“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Kai Lane - Bölüm 90: Dünya Turnuvası Başlıyor!


Tren havalanına yaklaşırken Herkes uykusundan uyanmaya ve trenden inmek için hazırlanmaya başladı. 


Kızılyıldırım Akademisi trenden inerken bir çok küçümseyici bakış onları vurmaktaydı fakat onlar buna alışmıştı ve umursamayabiliyorlardı. Fakat Alvar etrafa öyle bakıyordu ki resmen derilerini soyacak gibiydi.


Dünya Turnuvasına gidiş önemliydi ve Avcıların bir şey anlamaması için de çok şey yapılmıştı. Bu yüzden bütün trenler havalanına geldiğinde hızlıca bir toplanma düzenlediler.


İnsanların gözü çoğunlukla Pelerini olan kişilerdeydi. Ünvanlı olanların hiçbiri pelerinini çıkarmamıştı. Çünkü bu korkaklık sayılırdı ve sırf bir pelerin içinde korkak sayılmak istemeyen çok kişi vardı.


Kimse kimin ne olduğunu bilmiyordu çünkü pelerinlerin üzerinde Efsane veya İmparator gibi bir yazı yazmıyordu. Yine de insanlar kıdemli bile olan kişileri akıllarına not alıyordu.


Not alınmalarına rağmen Ünvanlılar çok rahattı. Güçlerine güveniyorlardı.


Herkes gibi Jack ve Kevın da kimin Ünvanlı olup olmadığını not alıyordu. Not almalarının sebebi o kişileri gördükleri zaman veya öyle birinin yakınında olduğunu duyduğunda kaçmaktı fakat Kai onları tutunca yazma işleri de yarı da kalmıştı.


Kevın öfke ile Kai'a bakarken Kai başını iki yana salladı ve anlatmaya başladı.


"Yazmanızın bir gereği yok. Gökyüzü Toprakları 1000 km olabilir fakat etrafınıza bakın.... Burada ne kadar insan var farkında mısınız? Ve sizce tek hava alanı burası mı? Hayır değil! Gökyüzü Topraklarında girdiğimiz zamandan itibaren 20 dakika da bir birileri ile karşılaşacağız. Belki dost olacaklar belki düşman. Ama onlardan kaçınmak gibi bir fırsatınız olmayacak. Çünkü onlar sizi görecek ve eğer isterlerse sizinle dövüşmek için çabalayacaklar. Ve bu insan sayısı en az 15 gün devam edecek. Boşuna yazmanıza gerek yok. Gökyüzü Topraklarında sadece şansınız sizi kurtarabilir. "


Kai'ın konuşması sadece Jack ve Kevın tarafından değil. Bir çok kişi tarafından duyulmuştu. Buradaki insanlar yetenekli kişilerdi ve kulakları iyi olan çok kişi vardı. Yine de kimse bildiğini belli etmemeye çalıştı. Buna rağmen Kai hepsinin duyduğunu biliyordu.


Kai bir anda hissettiği izlenme hissiyatı ile bakışlarını çevirdi ve ona bakan 3 çift gözle karşılaştı. Baskıcı auralarına rağmen onlara hala gülen yüzle bakıyordu fakat onların bakışları tehdit içerir gibiydi. Açıkça az önce verdiği bilgiden hoşlanmamışlardı. Kai onların tehdit dolu auralarını çekmelerini beklemişti fakat hiçbiri auralarını çekmeye çalışmamıştı. Belli ki Auraları ile Kai'ı ezmeye çalışıyorlardı.


Bunu gören Kevın ve Jack geri çekildi. Kai çoğunlukla gülerdi. Bazen sıkıldığı zamanlar ve yorgun olduğu zamanlar olurdu ve o zamanlar gülmezdi ve soğukkanlı olurdu. Fakat özellikle bir anı vardı. Kai'ın gülümsemesi söndüğü anda çıkan o dehşet verici aura..... İşte bundan dolayı geri çekilmişlerdi.


Kai biraz daha bekledi. Çünkü böyle bir yerde sorun çıkarmak istemiyordu. Fakat karşısında ki bu 3 kişi gerçekten inatçıydı. Kai'ın gülümsemesi gerçekten sönmeye başlamıştı. İnsanlar nedensizce geri çekilmeleri gerektiğini hissediyorlardı.


Kai'ın yüzündeki gülümseme söndü ve yerine soğuk tehditvari bakışlar yerleşti. İnsanların arasında bir aura patlarken hepsi alandan çekilmişti. Diğer 3 insan da auralarını tüm gücü ile sararken Kai'ın bakışları daha da vahşileşti. Aurası gelişim tabanına bakmıyordu. Bu aura Kai'ın öldürme arzusuydu ve Kai bir insanın sahip olamayacağı bir öldürme arzusuna sahipti. 3 Efsane bile bu öldürme arzusu karşısında donakalmıştı. Sanki onlara bakan şey bir insan değildi. Ejderhalar Kralının resmini görüyorlardı. Fakat pes etmediler. 3'ü de Efsane Ünvanına sahipti ve 3 kişinin 1 kişiyi bastıramayacağına inanmak istemiyorlardı.


O sırada Kevın ve Jack de Kai'ın öldürme arzusu karşısında nefes alamıyorlardı. Kai'ın neyi bu kadar öldürmek istediğini bilmiyorlardı fakat belli ki her zaman bu yüzden tembellik ediyordu. Kendini sakin tutmak içindi. Ama Jack ve Kevın hala bu auranın gücüne inanamıyorlardı. Bu şeyin kaynağı neydi? 


Emma uzaktan Kai'a bakarken sonunda Kai'ın ne demek istediğini anlıyordu. Yine de kalbindeki acıya engel olamıyordu. Kai'ın açlığı..... Öldürmeye olan açlığı onu bitiren şeydi. Kendini kontrol etmek için kullandığı güç çok fazlaydı ve kendini bastırıyordu. Fakat Öldürme Arzusunu saldığında Kai'ın tüm gücü ortaya çıkıyordu. Ve bu güç 3 Efsanenin gücü ile eşit düşüyordu. Belki de biraz fazlaydı.


Kai ve 3 Efsane auralarını çarpıştığı sırada şiddetli bir aura ikilinin auralarını yok etti.


Kai kim olduğuna bakmadı arkasını dönüp gitti. Aynı şekilde 3 Efsane de arkasını dönüp gitti fakat iki tarafta döndükten kısa bir süre yüzlerindeki gülümsemeye engel olamamıştı. 2 erkek ve 1 kızdan oluşan 3 Efsane Kai için uygun rakipler olacak gibi görünüyordu. 


                                   ***


Bütün Akademiler uçağa bindirilmiş ve yolculuk başlamıştı. 2. Basamak ve üstündeki kişiler adaya yaklaşamadığından dolayı Yarım Adım 2. Basamak bir binbaşı herkesi ışınlayacaktı. Fakat bunun için adaya yakın olması gerekiyordu. En azından 100 km içerisine girmeleri gerekliydi.


Kai yüzünde gülümseme kucağında küçük kaplan ile uçuyordu. Küçük Kaplanın üzerine bir not bırakmıştı eğer küçük Kaplanı Kızılyıldırım Akademisinden birisi bulursa ona yemesi gereken yiyecekleri verecekti. Bunun içinde küçük Kaplanın boynuna bir kolye asmıştı fakat kolye normal değildi. Kolyenin ucunda Kai'ın Küçük Kaplan için aldığı şeyler vardı. Cennet Bahçesinden diğerleri için aldıklarını da zaten Trende vermişti. Kai yüzüğün içine küçük kaplana bir yıl yetecek bitki de koymuştu. Bir tane de 100.000 yıllık bitki koymuştu. Yüzüğün diğer bölümlerini ise enerjisi ile kilitlemişti. Orada ki eşyalar Küçük Kaplanın yemesi için fazla eskiydi. Küçük Kaplan en azından Mor Yıldırıma geçmeden onları yiyemezdi. Eğer Kai ve küçük kaplan uzun zaman ayrı düşerlerse Küçük Kaplan aç kalmayacaktı.


Küçük Kaplan Kai'ın yüzünü yalarken bazı insanlar ona bakıyordu. Kai'ın üzerindeki pelerini görebiliyorlardı ama bir silah ile arası neden bu kadar iyiydi anlayamıyorlar. İşte bir büyülü Hayvan beslemeyen insanlar bu şekilde düşünüyorlardı.


Kai Küçük Kaplanı yanındaki koltuğa oturttu ve sakinleşmeye başladı. Artık herkes dağılmıştı. Herkesi başka uçaklara bindirmişlerdi ve kimse neler olacağını bilmiyordu. Heyecanlılardı fakat bunu göstermiyorlardı. Çoğu kişi Kai'ın yaptığı gibi gözlerini kapatmıştı. Bazıları Silahlarını bileyliyordu. Diğer insanlar etraflarını gözetleyip insanları ezberliyordu. Herkes bir şeyler yapıyordu fakat bunlar sadece heyecanlarını gizlemek içindi. 


