paniğe kapılmıştı. Aralarından biri hızlıca döndü ve Kevın'a bağırdı.

"Kevın acale et! Burada bir İmparator var!!"

Kevın bir İmparatorun yakınlarda olduğunu anlayınca Melony'den aldığı gücü arttırdı.

AAAAAAAARGH!!!

Melony ve Kevın, tüm güçlerini kullandı ve gölgeleri 3 km alana yaydılar fakat sonunda ikisi de bir avuçluk kan kusmalarına engel olamamıştı.

Melony bayılmamak için kendini tutarken Kevın'ın bütün vücudu parçalara ayrılıp iyileşiyordu. Bu dayanılmaz acıya rağmen Kevın dayanırken boynunda ki damarlar belli oluyordu.

En sonunda Kevın, Melony'i bıraktı ve Skana'yı tuttu. Herkesin nefesini tuttuğu o anda Kevın kükrer gibi bekledikleri o kelimeleri söylemişti.

"GÖLGE DİYARININ YÜKSELİŞİ!!!"

3 km alan gölgelerin gücüyle kaplandı.

Gölge Diyarı yok olduğunda ayakta sadece Kızılyıldırım Akademisinin öğrencileri vardı. Hepsi gözlerine inanamazken Kevın ve Melony dayanamadı ve bayıldı. Kevın yere düşmeden öğrencilerden biri onu yakalamayı başarmıştı.

Herkes sevinçle kutlama yapmak isterken bir el canavar gibi insanların arasından uzandı. Üzerindeki beyaz pelerin toza dönmek üzereydi. Bedeninin sağ tarafını kaybetmişti. Fakat intikam için hala ayaktaydı. Gücünün çoğunu kaybetse bile Yeşil Yıldırımdaki ve Turuncu Yıldırımın başındaki kişileri geçmek için daha fazlasına ihtiyacı yoktu. O bir İmparatordu! Nasıl bu şekilde öldüğüne o bile inanamıyordu! Yine de giderken yanında O 2 canavardan birini götürmekte kararlıydı.

O kısacık anda gökyüzünde bir yazı belirdi. Bir yanında Eorin Akademisi yazıyordu ve altında da İmparator yazıyordu.

Yanında da VS yazısının karşısında Kızılyıldırım yazıyordu. Altında da Kıdemli yazıyordu.

Bir çift ayak İmparatorun göğsüne bindi ve soğuk metal İmparatorun kafasını gövdesinden ayırdı.

Urasi ters takla atıp iki ayağının üzerine düşerken İmparatorun bedeni de geriye düştü. Gökyüzündeki yazı da İmparatorun üzeri çizildikten sonra yok oldu.

Melony'nin zihninde ise Rosa Kevın'ın yaptığı şeyle şaşkına dönmüştü. O aslında doğu kapısının tamamen yok olmasını ve oradaki herkesin ölmesini bekliyordu fakat bu genç farklı bir düşünce ile herkesi kurtarmıştı. Kevın Rosa'nın hoşuna gitmişti.

'Ne kadar da ilginç. "




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1485

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 795

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17338 Üye Sayısı
    • 779 Seri Sayısı
    • 35945 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr