Korku dağları bekler. #Atasözü

Kai Lane - Bölüm 89: Trende Kargaşa


Kai odasında diğerleri ile beraber eşyalarını hazırlarken bedeninden bir ışık süzmesi çıktı ve insan şeklini aldı. Bu garip olay karşısında diğerleri meraklı gözlerle insana bakıyordu. Hiçbiri endişlenmemişti çünkü Kai'ın bedeninden çıkmıştı bu şey ve aynı zamanda aurasında kötücül hiçbir şey yoktu.

Uranüs ortaya çıktığında önce başı ile diğerlerine selam verdi. Ondan sonra ise Kai'ın ve diğerlerinin eşyalarını toparlamasına yardım etti. Ruh olsa da bir şeylere dokunabiliyordu fakat sadece normal bir insan gücünde.

Diğerleri karşılarındaki kişinin onlardan kat kat güçlü Kai'ın geçmiş hayatlarından biri olduğunu anlamışlardı. Kai geçmiş hayatları ile birleştiği onlara anlatmıştı fakat karşılarındaki kişinin bütün gelişimci diyarını sarsan 6 Duygunun Hakimi Uranüs olduğunu bilmiyorlardı. Kai da onlara bunu söylememeye karar vermişti. 6 duygunun hakimi onların eşyalarını mı topluyordu? Kai bunun hakkında gelecek olan sorularla uğraşmak istemiyordu. Özellikle de Uranüs'e sorulacak sorularla. Bu yüzden herkes sessizce eşyalarını toparladı ve sonunda çıkmaya hazırlardı.

"Kai biz hazırız. Aşağı da seni bekliyor olacağız. Hazır olduğun da gelirsin." dedi Jace ve Jack ile Kevın'ı da alıp aşağı indi. Sam ve Dean'in zaten toparlanmaya ihtiyaçları yoktu. Bu yüzden aşağı da oturmuş oyalanıyorlardı.

Kai ve Uranüs yalnız kaldıklarında eşyaları toparlamaya bıraktılar. En başından beri rol yapıyorlardı. Kai zaten 1 gün önce alması gerekenleri yüzüğüne yerleştirmişti. Uranüs ise sadece Kai'ın isteği üzerine gelmişti.

"Kai, beni neden çağırdın?" dedi Uranüs. Kai yatağa otururken yatağın hafif tatlı yumuşaklığını hissedince kendini ufak zıplamalardan alıkoyamadı. Yatak gıcırdaması Uranüs'ün sinirini bozmaya başlayınca o da yatağa oturdu ve gıcırdamalar durdu. Kai, düşünceli bir şekilde yere bakarken konuşmaya başladı.

"Seninle ne zamana kadar konuşabileceğim?" dedi sakince. Uranüs öncelikle biraz şaşırdı fakat kısa sürede kendini toparladı ve o da sakince cevapladı.

"Demek biliyordun?"

"En başından beri biliyordum. Seninle ilk kez konuştuğumdan beri."

Kai'ın sözleri gün geçtikçe Uranüs'ü şaşırtmaya devam ediyordu. Ne kadar geçerse geçsin Uranüs kendi Ruhundan bir parça taşıyan bu genç adama hayranlık duymadan bir gün bile geçirmiyordu.

"Nasıl öğrendin? Bunu fark etmek kolay bir şey değildir. Öz-"

"Sadece soruma cevap ver Uranüs. Seninle ne zamana kadar konuşabileceğim?"

"Belki bugün sondur. Belki de yarın. Cennet Bahçesinin Saf enerjisi sayesinde bu kadar konuşabilsem bile zaten eninde sonunda böyle olacağı belliydi."dedi Uranüs.

Kai'ın yüzü iyice karardı. Gözleri umutsuzlukla dolmuştu.

" Demek öyle..... "

" Uranüs, izninle sana bir sorum var. Bu basit bir soru değil. Belki de cevabı bilmiyorsun ama yine de sormak istiyorum. "

Kai derin bir nefes alırken tırnakları ile oynamaya başladı. Endişeli olduğu bir bakışta anlaşılabiliyordu.

"Sence..... Kontrol altında tutmanın bir yolu var mı?"

Kai ne olduğunu söylemese de Uranüs anlamıştı. Onun da bakışları Kai konuştukça kararıyordu. O da Kai gibi endişleniyordu.

"Ne zaman başladı?"

"Turuncu Yıldırıma geçtiğim gün. O günden beri vücuduma bazı şeyler oluyor. Kollarımda pullanmalar ya da sırtımda kanamalar oluyor. "

"Emin değilim. Bunu senin çözmen gerektiğini düşünüyorum."

"Ölümsüz Ejderha'nın Dönüşüm Becerisi..... Bu beceriyi ilk kullanmaya başladığımda sadece bir enerji dönüştürme Becerisi olduğunu zannediyordum. Fakat kanım uyandıktan sonra teknikte gerçek gücünü göstermeye başladı. Hissediyorum. Beni bir canavara dönüştürmek isteyen o gücü. Kontrol edemiyorum. Belki de benim yararıma fakat kontrol edemezeem herşeyi ve herkesi yok edeceğim. "

Kai kendi içinde ikileme düşmüşken daha fazla konuşmanın gereksiz olduğunu düşündü. Üzerine pelerinini giydi. Uranüs içine girdi ve o da odadan çıkıp aşağı indi.

Pelerini giymesinin sebebi bunun zorunlu olmasıydı. Öğrencilerin arasında pelerin giymek zorunluydu. Çünkü trene binmeden önce meydan okumaların yapılması gerekiyordu. Herkes meydan okuma yapacaktı ve bu şekilde de son ünvan listesi hazır olacaktı.

Kai aşağı indiğinde herkes çantasıyla hazır bekliyordu. Jace ve Lena da onun gibi pelerinini giymişti. Diğerleri ise ünvan alamadıklarından dolayı pelerin giymiyorlardı.

Kai ve diğerleri, Sam, Lily ve Dean ile vedalaştıktan sonra akademinin tren istasyonuna geldiler. Akademinin devasa bölgesinde tabii ki heryere ulaşmak için bir istasyon da vardı.

Kai ve diğerleri istasyona geldiklerinde diğer 1. Sınıfları gördüler. 17 farklı tren kalkış ve yolu vardı. Avcılar tarafından keşfedilmemek için merkez herşey yapıyordu. 17 farklı sınıf kendi trenlerine binerek gideceklerdi.

Kai etrafı izlerken tren'in kapaklarının açıldığını gördü. Herkes yavaş adımlarla trene doğru ilerlerken Kai onunla beraber sadece Orion ve Reina'nın pelerin giydiğini görünce şaşırdı fakat sonrasında 1. Sınıflardan sadece 3'ünün Ünvanlı olduğunu hatırlayınca kendine geldi. 1. Sınıflar da sadece 3 Ünvanlı olsa da normalde hiç olmaması gerekirdi. Bu yıl bazı şaşırtıcı gelişmeler olmasaydı insanlar onların hile yaptığını söyleyerek şikayet ederdi. Ne de olsa Kai bir Efsaneydi. Bu basit bir ünvan değildi.

Kai biraz daha etrafına baktı fakat onlar için gelen hiçbir öğretmenin olmadığını görünce pek şaşırdığını söyleyemezdi.

'Bir Efsanenin olduğu trende bir şey olmayacağını düşünüyorlar' diye düşündü Kai.

Herkes içeri girerken geriye sadece 15-20 kişi kalmıştı. Binlerce kişi bir trene sığabilmişti. Aslında Tren 3,5 km uzunluğundaydı ve normal dünya da bu kadar uzun bir tren yoktu. Fakat İlizyonlarla bu 3,5 km olan tren 600 metreye kadar küçültülebilmişti. Bu sayede de kimse şüphelenmeyecekti.

O sırada üstü başı dağınık bir genç trene doğru koşuyordu. Kızıl saçları omuzlarına geliyordu ve kesecek zaman da bulamamıştı. Aynı şekilde üstünü de değiştirememişti ve yanına da sadece Evrimleşmiş İgnis'i alabilmişti.

Herkes trene bindiğinde tren tabii ki de direk hareket etmedi. Kısa bir süre sonra hareket etme başlayınca bir el Boyd'un camını tuttu.

Boyd ani hareketle irkilirken Hiran ve diğer 3 arkadaşı da savaş pozisyonuna geçmişti. Fakat camdaki el yüzünü gösterip içeri girdiğinde rahat bir nefes aldılar ve Raiya'ya yer verdiler.

"Üzgünüm, Sanırım biraz geciktim."

Raiya konuştuğunda Boyd çantasından bir kıyafet çıkardı ve Raiya'ya verdi. Ardından da kafasına vurdu.

"3 ay geciktin. Biraz kelimesi bunun için az kalıyor." dedi sakince.

Raiya kıyafetleri giydiğinde herkes oturdu ve tren yolculuğu başladı.

"Ama bak Yeşil Yıldırıma geçtim." dedi Raiya. Kendiyle gurur duyuyormuş gibi görünse bile Boyd'un ona eşeğe bakar gibi baktığını görünce içinde bir korku oluştu.

"Yoksa..."

"1. Sınıflarda benim de dahil olduğum 27 kişi Yeşil Yıldırıma geçti. Kai Turuncu Yıldırımın ortasında ve Kırmızı Yıldırım ile dövüşebiliyor. Burada sadece ünvanın önemli Raiya ve senin ünvanın yok. Aynı benim gibi."

Boyd başını öne eğip üzülürken Raiya salak salak diğerlerine bakmaya başladı.

" Birileri bana neler olduğunu anlatabilir mi? "

                                    ***

" Dakion Akademisinin 3 Canavarı. Sanırım Şimdi 3 Efsanesi oldular. Onlarda dikkat etmen gereken kişiler arasında. Her biri Zaheer kadar güçlü. "

Tren kalktığında beri kısa bir süre geçmişti. Kevın, Jack ve Kai aynı odadalardı. Kai kendini yatağa atmışken Kevın bilgisayarın başına geçmiş diğer akademiler hakkında bilgi alıyordu. Jack de arada kalkıp Kevın'ın anlattığı kişilere baksa da Kai kılını bile kıpırdatmıyordu. Ölü gibi uzanmış ve uyumaya çalışıyordu.

"Doğu Ejderha Tapınağının Kıl kesen Mario'su. Gerçekten çok güçlü öğrenciler var." dedi Kevın. Jack de onun yanına gelirken gördükleri resmen gururuna meydan okuyordu.

"Efsanelerin çoğu Kırmızı Yıldırımın Ortasında. Bazıları Zirvesine bile ulaşmış. Dakion Akademisinin Efsanevi Liderine baksana. 2 hafta önce Mor Yıldırıma geçmiş. Ve bu adamın sadece 30 yaşında olması insanın sinirini bozuyor. Eğer Jace babasının potansiyelini almasaydı bu lider gibi 30 yaşında Mor Yıldırıma geçerdi. "dedi Jack. İkisi de Yeşil Yıldırımdaydı ve bir Ünvanları bile yoktu. Eğer gökyüzü adasına ışınlandırıldıklarında bu canavarlardan biri ile karşılaşırlarsa nasıl hayatta kalacaklardı? Kurbanlık koyun gibi beklemekten başka çareleri kalmazdı ve direk ölerek büyük bir başarıya imza atmış olurlardı.

"Şimdi neden akademinin yıllardır sonuncu olduğunu anlıyorum. Çünkü bizden çok daha yetenekliler."dedi Kevın. Jack kafasını çevirip yatağında uyuyan Kai'a bakarken ona hitaben konuşmaya başladı.

" Havaalanına varana kadar Turuncu Yıldırımın Zirvesine ulaşsan çok iyi olur. "dedi.

Bu söylediğini başka biri duysa Jack'in saçmaladığını düşünür ve onunla dalga geçerdi fakat Kevın ve Jack, Kai'ın istediği zaman Zirveye ulaşabileceğini biliyordu. Ama ikisi de bunu neden yapmadığını anlayamıyordu. Kai'ın artık temeli mükemmel olmuştu
Kırmızı yıldırıma rahatça geçebilirdi ama neden yapmıyordu? Ne onlar Kai'a sormuştu ne de Kai onlara söylemişti.

Kai Jack'in söylediklerini duysa da umursamadı ve dönüp yattı. Hiç bir şekilde Havalanına gelene kadar kimse onu uyandıramazdı.

                                  ***

Başka bir yerde tren görevlisi gibi giyinmiş siyah saçlı kahverengi gözlü bir adam endişe ile bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu.

'Ne yapmam gerek?! Ne yapmam gerek?! Böyle büyük bir olayı üstlerime rapor edersem kesinlikle bu kokuşmuş yerden kurtulurum fakat trenin içinde telefonların arama yapmasını engellemek için cihazlar yerleştirmişler. Dışarı çıkmam gerek. Ünvanlılara denk gelmediğim sürece hiçbiri beni durduramaz! Ben Yeşil Yıldırımın Zirvesindeyim!! '

Ajan kendine gaz verirken olduğu yerden fırladı ve dışarı çıkmak için diğer vagona ilerledi. Yüzünde görülen heyecanı saklayamıyordu. Yeşil Yıldırımın Zirvesinde olmasına rağmen böyle bir yerde kalıyordu ve bu ona gerçekten dokunuyordu.

O sırada iki vagonu birbirine bağlayan yere gelmişti ve kapı direk yanındaydı fakat yanından Kızıl saçlı sarı mızraklı bir kız geçiyordu. Bu yüzden yürümeye devam etti.

Kız yanından geçtiğinde rahat bir nefes verdi ve tam elini çıkış kapısına atıyordu ki ensesinde hissettiği metalik soğukluk ile yerinde durdu.

"Nereye gittiğini sanıyorsun?"

Toma mızrağını Ajanın boynuna dayamış iken ajan elini yavaşça geri çekti ve derin bir nefes aldı.

Ajanın sesi çabucak değişti ve yerini korkak ne olduğunu anlamamış bir personele dönüştü.

"E-efendim n-ne yapıyorsunuz? B-ben..."

"Daha fazla konuşmana gerek yok! Senin kim olduğunu biliyorum!"

Ajanın yüzü anında değişti ve pis bir şekil aldı. Başını hafifçe çevirip Toma'ya iğrenircesine bakarken öncekinden eser kalmamış yılan dili ile konuştu.

"Sadece Yarım adım Yeşil Yıldırımdayken benimle karşılaşmamalıydın."

Ajan Toma'nın görüş hızından çok daha yüksek bir hızda hareket etti ve mızrağın ucunu kavradı. Ardından mızrağı kendisine doğru çekip geriye doğru attı. Eli kanamıştı fakat hiç de umursuyor gibi görünmüyordu. Çünkü eli bir kaç saniye içinde geri düzelmişti.

Toma dişlerini sıkarken ne yapması gerektiğini düşünüyordu. Karşısındaki bir Şifacıydı ve kendisinden çok daha üstündü. Aralarında neredeyse bir yıldırım farkı vardı. Onu yenmeyi hayal bile edemezdi. Karşısında ki bu Avcı Tek hareketi ile kafasını uçurabilirdi.

O sırada bir yumruk Ajanın yanağına çarptı ve onu diğer vagona fırlattı.

Ajanın geldiği vagon personel vagonuydı. Bu yüzden hiçbir gelişimci yoktu içeride. Personeller de bir anda arkadaşlarının içeri fırladığını görünce kaçmaya başlamışlardı fakat kaçacak bir yer yoktu. Bundan sonraki vagon kaptanın vagonuydı ve oranın kapısı da kilitliydi. Kargaşanın içinde kalmışlardı.

Ajan yerden sallana sallana kalkarken elini yanağına attı ve sıktı. Yanağından bir çatırdama sesi geldiğinde rahat bir nefes aldı ve kafasını çevirip ona vuran kişiye baktı.

Raiya sert bakışları ile Ajanı tehdit ederken elini sırtına attı ve Evrimleşmiş İgnis'i çıkardı.

"Gelişimciler ile dolu bir trene binmemeliydin."

Raiya İgnis'i salladı ve bir rüzgar dalgası ajana doğru ilerledi.

Ajan yüzünde hissettiği rüzgar ile gözlerine inanmadı. Rüzgardan hissettiği kuvvet ona büyük bir korku salgılatmıştı. Onu yenemezdi.

Bir elini arka tarafına attı ve Yeşil Yıldırım yeteneği olan Ölüm küresini hazırlamaya başladı. Bu süre boyunca karşısındaki bu dehşet verici güçteki genci oylaması gerekiyordu.

Yüzündeki pis ifadeyi hiç değiştirmeden ve hiç bir şey çaktırmadan Raiya'ya bakarak sordu.

"Burada olduğumuzu nasıl anladın?"diye sordu. Raiya da kafasını iki yana salladı ve kılıcı tutmayan eli ile kulağını işaret etti.