Gökyüzü Toprakları gözüktüğü de herkes dik durdu ve kendini sakinleştirdi. Ada göründüğünde ışınlanacaklardı. Bu yüzden çoğu kişi de silahlarını çıkartmıştı. Çünkü insanlar adaya indiği anda savaş başlayacaktı. Bir bekleme saniyeleri olmayacaktı. 


Kai bedeninin silikleştiğini hissettiğinde kafasını küçük kaplana çevirdi. Küçük kaplan hiç bir şey anlamamıştı. Gözlerini Kai'a çevirdi. Saf gözlerle Kai'a bakarken Kai bir anlığına onu buraya getirdiği için pişman oldu. Bu yavru Kaplanın böyle vahşi bir ortama girmesi gerçekten kötü hissettiriyordu fakat Kai onun her zaman böyle olamayacağını biliyordu. Gerçek doğasının ortaya çıkması gerekiyordu. Ancak bu şekilde Kanatlı Kaplan Kanının gücünü gösterebilirdi.


Bedeni toza dönüşürken elini küçük Kaplanın başına attı ve son bir kez okşadı. Gördüğü son şey ise Küçük Kaplanın yüzündeki o tatlı gülümsemeydi.


                                 ***


Kai gözünü açtığında ilk gördüğü şey yüzüne doğru gelen kılıçtı. Eli refleks olarak hareket etti ve yüzüne gelen kılıcın yüzeyine yumruk attı.


Kılıç parçalara ayrılırken kılıcı tutan kız şaşkına dönmüştü. Daha hiç bir şeyin farkına varamadan Kai'ın pelerinini gördü. Gözleri korkuyla açılırken Kai'ın eli kızı boğazından yakaladı ve parçalara ayırdı.


Kız elleri ile boğazını tutmaya çalışırken yere düştü ve gözleri açık bir şekilde öldü. Saniyeler sonra bedeni hiç bir iz bırakmadan yok oldu.


Kai etrafına baktığında bir ormanda olduğunu fark etti. Etrafı ağaçlarla çevriliydi ve ağaçların hepsi de 4 metreyi geçen uzunluktaydı.


Kısa süre sonra etraftan patlama sesleri gelmeye başlamıştı. Gökyüzüne dumanlar yükseliyor, insanlar havaya uçuyordu. Güçlüler güçsüzdü ezerken Kai'ın bakışları çirkinleşmişti. İnsanların azalacağı bu zamanda kendini yormak istemiyordu. Bu yüzden de saklanacaktı fakat etrafta çok fazla gürültü vardı. Kai Sirius'u çıkardı ve yere sapladı. Hiç aura yaymayan Sirius'un üzerinden bir anda dehşet bir aura yayıldı. Aynı anda Kai'ın gözleri 6 Yıldırımın gücü ile parladı.


"Sonsuz Dikenlerin Laneti!!"


Kai daha bir şey diyemeden etrafını 10 katmanlı bir toprak küre sardı. Ardından ise gökyüzüne çığlık sesleri yükseldi.


Toprak Küre yok olduğunda Kai Sonsuz Dikenlerin Lanetinin yaptığı dehşete baktı. 4 bir yanına 15 metre yüksekliğinde sayısız toprak sütun yükselmişti. Her sütun bir diken gibi sivriydi ve ucunda da bir insanı taşıyordu. Karınlarına girmiş toprak dikenler yüzünden ölen sayısız kişi şu anda Kai'a lanet okuyordu.


Kai bu tekniği aynı Cennetsel Rüzgar Kesişi ve Göksel Alev Denizi gibi oluşturmuştu. Onlar hava ve ateş elementlerine bağlıyken Sonsuz Dikenlerin Laneti toprak elementine bağlıydı ve diğerlerinden farklı olarak içinde savunmaya dair izler vardı. 


Kai kılıcını tekrar toprağa soktu ve gözlerini kapattı. Adım adım toprak ile bir oldu ve hissetti. 1 km çevresini hissettiğinde kimsenin kurtulamadığına onay verebilmişti. Rahat bir nefes aldı ve kılıcını daha da derine sapladı. Bağdaş kurarak otururken toprak hafif hafif titremeye başlamıştı. Ufak taşlar yerde sekerken ağaçların dalları hareketleniyordu. O anda toprak yavaşça Kai'ı içine çekmeye başladı. 


10 dakika içinde Kai toprağın içinde tamamen görünmez olmuştu. Toprağın içine gömülmüştü ve hiçbir şekilde dışarıdan görünmüyordu. Bir kaç dakika sonra bir grup insan toprakların üstünden geçtiler her biri Mavi Yıldırımın zirvesindeydi fakat Kai onlarla oynamadı. O sırada Toprağın minerallerin emiyordu. Ölümsüz Ejderha'nın Dönüşüm Becerisinin bir çok yararı vardı ve enerjiden oluşan her şeyi emebilmesini sağlıyordu. Tabii ki Kai artık bunları Beden ve Kalp Yoluna vermiyordu. Bu şekilde daha fazla ilerleyemezdi. Artık Zihin yolunu güçlendiriyordu. Bu şu anda fazla bir yarar sağlamazdı ona fakat zihnini dış dünya da bulduktan sonra geçmiş hayatlarından birinin oluşturmuş olduğu Zihin Modunu özgürce kullanabilecekti.


O sırada bir sürü dövüş başlamış ve bitmişti. Bazı dövüşler ise daha yeni başlıyordu.


Yavaş yavaş saçları çıkmaya başlayan hafif çekik gözlü umursamaz bir genç etrafındaki cesetlere bakıyordu. Beyaz pelerini eskiden inanılmaz kibirli olan halini bir üst kademeye taşımıştı. 


"Yüce Keşişe saldırmak demek ha! Canınıza susadınız herhalde! Dua edin ki merhametliyim!! Yoksa size sonsuz gazap yaşatırdım."


Alvar'ın böyle söylemesine rağmen yerde olan cesetlerin bazıların parmakları, Bazılarının kolları, Bazılarının bacakları ve bazılarının da kolları yoktu. Eğer bu merhamet etmiş hali ise kimse merhamet etmemiş halini görmek istemezdi.


O sırada toprakta duyulan hafif adım sesleri Alvar'ın kulağına ilişti.


"Kim var orada?"diye seslendi boşluğa. O sırada ağaçların arasından beyaz saçlı 20'lerinde bir genç çıktı. Üzerinde aynı Alvar gibi bir pelerin vardı.


" Seni öldürecek olan kişiyim. "


Michael'ın anlattığı gibi Gökyüzü Topraklarında şehirler ve şehirlerin içinde de kaleler vardı. Tabii ki şehirler çok geniş olduğundan dolayı şehirlere çok fazla insan ışınlanmıştı. Her akademi de şehirleri almaya çalışıyordu. Ve bu yüzden de kan gövdeyi götürüyordu. Adanın batı tarafında da Kızılyıldırım Akademisinin öğrencileri fazlalıktı.


"Herkes saldırsın!! Şehiri ele geçirin!!"


Hiran bağırırken bir çok kişi de onun sözünü dinlemiş ve savaşmaya başlamıştı. Savaşçıların arasında bazı bilinen isimler de vardı. 3. Sınıfların en güçlülerinden olan Urasi ya da 3 Efsane çıkaran canavarların evinden Melony gibi. Aynı zamanda Clara da savaşanların arasındaydı. Önüne geleni hançeri ile parçalara ayırıyordu. Kendisinden güçlükleri ise Urasi'ye ve onun gibilere bırakıyordu.


Melony de mana silahının gücünü çalıştırmıştı. Yerde bağdaş kurmuş otururken ulaşabildiği her zihne ulaşmış ve onları kendi askerlerine çevirmişti. Bazı güçlü figürlerin bedenlerini yaralayarak zihinlerini ele geçiriyordu.


Adanın güney taraflarında ise dev cüsseli bir adam etrafındaki ceset ormanından sağ çıkmıştı fakat derin derin nefes alıyordu. Mavi püsküllü dev baltasını tek eliyke tutarak gücünü kanıtlıyordu.


"Gerçekten Harikasın Kronos. Belki de şehirlerde var olan kadar adamı tek başına indirdin. Ne kadar hepsinin gücü senden düşük olsa da sayı üstünlüğü hafife alınamazdı. Yine de benimle karşılaştığın anda öldün." dedi ormandan gelen zarif bir adam. Elinde nereden bulduğunu kimsenin bilmediği ve bilemeyeceği bir kahve fincanı tutuyordu. Bakışlarından ve zarifliğinden bile geldiği yer belli oluyordu. Bir savaşçı erkeğin bu kadar zarif olmasını sağlayacak sadece iki ülke vardı fakat Kronos nereden geldiğini umursamıyordu. Dişlerini sıkıp bir avuç kan tükürürken dev baltasını toprağa Yapıştırdı ve heyecanla bağırdı. 


"GEL BAKALIM!!" 





Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1485

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 795

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17338 Üye Sayısı
    • 779 Seri Sayısı
    • 35943 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr