"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

İntikam Meleği - Bölüm: 45- 46 Karanlığın İçinde Bir Gece 2


 Reiner Emily ve bayılmış kızın yanına gitmişti. Meraklı gözlerle Reiner'ı izleyen Emily az önceki savaş ve güç karşısında çok heyecanlanmıştı. Karşısındaki kişi çok güçlü biriydi bunu başından beri biliyordu ama görmek ona farklı hissettirmişti.



Reiner ona bir açıklama yapması gerektiğini düşünmemişti onun yerine bayılan kızı da alarak revire gitmeleri gerektiğini söylemişti. Emily de ona soru sormayacaktı. Açıklamak istemediği ortadaydı. Birlikte kızı revire bırakmışlardı. Kızın bu kaçırılma olayları hakkında bilgisi olmadığını düşünsede daha sonra sormak için yanına gelecekti.



Reiner kızı revire bıraktıktan sonra Emily'e evine kadar eşlik etmişti. Aralarında hiçbir konuşma olmamıştı. Emily biraz çekinmeye başlamış gibiydi. Senden üstün olan birine karşı boyun eğmek gibi yorumlanabilirdi bu suskunluk. Reiner da çok konuşmak istemediğinden bu durumu bozmamıştı.



Emily'i bıraktıktan sonra ise uygun bir yer bulup Pravdanın yanına gitmişti. Pravda ona o tekniği öğretecekti. 



Pravda Reiner gelene kadar hazırlıklarını yapmıştı bile. Eğitim için her şey hazırdı.



Pravda ''Öncelikle bu tekniğin güçlenmesi için çevrende insan ölmesi gerekiyor. Ölü insanların çekirdeğini alarak güçlenmek gibi düşün. Sadece biraz daha farklı ve seçeneklisi. Ben bunu cehenneme düşmeden önce öğrenmiştim kim bilir o zamandan bu zamana ne kadar gelişmiştir. Onlar hakkında sana yardım edemem ama biz de boş değiliz hahahaha.'' demişti.



Reiner'a ayrıca bu tekniğin diğer element ve tekniklerle birleştirilebildiğini öğretmişti. Hatta kendi gördüğü bir teknik olduğunu ve Vargs'ın o tekniğin temelini Reiner'a öğrettiğini söylemişti.



Pravda'nın bahsettiği teknik Kara Topraklardı. Bu teknik ile Pravda'nın tekniği birleşince Kara topraklara insanları yapıştıran ve daha da çeken ellerin çıktığı ve Kara toprakların efektifliğinin arttığını söylemişti. Reiner en son savaşında zorlandığı için gücünün yetersiz  olduğunu hissetmişti o nedenle burdan çıkarken kesinlikle bu teknikte en az 1. Düzeye gelme hedefini koymuştu kendine.




Pravda'nın ruh sarayında geçen 1 ila 2 gün içerisinde bu tekniği 1. Düzeye getirmişti. Tabii dışarıda daha 1 gün bile dolmamıştı. Sonuçta zaman burada farklı akıyordu. Bu onun işine gelirdi çünkü bu sürede içeride suçlar hakkında da düşünmüştü. Vardığı sonuçlar ise şu şekildeydi.




Bu teknik için kendi elementini kullanman lazım. Son zamanlarda su kaçırılmaya başlandıysa suyu kullanan kişi yeni ve daha güçsüz olmalıydı. Bu da muhtemelen Reiner'ın öldürdüğü Travisdi. Bu demek oluyorki dışarıda daha suçlu vardı. Bir 3 element kullanıcısı yada 2 kişi olması mümkündü. Bu konuda kesin bir bilgisi yoktu ama toplam güçleri Travis'den güçlü olduğu kesindi. Bunu bilmek onu güçlü olmaya daha çok itmişti.




Dış bölgede çok fazla çift element kullanıcısı yoktu. Üç element kullanıcısı öğrenci hiç yoktu. O yüzden aramaya başlayacağı yeri iyi biliyordu. Hazırlıklarını yaptığı için kendini çok rahat hissediyordu. Pravda'ya gidip ''İhtiyar işim bitti şimdi beni burdan çıkarır mısın?'' 




Pravda kendinde karanlık tekniklerinde bulunmadığından bu tekniklerin gelişim ve oluşum sürelerini bilmiyordu. Tabiiki ona karşı bunlar kullanılmıştı ama genel olarak düşman karanlığı kullandığından gelişimlerini izlememişti. O nedenle bir test etmesi gerektiğini düşünmüştü.




Ruh sarayında tekniği aktifleştirmişti. Pravda gördüğü karşısında hoşnut gibi duruyordu. Alan hala çok büyük değildi ama çıkan el sayısı Pravda'nın beklediğinden bile fazlasıydı. Pravda ''Bu veledin bir canavar olduğunu unutmuşum. Şerefsiz gayet iyi hatırlatıyor.'' 




Pravda'dan da çıkış izni aldıktan sonra daha yeni güneşin doğduğunu görmüştü. Planını başlatabilirdi artık.




Dış bölgede kendi hızını hiç tutmadan saatlerce çift elementlerin olduğu yerlerde aramalar yapmaya başladı. Tam olarak dış bölgenin tamamını gezip hiçbirinde karanlığın izine rastlamayınca hatalı olduğunu düşünmeye başlayacakken. Aklında dış bölge ile bağlantılı olan son yer gelmişti. Hatta bu durum aklına gayet yatmıştı. 




Yaklaşık 10-15 dakikada kendini kütüphanenin girişinde bulan Reiner. İçeriye girdiğinde iç bölge görevlisi öğretmen ve onun öğrencisi ile karşılaşmıştı. Hoca bir 3 element kullanıcısı öğrencisi ise bir çift element kullanıcısıydı. 




Kalplerini incelediğinde çift element kullanıcısı öğrencinin kalbinde Travis'e benzeyen bir karanlık görmüştü. Hoca'nın kalbi de karanlıktı evet ama diğerleri gibi değildi. Reiner muhtemelen bir mühür ile bunun saklanabileceğini düşünmüştü. 



Ama öğrencinin kalbi iyi saklanamamıştı. Reiner sonunda düşmanlarını bulmuştu. Şimdi sırada onları yenmek vardı. Pek tabii üzerlerine atlayıp saldırmayacaktı. Ayrılmalarını, birilerini avlamaya çalışmalarını bir şekilde bağlarının kopmasını bekleyecekti. Ama bundan önce onları biraz korkutmak istemişti. 



Hoca'nın yanına gidip ''Selamlar.'' 


''Aaa bu Reiner değil mi. Hoş geldin Reiner .''


''Hoş bulduk.''


''Geçen sorduğun ateş kitapları için geldiysen koridorun sonundan sağa dönünce görebilirsin oraya bıraktım.''


''Hayır ya kafama bir şey takıldı onu size danışmak için geldim. Buraya geldiğimden beri birileri kaçırılıyor. Burası gerçekten korkutucu bir hal aldı. Duydun mu yakın zamanda Travis diye bir çocuk daha kaçırılmış. Bir su kullanıcısı. Sanırım buradaki işim bitti yakın zamanda fırsatım olunca iç bölgeye geçiceğim.''


Hoca Travisi duyunca duygularını ne kadar saklamak istese de kalbi saklayamamıştı. Endişeydi bu. Kalbindeki bu endişeyi gören Reiner artık her şeyden emindi. 



''Hocam yoksa Travisi tanıyor musunuz? Endişelenmiş gibi duruyorsunuz.''


''Hayır hiç tanımıyorum. Sadece insanların kaçırılması daha sonra da ölü bedenler olarak bulunması beni de korkutmaya başladı. Akademi artık bu işi çözmeli.''


Elbette yalan söylüyordu. Travisi tanıyordu ama hocanın endişelenmesinin sebebi Travise olan ilgisi falan değildi. Öğrencisini kaybetmesi onu çok da üzmemişti. Endişeli olma sebebi onun ötmüş olabilme ihtimali. Kendi hakkında bir bilgi verirse onu öldürecek bir tılsım vardı üzerinde evet ama. Tılsımın etki hızı aradaki güç farkına bağlıydı ve aralarındaki güç farkı onun en az 30 saniye yaşamasına izin verirdi. Eğer konuşmuşsa yeteri kadar süresi vardı.



Reiner onun kalbindeki korku ve endişenin kabardığını görünce bundan çok eğlendiğini fark etmişti. Onu cezalandırmak istiyordu. Pravda'dan ona geçen bir şeydi herhalde normalde suçlulara duyduğu nefretten çok daha fazlasını hissediyordu.



Buradaki işinin bittiğini düşünen Reiner uygun zamanı kollamaya başlamıştı. 



O geceyi dışarıda hem hocayı hem öğrencisini izleyerek geçirdi. Bir oraya bir buraya koştu ama ikisi de Reiner ile olan konuşmalarından sonra tedbirli davranmaya başlamış gibiydi. Kimse ile uğraşmadan evlerine gitmişlerdi.



Reiner da durumu anladığından bir süre her şey normalmiş gibi davranmaya karar verdi. Onun rolü iç saha öğrencisi olup dış sahaya gelen ve artık dış saha ile olan bağını koparmaya çalışan bir eğitmen idi. Yine her sabah yaptığı gibi kütüphaneye geldi kitaplarını aldı. Yine her zamanki gibi dersine girdi. Tek farkla geceleri bu ikiliyi izleyerek geçirmesiydi. Uyku düzeni diye bir şey kalmamıştı artık Reiner'da. Kendi de bu olaydan sıkılmıştı ama bedeni buna dayanabilirdi. Zaten her şeyi sonlandırmasına çok az kalmıştı. Geri gittiğinde ilk işi yatmak olacaktı. Tabii Lisa'yı gördükten sonra. Onu da çok özlemişti ve en son ayrılışları onu tam olarak heyecanda bırakmıştı. Bundan sonra ne olacağını ikisi de merak ediyordu.




Reiner bu şekilde geçen 3 gecenin sonunda öğrencinin garip hareketler yaptığını fark etmişti. Günün dersten sonraki kısmında sürekli bu ikiliyi izlediğinden hoca bu durumdan haberdar değildi. Kendi başına bir şeyler deneyecekti. Ona göre hocası gereksiz bir şekilde tedbirli davranıyordu. Buna gerek yoktu zaten o çoğu kişiden güçlüydü. ''Biri beni yakalasa onu da öldürebilirim.'' diye düşünerek hocasının sözünden çıkmış ve o gece uzun bir süredir avı olarak nitelendirdiği kişiyi avlamaya gitmişti. 



Reiner ise onun tam arkasında ama gölgelerdeydi. Onu fark edemezdi zaten bu genç. Geçen seferki gibi tüm odağını buraya da vermemişti Reiner. Bu sefer etrafındaki her şeye hakimdi. O nedenle de tenhada gezen Emily onun ilgisini çekmişti. Daha ilginç olanı ise bu gencin hedefinin bu kız olmasıydı. Kalbindeki kararma her şeyi gösteriyordu zaten. 



Reiner onu direk öldüremezdi sonuçta daha kötü bir şey yaptığına şahit değildi. İnsanlar ona sorarsa kalbini gördüm karanlık vardı deme şansı da olmadığından beklemekten başka şansı yoktu. Her ne kadar Emily ile tanışalı çok olmasa da onun ölmeyeceğinden emin olacaktı. Bu kadar zamanda ona ısınmıştı aslında. Saf yürekli bir insandı o. 



Genç de aynı Travis gibi Emily'nın yanına gitmiş ve selam vermişti. Kendini laf arası tanıtmıştı. Adı Zels olan bu genç Emily'i kendine çekmeye ve boş anını yakalamaya çalışıyordu. Emily ise geçen gün Reiner'ın yanında gördüklerinden sonra ona karşı inanılmaz mesefali davranıyordu.  Onun kütüphanede çalıştığını bilse de kimseye güvenmemesi gerektiğine karar kılmıştı. Bu şekilde onu elde edemeyeceğini fark eden Zels farklı bir şeyler denemesi  gerektiğine karar vermişti. 




Kendini Emily'e uzun bir süre aşık olarak tanıtmıştı. Emily hakkında böyle söyleninde Reiner da bi Emily'i incelemekten kendini alıkoyamamıştı. Diğer kızlara göre uzun boylu siyah saçlı mavi gözlü olan bu genç kız gerçekten de güzel bir kızdı. Emily de şu ana kadar çok aşk itirafı aldığından gardını indirmişti. Karşısındakine karşı her hangi bir duygusu yoktu ama böyle durumlarda karşındaki kişiye saygı duyarak bütün ciddiyetin ile karşılık vermen gerektiğinden gitmekte olan Emily arkasına dönmüş ve Zels'i tam reddedecekken Zels pis bir gülümseme ile hançerini Emily'e doğru sallamaya başlamıştı. Reiner onun fikrini zaten gördüğünden çoktan harekete geçmiş ve o hançerin ona vurmayacağından emin olmak istemişti. Açık bir alanda yapıldığı için konuşma en yakın ağaca saklanmıştı. En yakın ağaç da biraz uzak olduğundan Emily'i kurtardıktan sonra hançerin alanından çıkamamıştı. Yüzünde minik bir kesik oluşmuştu.



İçinden ''Bu kanıtlama işi ne zahmetliymiş.'' demişti.



Ardından yüzündeki kesitten tekniğin karanlık enerjisi akmaya başlamıştı. Zels muhtemelen bu hançeri ona saplayıp tekniği aktif edecekti. 



Reiner'a bir kesik açması da normalde aynı etkiyi yapardı. 



Zels Reiner'ı hocasından duymuştu bu çocuk güçlüydü ve muhtemelen akademinin ajanıydı. Hocası da o da bunu biliyordu ama kanıt gerekirdi. Bu kadar güçlü birini öldürmeleri direk çemberi yollamalarını sağlardı ve bunu göze alamazlardı. Henüz o kadar güçlü değillerdi.



Zels Reiner'ın bir karanlık kullanıcısı olduğunu bilmediğinden ona endişeli bir şekilde bakmıştı. Ama bu endişenin sebebi bir saldırı altında olması değil yanlışlıkla Reiner'ı öldürmüş olmasından kaynaklıydı. En azından öyle zannediyordu. Bir karanlık elementi bu duruma elbette ölmeyecekti.



Bir süre Zels bu olayı düşünürken Reiner'ın yüzündeki yaradan karanlık enerji akmayı kesmesi ile düşüncelerinden koptu ve boş gözlerle Reiner'a bakmaya başladı. 



Emily'i sağ eli ile kendi arkasında tutan Reiner ilk önceliğinin saldırıya uğrayanı kurtarmak olduğuna karar verdi. Onu sırtlayıp direk olarak kasırga koşusunu kullandı ve kendi izlediği ağacın oraya bıraktı. Ardından ise hemen savaş olanına dönüp savaşa başladı.



Zels karşısındakinin bir karanlık kullanıcısı olduğunu anlamıştı. Bu neden ölmediğini açıklıyordu ama gücü ikisinin de denkti. Ruh ustası olan bu iki gencin savaşı başlayacaktı.



Zels bir Toprak Rüzgar çift elementi idi. Travis den daha güçlü olmalıydı. Hem uzun süredir bunu yapıyordu hemde ondan üst bir ruh gücündeydi.



Reiner'ın seviyesindeki mühürü kaldırdığında Zels onun gücünün kendi ile denk olduğunu görmüştü. Bu onu korkutmuştu. Bir karanlık kullanıcısı ile denk seviyede olmayı kesinlikle istemezdiniz. 



Ama kendine güveni sarsılmamıştı. O böyle bir şeyde pes edip gidecek biri değildi.



O Travis gibi tüm gücünü ortaya koyup bir yaratık çağırmamıştı bunun yerine kendi savaşacaktı. Bu onun yapacağı en büyük hata olmalıydı. Sonuçta bir gölge mızrağı onu ölüme yollamaya yeterdi. 



Bedeni üzerinde Toprak tanrısının zırhına benzeyen bir zırh çıkartarak kendini savaşa hazırlamaya başlamıştı Zels. Bütün hız tekniklerini kullanarak güçlü hızlı saldırılarla Reiner'ı yenmeye çalışacaktı. 



Reiner da kendi Toprak koruma tekniğini kullanmıştı ama aklına farklı bir fikir gelmişti. Bu çocuğun özgüven ve korku ile ilgili problemleri vardı. Savaş sadece fiziksel olmazdı. Reiner burda ona mental bir savaş da açmıştı. Kendi tekniğini su tekniği ile gizlemişti yani sanki onu hiç umursamamış gibi. Düz hali ile saldırıyor gibi duruyordu. Bu karşısındaki genci çok sinirlendirmişti. ''Kendini beğenmiş şerefsiz.'' dedi içinden.



Reiner ondan istediği tepkiyi aldığını fark etmişti. Şimdi tuzağı kurma zamanı idi. Toprağa bağdaş kurup oturan Reiner onu iyice çileden çıkartmıştı. Sinir ile Reiner'ın üzerine atlayan Zels kendini bir anda bir sürü tekniğin arasında bulmuştu. Reiner'ın amacı bağdaş ile toprağa olan temasını bu sayede ise etkisini arttırmaktı. O su ile saklasada şuanda karanlık toprakları kullanıyordu. Hemde Pravdadan öğrendiği şekilde. O alana giren Zels ise kendini eller tarafından bir anda çekilirken bulmuştu. Rüzgar mızrakları ile hemen kendini çeken elleri kesmiş kendini hazırlamaya çalışırken tek hazırlanan bu tuzağın olmadığını fark etmişti. Toprağın derinliklerindeki karanlığı kullanarak elde edilen 5 tane  gölge mızrağının da hedefi olmuştu. 




Zels karşısındakinin kışkırtmasına geldiğini anlamıştı. Çok geçti bu saldırıdan hasar almadan çıkması mümkün değildi. Sinirleri son raddesine kadar çıkmış olan Zels. Kılıcını da çekeren hem kılıcı hemde hançeri ile 4 tane mızraktan sıyrılmış tam kalbine gelen mızrağı sağa dönerek kolunu feda ederek hayatını kurtarmıştı. Vücudu anında çürümeye başladığından hızlı bir hareketle kolunu kesmişti.



Reiner bir sonraki saldırısını düşünürken. Zels kalan diğer elini yüzüne götürerek kahkahalar atmaya başlamıştı. 


''HAHAAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHHAA....''


Uzun sayılabilecek bir gülüşün ardından bir anda gülmesi kesilmiş ve keskin gözler ile Reiner'ı izlemeye başlamıştı. 


Bu saldırıya tüm gücünü koyacağını anlamıştı Reiner.



Bir çift element saldırısıydı bu. Tıpkı karanlık topraklar gibi bir rüzgar ve toprağı karıştırmıştı.



Rüzgarı topraktan daha fazla kullandığından havada uçan toprak parçaları olarak görünen bu teknikten inanılmaz bir güç akıyordu.



Havada yüzlerce çağı yarım metre civarı olan taşlar vardı. Sonunda biri harekete geçmişti. Reiner aşırı hızlı bir refleks vererek kaçmış olsa da. Normal bir insanın gözleri ile takip edemeyeceği bir hızda gelmişti bu taş Reiner'ın üzerine. 



Zels'in olduğu yere tekrar bakan Reiner Zels'in bir kolunun çıktığını görmüştü. Kendi gücü değildi bu o koldaki güç normal vücuduna göre bir hiçti. Pravda ''Öldürdüğünün vücut parçasını da özümsemiş. Ne kadar iğrenç.'' demişti. 



Reiner bu sözlerden sonra Zels'in öldürdüğü insanların vücutlarını kendine ekleyebildiğini düşünmüştü. O zaman bu tek keskin bir saldırı ile son bulmalıydı.



Sürekli sakınarak üzerine gelen bu taşlardan sıyrılmaya çalışan Reiner bunun Platformdaki tepki süresi dersinin 4. aşamasına benzediğini düşünmüştü. Gerçekten buna çok dayanamazdı bir an önce saldırıya geçmeliydi.



Tam bunları düşünürken tam önüne bir taş düşmüştü. Artık Zels çok yaklaşmıştı. Taşın düştüğü yerde tozlar kalktığından bir süreliğine Reiner'ı gözden kaybetmişti Zels. Reiner ise bunun avantajını kullanarak kılıcını çekmiş ve Kasırga koşusu ile hemen Zels'in önünde belirmişti. Zels onun saldırıya geçeceğini düşündüğünden vücudunu toprak ile kaplamıştı ama bu Reiner'ın tek bir noktaya topladığı saldırıyı aşmaya yetmeyecekti. Karanlık Hücumu kullanana Reiner. Kendi karanlığını ve rüzgarını kılıcına ekleyerek onun savunmasını delecekti. Önce toprak çürüdü hemen ardından ise delindi. Zels'in kafasına saplanan bu kılıç onun kafasını kökünden koparmıştı. Reiner her şeye rağmen kopan elin geri çıkmasından dolayı ölmemiş olma ihtimalinden korkmuştu. Zels'in kalbindeki renklerin solmasını görünce ölmüş olduğunu anladı ve rahat bir nefes verdi.



Arkasını döndüğünde Reiner'ın bıraktığı ağaçlar arasında Emily'nin onu merak dolu gözler ile izlediğini görmüştü. İçinden ''Dejavu.'' demişti.



''Bu kız ne zaman bunlardan birini avlasam burda olacak sanırım.''




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1432

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1189

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 772

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 634

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 619

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 127

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13827 Üye Sayısı
  • 656 Seri Sayısı
  • 31205 Bölüm Sayısı


creator
manga tr