" Beden Yolundaki ilerlemem çok fazla ve 5 duyum da beden gücüm de sahip olduğum Gelişim tabanının ötesinde. Mesela şunu duyabiliyorum. "

Raiya olduğu yerden yok olduğunda ajanın Ölüm Küresi yaptığı kolu yere düştü.

Ajan kolunun düşmesi ile korkuya kapılsa bile o bir Şifacıydı. Kolu kaç hafta sürerse sürsün geri çıkardı. Fakat önündeki bu gencin canı geri gelemezdi.

Ajanın diğer kolunun içinden bir bıçak ajanın eline düştü. Ajan kendini çevirdi ve bıçağını Raiya'nın boynuna doğru savurdu.

O sırada bir ışık çaktı ve odayı rüzgarla doldurdu. Raiya ve Toma ne olduğunu anlamamıştı. Ajan ise korkuyla karşısındaki beyaz pelerinli gence bakıyordu. Siyah saçları dalgalanırken gözlerinden akan ölüm aurası inanılmazdı. Ajan hayatı boyunca hiç böyle bir öldürme isteği görmemişti. Üstlerinde bile böyle bir aura yoktu ve onlar sayısız gelişimci avlamışlardı.

Orion bıçağı havada yakalamıştı. Orion'un vücudundan bir aura dalgası yayıldı ve ajanın bedenine girdi. Kırmızı ile siyahın karışımı olan bu aura Orion'un ölüm aurasını yaydığı asıl kaynaktı.

Ajan enerji bedenine girdikten kısa bir süre sonra deliler gibi çığlık atmaya ve yerde yuvarlanmaya başladı. Gözleri yerinden fırladı ve tırnakları kendi kendine bedenini terk etti. Bu iğrenç olayı gören Toma geri çekilirken Raiya gözlerini Orion'a dikti ve sordu.

"Ona neler oluyor?"

"Bedeni kendini imha ediyor. Patlıyor da denebilir."

Orion ufak bir açıklama yaptıktan sonra arkasını döndü ve kapıdan çıktı. Bembeyaz pelerini dalgalanırken pelerini oluşturduğu soylu havası aurasına yansımıştı.

Toma ona garip bir ifade ile baksa da Orion bunu zerre kadar umursamadı ve kendi vagonuna döndü.

Çok kısa bir süre geçmişti ki Reina koşarak alana geldi. Yanında da bir kaç kişi vardı. Ajanın cesedine bakarken yüzünde umutsuz bir bakış oluştu.

Boyd gördüğü manzara yüzünden ne diyeceğini bilmiyordu. Cesetin insan cesedi mi olduğu anlaşılmıyordu fakat burada bir savaş gerçekleştiğini anlamak için dahi olmalarına gerek yoktu. Zack Toma'yı görünce acale edip ona sarıldı. Toma kafasını Zack'in göğsüne koyarken korkusunu dile bile getirmiyordu.

"Bu nasıl oldu?" diye sordu Boyd. Reina yeniden iç çekti ve cesede bakarken konuştu.

"Kızılyıldırım Akademisinin 200 yıldır gelen ilk Enerji Avcısından sonra insanlar bir süre akademide başka Enerji Avcısı aradı. Bulamadıklarında çok üzülmüşlerdi. Fakat bir Enerji Ustası onlara çok yakındı. Ufak bir çocuk gibi görünsede Huzur duygusuna sahip olanların arasında bile çok nadir bir özniteliğe sahipti. Yama Enerjisi. Sadece Ölüm ve Kaostan oluşan bu enerjiyi kontrol etmek çok zordu. Ve sahip olmak ondan da zordu. Yine de Orion bununla doğmuştu. Ve bir uzvu gibi kullanabiliyordu. O Kızılyıldırım Akademisinin 2. Enerji Ustasıydı. Fakat kimse bunu bilmedi. Çünkü insanların ondan korkmasını istemiyordu... Yeniden yalnız kalmak istemiyordu... Ama Kai'ın ona söyledikleri onu değiştirdi. Artık saklanmıyor. Çünkü artık başka bir amacı var. "

" Artık herşeyi ile Dostlarını korumak istiyor. "




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1216

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17410 Üye Sayısı
    • 782 Seri Sayısı
    • 36081 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr